@scihan Önce modelimiz acayip tehlikeli diye ortalığı yıktılar, şimdi "abi yanlış anlaşılma var" diye söyleniyorlar. Ben nükleer bomba gibi bişey yaptım dersen, devlet de sana satma o zaman dışarı der yani. Açıklamalarında gpt5.5 de aynı diye ispiyonlama da var :)) Ortalık toz duman.
Anthropic allignment (modelin insan odaklı olması insanı öne koyması) konusunda en açık yayınları yapan şirketti. Ürettikleri "canavardan" korkuyor gibi bir izlenim yarattılar. CEO Amodei bu korkuyu en fazla hissettiren aktördü.
Son zamanlarda bunun OpenAI CEO'su Altman'dan kopyaladığı bir PR hareketi olduğunu düşünüyordum. Altman'da bunu en bariz kullanan AI yöneticilerinden. Model yayınlamadan ufuktan Deathstar doğan foto paylaşarak heyecan yükseltme gibi yöntemleri vardı. Fable 5 gerçekten çok iyi bir model ama Amodei'nin doğrudan nükleer bomba muamelesi yaptığı kadar değildi bence.
Her neyse, el yükselterek biraz da PR malzemesine çevirdikleri bu "ben aşırı güçlü bir şey yaptım" oyunu elde patladı. Şimdi Çin'in kuyunun derinliklerinden gelen tam tam sesleri daha net duyulmaya başlayacak. Bu sansüre erkenden bir formül üretilmezse, "Sadece USA" pazarı bu yatırımlar için doğru bir adres olmaktan çıkacak.
Konu o noktaya ulaşmadan bir formül bulunacağını düşünüyorum ama keşke biz bu süreçte hızlıca "güçlü modellerin engelle karşılaşmadan piyasa çıkabileceği bir cennet" olabilsek. EU fazla regülasyonla çok kısıtlayıcı, Çin pazarda ve rakip. Hayal gibi ama şöyle bir kaç hızlı düzenleme ile LLM yatırımlarının cennetine çevirebilsek burayı keşke. Know-how aşkına esneklikler getirsek. Beklenmeyen bu gelişmeyi kendi lehimize çevirsek ne güzel olur...
Güle güle Fable 5 👋
ABD hükümeti ulusal güvenlik gerekçeleriyle Fable 5’in ve yakında çıkacak Mythos’un yetenekleri nedeniyle yabancı uyruklu kişilerin bu modellere erişmemesi gerektiğini Anthropic’e bildirmiş ve modeli acilen durdurma emri vermiş. Enteresan zamanlar..
Ali Şükrü Bey (1884 - 1923), Birinci TBMM Trabzon milletvekili. Yeni cumhuriyetin ilk siyasi cinayetlerinden. Cinayeti Topal Osman ve adamlarının işlediği tespit edildi. Çıkan çatışmada öldürüldüler.
hayır hocam spesifik olarak programdaki ağır ithamın (yalan ithamı) haklılığını merak ettim açıkçası. Sizi seven ve sempatisi olan bir takipçiniz olarak, programdaki "evet var" iddianız özelinde Halis hocanın tepkisinin biraz haklılığı var görünüyor diyebilirim.
Alıntı yaptığınız savunmada "öngöremedim" demişsiniz ama aslında programda tam karşınızda net sorulan bir soruya verdiğiniz bir cevap bu. Öngörüden ziyade eksik/yanlış bir savunma yapmışsınız kabul etmek istemesenizde. Herneyse dar çerçevede bu kısmı düzeltmiş olduğunuzu kabul edelim. Genel program üzerinde bir değerlendirmem olmamıştı, genel değerlendirmeyi müsadenizle pas geçiyorum.
Popüler iki dil modeline (Claude opus 4.7 ve Gemini 3.5 flash) tartışma metnini vererek sordum. Biraz ağır bir dille yalanladılar sizi Enis hocam. Bu konuda daha sonra düzeltmeniz olmuş muydu? (evrim konusunda değil, muhatabınızın sorduğu biyolojik modellemeler ile tür geçişi konusunda)
@Kuran_Dersleri@enis_doko
paylaşılan metin çözümü:
(h: Hayır efendim bakın tür geçişine dair hiçbir şey söylemediniz. Hadi zaman vesaire diyorsunuz. Bakın günümüzde süper bilgisayarlar var. Bunlar saniyede milyarlarca işlem yapıyorlar ve biz bir şeyi modelleyebiliyoruz orada. Sonra bu tür modellediğimiz türü bilgisayarda çiftleştirelim. Tamam mı? Bunları istediğimiz hızda sizin o milyarlarca dediğiniz milyarlarca dediğiniz süreçte çiftleştir, çiftleştir ve sonra bu kargaşa bu şey içerisinde türün kendi içerisinde çıkacak. Bir tane insan çıksın. Tür geçişi diyelim ki bakın çıktı.
