Dört dörtlük erkek yoktur. Dört dörtlük kadın yoktur. Dört dörtlük çocuk yoktur. Dünya dört dörtlük değildir. Gelişine yaşayalım. Bırakalım bazı şeyler dağınık kalsın. Her şeye kırılmayalım. Her şeyin en iyisini beklemeyelim. Olan ile mutlu olalım. Hayırlısı diyelim. Delirmeyelim
bayram çekilişi yapalım 🌿
bu twiti rt yapan veya yorum yazan takipçilerimden birine görseldeki minik eserlerden birisini hediye edeceğim. bayram sonu açıklarız 🌺
Bir bedevîye denildi: “Dua etmeyi biliyor musun?”
Dedi ki: “Evet.” Denildi ki: “Öyleyse dua et…”
Bedevî şöyle dedi:
“Allah’ım! Bize İslâm’ı lütfettin, oysa senden istememiştik. Öyleyse, senden istediğimiz halde bizi cennetten mahrum bırakma.”
Özetle, mükemmel bir yer olmadığı bilinciyle çalışmak gerekiyor. Olduğun yerin en güzel yer olduğunun şükrünü eda etmek, razı olmak, rıza göstermek… Yoksa insan her gün mutsuzluğu da yanında taşıyor.
Rotasını yeni bulmaya çalışan biri olarak görüyorum ki; serbest avukatlık yapan kurum avukatlığı istiyor, kurum avukatı farklı arayışlara giriyor, akademisyen başka zorlukları dile getiriyor, değişik kurumlarda araştırmacı/uzman yardımcısı olan mutlaka bir şeyden yakınıyor.
Bugün itibarıyla kamuda 7. ayımı doldurdum. Günlerin ne kadar hızlı geçtiğine şaşırmayı artık bıraktım… Serbest avukatlıktaki o insan çeşitliliği ve olay hareketliliği burada yok; her gün bir öncekinin kopyası olduğu için kayda değer anılar biriktirmek pek mümkün olmuyor. +
Arkadaşlar, 20 dakikadır eşya kitabıyla bakışıyoruz ve eşyaya dair size verebileceğim naçizane tavsiye şudur ki; dünya malı, kendisine kıymet verilecek kadar değerli değildir.
Cins derginin 18 soruda nasılsın diye bir köşesi vardı. Ahmet Murat abi konuk olmuştu.
Soru: Bize bir nasihat vermenizi istesek?
Ahmet Murat abinin cevabı: Estağfurullah, günde 70 ila 100 kez.
Müthiş yav :))
Allah adına bir yerde bulunuyorsak Allah’ın şeriatını bildiğimiz kadar kıymetimiz vardır. 'Birinin tanıdığı olduğumuz için' bulunacağımız yer anca düğündür.