Deprem dönemi herkesi Ahbap’a bağış yapmaya davet ettiler.
Şimdi hepsi “Ahbap’a bağış yapmadım” diyor!
Soru 1- Madem bu adama güvenmiyordunuz neden milleti ısrarla oraya yönlendirdiniz?
Soru 2- Madem bu adamın ne yaptığından haberdardınız neden bütün Türkiye’yi uyarmadınız?
Soru 3- Yoksa o süreçte sizin aklınız depremde değil 3 ay sonraki seçimde miydi? O sebeple mi dolandırıcılık yaptığını düşündüğünüz birini devletin yerine konumlandırdınız? “Devlet yok Ahbap var” algısına destek attınız?
Soru 4-Sahi siz depremde Ahbap’a bağış yapmadıysanız kime bağış yaptınız? Kızılay’a mı? Yoksa hiç bir yere ve hiç kimseye bağışda bulunmadınız mı? Bu sizi vicdanen rahatsız etmedi mi?
( İstediğiniz sorudan başlayabilir, kağıdın arka yüzünü kullanabilirsiniz.)
NATO gündeminde kaybolmaması gereken bir proje….
Gaziantep’te belediye…
690 bin liraya bahçeli ev yapacağını açıkladı.
Yüzde 50’si peşin, kalan tutar aylık 19 bin lira taksitle.
Şehit aileleleri, gaziler ve emekliler için fiyat 590 bin lira.
Yüzde 25’i peşin, kalan tutar aylık 9 bin TL taksitle ödenecek.
Ödeme 24 ay, teslimat 12 ay…
İlk etapta 5 bin konut için başvuru yarın başlıyor.
İlk sene 20 bin bahçeli ev noter huzurunda yapılacak kura ile sahiplerini bulacak.
Bir sonraki hedef 100 bin bağımsız bahçeli ev.
Başvurular yarından itibaren https://t.co/E6tnjq5Nte adresinden veya GBB Konut satış ofisinden yapılabilecek.
(Proje güzel. Dar gelirlinin, emeklinin ucuz konuta ulaşmakta sıkıntı çektiği bir dönemde bahçeli bir ev çok cazip görünüyor.
Bu modelin tüm Türkiye’ye yayılması lazım. Milli Emlak belediyeler işbirliğiyle boş arsalar vatandaşın konut ihtiyacını karşılamak için kullanılabilir. Altyapıyı da belediye halledeceği için konut maliyeti düşer.
İnsanımızın ayağı toprağa değer, şehirler güzelleşir.)
1984 CIA raporunda Türkiye;
"NATO'nun en fakir, en zayıf ülkesi. Yardıma muhtaç, hiç bir kaynağı yok."
Peki on yıllar boyunca, Türkiye'yi hangi siyasi kadrolar bu fakirliğe, bu çaresizliğe, bu güçsüzlüğe mahkum etmilşti?
Bugün ise Türkiye, Avrupa savunması için bile bir sığınak haline geliyor. Coğrafyayı yeniden inşa ediyor.
Peki, bu gücü hangi siyasi kadrolar üretti?
Türkiye bir an önce kendi "Baasçılar"ından kurtarılmalı!
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
Türkiye’de yaklaşık 55 bin muhtar var Devlete aylık ort 2.000.000.000 TL maaş yükü biniyor. Bu muhtarlar gerçekten ne işe yarıyor Yıl olmuş 2026 hala muhtarlık var Köyler hariç muhtarlık çok saçma!
🔴 Bakın kitleyi nasıl kandırıyor, nasıl manipüle ediyorlar?
▪️Cengiz Alper diye gerçek bir kişi yok. hesap fake.
▪️Bahsettikleri üniversitenin adı yok..
▪️Öyle bir rektör de yok, Öyle bir açıklama da yok.
▪️ Rektörün resmi arkada Anıtkabir görseli ile yapay zeka ile oluşturulmuş. Atatürk ile cilalamışlar..
Olan tek şey: Yalanı yiyen binlerce kişi..