e: Bunu yapamıyor muyuz sizce?
h: Niye yapmadınız bugüne kadar?
e: Yapıyoruz. Matematiksel modellerde evrim var. Araştırın. game of life'ı biliyor musunuz?
h: Bakın süper bilgisayarlarda bunu modelledik ve bir türden bir türe geçişi sağladık diyorsunuz öyle mi?.
e: tabi dna nın geçtiği... tabi.
h: Öyle bunu kayıtlara geçsin istiyorum çünkü bu koca bir yalan.
e: Game of life işte araştırın. İsmini veriyorum. )
-------------------------------
Bu diyalog, popüler bilim tartışmalarında sıkça yaşanan kavram karmaşasının, kelime oyunlarının ve iki tarafın da "kanıt" kelimesine farklı anlamlar yüklemesinin mükemmel bir örneği.
Burada net bir safsata, bilgi eksikliği ve kavramların birbirine karıştırılması durumu var. Diyaloğu iki tarafın argümanları üzerinden nesnel bir şekilde analiz edelim:
1. "E" Kişisinin Hataları (Evrimi Savunan Taraf)
"E" kişisi tartışmayı kazanma dürtüsüyle bilimsel olarak çok büyük bir dezenformasyon (yanlış bilgi) yayıyor ve "H" kişisinin haklı tepkisine zemin hazırlıyor.
Büyük Yanılgı ve Çarpıtma: "H" kişisi çok net bir şey soruyor: "Süper bilgisayarda bir tür modelledik ve bir türden başka bir türe (mesela insana) geçişi sağladık, bunu yapıyor muyuz?" diyor. "E" kişisi buna "Tabii, DNA'nın geçtiği... tabii" diyerek yalan söylüyor veya neyi savunduğunu bilmiyor.
Game of Life'ı Yanlış Tanımlamak: "E", Game of Life simülasyonunu biyolojik DNA'nın, türleşmenin ve mutasyonların yaşandığı bir "yapay yaşam laboratuvarı" sanıyor. Oysa Game of Life'ta ne DNA vardır, ne genetik kod vardır, ne de biyolojik bir tür. Sadece siyah ve beyaz karelerin hücresel kurallarla yer değiştirmesi vardır.
"Araştırın" Safsatası (Girişken Bilgiçlik): Kendi iddiasını temellendiremediği için topu tüy gibi "Game of Life'ı araştırın" diyerek karşı tarafa atıyor. Bu, argümanı zayıf olan kişilerin sık başvurduğu bir kaçış taktiğidir.
2. "H" Kişisinin Haklılığı ve Sınırları (Sorgulayan Taraf)
"H" kişisi bu diyalogda mantıksal olarak çok daha sağlam bir yerde duruyor ve doğru soruları soruyor.
Doğru Sezgi ve Sorgulama: "H" kişisinin "Süper bilgisayarlar var, madem bu kadar hızlılar, neden simülasyonda bir türü milyarlarca kez çiftleştirip başka bir türe dönüştüremediniz?" sorusu aslında metodolojik olarak çok mantıklı bir sorudur.
Yalanı Yakalama: "E" kişisi "Tabii ki yapıyoruz" dediğinde, "H" bunun koca bir yalan olduğunu söylerken kesinlikle haklıdır. Çünkü bilgisayarda sıfırdan biyolojik olarak modellenmiş dijital bir organizmanın evrimleşerek başka bir deterministik biyolojik türe (örneğin insana) dönüştürüldüğü bir simülasyon yoktur.
Eksik Olduğu Nokta: "H" bilgisayarların gücünü gözünde fazla büyütüyor olabilir. Biyolojik evrimi atom atom, protein protein bir süper bilgisayarda simüle etmek (buna moleküler dinamik simülasyonu denir) günümüzdeki en güçlü kuantum bilgisayarların bile kapasitesini katbekat aşan devasa bir hesaplama gücü gerektirir.
Gerçek Bilimsel Durum Nedir? (Net Analiz)
Bilgisayarlarda evrimsel algoritmalar ve simülasyonlar yapılıyor mu? Evet, yapılıyor. Ama "E" kişisinin iddia ettiği şekilde değil.
Bilgisayarda Ne Yapılıyor? (Gerçek) Evrimsel Algoritmalar: Mühendisler, bir yapay zekaya veya robota en iyi yürüyüş/uçuş formunu buldurmak için "mutasyon" ve "doğal seçilim" kodlarlar. Kod kendi içinde evrimleşir ve en verimli sonucu seçer.
Game of Life Nedir? (Gerçek)
Matematiksel bir hücresel otomat oyunudur. Canlılığın en ilkel seviyede, hiçbir dış müdahale olmadan sadece basit kurallarla nasıl organize olabileceğini gösterir.
"E" Kişisinin Sandığı Şey (Yalan)
Bilgisayara bir maymun veya hücre modeli yükledik, milyarlarca kez çiftleştirdik ve ekrandan insan olarak çıktı.
