"Amazon Prime uygulaması üzerinden yayınlanan bir yerli film var. Adı Dehşet Bey... Murat Menteş'in yazdığı, M. K. Perker'in çizdiği, 2016'da yayınlanan aynı adlı çizgi romandan uyarlama.
Film, Bozkır Kurtları Cemiyeti isimli, bozkurt motifi ve Göktürk harflerini kullanan, kendilerini vatanın bekçileri gibi gören bir cinâyet şəbəkəsinin işlediği cinâyetleri ele alıyor.
Dehşet Bey ise bu cinâyet şebekesine bağlı olan bir kâtil ve tamâmen John Wick taklîdi bir karakter. Üstelik John Wick'teki Intercontinental gibi bir bar da var, burada.
Neyse, bu Dehşet Bey karakteri, filmde bir kıza âşık oluyor ve bu kızın babası da anarko-komünist bir yazar. Yazdığı kitâptan ötürü öldürmeye karar veriliyor ve tetikçi de Dehşet Bey karakteri... Ondan sonra kendisini sorguluyor ve olaylar gelişiyor.
Yâni sizin anlayacağınız, Ergenekon ve Balyoz günlerinde benzerini sık gördüğümüz yapımlardan biri. Hattâ örgütün ismi, bozkurt ve Göktürk yazısı gibi unsurlar da doğrudan Ergenekon hatırlatması, aslında. Bu arada film içerisinde ünlü ulusalcı (!) yayınevi Kırmızı Kedi'nin ise doğrudan reklamı yapılıyor. Dolayısıyla Kırmızı Kedi Yayınlarının filmin sponsorları arasında...
Yâni bâzıları için öz olarak hiçbir şey değişmiyor. Sözde Fetö'ye karşı olanlar, aynı kavramlar, aynı argümanları kullanıp, aynı kesimlere saldırmaktan vazgeçmiyor."
Kırım'ın efsanevi lideri
Mustafa Cemiloğlu KOCAV'da
15 Nisan 2025 Salı günü saat 19.00'da, Vakfımız Erol Güngör Kültür Merkezi'nde misafir edeceğimiz Mustafa Cemiloğlu programına davetlimizsiniz...
Firmada çok fazlaca kullandığımız iki kelime hep karışıyor;
1 - Temin etmek
2- Tedarik etmek
Günlük kullanıma yönelik olarak ekşi sözlükte şöyle ayırmışlar;
1- Geçici ve o an ihtiyacı giderme ( O iş bende )
2- Düzenli şekilde ihtiyacı giderme ( Hallederiz abi)
Beşiktaş’ın teknik direktörü Solskjaer’in telaffuzu Solşaer şeklinde. Böyle yazsan, adama gülerler.
Biz, Don Quijote -> Don Kişot, Sheakespeare ->Şekspir nasıl yazı diline almışız, hayret.
Delinin biri de çıkar şekspir aslında “şeyh pir” der tabii.
Alp’in kitapları vs benim kitaplar 😀
Seküler Milliyetçilik kitabından küçük bir alıntı:
“Milliyetçiliğin ‘messianik’ bir anlatıyla kitleleri zaman zaman peşinden sürüklediği bir hakikat; ancak aleme nizam vermesi gerektiği gibi iddiaları çürütmeye dahi değer bulmuyoruz.”
Antalya yöremizde kullanılan “oku dağıtmak” olayının etimolojik geçmişi de varmış.
Çağırmak veya davet etmek kelimelerini kullanıma almışız ancak “oku” kelimesi kalakalmış yine de.
Tatil için kaldığımız otelde araplara mensup bir kaç kişinin açık büfeden elle yediklerini görünce ben de mi böyle görünüyorum acaba diye kısırı marulsuz, çatalla yemeye başladım.
Araplaşmayalım da yaşasın marulsuz kısır !
Kendimin analizine attığım adım sayısı penceresinden bi bakayım dedim. Son dört yılın en verimli çağımdaymışım.
İş değişikliği yaptığımız zamanları işaretledim. Hayatımız nasıl da değişiyormuş öyle, bundan bir
Linkedin içeriği çıkar 🙂
Bizim mahalleye kocaman bir bayrak asmışlar 15 Temmuz için. 29 Ekim 2023 yani Cumhuriyet’in 100. yılında böyle bir atraksiyon içine girmemişti mahallemizin bu zatı.
Günümüzde bayrağın mevcudiyetinden ziyade asma zamanlaması da ideolojik bir gerekçe.
2023 yılı bahar ayında Antalya dönüşünde, doğacak çocuğumuz kız mı erkek mi olacak diye aramızda konuşurken kırmızı ışıkta bu araba denk gelmişti. Tesadüf güzeldi, biz de “Alp” olsun dedik.
Bugün dişçiye gittiğimde apartman girişinde bu tabelayı gördüm. Hannover belki en iyi okullardan biri ama neden fakültesini bir insan tabelaya yazar ki. Bir de Almanya diye eklemiş 🙂
Tam siyaseti atılayım diyorum apartman yöneticisi olduğum aklıma geliyor vazgeçiyorum.
Apartmandakiler whatsappta problem yazınca sinirleniyorum, memleket meselelerini düşünemiyorum bile 🙂