Bu memlekette, Kürt sorunundan yoksulluğa, hemen her meselede bir görmezden gelme, yok sayma alışkanlığı vardı. Bir muhalif kişi bunlardan söz ederse, sanki sorunları o yaratmış gibi ona öfke duyulurdu.
Serenad, 181-182, Zülfü Livaneli
Bir insan başka bir insana nasıl davranacağını nasıl öğrenir? Bir erkek bir kadına karşı nasıl davranacağını nasıl öğrenir? Bu konuda kitapların da pek bir faydası olmuyor.
Algernon'a Çiçekler, 90, Daniel Keyes
Dar bir kafa yapısıyla, iyi ve kötü hakkında önceden saptanmış fikirlerle doğdun ya da bunlar sana sonradan yüklenecektir.
Bir Delinin Anıları, 78, Gustave Flaubert
Demek sen, özgürsün öyle mi! Oysa doğduğun anda babanın bütün sakatlıkları sana geçmiş oluyor, daha ilk günden, bütün kusurlarının, hatta bütün ahmaklığının tohumlarını taşımaya başlıyorsun ...
Bir Delinin Anıları, 78, Gustave Flaubert
Ama bana kızmak yerine acıyordu. En kötü kısmı buydu. Öfke gerçektir, bir ağırlığı vardır. Öfkeye yumruklarınla karşılık verebilirsin. Küçümseme, içinde kaybolacağın bir sistir.
Evelyn Hardcastle'ın yedi ölümü, 22, Stuart Turton
Bağışlamak doğasında vardı, çünkü hiçbir hüküm vermiyordu. Ruhu mutlak bir şekilde zulmü hiçe sayıyordu. Mutluluğu basit şeylerle sınırlıydı; temizlik, tokluk, mor pijamasının yumuşaklığı ya da bir okşayış.
Taşların anlattığı, 20, Clara Dupont-Monod
Ya onlar da ara sıra burunlarını karıştırırlarsa bu kıza layık mıdırlar? Ya bu kız da akşam olunca işinden yorgun dönünce çoraplarını çıkardığı zaman onları kokluyorsa?..
İp meselesi ("Lüzumsuz Adam" içinde), 34, Sait Faik Abasıyanık
Şehri bırakmak, ondan usanmak, onunla didinmemek erkekliğin şanından mıydı? Ama ne yapsın? Yapamıyor işte. "Hayat mücadelesi" dedikleri kaypak şeye onda mâni olan bir şey var.
İp meselesi ("Lüzumsuz adam" içinde), 31, Sait Faik Abasıyanık
Kimdir bu sokakları dolduran adamlar? Bu koca şehir, ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu. Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar? ... Birbirini küçük görmeye, boğazlaşmaya, kandırmaya mı?
Lüzumsuz Adam, 9, Sait Faik ...
Evlilik hayatı kafası bozuk bir dişiyle tartışmanın boşunal��ğını Toran'a öğretmişti. Omuz silkti ve kızı yalnız bıraktı.
Vakıf ve İmparatorluk, 273, Asimov
Doğruyu söyleyen, dürüst kişiler aslında kendilerini tehlikeye atmaktan korkan zayıf yaratıklardır. Bunlar yaşantılarını daha sakin ve kolay yollardan sürdürürler. Acaba ben bir canavar mıyım?
Başbakanı kim öptü, 31, Ephraim Kishon
Omuzlarını silkerek ödülü elinde evirip çevirdi ve umursamaz bir tavırla bir kenara attı, ama yumuşak bir şeyin üzerine düşmesine özen göstermeyecek kadar umursamaz değildi.
Otostopçunun Galaksi Rehberi, 207
Hayatım boyunca dünyada bir şeylerin, büyük, hatta uğursuz bir şeylerin döndüğüne, ama hiç kimsenin bana bir şey söylemediğine dair tuhaf ve açıklanamaz bir his vardı içimde.
Otostopçunun Galaksi Rehberi, 206
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.
Puslu Kıtalar Atlası, 90, İhsan Oktay Anar
"Ben keyif aramıyorum. Tanrı'yı istiyorum, şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum.
"Aslında," dedi Mustafa Mond, "siz mutsuz olma hakkını istiyorsunuz."
Cesur Yeni Dünya, 309
Yaşamın amacının, mutluluğun sürekli kılınması değil, bilincin yoğunlaştırılması ve arınması, bilginin zenginleştirilmesi olduğunu düşünmeye...
Cesur Yeni Dünya, 233
İnsanlar nezaketle dinliyorlardı. Ama arkasından başlarını sallıyorlardı. Bu genç adamın sonu kötü olacak, derken, sırası geldiğinde sonunu kötüleştirmek için bizzat uğraşacaklarını düşünüyorlar, bu da bu kehaneti daha da olası kılıyordu.
Cesur Yeni Dünya, 208
Başarı Bernard'ın başını döndürmüş ve bu arada (her iyi uyuşturucunun yapacağı gibi) o zamana kadar hiç de memnun olmadığı dünyayla uzlaştırmıştı. Kendi önemini teslim ettiği sürece, düzen iyiydi.
Cesur Yeni Dünya, 208