İçler acısı bir açıklama…
“kendi başarılarıyla hâkimlik ve savcılık sınavlarını kazanan genç hukukçularımızın mesleki yeterliliklerini ve başarılarını ilgili mercilere anlatmak, onların yanında durmak, gelişimlerini desteklemek, bir baro başkanı olarak sorumluluğumun doğal bir gereğidir.”
Kendi başarısıyla geçtiyse artık zaten devletin savcısı hakimidir, niye mesleki yeterliliklerini ve başarılarını ilgili mercilere anlatıyorsunuz, zaten başarılı olmuşlar.
Hâkim ve savcılar bir baroya üye olamaz zaten, yargı mensubu oldukları anda baroyla da ilişkileri kesilmiyor mu? Hangi sıfatla o zaman hakim ve savcıların mesleki yeterliliklerini kime anlatıyorsunuz. Eğer anlatıyorsan da o zaman da bazı savcı ve hakimler için kulis yapıyorsun, klientalist bir ilişki kuruyorsun demektir.
Yazılı sınavı zaten çalışan geçiyor. Sorun zaten mülakat süreci ve yıllardır süren şeffaflık eksikliği. İnsanların şikayetlerini, sıkıntılarını, hayal kırıklıklarını, gururlarının kırılmasını yıllardır duyuyoruz. İntihar eden oldu. Mülakat tabii ki takdire dayalı. Ya mülakat sürecinde “referans” oluyorsun ya da mevcut savcı ve hakimlerle “klientalist” bir ilişki kuruyorsun.
KAMUOYU AÇIKLAMASI
GERÇEĞİ ÇARPITARAK ALGI OLUŞTURMA ÇABALARINA GEÇİT VERMEYECEĞİZ!
Ankara 2 No’lu Barosu ve şahsım hakkında son günlerde yayımlanan haberlerde, konuşmamın öncesi ve bağlamı göz ardı edilerek yalnızca belirli bir bölümünün kesilip servis edilmesi suretiyle kamuoyunda gerçeği yansıtmayan bir algı oluşturulmuştur.
Bir baronun görevi yalnızca avukatların hak ve menfaatlerini savunmakla sınırlı değil, aynı zamanda genç hukukçuların yetişmesine katkıda bulunmak, mesleki gelişimlerini desteklemek ve nitelikli hukukçuların yetişmesi için çalışmaktır.
Ankara 2 No’lu Barosu olarak bu anlayışla hayata geçirdiğimiz Staj Eğitim Merkezimizde, genç meslektaşlarımızın mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeye, onları mesleğe daha donanımlı hazırlamaya yönelik kapsamlı bir eğitim süreci yürütüyoruz.
Bu eğitimlerden geçen, kendi başarılarıyla hâkimlik ve savcılık sınavlarını kazanan genç hukukçularımızın mesleki yeterliliklerini ve başarılarını ilgili mercilere anlatmak, onların yanında durmak, gelişimlerini desteklemek, bir baro başkanı olarak sorumluluğumun doğal bir gereğidir.
Açıklamalarımın bağlamından koparılarak “hâkimlik garantili baro” gibi ucuz ve seviyesiz ifadelerle servis edilmesi, baro seçimlerine yalnızca bir hafta kala zavallı bir algı yaratma çabasının açık göstergesidir.
Eleştiriye açığız; ancak sözlerimizin kesilerek anlamının değiştirilmesine, eğitimdeki emeğimizin itibarsızlaştırılmasına ve meslektaşlarımızın başarılarının siyasi hesaplara malzeme edilmesine asla sessiz kalmayacağız, müsaade etmeyeceğiz.
Ankara 2 No’lu Barosu Staj Eğitim Merkezimizde yetişen, mesleki sınavlarda başarı gösteren ve bugün hukuk camiasının farklı alanlarında görev üstlenen tüm meslektaşlarımızla gurur duyuyoruz.
Ankara 2 No’lu Barosu olarak, ülkemize daha nitelikli ve donanımlı hukukçular yetiştirmek ve hukuk camiamıza değer katmak için çalışmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Av. Gökhan Ağdemir
Ankara 2 No’lu Barosu Başkanı
“Cumhurbaşkanımızın babacan tavrından çok etkilendim, ben ona çok güveniyorum...”
👉🏻 Cemil Tugay, AKP’ye geçiş sürecini anlattı:
• Benim için kırılma Çevre Şehircilik Bakanımız Murat Kurum'la görüşmemizden sonra oldu.