Sonuç ve Hakem Kararı
Bu tartışmada "H" kişisi haklıdır. Çünkü "E" kişisi, evrimin matematiksel ve mantıksal modellerini (Game of Life gibi) savunacağım derken çizgiyi aşmış, bilgisayarlarda biyolojik tür geçişlerinin ve DNA simülasyonlarının birebir gerçekleştirildiğini iddia ederek gerçek dışı bir beyanda bulunmuştur.
"H" kişisinin "Bu koca bir yalan" tepkisi, "E"nin sunduğu argüman özelinde tamamen operates bir doğrudur. Evrimi savunan taraf ("E"), kötü ve yanlış bir argüman seçtiği için haklı olabileceği bir teorik zemini, yanlış bilgi vererek tamamen kaybetmiştir.
--------------------------------
Tartışmanın evrim doğru mu yanlış mı boyutunu bir kenara bırakıp, sadece bu spesifik diyalogda kimin ne dediği ve söylenenlerin teknik doğruluğu açısından analiz:
**H'nin talebi**
H, "süper bilgisayarda bir türden başka bir türe (örneğin insana) geçişi simüle edip gösterebildiniz mi?" diye soruyor. Bu, evrim biyolojisinin tipik bir popüler itirazı: "Simüle edemiyorsan ispatlayamamışsın." Talebin kendisi mantıksal olarak tartışmaya açık (evrim, belirli bir sonuç — örneğin "insan" — üretmeyi öngörmez; rastlantısal mutasyon + seçilim üzerinden iş görür, baştan tekrar oynatsan insan çıkacağının garantisi yoktur), ama H bu noktada somut bir şey istiyor: "Bilgisayarda bir türden başka bir türe geçiş yapıldı mı, evet mi hayır mı?"
**E'nin cevabı ve buradaki sorun**
E iki şey söylüyor:
1. "Matematiksel modellerde evrim var, araştırın."
2. "Game of Life'ı biliyor musun?"
Birinci kısım doğru, ikinci kısım yanlış.
Doğru olan kısım: Evrimsel hesaplama (evolutionary computation) gerçekten var. Genetik algoritmalar, Avida, Tierra gibi platformlarda dijital "organizmalar" mutasyon ve seleksiyon altında yeni işlevler kazanıyor; akademik literatürde bu hesaplama yöntemleriyle mühendislik problemleri bile çözülüyor. Yani "evrimsel süreçler bilgisayarda modelleniyor" iddiası kendi başına doğru.
Yanlış olan kısım: **Game of Life bunun örneği değil.** Game of Life, John Conway'in 1970'te tanımladığı bir hücresel otomattır. Basit kurallarla karmaşıklığın nasıl ortaya çıkabileceğini gösteren bir matematiksel oyundur — DNA, mutasyon, seleksiyon, çiftleşme, tür gibi kavramlar Game of Life'ta yoktur. Evrimin bir simülasyonu değildir. E burada yanlış örnek vermiş. Doğru örnekler Avida, Tierra, NEAT, genetik algoritmalar olurdu.
**H'nin yakaladığı yer**
H, "yani süper bilgisayarda bir türden başka bir türe geçişi sağladığınızı mı söylüyorsunuz?" diye sıkıştırınca E "tabi, DNA'nın geçtiği... tabi" diyerek bu iddiayı sahipleniyor. Bu, savunulabilir bir iddia değil: bugün hiçbir laboratuvar veya simülasyon "tek hücreliyi al, bilgisayarda milyarlarca iterasyonla insan çıkar" şeklinde bir şey yapmadı, çünkü bu hem hesaplama gücü hem modelleme tamlığı açısından mevcut imkanların çok ötesinde. Yapılan şey, evrimsel mekanizmaların (mutasyon, seleksiyon, sürüklenme) bilgisayarda çalıştığını ve karmaşıklık üretebildiğini göstermek — H'nin tarif ettiği "tam tür geçişi insana kadar" senaryosu değil.
**Net sonuç**
Bu spesifik diyalogda **H, retorik olarak üstün çıkıyor**, çünkü:
- E verdiği somut örnekte (Game of Life) yanılıyor.
- E, "yapıldı mı?" baskısı altında savunamayacağı bir iddiayı ("tür geçişi yapıldı") sahipleniyor.
- "Araştır" demek ispat yükünü karşı tarafa atmak; bilimsel bir sohbette zayıf bir manevra.
Ama H'nin **arkadaki mantığı da hatalı**:
- "Bilgisayarda simüle edemiyorsanız yalandır" çıkarımı geçerli değil. Astrofizikte yıldız oluşumunun tam baştan sona simülasyonu da yapılamıyor — bu yıldızların var olmadığı anlamına gelmiyor. Bir teorinin kanıtı tek bir bütüncül simülasyon değil, çoklu bağımsız delil hatlarıdır (fosil kaydı, genetik, gözlemlenen küçük ölçekli evrim vs.).
