Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Sakın ha sarıyı çıkarma…
Sakın ha kırmızıyı gösterme…
Sakın ha VAR’a gitme…
Sakın ha penaltı verme…
Sakın ha bazı konuları açma
“Sakın ha…”
Sezon boyu tüm kritik pozisyonlarınız askıdaydı.
Şimdi ‘ilişkiler askıya’…
Sıra bu maçta mı?
Fenerbahçe tarihinin en zor şartlarda çalışan hocalarından birisi olabilir.
Birlikte çalışacağını düşündüğü başkan sezonun başında gitti. Yerine gelen başkan hukuki problemler yaşadı.
Takımı devraldığı hoca fiziksel olarak doğru düzgün yükleme yapmamıştı.
İlk maçına uçakta uyku uyumadan hazırlanarak çıktı.
Sezona istenilen santrafor rotasyonu ile girilmedi, sezon ortasında komple santraforsuz kaldı.
Kaptanı içeri alındı, henüz yeni çıktı.
Oyuncu grubunda kadro dışı bırakmak zorunda kaldıkları oldu.
Diğer kaptanı sakatlandı, en önemli oyuncularından yoksun maçlar oynamak zorunda kaldı.
Takımda prim problemi çıktı, sahaya yansıdı.
Hiç bahane üretmemesine rağmen medya sürekli onun aleyhine haberler yaptı, yapıyor.
Yaptırdığı izinlerin günleri değil saatleri dahi sayılıyor.
Tüm bu baskı ortamı, kendisine yapılan haksızlıklara rağmen Domenico Tedesco’nun Fenerbahçe’si liderin bir puan arkasında.
Bu hikayenin sonu nasıl biter bilmiyorum ama ben bu sezon verdiği emek ve çabayı hiç unutmayacağım.
3 sezonluk hikaye yaşadı ama vazgeçmedi, mücadele devam.
Emeğine, yüreğine sağlık hoca.
İmamoğlu'nun duruşmadaki son sözleri:
Burası, 86 milyon için kahramanlık yapan arkadaşlarımla doludur. Kadın arkadaşlarımın o güzel ellerinden öpüyorum. Dik duranlar buradadır. Bu işi yöneten kişinin biraz mertliği varsa, bu insanları bırakır, tek başıma benimle burada mücadele eder. Onun için bu mücadele büyüktür.
Sizlerin tahliyesine karar vermemek bile korkaklıktır. İşte bu şekilde kaçarak gider. Bu şekilde hakimlik olmaz. Yazıktır bu millete, yazıktır bu memlekete, bu görev yapan jandarmalara. Burada kişi başına iki tane, üç tane jandarma düşüyor. Böyle bir şey olmaz. Beni iterek… Bakın, sevgilim komutanım… Bir saniye.
Buraya bu sabah, binbir sıkıntıyla gelen arkadaşlar var. Bu sabah. Bu acımasızlık nedir yahu? Bak kalp pilini gördüm adamın, kolunu gördüm, kalp pilini. Kalp piliyle gelen kişinin avukatı diyor ki, ‘Dilekçe verdim. İlgileniyorum.’ Ama 8 milyon dolar kaptırdım diye suç duyurusunda bulunan adamı şirketinin başına geçiriyorlar. Suç duyurusunda bulunan adama. Şimdi bu şekilde hakimlik yapılamaz. Bu şekilde yargılama olmaz. Olamaz. Korkaklar. Diyorum; kardeşim. derdiniz benimle.
Bu insanları yollayın evine. Benimle mücadele edin. Ben sizi 4 defa yendim. 5 değil, 7 defa yeneceğim.
68 kuşağının yılmaz neferi, yoldaşlarının sırtını yasladığı koca dağ Ulaş Bardakçı’yı saygıyla anıyoruz.
Canından çok sevdiği halkı için canından olanlara selam olsun.
Değerli arkadaşlar ben Özgür Turhan. Güzel ülkemizde komedyenlik yapıyorum. Yarın Cübbeli Ahmet Hoca ile ilgili hakaret davasında ifade vereceğim. Cumartesi günü ise, Galatasaray tarafından şahsıma dava açıldığı için karakola imza vermeye gideceğim, yaklaşık 9 aydır gidiyorum. Yaşadıklarımla beraber, almış olduğum tehditler, yapmış olduğum işi engellemeler ise şu an burada bahsi geçirilmeyecek kadar hafif geliyor.
Eti atmış olduğum tweetten dolayı, yayınlanmayan reklamlarında oynadığım için zarara uğradıklarını söyleyerek sözleşmeyi tek taraflı feshetti. Tarafıma reklamdaki zararlarını karşılamak için tazminat davası açtılar. Reklam setinde içtikleri kahvelerden, beyran çorbalarına kadar benden talep ettikleri tutar, bütün masraflar yaklaşık olarak 5 Milyon TL. Dava anlayamadığım bir şekilde aleyhimde sonuçlandı.
Pazar günü yapacağımız gösteri çekimimizden önce ne suç ne değil diye söylediğimiz bütün kelimeleri gözden geçirdik. Yasalarımıza göre herhangi bir suç işlemediğime kesinlikle emin olduğum gösterimde, eşim dostum ne zaman içeri gireceğim diye gün sayıyor.
Arkadaşlarım, tanıdıklarım yalnızca espri yaptığı için tutuklular, davaları var.
Ben komedyenim, bu ülkede yalnızca esprilerimi sizlerle paylaştığım için başıma bunlar geliyor.
Artık çok yoruldum. Ülkemizin geldiği duruma üzülüyorum, çocuklarımızın geleceğine üzülüyorum, kendime üzülüyorum. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmediğim garip bir durumdayım.
Soldaki hanımefendi Küresel Sumud Filosu aktivisti Sena Polat, "İsrail'e izinsiz giriş yaptım, deport edilmeyi kabul ediyorum” yazılı belgeyi imzalamayı reddettiği için serbest BIRAKILMADI !
Polat, hukuksuzca tutulduğu hapishanede AÇLIK GREVİNE başladı. Adı doğru düzgün zikredilmiyor!
Sağdaki aynı filoda olan İkbal Gürpınar. “İsrail’e izinsiz giriş yaptım, deport edilmeyi kabul ediyorum” yazılı belgeyi İMZALADI . İki gündür “güle oynaya” mikrofon mikrofon İsrail’de “çektiklerini” anlatıyor ! Yere göğe sığdırılamıyor !
Ankara'da polisin su ile müdahalesine tepki gösteren vatandaş:
Siz de gariban çocuğusunuz. Bak siyasetçilerin hepsi s**tir oldu evine gitti. Su sıkmayın abi insanlar hasta olacak.
Tek bir mekana dahi gitmeyin, tek bir restoranı dahi beslemeyin, internetten rimel ya da protein tozu almayın, bırakın dursun ülke. 2-3 hafta ekonomi kilitlensin. Trendyol 2 hafta %1 satış yapınca kimin neyi etkilediğini çok iyi göreceksiniz. #GenelGrevGenelDireniş