BANAZ'DA YAŞANANLAR HAKKINDA ZORUNLU AÇIKLAMA
Yıldızeli Banaz Köyü’nde 30 Ağustos Pazar günü düzenlenen Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri’nde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan görüntülerin ardından açıklama yapma ihtiyacı doğmuştur.
CHP Sivas İl Başkanı ile yöneticilerinden oluşan heyet, Pir Sultan Abdal Anma Etkinlikleri’nin sonlarına doğru Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafı ile süslenen bir araçla etkinlik alanına gelmiş ve burada yurttaşların tepkisi ile karşılaşmıştır. Organize olması mümkün olmayan, Türkiye’nin farklı şehirlerinden aileleriyle birlikte gelen ve tek amaçları Pir Sultan Abdal’ı anmak olan insanlar; güç kaybeden AKP iktidarına can suyu olduğunu düşündükleri Kemal Kılıçdaroğlu’nun fotoğrafının yer aldığı aracın alandan dışarı çıkarılması talebiyle tepki göstermişlerdir.
“Yiğidin başına bela, yiğitlik yaparken gelirmiş” derler. Toplumsal tepkinin büyüyeceğini ön görerek hem alanda yaşanabilecek üzücü olayların önüne geçmeye çalıştım hem de etkinliğe gölge düşmemesi adına büyük çaba gösterdim.
Tepkinin büyümesi sözlü tartışmalara sahne olmuş, Jandarma’nın da müdahalesiyle olay çok kısa süre içerisinde çözülmüş ve araç alandan çıkarılmıştır. Etkinlik kaldığı yerden devam etmiş ve etkinliği bir süre takip eden CHP İl Başkanı da benimle tokalaşarak alandan ayrılmıştır.
Kılıçdaroğlu görselleri ile süslenen aracın etkinlik alanında yurttaşlar tarafından tepkiyle karşılanmasının ve dünyanın her yerinde haber değeri taşıyan bu tepkinin, gazetecilik mesleği çerçevesinde tarafımca haber yapılmasının ve bu haberin Türkiye’nin gündemine oturmasının yarattığı rahatsızlık, gülünç iddialarla şahsıma saldırılmasına yol açmıştır.
AKP’nin, yurttaşların özgürlük alanlarını daralttığı ve yaşam biçimine müdahale ettiği bir dönemde, AKP ağzıyla yazılan “yüksek miktarda alkollü olduğu gözlenen” iftirasına sığınmalarını kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Bu zehirli dilin, kadın cinayetlerini “O saatte orada ne işi varmış?” şeklinde normalleştirenlerin, başlarına gelen her hadiseyi “Dış güçler” edebiyatıyla savuşturanların dili olduğu çok açıktır.
Pir Sultan Abdal, yüz yıllardır zulme karşı direnişin sembolü olmuştur.
Her devrin Pir Sultanları ve Saray’dan güç devşiren Hızır Paşaları vardır. Bu devrin Hızır Paşa’sının kim olduğu da herkesin malumudur.
Bu konu hakkındaki ilk ve son açıklamamdır.
BUTLANCI İFTİRASINA KARŞI ZORUNLU AÇIKLAMA
Düello, iki kişi arasındaki anlaşmazlığı çözmek için tanıklar önünde ve belirli kurallarla yüz yüze yapılan vuruşmadır. Pusu ise daha çok Ortadoğu toplumlarında yaygın olan bir taktiktir ve gizlenerek, korkarak, sinsice arkadan vurmaktır.
25 Milyon Aleviyiz isimli “butlancı” sayfayı yönetenler, kuş kadar akıllarıyla gizli bir bilgi bulmuş gibi beni ana muhalefetin en önemli isimleriyle suçmuş gibi ilişkilendirerek saklandıkları hesapların arkasından algı çalışması yapmaya çalışıyorlar.
Geçmişte CHP’de de TİP’te de siyaset yaptım. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu üst kurul delegesiyim. Aleviliği kendilerine propaganda malzemesi yaparak topladıkları takipçilerin önüne beni atmaya çalışan zavallıların Alevilik’le hangi noktada buluştukları ise merak konusu.
AKP faşizminin hedefinde olan Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve Özgür Çelik gibi isimleri “öcü” gibi göstermek ancak AKP’nin desteklediği ve fonladığı zavallılara yakışır.
İnsan iftira atarken bile elle tutulur bir gerekçe ortaya koyar, beni tanıyan herkes emeğiyle geçinen biri olduğumu ve kimseyle tek kuruş işim olmadığını bilir. Ancak ağzımı açarsam, bu sayfaya destek verenler dahil sokağa çıkamayacak çok insan var.
Bu yazıyı paylaşan 25 Milyon Aleviyiz isimli hesap ile onunla işbirliği yapan kim varsa delikanlı gibi karşıma çıkmazlarsa bundan sonra daha farklı bir dille konuşacağım.