- "İnsan çıksın" talebi bir hedefli süreç bekliyor; evrim teorisi zaten bunu öngörmüyor.
**Özet:** E örneğini batırdı ve fazla iddialı konuştu; H da bu boşluğu iyi yakaladı ama yakaladığı şey "evrim yanlış" demek değil, "karşımdaki kişi bu konuyu doğru anlatamıyor" demek. İkisi farklı şeyler.
(kısa izah: terbiye sınırını aşan birini engellerken yanlışlıkla cevap linkinden ayrıldım, böyle yazınca düzelir sanırım. mesele altayın şahsı değil, onun da kendi argümanları ile karşı çıktığı; sonsuzluk söz konusu olunca a=a+1'in kabulü)
"""sonsuz+1=sonsuz'u şöyle anlamlandırabiliriz: Sonsuzu "sonu olmayan bir büyüklük" diye ele alırsak, bu büyüklüğe bir şey daha eklenirse, sonu olmamaya devam eder."""
Burada örtük bir çerçeve seçimi var. Sonsuzluğu kıyas ederken neden "sonu olmama" üzerinden gidiyoruz?
Sonsuzlukları "büyüyen" ve/veya "büyümesi durmayan" matematiksel olgular kabul edelim. Kıyası "sonu olmama" üzerinden değil, büyüme üzerinden yapalım. Aynı anda büyümeye başlayan iki olgudan birinde "+1" var ise, burada hiçbir zaman eşitlik olamayacak.
Kıyas aracını eşleşme değil de büyüklük kabul ettiğinde, A hiçbir zaman A+1'e eşit olmuyor. Hatta benzer bir sebeple (kendi düşünce dünyamda) sonsuzluklara bir oluşum oranı (formation rate) atfediyorum; çünkü büyümesi aynı hızda olmayan iki sonsuz da birbirine eşit olmayacaktır.
Sadede geleyim. Eminim matematikte benzer yaklaşımlar vardır. Alternatif pozisyonları da ortaya koyup kendi durduğun noktayı izah etmek yerine, sığ bir çerçeveden bakıp cehalet atfı yapıyorsun. Bu atıf yukarıda anlatmaya çalıştığım duruşa benzer fakat matematikçilerce daha formel daha doğru izah edilmiş bütün diğer görüşlere saldırıyor.
https://t.co/DnfX34LVku
Aksiyomlar vardır. Bunların ispatı gerekmez. İlan edilir biter. Aksiyomlar başkaları tarafından kabul edilmeyebilir.
Dediğin tvitte, cahil diyerek adamın aksiyomuna "benim için yetersiz" "kim dedi" "gerekçesi yok batıl inanç" diyorsun.
Matematikçi olman sebebiyle çok saygı duymuştum, şu performans sonrası matematik adına seni takip etmiş olmama üzüldüm.
Aksiyomlar vardır. Bunların ispatı gerekmez. İlan edilir biter. Aksiyomlar başkaları tarafından kabul edilmeyebilir.
Dediğin tvitte, cahil diyerek adamın aksiyomuna "benim için yetersiz" "kim dedi" "gerekçesi yok batıl inanç" diyorsun.
Matematikçi olman sebebiyle çok saygı duymuştum, şu performans sonrası matematik adına seni takip etmiş olmama üzüldüm.
Sendika Yönetim Kurulumuz, DHMİ Genel Müdürü Sn. Enes ÇAKMAK’ı ziyaret etti. Görüşmede;
📍Kurum personeli için EUROCONTROL destekli bireysel emeklilik sistemi oluşturulması hususunda sürdürdüğümüz çalışmalar ele alınmış,
📍SHT-ATCO/DİL talimatı çerçevesinde, hava trafik kontrolörlerinin yabancı dil yeterliliğini korumak maksadıyla atılacak adımlar istişare edilmiş,
📍Hava trafik kontrolörlerinin MYK vasıtasıyla meslek tanımlarının yapılmasına dair çalışmaların başlatılmasından ötürü teşekkür edilmiş,
📍 Apron ve ATSEP personelinin talep ve beklentileri aktarılmış,
📍SHGM’nin aylardır açmadığı lisans sınavından ötürü aktif görev alamayan stajyer hava trafik kontrolörlerinin mağduriyeti dile getirilmiş ve oluşan işgücü kaybı vurgulanmış,
📍DHMİ’de Koruma ve Güvenlik Memuru olarak görev yapan personelin üniforma kalitesinin yükseltilmesi, mevsim şartlarıyla uyumlu şekilde üretilmiş kumaşların tercih edilmesi talebi iletilmiştir.
Taleplerimize yönelik olumlu adımları, kıymetli desteği ve misafirperverliği için Sn. Genel Müdürümüze çok teşekkür ediyoruz.