• “Keşke sen AK Parti'ye gelsen de daha uyumlu çalışsak” dedi.
• O gün Bakan Murat Kurum'un bana olan sıcak ve dostane tavrından çok etkilendim.
• Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmemizden önce Sayın Cumhurbaşkanımızı sadece bir defa gördüm.
• Havaalanında karşılayanlar arasındaydım. Elini sıkmıştım ve sadece kendimi tanıtmıştım. O da “Memnun oldum” demişti. Başka hiçbir konuşma olmamıştı; kendisiyle hiçbir diyaloğum olmadı yani.
• Fakat Külliye'deki görüşmemizde benim o tahmin ettiğim, tanıdığım Tayyip Erdoğan'dan çok daha başka bir insan gördüm.
• Ben karşımda çok dolu, saygın; üstelik babacan, doğal bir yaklaşım içerisinde olan bir insan gördüm.
• O gün açıkçası ben kendisinden olumlu anlamda çok etkilendim.
• Yakın diyalog kurduğunuz zaman her şeyden önce bir insan olduğunu, iyi yürekli bir insan olduğunu; ülkesine hizmet etmek için uzun yıllardır emek harcayan, çaba harcayan bir insan olduğunu görüyorsunuz. Etkiliyor insanı ister istemez.
• Yıllardır siyasetteyim, herhangi bir liderin bir başkası aşağıda konuşma yaparken onun yanında durduğunu görmedim.
• Konuşmam sırasında Cumhurbaşkanımız orada beni dinledi, konuşmanın bitmesini bekledi, yalnız bırakmadı beni.
• Cumhurbaşkanımızın bu tavrı bana hayatım boyunca unutamayacağım bir gururu yaşattı.
• Çok düşündüm, risk aldım, ateşten gömlek giydim.
• Doğru yaptığıma inanıyorum. Benim için en büyük kazanç güçlü bir Cumhurbaşkanı'nın desteğini hissetmek oldu.
• Ben güveniyorum ona; inanmaktan da öte, çok güveniyorum yani. O çok değerli bir şey, inanın.
• Güvenle başladığım için çok mutluyum. İçimde hiçbir tereddüt yok. (Yeni Asır)
Arkadaşlarımız İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında, nöbetçi 3. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen “imza atma” şeklindeki adli kontrol kararına savcılık itiraz etti. İtirazı değerlendiren mahkeme her iki isim hakkında da “ev hapsi” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi. Dün de https://t.co/QlL3J0smMy'den arkadaşımız Mustafa Balcı ve gazeteci Şaban Sevinç tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Suç ortada, suçlular ortada, ancak bir skandalın daha bileti gazetecilere kesiliyor.
Yazıklar olsun.
Başaran beyi taklit eden bir hesap olduğu düşünülmüş olabilir. Başaran bey kamuda tanınan bir insan olduğu inceleme için askıya alınmış olabilir. [email protected] a mail atın lütfen, daha önce mahkeme kararı ile kapatılan hesapları listeleyin, bu son açtığınız hesabın başaran bey’e ait olduğunu söyleyin,kimlik bilgisi isteyeceklerdir. dm den yazarsanız daha fazla bilgi verebilirim 🌱
🔴15-18 yaş arası ergenlerin #sosyalmedya kullanımı kural ve kısıtlamalara bağlandı.
🔴15 yaşından küçüklere hizmet sunumu tümden yasak.
Büyükler üzerlerinden sorumluluk üstlerinden gitti diye memnun.
Ama...
Yönetmeliğin bir maddesi var pek konuşulmayan:
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce açılmış... mevcut hesaplara,.. 31/3/2027 tarihine kadar en az bir defaya mahsus olarak... yaş doğrulama belirteci ile doğrulama yapılması zorunludur.
🔴Yani hepimiz altı ay içinde e-Devlet üzerinden kimlik bilgilerimizle sosyal medya hesaplarımızı eşleştireceğiz.
🔴Yani yeni hesap açanlar da artık aynı işlemi yapacak.
🔴Yani artık yok öyle "#nick kullanayım, bulması zor olur" kolaycılığı...
