Türkiye kurulurken resmi ve gayri resmi mafyalara, tefecilere ve de bunlar ile beraber çalışan tüccarlara teslim edilmiştir. Vehbi Koç, Yani KOÇ şirketler grubu kurucusu kendisini de kendi ağzından ifade etmişdir ve hep beraber okuyalım ve dinleyelim bakalım bu kişi 1ci grup içerisinden mi, yoksa 2ci grupdan mı?
Türkler(1) askere giderler. Hocalık yaparlar, bakanlık yaparlar, bekçilik yaparlar, arabacılık yaparlar, Türklerin vazifesi buydu.
Diğerleri(2, müseviler, yahudiler, ermeniler, süryaniler, v.s.) de askerlik yapmazlardı. Onlar bedel verirlerdi, askere gitmezlerdi.
Türkler giderdi askere ölmeye, hasta olmaya ve
onlar (diğerleri 2) muazzam para kazanılardı Ankara'da.
K. Atatürkler (2), Ermeniler, Müseviler büyük para kazanılardı ve en güzel yerlerde yaşarlardı.
Biz onlara (2) hayran hayran bakarız. Hep onlar ihracatta meşgul olurlardı.
Onlan elbise işleriyle, mensucat işleriyle meşgul olurlardı.
Yani aklınıza ne gelirse hepsi onların(2) elindeydi.
Müsevilerin, Rumların, Ermenlerin, K. Atürklerin elindeydi. Her ticaret.
Şimdi gelelim bizim analizime, bu video'ya cevabımıza:
Vehbi Koç’un bu videodaki sözleri, sadece bir hatıra değildir; Türkiye’nin ekonomik sınıf yapısına dair çok önemli bir itiraftır.
Kendisi açıkça söylüyor: Türkler askere gider, ölür, hastalanır, memuriyet ve basit işler yapardı; ticaret, ihracat, mensucat ve büyük para ise daha çok gayrimüslim ticaret çevrelerinin elindeydi.
Burada asıl soru şudur:
Vehbi Koç gerçekten o cepheye giden, bedel ödeyen, fakirleşen halk tabakasının mı temsilcisiydi; yoksa Cumhuriyet’le birlikte eski ticaret sınıfının yerini alan yeni devlet destekli sermaye sınıfının mı temsilcisiydi?
Bana göre Vehbi Koç’u sadece “biz Türkler” sözünden hareketle halkın içinden, halkın kaderini yaşamış biri gibi okumak eksik olur. Çünkü bir insanın kimliği sadece ne dediğiyle değil, kimlerle büyüdüğü, kimlerle çalıştığı, hangi devlet düzeni içinde yükseldiği ve hangi sermaye ağlarıyla ayakta kaldığıyla anlaşılır.
Vehbi Koç, eski Osmanlı gayrimüslim ticaret sınıfından gelmemiş olabilir. Fakat Cumhuriyet döneminde onun boşalttığı ekonomik alanı dolduran, devletle uyumlu, Batı’yla bağlantılı ve zamanla holding düzenine dönüşen yeni sermaye sınıfının en büyük sembollerinden biri olmuştur.
Bu yüzden mesele şahsi kin meselesi değildir. Mesele şudur:
Türkiye’de halk cepheye, vergiye, fakirliğe ve fedakârlığa gönderilirken; bazı sermaye çevreleri devletin, bürokrasinin ve uluslararası bağlantıların desteğiyle büyümüştür.
Vehbi Koç’un bu sözleri bize şunu düşündürüyor:
Cumhuriyet sadece siyasi bir rejim kurmadı; aynı zamanda yeni bir ekonomik elit de kurdu. Bugün hâlâ Türkiye’nin en büyük holdinglerinden bazılarının gücü, yalnızca ticari zekâ ile değil, devlet-sermaye ilişkileri, tarihî imtiyazlar, dış ortaklıklar ve küresel ekonomik düzene uyumla açıklanmalıdır.
Bu videoyu bu yüzden önemsiyorum. Çünkü burada bir iş adamının hatırasından daha fazlası var: Türkiye’de kimin cepheye gittiğini, kimin ticareti tuttuğunu, kimin devletle büyüdüğünü ve kimin bedel ödediğini yeniden düşünmemizi sağlayan tarihî bir kapı var.