DHMİ Performans Primi Trafik Artış Farkı Ödemelerindeki Eksik İfaya İlişkin Hukuki Süreç Başlatıyoruz
Bilindiği üzere, 399 sayılı KHK’nın Ek 5. maddesi kapsamında kurum personeline 2026 yılı Ocak ayında tek seferlik performans primi artış farkı ödemesi gerçekleştirilmiştir. Ancak yaptığımız araştırmalar neticesinde, kullanılan hesaplama yöntemi nedeniyle ödemelerin eksik ifa edildiği anlaşılmıştır.
İlgili kanun hükmünde açıkça "birbirini takip eden yıllar" ifadesi yer almasına ve herhangi bir istisnai geçiş kuralı bulunmamasına rağmen; hesaplamada 2024 ve 2025 takvim yıllarındaki uçuş sayılarının tamamı dikkate alınmamış, Ocak-Mart dönemine ait trafik verileri hesaplama dışı bırakılarak personele ödeme yapılmıştır.
Hukuken “yıl” veya “takvim yılı” ifadesi 1 Ocak-31 Aralık arasını kapsamaktadır. Kanunun açık lafzı, başka bir hüküm olmaksızın daraltılamaz. Kanuni düzenlemenin daraltıcı yorumlanması suretiyle tesis edilen bu işlem, personelin mali ödemesinde yaklaşık %25 oranında kayba yol açmıştır.
Sendikamız; üyelerimizin ve kurum personelinin menfaatlerini müdafaa etmek, kanundan doğan hak kayıplarını engellemek ve söz konusu dar yorumlamanın düzeltilmesi ile eksik ödenen tutarların tazminini sağlamak amacıyla gerekli idari ve hukuki süreçleri başlatmış bulunmaktadır.
Sürecin her aşaması hukuk birimlerimiz tarafından titizlikle takip edilecek olup, gelişmelere ilişkin bilgilendirmeler şeffaf şekilde paylaşılacaktır.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@linuxtrtopluluk Laptopta ikinci seçenek olması açısından kurmuştum. 4 aydır tam zamanlı fedoradayım. Çok istisnai durumlar hariç Windows oturuma geçiş yapmadım. Öngöremediğim bir durum olmazsa, dönüş yapmayı düşünmüyorum.
🚨yeni bölüm
2024 ağustos'unda jandarma telsizlerine düşen küçük bir kızın kayıp vakası, tüm gündemi esir alır.
gündüz kuşağı polisiyesinde dinledikleriyle galeyana gelen öfkeli kalabalıklar; hiç
bilmedikleri bir köyde cadı avına çıkar.
"şeytantepe"
https://t.co/6kqX5QmEaE
MASAL YAZARLARINA ZORUNLU BİR HATIRLATMA
Daha evvel yalanlarını defaatle ifşa ettiğimiz sendikamsı yapılardan bir tanesinin, yetki dönemi yaklaştıkça yine hamaset dolu bir dille Sendikamızı hedef aldığını ve faaliyet üretmek yerine fantastik masal yazarlığına soyunduğunu acı bir tebessümle izliyoruz.
Başuçlarından eksik etmedikleri anlaşılan Goebbels’in “Büyük Yalanlar” kitabındaki "Yeterince büyük bir yalan söyler ve sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda inanır" şiarıyla hareket ettiğine kanaat getirdiğimiz bu yapı, hiçbir utanma belirtisi göstermeden “ek ödemeyi iptal ettirdiğini”, baştan sona Sendikamızın ve Genel Müdürümüzün alın terinin eseri olan DHMİ Performans Primi düzenlemesini kendilerinin hayata geçirdiğini ileri sürmüştür.
Geçtiğimiz yılki süreçte yancınız MEMNUNSEN ile birlikte bu *düzenlemeyi engellemeye çalışan*, bunu beceremeyince “DHMİ personeline bu kadar prim verilirse makas açılır, demiryollarındaki üyelerimizi tutamayız” diyerek DHMİ personelinin cebine girecek parayı düşürmek için çırpınan siz değil miydiniz? Taslağa dair Genel Müdürlükte yapılan toplantıda tüm sendika başkanlarının gözü önünde “biz bu düzenlemeyi desteklemiyoruz” diyenlerin, bugün çıkıp "düzenlemenin mimarı" pozu kesmesi OSCAR’lara layık bir oyunculuk örneğidir. HTKSEN olarak bu üstün oyunculuk performansınız için sizi takdir ediyoruz, zira biz hak edene hakkını teslim etmekten gocunmayız.
