Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz.
Üstünden 30 yıl geçse bile, bırakın 400 kişiyi "4 bin kişi" usulsüzlükle SAHTE DİPLOMA alsa bile tamamı "kim olursa olsun" iptal edilmelidir.
Arkasında asla durmam!
Yolsuzluk yapan hesabını versin.
Peki siz, Ekrem İmamoğlu için neden aynısını söylemeyip durmadan savunuyorsunuz?
Bir komisyon kuruluyor.
Bütün partiler komisyonu duydukları anda ne yapacaklarını söylemişler.
Ana muhalefet uzaydan yeni gelmiş sanki, hala düşünüyor ne yapsak?
Komisyona girermiş girmezmiş,girerse de çıkarmış çıkmazmış.
Herhangi bir konuda acele etmesinler, düşman bekler nasılsa.
Çok uzaklarında değilmiş gibi duruyor zaten.
Bunların maksadı siyaset yapmak olamaz.
Bu kadar hazırlıksız ve alakasız siyasi parti olamaz.
Güvendikleri bir dağ mı var?
Siz seçime kadar milleti oyalayın
Her yere taraf görünün, hiçbir yere taraf olmayın
sizi iktidar yapacağız
sonra da biz yönetiriz siz karışmayın mı dendi?
Mali yolsuzluk yapıldı şimdi siyasette mi sıra?
Tek bildikleri var Ekrem İmamoğlu CB adayı
Yansın kalan her şey.
Meclis Başkanı'na soruları varmış.
Başkan ziyarete geldi gitti CHP'ye,
yeni anladılar sanırım gelenin kim olduğunu.
Meclis Başkanı kendisini tanıştırmamıştır görüşmeye girerken, suç onda tabii.
Milletimizle birlikte yüzünü Türkiye’ye çevirmiş tüm dost, kardeş ve soydaşlarımıza sesleniyorum…
Gazze ve Suriye başta olmak üzere bölgemizdeki kardeşlerimizin yaşadığı ağır imtihanlar kimseyi endişeye sevk etmesin.
Coğrafyamızı kana, katliama, vahşete ve gözyaşına boğmak isteyenlerin pervasızlıkları kimseyi karamsarlığa sürüklemesin.
Bin yıldır yaşadığımız bu topraklarda biz nice imtihanla karşılaştık.
Ama hepsinin de üstesinden gelmeyi hamdolsun başardık.
Zümrüdüanka gibi her seferinde küllerimizden yeniden doğduk.
“Hasta adam” dediler, bu sefer “tamam” dediler, “Türkler yok olacak, esir olacak” dediler...
Her defasında Türk milletinin mücadele azmi, sabrı, cesareti karşısında kaybettiler.
Bize ömür biçenlerin çoğu tarih oldu, çoğu unutulup gitti; şimdi onları kimse hatırlamıyor ama Türk milleti olarak biz hamdolsun dimdik ayaktayız, tarih yazmaya devam ediyoruz.
Dün vardık, bugün varız, inşallah kıyamete kadar da var olacağız.
Unutulmasın ki karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu andır.
Etrafımızdaki karanlık kimseyi ürkütmesin, kimsenin umutlarını kırmasın.
Allah’ın izniyle bölgemizin üzerine barış güneşinin doğmasına kimse engel olamayacak.
İster valizde ister baklava kutusunda olsun; rüşvet aldıysanız, vatandaşa harcanması gereken kaynakları birilerine peşkeş çektiyseniz…
Milletin namusunuza emanet ettiği belediyeleri arpalığa çevirdiyseniz…
Kusura bakmayın, yargıya tıpış tıpış hesap vereceksiniz.
Şu gerçeği CHP’nin kabullenmesinde fayda olduğuna inanıyorum:
CHP yönetimi hırsıza, yolsuza, sahtekâra sırf kendi partilerinden diye hoşgörülü davranabilir fakat devletin hiçbir kurumu böyle yapmaz, yapamaz.
Çalınan her kuruşun, alınan her rüşvetin, çökülen her kamu malının hesabını hukuk önünde sormak, yargı ve emniyet birimlerinin asli vazifesidir.