İspanya'da bir YouTube kanalının gerçekleştirdiği sosyal deneyde, yeraltından bir çocuğun ağlama sesi çalındı.
İnsanlar, ağlama sesinin İsrail tarafından öldürülen Filistinli çocuklara ait olduğunu fark ettiklerinde gözyaşlarını tutamadılar. https://t.co/DRWkhvPfzu
Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Özel Kalem Müdürü’nün eviymiş!
Her türlü yolsuzluğa, hırsızlığa, istismara açık “Belediye sistemi” acilen değiştirilmeli…
Belediyelere sıradan insanlar olarak gelip İngiliz Kraliyet ailesine mensup Lordlar gibi yaşıyorlar. Yazık bu milletin vergisine, emeğine…
Almanya'da sokakta başıboş köpek yok.
Peki nasıl oluyor bu iş?
Bir sihirbazlık numarasıyla mı?
Hayır. Tamamen "acımasız" diyebileceğimiz kadar katı kurallar, tavizsiz denetimler ve ağır bedellerle...
Gelin, şu işin somut verilerine, o çok merak edilen Alman sisteminin detaylarına bir bakalım.
BİR: KÖPEK DEMEK, VERGİ DEMEK (HUNDESTEUER)
Almanya'da köpek sahiplenmek, belediyeye her yıl tıkır tıkır vergi ödemek demektir. Öyle sembolik bir rakamdan bahsetmiyorum. Şehre göre değişir ama sıradan bir köpek için yıllık 100 ile 180 Euro arası bir vergi ödersiniz.
İkinci köpeği mi aldınız? Vergi katlanır.
Daha bitmedi! Bir de "Listenhunde" yani tehlikeli ırklar listesi var. Eğer bu listeden (örneğin Pitbull, Staffordshire vb.) bir köpek beslemek isterseniz, yıllık verginiz bir anda 800 hatta 1000 Euro’lara fırlar. Neden? Çünkü devlet açıkça "Bu köpeği almanı istemiyorum, alırsan da lüks tüketim bedelini ödersin" der.
İKİ: ÇİP, KARNE VE MUTLAK KAYIT
Almanya'da "benim köpeğim kimliksiz yaşasın" diyemezsiniz.
Sadece vergi dairesine kayıt yetmez; hayvanlar TASSO gibi ulusal veri tabanlarına da kaydedilir.
AB Evcil Hayvan Pasaportu (Heimtierausweis) zorunludur. Tüm aşıları bu karneye işlenmek zorundadır. Kaçak göçek köpek bakamazsınız. Her köpeğin devlette bir adresi, bir nevi kimlik numarası vardır.
ÜÇ: BİRİNİ ISIRIRSA YANDINIZ (SCHMERZGELD)
Diyelim ki köpeğiniz birini ısırdı veya yola atlayıp bisikletli birini düşürdü. "Köpektir, olur öyle" deyip geçemezsiniz. Anında dava açılır ve "Schmerzgeld" yani "acı ve ıstırap tazminatı" ödemek zorunda kalırsınız.
Çok uç bir örnek vereyim mi?
Diyelim ki köpeğiniz parkta yürüyen bir cerrahın elini ısırdı ve adam mesleğini yapamaz hale geldi. Veya bisikletli biri köpeğiniz yüzünden kaza yapıp felç kaldı.
Geçmiş olsun.
Ödeyeceğiniz tazminat hastane masraflarıyla bitmez; o adamın ömür boyu kazanamayacağı maaşı da sizden tahsil ederler. Rakamlar 50 bin, 100 bin Euro'ları, hatta daha fazlasını bulur. Kelimenin tam anlamıyla ocağınıza incir ağacı dikilir. İşte bu yüzden çoğu eyalette "Köpek Mali Mesuliyet Sigortası" yaptırmak zorunludur.
DÖRT: O DIŞKIYI YERDEN ALACAKSINIZ, BAŞKA YOLU YOK
Köpeği tuvalete çıkardınız, işini gördü ve siz de yürüyüp gittiniz...
Almanya'da bunu yapamazsınız.