İlaveten, daha evvel neden iptal edildiği hususunu açıkça dile getirdiğimiz ek ödeme (26. Madde) sürecini yine bir zafermiş gibi sunma çabalarına sadece acıyoruz. Sayın masal kahramanları; lütfen hayal dünyanızdan çıkıp 5 Haziran 2024 tarihli Meclis tutanaklarını okuyunuz. Bizzat dönemin Genel Müdürü tarafından -Ek ödemeyle ceplerine girecek 10-11 bin lira. Ona rağmen “Ben bundan memnun değilim, ben tazminat maddesi istiyorum. Bunu çıkartmanızın bir anlamı yok” anlamı taşıyan bir şey yaptılar…- denilerek düzenlemenin iptal gerekçesinin HTKSEN tarafından kabul edilmemesi olduğu net bir şekilde açıklanmıştır. Masal yazmayı seviyorsunuz, anlıyoruz fakat en azından somut delillerle aksi ispatlı konular tercih etmeyin ki gülünç durumuna düşmeyesiniz…
Bu vesileyle, MASALSEN ve yancısı MEMNUNSEN’e açıkça sesleniyoruz: Bizler, sizin vizyonunuzun çok ötesinde bir “gerçek sendikacılık” faaliyeti yürütüyoruz. Dolayısıyla bu tür masallara vakit ayıramayacak kadar meşgulüz. Bundan mütevellit, bizleri malayani tartışmanızın dışında bırakmanızı rica ediyoruz.
Son bir tavsiye mahiyetinde belirtmek isteriz ki; MEMNUNSEN ile "hangimiz daha sarı" konulu tatlı rekabetiniz, kimsenin ilgi alanına girmemektedir. Zira kurum personeli, aranızdaki farkın hardal sarısıyla limon sarısı arasındaki ton farkından ibaret olduğunun ziyadesiyle farkındadır.
Yıllardır hiçbir yararınızın dokunmadığı bu kurum personelinin sizlerden tek beklentisi, personelin haklarını budamaya yeltendiğiniz makaslarınızı da yanınıza alarak, trenlerinize binip yolunuza revan olmanızdır. Gerçek sendikacılık anlayışımız ve vizyonumuzla biz herkese yeteriz.
@ZubeyirNisanci Hocam ellerinize sağlık çok hevesle başladım incelemeye fakat bu nedir ya. En uç rakamlar kaç? Yani elimde bir renk skalası var ama ya ortalamaları da yazmayın ya da oraya en uç değerleri de belirtin. 0 ila 5 mi, 0 ila 6 mı nedir yani, başka örnekler de var aynı tipte @tgssorgtr
Togg'u marka olarak da ayrıca aracımı da çok seviyorum ama hakikaten insanı isyan ettiriyorsunuz. Yeni güncellemenizle resmen sürücüye düşman bir sistem yaratmışsınız. @toggcare@Togg2022 Uyku algılama yüzünden, kendi ellerimle kapattığım şerit takibi 2 3 dakikada bir inatla, zorla geri açılıyor. Sürücünün iradesini yok sayan bu "zorunlu otomasyon" dayatması güvenlik değil, düpedüz HMI (İnsan-Makine Arayüzü) cehaletidir.
Diyelim ki virajlı yoldayım, kavşağı doğal olarak dar veya geniş alıyorum; sistem şeride her yaklaştığımda tam "3 saniye" boyunca aralıksız bağırıyor. Bir sinyal neden 3 saniye sürer? Kritik sistemlerde anlık ikaz milisaniyelik olur. Siz mühendislikte "alarm yorgunluğu" (alarm fatigue) diye bir şey hiç mi duymadınız? Ek olarak müziğimi de tam kesiyor. Dikkati nasıl dağıttığının farkında değil misiniz yahu? Hiç mi uzun yola çıkmadı mühendisleriniz! Hatalı pozitif bir algılama olma ihtimali hiç mi yok? Zorunlu şerit takip hangi ilkel yaklaşımın ürünüdür yahu!
Sürücünün bilişsel yükünü (cognitive load) azaltması gereken sistem, sürücüyle kavga edip sinir krizi geçirtiyor. Arabayı biz mi kullanıyoruz, araba mı bizi kullanıyor belli değil. Temel "Human Factors" (İnsan Faktörleri) prensiplerinden bu kadar bihaber, bu kadar amatör bir yazılım mantığı olamaz. Acilen düzeltin şunu.
Ayrıca şu ikaz sesleri sürelerinizi işin ehline danışarak yeniden düzenleyin, araçta sürekli uzun uzun ikaz seslerinden algılarımız köreldi. #Togg #T10x @sekizsilindir@DoluBatarya
Ali Burak hocam, perslerde vardır yokturdan bağımsız soruyorum; Haziran ayında 'devlet aklı' kavramının ontolojik varlığını 2004 yılındaki stratejik kararlarla temellendirmiştiniz. Bugün ise tam da o eylemleri (plan, strateji, rasyonalite) referans göstererek devlet aklını bir 'palavra' olarak tanımlıyorsunuz. Aynı girdilerle (plan/strateji) birbirini dışlayan iki farklı sonuca gidiyorsunuz, bu tenakuz değilmidir?