Biz de anayasa ve yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde gerekenin yapılması için üzerimize ne düşüyorsa yerine getirmeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.
CHP muvazeneyi öylesine kaybetmiş durumda ki rüşvet alınırken suçüstü yapılan, baklava kutularından avroların fışkırdığı bir cürmümeşhut olayını dahi utanmadan bize mal etmeye kalkıyor.
Bunlar ellerini attıkları her şey gibi baklavayı da kirlettiler.
CHP zihniyetinin en son kurbanı, kültürümüzün önemli simgesi baklava oldu.
“TOKİ’yle yarışacak vizyon projemiz” dedikleri İzmir’deki kooperatif skandalında failler de mağdurlar da feryatlarını CHP Genel Merkezine duyuramadığı için hakkını mahkemelerde arayanlar da CHP’li...
Söz konusu kooperatif, CHP yönetiminin “bu modeli Türkiye’nin her iline yayacağız” diyerek örnek gösterdiği bir proje…
Hani derler ya güler misin, ağlar mısın! Bunlarınki tam o hesap.
Yüz yıllık Halk Partisi, olmuş haraç partisi...
Neticede yüzlerce mağdur son çare olarak gidiyor, yargıya başvuruyor.
Yargının tek yaptığı, önüne gelen bu şikâyetlerin gereğini yerine getirmekten ibaret.
Yani ortada siyasi değil, tamamen hukuki bir süreç var.
Ve bu sürecin hiçbir tarafında hamdolsun biz yokuz.
86 milyonun birliği, dirliği, huzuru ile demokrasimizin sıhhat ve selameti, bir siyasi partinin koltuk kavgasından çok daha mühimdir.
Millî birliğimizi zafiyete uğratan nefret dili bir an önce terk edilmelidir.
Sadece 28 Mayıs’ta bize oy veren yaklaşık 29 milyon kardeşimizin değil; siyasi tercihi farklı olan vatandaşlarımızın da devlete, sisteme, demokrasiye yönelik inancını korumanın gayretindeyiz.
Bilhassa son 2-3 haftadır dozu giderek artan, hatta aleni hakaret ve tehdit seviyesine varan zehirli söylemler, bu söylemlerin muhataplarından öte demokrasimize ve siyaset kurumuna zarar vermektedir.
Ortada seviyeli bir tartışma değil, demokrasinin standardını dibe çeken bir hakaret teatisi söz konusudur.
Bu iç savaşın tek müspet yanı, kirli çamaşırların ortaya dökülmesidir.
Meselenin Alevi canlarımızı rencide edecek boyuta ulaşmasını, özellikle Muharrem ayının manevi ikliminde fevkalade yanlış buluyoruz.
Türkiye’nin iç cephesinde gedik açacak hiçbir eyleme tahammülümüz yok.
Ülkemizi on binlerce canına ve 2 trilyon dolarlık ekonomik kaynağına mal olan yarım asırlık bir musibetten kurtarmaya çalışırken yeni sorun alanları oluşturulmasına kesinlikle müsaade edemeyiz.
Suriye’nin başkenti Şam’daki Mar İlyas Kilisesi’ne yönelik gerçekleştirilen menfur terör saldırısını lanetliyorum.
Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine, yakınlarına, Suriye hükûmetine ve halkına başsağlığı diliyor, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum.
Suriye’nin huzur ve güvenini, iç barışı ve birlikte yaşama kültürünü, bölgemizin istikrarını hedef alan bu alçakça terör eylemi karşısında Suriye halkının ve hükûmetinin yanındayız.
Yıllardır süren zulmün ve çatışmaların ardından ilk defa geleceğine umutla bakan komşumuz, kardeşimiz Suriye’nin, taşeron terör örgütleri eliyle yeni bir istikrarsızlık ortamına çekilmesine asla izin vermeyeceğiz.
Suriye hükûmetinin terörle mücadelesine destek vermeyi sürdüreceğiz.
Sayın Dava Arkadaşlarım
İsrail ile ilgili sık paylaşım yaptığım i��in hesabım sıkıntıya girdi, İşe yarar mı bilmiyorum ama desteğinize ihtiyacım var.