Soru basit:
Vehbi Koç “biz” derken gerçekten halkı mı temsil ediyordu, yoksa halkın içinden görünüp yeni düzenin sermaye elitine dönüşen sınıfı mı?
Asıl size ne oluyor? Küreselci siyonist yahudilerin kurtukları devlete nasıl bizim devlet diyebiliyorsunuz?
Siz ve biz ilk önce kendi devletimizi kurmamız gerekiyor! Onların Ankara'daki TBMM (ÜSTAKIL EMRİNDE) dekinden bağımsız!
Mesela İsmi Çin ve Rusya sisteminden uzak, YENİ NESİL SOSYALİSTLER hareketi olabilir.
İslam'in sosyal adaletinden başka hangi sistem olabilir. O halde dünya sistemi olarak sosyaliz m İslamidir!
Müslüman olmayanlara da hitap ettiği için YENİ BÜYÜK TÜRKİYE SOSYALİST DEVLETİ neden olmasın?
Ya Jandarmaya yetki verip 7,62 tüfekle domuz avı vazifesine yollanacaklar Yada Avcılar görevlendirilecek. Böyle olmaz bu ne kepazelik? Afrikadaki kabile devletleri gibi olduk.
KOÇ'lar büyük iş adamı filan değildir küresel sermayenin bölgesel temsilcileridir, cumhuriyet döneminde haksız işlerle palazlanmış ülkeye zararlı bir oluşumdur, hiç bir zaman sevmedim bu herifleri Allah ülkeyi bu ve benzerlerinden kurtarsın, maalesef ülkenin zenginlerinin büyük kısmı aynı şekilde sermaye bekçisi zavallılardır sadece.
8/6/26 - FACTORY OF DEATH PART IV: BIOWEAPONS FROM ORANGE 🍊. HOW ‘PUBLIC HEALTH’ BECOMES A RECIPE FOR BIOTERRORISM🧵1/2
In 2011, scientists led by Ron Fouchier at Erasmus MC in Rotterdam mutated the deadly H5N1 bird flu virus in such a way that it became airborne transmissible between ferrets — the standard animal model used at Erasmus MC for human flu. Fouchier himself described the result as “probably one of the most dangerous viruses you could make.” The project was partly funded with American money through the NIH of Anthony Fauci.
When the results were made public, a global crisis erupted. The American National Science Advisory Board for Biosecurity (NSABB) recommended that the critical details not be published. Why hand terrorists or states with malicious intent a blueprint for a deadly, highly transmissible virus? A temporary publication moratorium followed, along with a pause on gain-of-function research: the deliberate making of viruses more contagious or more lethal, all under the banner of pandemic preparedness.
Yet the work continued. In 2013, Fouchier, together with Yoshihiro Kawaoka and others, openly advocated for new gain-of-function experiments with the emerging H7N9 bird flu virus from China. Ferrets were again used, and transmission was studied. This was textbook dual-use research: on paper, it was for vaccines and pandemic preparedness; in practice, it was a pathway to catastrophic knowledge that could lead to laboratory accidents and/or bioterrorism.
Dutch virologists such as Fouchier, Ab Osterhaus, Marion @MarionKoopmans and their network play a striking international role. While at home it is presented as noble public-health work under the heading of pandemic preparedness, Dutch methods, knowledge and killer viruses flow to American institutions with direct ties to defence and biodefence. After all, the NSABB structurally includes officials from the Pentagon, intelligence services and Homeland Security at the table. Public health on the front, national security on the back.
Dutch taxpayers, through institutes such as Erasmus MC, subsidise work that has military relevance. Transparency? It is nowhere to be found. A small circle of experts risks global consequences in the name of science — and no, this is not a closed chapter.