NOT: Bu sayfanın beni hedef gösterme sebebi, birkaç gün önce kendileri hakkında yaptığım şu paylaşım:
“Bu hesap 25 Milyon Aleviyiz alevilerle/alevilikle hiçbir ilgisi olmayan, sadece siyasi paylaşımlar yapan İletişim Başkanlığı destekli bir aktroll hesabıdır.
Herhangi bir Alevi STK ile paydaşlığı olmayan, arkasında kim olduğu belli olmayan noname bir hesaptır. Bilginize.”
AKP'li gazeteci Ferhat Murat, kendisine "müptezel" dediği gerekçesiyle Emek ve Demokrasi Derneği Başkanı Köksal Tek'e açtığı davayı kaybetti.
Köksal Tek ifadesinde, "Müptezel saygınlığını yitirmiş, bayağılaşmış demektir. Kendisine saygı duymadığımı ve yaptığının gazetecilik olmadığını düşündüğüm için bu ifadeyi kullandım." dedi.
Mahkeme, "müptezel" sözünün kaba söz niteliğinde olduğuna, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olmadığına karar verdi.
— İktidara yakınlığıyla bilinen Ferhat Murat'ın, İBB davasının duruşmasında sadece hakim ve savcıların kullanabildiği koridorda bulunması tartışma yaratmıştı. Avukatlar, Ferhat Murat hakkında tutanak tutarken Ekrem İmamoğlu ise duruma tepki göstermişti.
Erkan Baş, “Ne sağ kaldı ne sol” söylemimizden rahatsız olmuş. Sağcıyım demekten utananların bunu söylediğini iddia etmiş.
Erkan Baş için Türkiye, Kadıköy’den ibarettir. Başkenti Boğa Heykeli olan bu ülkeye kendisini kapatmış ve dar zihniyetiyle siyaset yapmaktadır.
Erkan Baş solcu da değildir; geçmişte gerçekten sol üzerinden siyaset yapanların isimlerini kullanan bir figürdür.
Türkiye İşçi Partisi’ne oy veren bir işçi olmadığı gibi, partinin yönetiminde de işçi yok. İşçi hakları üzerinden oy devşirmeye çalışmış ancak başarılı olamamış bir partidir.
Gelelim “utanma” konusuna... Kendisini hâlâ 68 kuşağında zannediyor. Siyasal İslamcılarla milliyetçileri aynı kefeye koyuyor. Yeni nesil Türk milliyetçileri muhafazakar değil; hatta içlerinde deist veya ateist olanlar da var. Emin olun Erkan Baş bunu algı yapmak için söylemiyor, gerçekten bilmiyor. O kadar cahil.
Bir Türk milliyetçisi kendisine neden “sağcıyım” desin? Türk milliyetçiliği gibi bir yaşam tarzını neden dar siyasi kalıplara sıkıştırsın?
Kendi ülkesinden (Kadıköy) çıkıp yurt dışına (Anadolu’ya) gitmediği için, oralarda insanların solculuğa nasıl baktığını bilmiyor. Sürprizi kaçmasın bir gün giderse ne demek istediğimizi kendisi de anlayacaktır.
Basit ve kullanım süresini doldurmuş kavramlar üzerinden siyaset yapma devri bitti. Bu yüzden inadına:
Ne sağ kaldı ne sol…
Halkımızın onurlu direnişi Gezi’de kaybettiğimiz Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Hasan Ferit Gedik ve Medeni Yıldırım’ın anıları mücadelemizle yaşıyor.
Gezi Direnişi'nde kaybettiğimiz Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Hasan Ferit Gedik, Medeni Yıldırım; anıları mücadelemizle yaşıyor.
Gezi'de düşene, dövüşene bin selam…
#Gezi13yaşında
Elim bir hastalık sonucu yaşamını yitiren Yönetim Kurulu Üyemiz Orhan Korkmaz'ı, vasiyeti üzerine Gündoğdu Marşı ile sonsuzluğa uğurladık.
Yıldızlar yoldaşı olsun.
Ne hukuki ne de ahlaki olan 'mutlak butlan' kararını tanımıyoruz.
Saray'ın karanlık koridorlarında planlanmış, kurgulanmış hiçbir karara ya da müdahaleye saygı duymamız mümkün değildir.
AKP icazetiyle kendisine yol haritası çizenler (kim olursa olsun) benim için yok hükmündedir.
68 Kuşağı devrimci gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı, idam edilmelerinin 54. yılında saygı ve özlemle anıyoruz.
Mücadeleleri, mücadelemizde yaşayacak!
Emek ve Demokrasi Derneği Başkanı Köksal Tek:
"Milyonlarca insan, sadece yoksul olmanın değil, ülkenin tepesine çöreklenmiş bir kesimin “iç sömürgesi” haline gelmenin de öfkesini yaşıyor."