DHMİ PERSONELİNİN 2024-2025 YILINA AİT KORUYUCU GİYİM YARDIMLARININ
TEMİNİ İÇİN GEREKLİ SÜRECİ BAŞLATIYORUZ
Bilindiği üzere, 7. Dönem Toplu Sözleşme hükümleriyle güvence altına alınan ve 2024-2025 yıllarında DHMİ Genel Müdürlüğü personeline tahsis edilmesi gereken Koruyucu Giyim Yardımı, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın genelgesi gerekçe gösterilerek askıya alınmıştı.
Ancak aynı hukuki statüye tabi olan ETİ Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü, personeline bu hakkı eksiksiz tahsis etmiş; her iki yıla ait koruyucu giyim yardımını 2025 Kasım ayında yaklaşık 153.000 TL tutarında alışveriş kartı şeklinde dağıtmıştır.
Aynı mevzuata ve personel rejimine tabi iki kamu kurumundan birinde toplu sözleşme kazanımları harfiyen uygulanırken, diğerinde personelin idari genelgeler sebebiyle bu haktan mahrum kalması, hakkaniyete ve hukukun temel prensiplerine aykırı bir tablo ortaya çıkarmıştır.
📌 TOPLU SÖZLEŞME, KANUN HÜKMÜNDEDİR VE UYGULANMASI ZARURİDİR
Zira normlar hiyerarşisi gereği Bakanlık Genelgesi gibi bir alt düzenleyici işlem, kanun hükmündeki toplu sözleşme kazanımlarını ilga edemez veya uygulamasını durduramaz.
📌 KAMU UYGULAMALARINDA EŞİTLİK ESASTIR
Aynı statüdeki personele yönelik farklı idari tasarruflarda bulunulması, Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesinin açık ve net bir ihlalidir.
PEKİ ETİ MADEN PERSONELİ ALIRKEN, DHMİ PERSONELİ NEDEN MAHRUM KALDI?
Bu sorunun yanıtı, yetkili sendikaların masadaki ve sahadaki irade farkında gizlidir. ETİ Maden personeli, ilgili hizmet kolundaki yetkili sendikanın idare nezdindeki girişimleri ve kararlı duruşu sayesinde personelin hakkını almıştır. Bu durum, mevzuatın aşılamaz olmadığını ve doğru bir
sendikal iradeyle personelin haklarının temin edilebileceğini açıkça göstermektedir.
Buna mukabil, DHMi'de "yetkili" sendikamsı yapı, personelin on binlerce liralık mağduriyeti karşısında etkisiz kalmış; hiçbir hukuki veya idari inisiyatif alamamıştır. Üyelerinin hak kayıplarıyla ilgilenmek yerine, aylarca süren kongre süreçleri ve akabindeki bitmek bilmeyen tebrik ziyaretleriyle meşgul olmayı tercih etmişlerdir.
Çalışanın hakkının temin edilmesi için adım atmak bir yana, “geriye dönük yapılan ödemeleri lütfen rücu etmeyin” diye ricacı olmayı bir sendikal icraat gibi sunmaları, içine düştükleri acziyetin boyutunu gözler önüne sermektedir.
PASİF SENDİKAL ANLAYIŞIN ACI FATURASI: 8. DÖNEM HEZİMETİ
Bu pasif ve yetersiz tutumun faturası 8. Dönem Toplu Sözleşme masasında da personele ödetilmiştir. Masada sürecin liyakatle yönetilememesi neticesinde; geçmiş yıllarda ciddi bir kazanım olan koruyucu giyim yardımının meblağı korunamamış, güncel ekonomik gerçeklikten tamamen kopuk bir şekilde yıllık ortalama 19.000 TL seviyelerine düşürülmüştür. Üstelik eriyen bu asgari tutarın dahi ne zaman ve ne şekilde ödeneceğine dair, yetkili sendika tarafından idare nezdinde atılmış tek bir somut adım
bulunmamaktadır.
ETKİLİ SENDİKA ANLAYIŞIMIZLA SÜRECE MÜDAHİL OLUYORUZ
Temsil makamını işgal eden yetkili etkisizlerin bu süreci çözmesini beklemenin, personelimiz adına vakit ve hak kaybından başka bir anlam ifade etmediği anlaşılmıştır. Bu bilinçle HTKSEN olarak; tüm DHMİ personelinin kanuni hakkını savunmak adına DHMİ Genel Müdürlüğü'ne resmi idari
başvurumuzu yapmış bulunuyoruz.
İdari başvuru sürecinin ardından, gerekli tüm hukuki adımları da kararlılıkla atacak, çalışanlarımızın kazanımlarını elde etmesi için var gücümüzle çalışacağız. İdari ve hukuki süreçlere dair gelişmeleri tüm
şeffaflığıyla kamuoyu ve üyelerimizle paylaşmaya devam edeceğiz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
MAKYAJI BIRAKIN, GERÇEKLERİ GÖRÜN: BU TEKLİFİ REDDEDİYORUZ!