Teşekkür ederim🖐
Bugün saflarımızı daha da sıkılaştırmaya, birbirimize karşı hoşgörü sınırlarımızı daha da genişletmeye ihtiyacımız var.
Resulüekrem Efendimizin şu emrini bilhassa bugünlerde kendimize rehber edinmeliyiz:
“İki birden, üç ikiden, dört de üçten iyidir. İttifak ediniz!”
Bugün deprem bölgemizde, aralarında Can Azerbaycan’ın desteğiyle hayata geçirilen Azerbaycan Mahallemizdeki konutların da yer aldığı 49 bin 56 iş yeri ve konutu hak sahibi kardeşlerimize teslim ediyoruz. 🇹🇷🇦🇿
Böylece teslim ettiğimiz toplam konut sayısını 250 bine yükseltiyoruz.
İsrail’in son iki yılda artık açıktan gerçekleştirdiği saldırganlık, Türkiye’nin de içinde bulunduğu geniş coğrafyamızın karşılaştığı sorunları izah etmektedir.
Türkiye’de on yıllardır devam eden ayrışmaların ardında dış dinamiklerin olduğu bugün çok daha net ortaya çıkmıştır.
Türkiye’de neredeyse her on yılda bir tekrarlanan hiçbir darbe tesadüfen yapılmamıştır.
FETÖ’nün MİT krizinde, 17-25 Aralık’ta, 15 Temmuz’da yapmaya çalıştığı darbeler, bugün yaşananların ışığında daha bir anlam kazanmakta, bu hainlerin asıl gayelerinin ne olduğu daha belirgin hale gelmektedir.
Türkiye, vesayet odakları ve FETÖ ihanet çetesiyle mücadele ederek aynı zamanda siyonizmin ülkemizdeki uzantılarıyla mücadele etmiştir.
15 Temmuz sadece FETÖ’cü hainlere karşı değil, emperyalizmin içimizdeki Truva atlarına karşı da kazanılmış tarihî bir zaferdir.
Bunun önemi, değeri ve stratejik boyutu bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır.
Dün Sayın Özel çıkmış, mazot şişesi üzerinden çeşitli hesaplar yapıyor. Ancak Sayın Özel’in temel matematik bilgisinin tıpkı siyasetçiliği gibi pek iç açıcı olmadığı anlaşılıyor.
Biz de buradan Sayın Özel’e kısa bir mazot hesabı yapalım…
Sayın Özel ve CHP yönetiminin yanlışta ısrar etmekten bir an önce vazgeçip etkin pişmanlıktan faydalanması gerektiğine inanıyoruz. Bunun vakti çoktan gelmiştir.
Sadece CHP’nin değil, Türk demokrasisinin de buna ihtiyacı vardır.
İstanbul’a çöreklenmiş bir avuç haraminin güdümünden bir türlü çıkamayan ana muhalefetin durumu demokrasimize de Türk siyasetine de asla yakışmamaktadır.
Bayramlarda dahi gerilimi, kavgayı, kutuplaşmayı körüklemeyi vahim bir hata olarak görüyoruz.
Arpalığa çevirdikleri belediyelerin kaynaklarıyla semirenler, ana muhalefeti yolsuzluklarına canlı kalkan yaparak Türk siyasetini de enfekte etmektedir.
Türkiye gibi büyük bir ülkenin ana muhalefet partisinin aylardır ��kim kimin yüzüne tükürecek” tartışmasıyla meşgul olmasını biz ülkemiz adına utanç verici buluyoruz.
Biri çıkıp diğerine “çaldın” diyor, diğeri “sen daha büyük çaldın” diyor…
Yabancı istihbarat örgütlerinin oyuncağı olmuş tetikçilere kasetler el altından servis ediliyor…
Daha iki yıl öncesine kadar yere göğe sığdıramadıkları cumhurbaşkanı adaylarına en ağır hakaretler ve tehditler savruluyor…
Öyle ki Türkiye’nin ana muhalefet partisini mi yoksa entrikalarla ve ihanetlerle dolu bir pembe dizi mi seyrediyoruz, inanın biz de karıştırır olduk…