Ahmet Turan Kılıç taşladı, yaktı, yıktı, affedildi, evinde öldü.
Polis tutanaklarına göre Sivas katliamının baş faillerindendi.
Ama Yeni Akit ondan “Sivas mazlumu Ahmet Dede” olarak bahsetti.
“Laik düzen yıkılacak! Yaşasın şeriat!” diye diye kalabalığı kışkırttı.
Yobazları, barbarları azdırmak için bir kıvılcım yetti!
Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmişti ama Cumhurbaşkanının anayasal af yetkisiyle “affedilerek” serbest bırakıldı.
Ne Madımak’ı unuturuz ne de sonrasını...
Her yıl hatırlatacağız. Çünkü
#unutMADIMAKaklımda
#2temmuzsivaskatliamı
#madımakkatliamı
2024 yılında Rusya’nın başkanlığı döneminde BRICS üye sayısı beşten ona çıktı. Bununla birlikte, ‘üyelik hamlesi’nin mevcut çerçeve içinde yönetilmesi gereken bir engel olduğu ortaya çıktı.
https://t.co/oS20hkpOXA
Belli oldu ki, Türkiye ve KKTC üzerinde büyük bir baskı kurarak, Türklerin Kıbrıs davasını, Rum'un istediği şekilde çözmeyi bir kez daha deneyecekler (!)
Burada, CB Erdoğan'ın Trump ile dostluğunu bir zaaf olarak görüp kullanmak istiyorlar.
CB Erdoğan ASLA taviz vermeyacektir.
Cabotage is not merely about coastal shipping.
It is the Republic's declaration of maritime independence and the foundation of the Blue Homeland.
One hundred years later, is Türkiye still following Atatürk's maritime vision?
My latest article:
CABOTAGE AND THE BLUE HOMELAND
https://t.co/kK4ITqsQv2
Kesintisiz 30 yıl süren bu onurlu mücadelede en büyük engeli, iktidara gelen çoğu RÜŞVETÇİ, SAHTE MİLLİYETÇİLER çıkardı.
2022'de Başbakan olan ve ALTINBAŞ'IN MALUM HEDİYELERİNE(!) BAYILAN BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL ve ULAŞTIRMA BAKANI ERHAN ARIKLI ile, geçen yıl boğaz boğaza geldim.
Beni yalan yazmakla, ortalığı karıştırmakla, halkı kışkırtmakla suçladılar, yılmadım, hak ettikleri şekilde ağızlarının payını BELGELERLE verdim.
VE şimdi tarihi plaj artık ASKERİMİZDE.
Yapılacak açık hava müzesini dört gözle bekliyoruz
HAYIRLISI OLSUN
📌 Mehmet Ali Gelibolu'nun Substack köşesindeki son çalışmasının adı:
“Hakikati Kaybeden Ülke Üretimini de Kaybeder”
✍️ Bu çalışmada Gelibolu, Nurettin Ergün'ün eleştirileriyle Türkiye'nin derin yapısal krizini ele alıyor.
❓ Ekonomide Kavramların Çalınması Ne Demek?
❓ Sınır Kapıları Sadece Sınırlarda mı Düşer?
❓ Sermaye Üretmek Varken Nerelere Gidiyor?
❓ Sessiz Cephe Neresi?
❓ Yabancı Sermaye Yatırım mıdır, Yoksa Egemenlik Riski mi?
❓ Bu Yapısal Krizde Konuşulamayanlar Neler ve Neden?
❓ Nurettin Ergün Neden Görüşlerinde Yalnız Değil?
❓ Çıkış ve Çözüm Ne?
🎧🎬📖 Gelibolu'nun bu çalışmasını sesli, görsel ve yazılı olarak buradan izleyebilirsiniz.
🔗 LİNK:
https://t.co/WykF8lcJlK
#NurettinErgün #MehmetAliGelibolu #MilliEkonomi #HakikatMühendisliği #ÜretimEkonomisi #İthalatEkonomisi #GümrükEgemenliği #VergiAdaleti #RantEkonomisi #YabancıSermaye #Tarım #Zeytinlikler #EkonomikBağımsızlık #Bağımsızlık #TürkiyeEkonomisi #Kalkınma #Sermaye #MilliBurjuvazi #PlanlıEkonomi #YapısalKriz
Dünya aynı anda Pasifik'te Çin ABD rekabetini Orta Doğu'da kırılgan ateşkesi Ukrayna'da tükenme savaşını ve yapay zekâ çağının enerji yarışını yaşıyor. Bu gelişmeler birbirinden kopuk değil aynı büyük jeopolitik dönüşümün parçaları.
180. rapor Çin Kuzey Kore ilişkilerinden Tayvan ve Güney Çin Denizi'ne; Hindistan'ın tarihi askeri reformundan Peru'daki büyük güç rekabetine ve nükleer enerji ile yapay zekâ arasındaki kritik bağdan İsrail İran gerilimine ve Ukrayna cephesindeki son duruma kadar güç dengelerini değiştirecek başlıkları ele alıyor. Tavsiye olunur.
Gözaltına alınacağını bile bile yurt dışından kendi isteğiyle gelmiş Deniz Göktaş'a ters kelepçe takarak neyi kanıtladınız?
Deniz terörist mi? Ajan mı? Hırsız mı?
Aşağılamış mı oldunuz şimdi?
Fikirleri, mizahı kelepçeleyemezsiniz...
Elbet bu devran dönecek..