O meşhur "Kotbeutel" yani dışkı poşetini yanınızda taşıyacak ve o pisliği yerden alacaksınız. Almazsanız ve "Ordnungsamt" (belediye zabıtası) veya bir komşunuz sizi görürse şikayet eder. Cezası şehre göre 50 Euro'dan başlar, 150-200 Euro'ya kadar çıkar. İş o kadar ciddidir ki, bazı sitelerde sahipsiz dışkılardan DNA testi yapıp suçluyu bulmayı tartışıyorlar artık.
BEŞ: SOKAĞA KARTONDA MAMA, ARTIK YEMEK KOYAYIM? SAKIN!
Bizdeki gibi köşe başlarına yoğurt kabında su, dünden kalan makarnayı bir ağaç dibine bırakmak mı?
"İyilik meleği" olayım derken suçlu duruma düşersiniz.
Almanya'da sokağa, parka, ormana yemek artığı veya mama bırakmak kesinlikle yasaktır. Sebebi çok net: "Sokaktaki fareleri ve haşereleri besliyorsunuz."
Bunun yasal dildeki karşılığı "illegale Müllentsorgung" yani yasadışı çöp atmaktır. Çevre kirliliğine neden olduğunuz için yüzlerce Euro ceza yersiniz. Hayvan beslemek istiyorsanız bağış yapacağınız adres bellidir: Barınaklar.
ALTI: OTOYOLDA BAŞIBOŞ KÖPEK Mİ? GEREKİRSE VURULUR!
Almanya otoyolunda (Autobahn) kenarda başıboş gezen bir köpek görmek, UFO görmek kadar nadirdir.
Ama oldu da bir köpek çitleri aştı ve otoyola çıktı. Sistem anında "kırmızı alarma" geçer. Otoyol polisi ve itfaiye sevk edilir, gerekirse trafik durdurulur ve köpek yakalanıp barınağa götürülür. Tüm bu devasa operasyonun faturası da çipten bulunan sahibine kesilir.
Peki ya köpek panikledi, yakalanamıyor ve hızla akan trafiğe girmek üzere?
İşte Alman sisteminin en net ve tavizsiz olduğu yer burasıdır.
Eğer köpeğin yola fırlaması insanların zincirleme kaza yapmasına, yani insan hayatının tehlikeye girmesine neden olacaksa ve başka hiçbir müdahale şansı kalmamışsa...
Polis o köpeği vurur.
İnsan hayatı söz konusu olduğunda sistem bir saniye bile tereddüt etmez.
Kısacası:
Almanya’da başıboş köpek yok, çünkü köpeği başıboş bırakmaya veya sokağa atmaya cesaret edebilecek bir "insan" yok.
Sistem köpeğe değil, tamamen sahibine odaklanmış durumda.
Seviyorsan bedelini ödersin.
Sorumluluğunu alıyorsan bakarsın.
Kuralları ihlal edersen de sonucuna katlanırsın.
- Murat Artuğ
👉🏻3 Devasa köprünün toplam geçiş ücreti: 213 TL
📍Yavuz Sultan Selim / Geçiş Ücreti: 95 TL
📍15 Temmuz Şehitler / Geçiş Ücreti: 59 TL
📍Fatih Sultan Mehmet / Geçiş Ücreti: 59 TL
📍İSPARK 1 saat ücreti: 220 TL
👉🏻Şimdi soruyorum size hazır yola boya ile şerit çizilen bir park yerinin 1 saatlik ücreti nasıl olur da 3 köprünün toplam geçiş maliyetinden daha fazla olur? 0 maliyet, sadece personel maaşı ödenen bir sistem nasıl olur da zarar ettirilir ve bu ücretlere tabii olur!
📍Yavuz Sultan Selim köprüsünün 1 saatlik İspark ücretinden daha ucuz olduğu gerçeği hiç konuşulmuyor farkında mısınız?
📍Bir tarafta milyar dolarlık proje, iki yakayı birbirine bağlayan bir köprü var, geçiş ücreti 95 TL, bir diğer tarafta kaldırımdan bozma, iki şerit boya ile hizmet veren İSPARK ücreti saati 220 TL…