@ferhatboratav Bu sabah bu konuyu 9:30 da Ezgi Gözeger hanım ile Now Tv’de Hafta Sonu Çalarsaat programında konuşacağız Ferhat Bey - çok güzel özet olmuş 🌱
Çağla hanım haklı, kızları da rahat bırakın saçma konulara maruz bırakılıyorlar, burada barındırılmadılar, ağlayarak gittiler hala uğraşmayalım. Bırakın dansetsinler, şarkı söylesinler, eğlendirsinler… Kendi alanlarında da iyiler maşallah 🧿 Azcık ferahlık lütfen 🌱
Kusura bakmayın ama köylü İngilizcesi o kadar ağırdır ki ben şahsen 3 kelimenin 2'sini anlamam. Dışarıdan birinin o ağır aksanla konuşması mümkün değil. 5 yıl İngiliz kurumunda çalışmış ve İngilizceyi bir İskoç'tan öğrenmiş biri olarak söylüyorum ben de.
Bu kızlarınki dümdüz dışarıdan insan İngilizcesi ve bu da normal. Ana dilleri değilken kimse onlardan ana dil gibi konuşmalarını beklemiyor. Hatta konuşmasınlar da.
Geçen sene Hakim ve Savcılık sınavında 115'inci olan Avukat Mert Akdoğan, sözlü mülakatta elenmiş ve intihar etmişti. Unuttuysanız haberi aşağıda.
Referansla, ayrıcalıkla hakim ve savcı atandığını ne kadar rahat konuşabiliyorlar…
İnsanlar düzene isyanından canına kıyıyor. İnsanlar küskün, kırgın, yorgun, öfkeli.
https://t.co/QlWBRUc9en
Ankara 2 No’lu Barosu Başkanı Av. Gökhan Ağdemir’in sözleri tepki çekti:
“Hakim/savcı olmak isteyen arkadaşlarımıza referans oluyoruz.
2 senelik çalışma süremizde 70 arkadaşımızı hakim/savcı yaptık.
Bizler referans olduk, sağ olsunlar bize ayrıcalık tanındı.”
7 Ekim 2026, Anayasa Mahkemesi önü. O gün sansüre karşı pek çok ses konuştu. Ne kadarını duyabildiniz, bilmiyorum.
@BarisOvgun hocamız ve ben de oradaydık. Hem susturulan iki ses hem de susturulmanın toplumsal bedellerini anlatan iki uzman olarak…
Susturulan sesler arasında Barış hocamız gibi profesörler var, psikiyatri ve travma çalışmaları alanında çalışan Türkiye Psikiyatri Derneği gibi dernekler var, Filistin gönüllüleri var, gazeteciler, basın emekçileri var, LGBTİ+ haklarını görünür kılan dernekler var, Ali İsmail Korkmaz Vakfı var, kadın hakları dernekleri, sendikalar var. Hakim var, doktor var, emekli var, öğretmen var, işçi var, sendikacı var, mühendis var…
Bu sesler mi kamu güvenliğini tehdit eden sesler?
İş o kadar garip bir hal aldı ki ifade özgürlüğü ihlallerini takip eden İfade Özgürlüğü Derneği'nin hesabı bile erişime engellendi.
Haberi buradan okuyabilirsiniz:
https://t.co/MeoVEl5ZpQ
AK Parti fon vurgununda sonuna kadar gitmeye kararlı olduğunu gösterdi: • Gazeteci Ali Tarakçı (tutuklandı) • Gazeteci Şaban Sevinç (tutuklandı) • Gazeteci Mustafa Balcı (tutuklandı) • Gazeteci İsmail Saymaz (ev hapsi) • Gazeteci Murat Ağırel (ev hapsi)
İnsan şu haberi okuyunca İstanbul İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten’i düşünmeden edemiyor. Ramazan bey 1.5 senedir tutuklu. Tutuklu olduğu için krediyle aldığı bodrum katındaki 75 m2 lik 1 evini ve 1 aracını satmak zorunda kaldı, kızı o cezaevinde iken doğdu.
Baldıza Porsche, teyzeye Mercedes
AKP’li Yahşihan Belediyesi’nin imar müdürü, kendine ve baldızına 68 milyon liralık Porsche; teyzesine ise 23 milyonluk jeep almış
https://t.co/Pwsmo0Y2TX
İşim gereği çok şey dinlerim, çok sabrım, geniş bir tolerans aralığım vardır. Duymaya dayanamadığım seslerden biri. Prozodi de çok fena. Bir kaç ses daha var böyle… Biri ROK, zaten… Bir kaç tane daha var.