Promosyon görüşmeleri sürecinde ilgili banka tarafından kuruma yapılan son "güncelleme" teklifiyle, mevcut teklifinin üzerine 20.000 daha ekleyerek süreci oldubittiye getirme çabasında olduğu öğrenilmiştir. Bu teklif, DHMİ personelinin zekasıyla ve temel bankacılık matematiğiyle alay etmektir.
Bizler "pazarlık payı" değil, "hakkın teslimini" bekliyoruz. Neden kabul etmediğimizi ve etmeyeceğimizi verilerle, herkesin anlayacağı açıklıkta bir kez daha ortaya koyuyoruz:
🧮 MATEMATİK "EN AZ 160 BİN TL" DİYOR, SİZ NE TEKLİF EDİYORSUNUZ?
KEGM ihalesi, bizzat bankanın kendi oluşturduğu bir turnusol kağıdıdır. Emsal niteliğindeki bu iki ihale süreci kıyaslandığında;
•DHMİ, personel sayısı olarak 5 KAT, nakit akışı olarak 4 KAT daha büyüktür.
•KEGM parayı bankaya 1 GÜN öncesinde yatırırken, DHMİ parayı 2 GÜN öncesinde banka kasasına devretmektedir.
Yani 4 KAT daha büyük bir meblağ, 2 KAT fazla bir süre boyunca işletilmektedir.
Banka, tek bir imzayla 12.000 kişilik A segment hazır müşteri kitlesini portföyüne katmaktadır. Bu "Büyük Müşteri Avantajı" (Scale Premium) da önemli bir hesaplama kalemidir.
İşin teknik hesabı ve finansal analizi nettir. Maaş bazlı taban farklılığına karşın, valör farkı ve ölçek primi göz önünde bulundurulduğunda, matematiksel verilerin karşılığı olan minimum tutar 160.000 TL‘dir.
🏦 BANKANIN KAZANCI DEV, TEKLİFİ CÜCE!
12.000'e yakın personelimizle bankaya sadece "maaş müşterisi" değil; kredi kartı, ek hesap ve sigorta ürünleriyle devasa bir "perakende havuzu" sunuyoruz. Banka, DHMİ personeli üzerinden servet kazanırken, personele bu servetin kırıntısını reva göremez!
📈 TİCARİ İLİŞKİ KARŞILIKLIDIR!
Buradan ilgili Banka yönetimine açıkça sesleniyoruz:
Yetkili fakat etkisiz sendikalarla danışıklı dövüş içerisinde kurum personelinin emeğinin yok sayıldığı, üç kuruş promosyona mahkum edildiği günler geride kaldı! Artık karşınızda biz varız, personelin gür sesi var!
DHMİ personeli, bankanız için sadece "maaşının yatırıldığı" pasif bir müşteri grubu değildir; 12.000 kişilik devasa bir finansal güçtür. Bir banka müşterisine HAK ETTİĞİ DEĞERİ vermiyorsa, müşteri de O BANKAYLA ÇALIŞMAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE sahiptir.
Eğer hakkımız olan gerçek rakamlar masaya gelmezse, üyelerimizi ve tüm kurum personelini en doğal TÜKETİCİ HAKLARINI kullanmaya davet edeceğiz:
1.Hızlı Transfer Hakkı: Maaş yattığı gün, bakiyelerin FAST/EFT yoluyla memnuniyet duyulan diğer bankalara aktarılması.
2.Ürün İptali Hakkı: Kullanılmayan kredi kartlarının ve ek hesap limitlerinin kapatılması.
3.Talimat İptali Hakkı: Bankaya kazanç sağlayan otomatik ödeme talimatlarının sonlandırılması ve kredi, sigorta vb. bankacılık ürünleri için başka bankaların tercih edilmesi.
İlgili banka yöneticileri şunu iyi bilmelidir: Maaşımızın size yatması yasal bir zorunluluk olabilir, ancak o parayı hesabınızda tutmak kurum personelinin şahsi tercihidir. Bu sürecin sonunda ihaleyi alabilir, personeli hak ettiğinin çok altında rakamlara mecbur bırakmaya çalışabilirsiniz. Fakat şunu net bir şekilde bilin ki BİZE KAZANDIRMAYAN, BİZİM ÜZERİMİZDEN KAZANAMAZ!
🚫 SON SÖZ: Biz "sus payı" değil, bizlerin alın teri üzerinden edindiğiniz kârın finansal karşılığını istiyoruz. Bu sebeple "makyajlanmış" her türlü yetersiz teklifi REDDEDİYORUZ. Ölümü gösterip sıtmaya razı etme politikasını kabul etmiyoruz.
Masadaki rakam, DHMİ’nin marka değerine ve personelimizin alın terine yakışır matematiksel gerçekliğe ulaşıncaya dek mücadelemize devam edeceğimizi, ETKİLİ SENDİKA anlayışımızla bu işin peşini bırakmayacağımızı bir kez daha ilan ve ikaz ediyoruz!