Later this week, Micha Kat dives deeper into how the very same Dutch virological networks and animal models that are central to this gain-of-function circuit also played a surprising role in a concrete, well-documented spillover incident involving SARS-CoV-2. Hamsters from the Netherlands that carried the virus to humans. Mass euthanasia. Import bans. Questions about risk assessment that remain unanswered to this day. And
last but not least: will the Dutch parliamentary inquiry committee on COVID19 call crown witness Vincent Munster? Why did the Netherlands remain silent while a proven zoonotic chain arose from its own exports? What role did the experts who work with precisely these animal models every day play? And how blind was the system really to reverse spillover and the pet trade as a potential variant factory?
The parliamentary inquiry committee on COVID19 still has work to do. This story is bigger than one lab, one virus or one crisis. It is about how “public health” can structurally become a recipe for bioterrorism risks — with Dutch assistance.
In Part V of the series “The FACTORY OF DEATH,” Micha Kat 🇧🇷 reports on the Syrian Mesocricetus auratus, “The killer Hamsters of Orange.”
Yapılan tüm görüşmeler neticesinde;
Grubumuz bünyesindeki şirketlerin Koç Holding’e bağlı şirketlerle tüm ticari ilişkisinin kesilmesi kararı alınmıştır.
İLALDI GROUP
Yönetim Kurulu Başkanı
Arda İLALDI
7/6/26 – deel ll: Vincent Munster, de Nederlandse viroloog, opgeleid door Osterhaus en Fouchier en gewend om zijn zin te krijgen, kampt met serieuze veiligheids- en integriteitsproblemen rond onderzoek aan high-risk pathogenen.
Kılıçdaroğlu'nun seçim öncesinde seccadeye basıp poz vermesi neyse,
Rahmi Koç'un YENİ ANAYASA öncesi münasebetsiz anlamı olan Kürt fıkrasını anlatması da o.
Sen 95 yaşına dek bu işlere girme,
Öcalan ve PKK açılımı gölgesinde YENİ ANAYASA yazımı tartışılırken fıkra işine gir.
Koç grubu ile yaptığımız bütün ticari ilişkileri askıya aldık.Kürt kadını şahsında bütün kadınlarımız’a yapılan bu pervasızca hakaret kabul edilemez. Üzeyiroğlu şirketler grubu yönetim kurulu başkanı Yılmaz Üzeyiroğlu.
17/12/24 REWIND - Lab-virus met exact dezelfde ‘corona-sleutel’ als SARS-CoV-2 al vóór de pandemie
Wetenschappers hebben een in het laboratorium gemaakt MERS-virus opgedoken dat jaren vóór COVID19 al precies dezelfde speciale furine-cleavage site in zijn spike-eiwit had als het virus dat de wereld platlegde. Dat kritische stukje komt in de natuur niet voor bij verwante coronavirussen, het is dus uniek voor dit door mensenhanden in elkaar geknutselde virus.
Het gaat om de MERS-MA30-kloon, ontwikkeld in proeven met menselijk aangepaste muizen. Terwijl natuurlijke SARS-achtige virussen dit belangrijke stukje DNA missen, zat het al kant-en-klaar in dit hybride lab-product.
Een dergelijke publicatie zou scherpe vragen moeten oproepen bij de parlementaire commissie COVID-19. Echter, waarheidsvinding lijkt géén prioriteit te hebben. Het “redden van financieel aantrekkelijke wetenschap” gaat voor de mogelijke echte oorsprong van de pandemie. In Nederland liep viroloog Ron Fouchier van het @ErasmusMC jarenlang voorop in riskant gain-of-function-onderzoek met MERS en andere coronavirussen. In Amerika experimenteerden Ralph Baric en anderen met chimerische virussen en precies dit soort furine-sites. Aan beide kanten van de oceaan werd dus al volop gesleuteld met deze bouwstenen.
Of het nu een ongeluk was of puur toeval: deze paper laat zien dat de beruchte ‘corona-sleutel’ allang in de gereedschapskist van de virologie lag.
Bronnen:
1. Het officiële artikel in BMC Genomic Data (Springer Nature). https://t.co/V4jHGpwM1N
2. PubMed-samenvatting van hetzelfde Data Note. https://t.co/MlYDlX2Xg8
3. Achtergrond over MERS-MA30 en de Nederlands-Amerikaanse virologie-connectie. https://t.co/7JqXXD2vRr
Mustafa Altıoklar psikiyatri hekimi olarak,
Narsist kişilik bozukluğu tanısı koymuştu.