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, “Türkiye, son derece önemli. İttifaktaki en güçlü ordulardan. Son derece iyi donanımlı, eğitimli. Devasa savunma sanayisi avantajına sahip.” dedi. Yani Ankara’ya görücü olarak geliyorlar...
https://t.co/uOQrNNHdV7
Chatham House: NATO Kurum Olarak Yaşayabilir, Ama Güvenilir Bir İttifak Artık Değil
Makalenin yazarı Glyn Morgan'dır.
Syracuse University bünyesindeki Moynihan Avrupa Çalışmaları Merkezi'nin direktörüdür.
Uzmanlık alanı Avrupa siyaseti, NATO, Avrupa Birliği, transatlantik ilişkiler ve uluslararası güvenliktir.
Özellikle Avrupa'nın stratejik özerkliği ve ABD-Avrupa güvenlik ilişkileri üzerine çalışmalarıyla tanınmaktadır.
MAKALE ÖZETİ
2026 Temmuz ayında Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi yaklaşırken, ittifakın geleceğine ilişkin tartışmalar yeniden hız kazandı. Chatham House'un The World Today dergisinde yayımlanan bu analiz, zirvenin yalnızca savunma harcamaları veya Ukrayna savaşı açısından değil, ABD-Avrupa ilişkilerinin geleceği bakımından da kritik bir dönüm noktası olabileceğini savunuyor. Yazıya göre tartışılan konu, NATO'nun ayakta kalıp kalmayacağı değil; ABD liderliğindeki mevcut güvenlik düzeninin sürdürülebilir olup olmadığıdır.
Makalenin ana iddiası, NATO'nun kurumsal olarak yaşayabileceği ancak ABD liderliğindeki güvenilir bir güvenlik ittifakı olarak fiilen çöktüğü ve Avrupa'nın artık yeni bir güvenlik mimarisi kurmak zorunda olduğudur.
2025 Lahey Zirvesi, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Trump'ı memnun eden yaklaşımı ve Avrupalı müttefiklerin savunma harcamalarını artırmayı kabul etmesi sayesinde sorunsuz geçti.
Buna karşılık Temmuz 2026 Ankara Zirvesi'nin, Trump'ın ilk dönemindeki 2018 Brüksel Zirvesi benzeri sert tartışmalara sahne olabileceği belirtiliyor.
Yazara göre Trump'ın Almanya'dan asker çekip kısa süre sonra Polonya'ya kaydırması, ABD'nin NATO stratejisini değil, başkanın kişisel siyasi tercihlerini yansıttığını gösteriyor.
Makale, Avrupa'nın artık dört yeni riskle karşı karşıya olduğunu savunuyor:
1. ABD tarafından yalnız bırakılma,
2. ABD'nin istemediği savaşlara sürüklenme,
3. ABD'nin müttefiklerinin topraklarına yönelik talepleri (örnek olarak Grönland),
4. ABD'nin güvenlik garantisini ticari baskı aracı olarak kullanması.
Yazara göre 1945-2025 arasında var olan "Amerikan Avrupa'sı" sona eriyor. Çin'e yönelen Washington nedeniyle Avrupa artık ABD'nin birinci önceliği değil.
Makale Avrupa'nın önünde dört stratejik seçenek bulunduğunu ileri sürüyor:
1. ABD'nin güvenlik şemsiyesi altında "mutlu bir vasal" olarak kalmak.
2. Her ülkenin kendi ulusal çıkarını öncelediği parçalı bir Avrupa'ya yönelmek.
3.NATO'dan bağımsız Avrupa merkezli yeni bir savunma ittifakı ("Euto") kurmak.
4. NATO'yu tamamen terk etmeden, aynı anda bağımsız askerî, teknolojik ve diplomatik kapasite geliştirerek "stratejik dengeleme (strategic hedging)" politikası izlemek.
Makalenin Ankara Zirvesi hakkındaki sonucu ise şu:
-Ankara Zirvesi'nin NATO'nun yapısal sorunlarını çözemeyeceği,
-NATO'nun bir kurum olarak yaşamaya devam edebileceği,
-Ancak güvenilir bir güvenlik ittifakı olma niteliğini büyük ölçüde kaybettiği,
Avrupa'nın uzun vadede ABD'den daha bağımsız bir güvenlik düzeni kurup kuramayacağının asıl belirleyici soru olduğu savunuluyor.
BİZİM İLAVE YORUM:
Bizim açımızdan bu analiz, NATO'nun sadece Batı içi bir güvenlik örgütü değil, artık kendi iç gerilimleriyle boğuşan bir güç mimarisi olduğunu gösteriyor.
Ankara Zirvesi'nin Türkiye'de yapılacak olması bu nedenle sembolik önemde.
Çünkü Türkiye, ne klasik Amerikan çizgisine bütünüyle teslim olan bir ülke, ne de Avrupa'nın stratejik çaresizliğine sıkışmış bir aktör.
Tam tersine, NATO'nun kriz yaşadığı bu dönemde Türkiye; Karadeniz, Kafkasya, Orta Doğu, enerji hatları ve savunma sanayii üzerinden ittifakın en kritik denge ülkelerinden biri hâline geliyor.
Bu yüzden asıl soru şudur:
NATO Ankara'da Türkiye'yi hizaya mı çekmeye çalışacak, yoksa Türkiye'nin yükselen jeopolitik ağırlığını kabul etmek zorunda mı kalacak?