Narsizm hastalık değildir, ağır bir hastalıktır ve tedavisi de yoktur.
Bilim öyle diyor.
Yıl 2011...
Ortada henüz ne sığınmacı krizi var, ne bugünkü sınır operasyonları, ne de yeni anayasa dayatmaları...
Banu Avar 15 yıl önce çıktı ve bugün yaşadığımız her şeyi, kelimesi kelimesine televizyonda anlattı. O günden sonra da ulusal kanallara çıkması yasaklandı..!!!
You're being told that the protests in Albania were sparked by business deals between Edi Rama's Government and Trump's son-in-law, Jared Kushner. Do you really believe that? 🤔
MADEM İYİ NİYETLİSİN;
*Zarar etme ihtimali sıfır olan Türk Telekomu neden sattın?
*Zarar etme ihtimali sıfır olan,Tekel'i neden sattın?
*Zarar etme ihtimali sıfır olan Şeker Fabrikalarını neden sattın?
*%35 daha ucuz olan doğalgaz varken neden bu millete pahalı ABD doğalgazını zorunlu kıldın.... Daha neler, neler....
⛔Koç'lar müslüman mı? Türk mü.?
Kendi sözlerinden dinleyelim. Videoyu sonuna kadar izleyin.
❗Namaz kılarken detaylara dikkat.! 👀
-Vehbi Koç;
"Namaz kılarım, hacca gittim. Ama işlerin stresinden uzaklaşmak için bir kadeh viski içerim. Dinimi işlerime karıştırmam." 👀
@Tansugktpli Onun için Atatürk zehirlenmiştir! Aynı ABD için TİTANİK gemisini batırarak önlerindeki engeli kaldırdıkları gibi, Atatürk'u ortadan kaldırdılar, bu küreselci siyonistler ve uşakları!
Geïmporteerde Romeo's verkleed als vluchtelingen aan het werk?
Ik vermoed al langer dat er veel te veel grootse scenario's zijn geschreven met deze geïmporteerde Romeo's om onze vreedzame samenleving te vernietigen en sociale onrust te veroorzaken! Waarom? Omdat de scenarioschrijvers, de globalistische zionisten uit Europa (Nederland), hun vertrek rond 2008 in gang zetten en lieten zien waarom ze Europa niet langer nodig hebben! En zo mocht Europa geen stem meer hebben op het wereldtoneel!
Kürt kadınlarına galiz şekilde hakaret eden mahlukun kimin dölü olduğuna bakın...
Ayrıca sahip oldukları servetin gerçek sahibinin kim olduğuna bakın.
Aziz milletin emanetleri bu siyonist aileden mutlaka alınmalıdır...
OYAK'ta yönetime gelen kim varsa soygununu vurgununu yapıyor, pislikleri ortaya çıkmasın diye kovulduktan sonra öneli yerlere kendi adamlarını yerleştiriyor, vatan hainlikleri ortaya çıkmasın diye. Çaycısı-şöförü kim varsa OYAK yöneticilerinin tüm yolsuzluklarına şahit. Kovulduktan sonra da bun şahısları alıp götürüyorlar, konuşmasınlar diye. Nema oranlarımızın düşük olmasının 1. sebebi yüksek ve inannılmaz derece yüksek personel maaşları. 2. si ise 1 TL edecek şirketi 500 TL'ye OYAK'a satılması ve bir takım kişilerin burdan paylarını alması. İhalelere fesat karıştırıp ceplerini dolduranları söylemiyorum bile. Bakın, süleyman erdemin OYAK'a gelmeden önceki mal varlığına, kovulduktan sonra ki mal varlığına bakın, vurgunun büyüklüğünü göreceksiniz. TSK mensuplarına yazık ettiler. İnancı olan- Vatanını seven-TSK'yı seven asla askeri personelin birikimlerini çalmaz, canı pahasına korur. Bir gün tüm gerçekler ortaya çıkacak, inanın. #ssbtv #oyaktaçöküş #ssbradyo #ssbmedyacomtr