i want to say something about Turkey that most analysts are afraid to say.
Erdoğan made a mistake.
not a moral mistake. a strategic one.
when he put İmamoğlu in Silivri in March 2025, he thought he was removing his most dangerous opponent from the game. that is how it has always worked. jail them, discredit them, replace them. the playbook has worked for 23 years.
well, it is not working this time.
İmamoğlu did not disappear. he became a symbol. the protests that followed his arrest were the largest Turkey had seen in over a decade. the opposition did not collapse. it rebuilt itself around him. a new party, constructed while he sat in a cell, is now the second largest in parliament.
a man in Silivri prison is reshaping Turkish politics more effectively than most free politicians reshape anything.
and Erdoğan knows it.
watch how the trials are being handled. three hearings scheduled on the same day. İmamoğlu thrown out of his own courtroom. the court recording that he chose to remain silent when he said no such thing.
this is not the behavior of a system that is confident.
this is the behavior of a system that is afraid of what happens if he actually gets to speak.
2028 is two years away.
and for the first time in a very long time, the outcome is genuinely uncertain.
Şu fotodan çıkamıyorum bir türlü. Seksenine dayanmış adam; hiçbir siyasi başarısı yok, hep kaybetmiş ve kaybettirmiş. Sonra kaybetmeye devam etsin diye yeniden CHP’nin başına atanmış.
Çevresi itibarını kaybetmiş, siyaseten bitmiş döküntü tiplerle dolu.
Palyaço gibi giydirmişler. Elinde sopa, kafasında kasket, üstünde rengarenk şal gibi bir şey…
Yüzünde hep aynı yapmacık bir sırıtış hali. Belli ki utanmıyor, 50 kişiye de olsa konuşmaktan çok memnun.
“İktidar olduğumuzda” diyor, dalga mı geçiyor gerçeklikle bağı tamamen mi kopmuş bilmiyoruz.
Acınacak bir halde ama acımamak lazım.
Trajik olan bu çapta adamların eliyle partimizin çalınmış, cumhuriyetimizin tehlikeye düşürülmüş olması.
Gezi Parkı davasından tutulan Osman Kavala hakkındaki ikinci karar, yarın saat 10’da aşağıdaki linkten canlı olarak açıklanacak.
Osman Kavala, lehine verilen mahkeme kararına rağmen yaklaşık 9 yıldır hapiste.
Beri yanda demokratikleşme, sivil anayasa, barış süreci falan filan…
Belki büyük absürdlüğün yanında ufak kalıyor fakat bugünkü kararda bir absürdlük de şu:
Başkanlara aşağı yukarı birbirine yakın cezalar verildi. Ancak Zeydan Karalar tahliye edilirken Kadir Aydar daha düşük ceza almasına rağmen daha uzun süre tutuklu kaldı?
Veya Utku Caner Çaykara, Zeydan Karalar ile aynı cezayı almasına rağmen niçin 7-8 ay sonra tahliye oldu?
Sizin tahliye kriteriniz ne Sayın Heyet?
Yok.
Ve bu sizin için hiç sorun değil.
Bu insanların hayatlarına neler yaptığınız maalesef umurunuzda değil.
Oysa olması gerekirdi; bunu onlara değil kamuya borçlusunuz.
Onların 3 ayı ya da 1 yılı ya da 5 yılı sizin için aynı.
Umarım gün gelir kendiniz gibi bir heyetin karşısına çıkarsınız.
@itstaylorsmith9 He can easily strike a deal with DEM. There are smaller right-wing parties. He can get 360, alright. Whether he can plan the timing best for him, that's the question IMO.
“Gençken otostopla İstanbul’a, Ankara’ya gittim. Ülkenizi çok sevdim. Türkiye artık bir demokrasi değil. İstanbul gibi dev kentin ilerici belediye başkanları cezaevine konuyorsa, muhalefet partisine müdahale ediliyorsa demokrasiden söz edemeyiz. Türk üniversitelerinden pek çok meslektaşımız da işten çıkarıldı, hapse atıldı. Böyle bir sertlikte demokrasiden söz etmek zor.” David Le Breton’la söyleşimizden… #gelecekfikirler
Değerli Dostlar,
Varsayalım ki kasten öldürmeyle suçlanıyorsunuz ama böyle bir şey yapmadığınıza eminsiniz. Sormaz mısınız, öldürülen kim? Nerede, ne zaman, nasıl öldürülmüş? Ceset nerede?
Sorarsınız….
Ben de “zimmet”le suçlanıyorum. Soruyorum; nerede, ne zaman, nasıl yapmışım? Ne kadar para zimmete geçirmişim?
8 aydır hiçbir hakim bu sorularıma cevap vermediği için her ay segbis üzerinden yapılan tutukluluk gözden geçirmelerine katılmıyorum.
Dosyada tüm deliller toplandı her belge tekrar tekrar suçsuzluğumu kanıtlıyor. 14 aydır tutukluyum hala iddianame bekliyorum.
Çok şükür İzmir’de Adalet’in tatili haftaya bitiyor. Sayın Savcı’nın tatil dönüşü, artık iddianameyi yazmasını, sorularımı cevapsız bırakmamasını diliyorum.
24 Ağustos 2026
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63, Buca - Kırklar
Adam, "Belediye başkanlarına rüşvet verdim" diyor insanlar yıllarca cezaya çarptırılıyor. Reza Zarrab; "Zafer Çağlayan'a 45-50 milyon euro rüşvet verdim" diyor eski bakan ifadeye dahi çağrılmıyor... Denklemi çözebilen var mı?
Aziz İhsan Aktaş, “Rüşvet verdim” diyerek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandı. Mahkeme, TCK’nin 254. maddesindeki koşulların oluştuğunu kabul ederek rüşvet suçu yönünden “ceza verilmesine yer olmadığına” hükmetti.
Ardından Aktaş’ı, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan beraat ettirdi.
O hâlde şu soruların yanıtlanması gerekiyor:
Rüşvet verilerek alınan ihalelerden elde edilen milyonlarca liralık kazancın hukuki niteliği nedir?
Bu kazançlar suç geliri değilse nedir? Suç geliriyse hangi şirketlere, banka hesaplarına ve mal varlıklarına aktarılmıştır?
Para hareketleri, şirketler arası transferler ve edinilen mal varlıkları ayrıntılı biçimde araştırılmış mıdır?
Rüşvet sayesinde elde edildiği belirlenen kazançlar hakkında neden müsadere kararı verilmemiştir?
Dava: Aziz İhsan Aktaş davası…
İddianamede “örgüt lideri” olarak suçlanan Aziz İhsan Aktaş tutuksuz yargılanıyor.
Bugün salonda bulunmayan tek kişi de Aziz İhsan Aktaş!
Figüran olayında ikinci perde… BirGün muhabiri @Ebrupcelik’in haberinden sonra TV kanallarına çıkarak “CHP’ye gönüllü destek verdik” diyen ajans sahipleri, paralarını almak amacıyla böyle söylediklerini ancak aradan geçen sürede ödeme alamadıklarını belirterek gerçeği itiraf etti. Gönüllü ya da gönülsüz, figüranların bir parti etkinliğine getirilmesi zaten skandaldı. Ajans sahiplerinin itirafı ise skandala boyut atlattı. CHP İstanbul yönetimi keşke BirGün’e iftira atıp dava açacağına “Bu işin sorumlularını ortaya çıkarıp gerekli disiplin cezaları uygulayacağız” deme erdemini gösterebilseydi.
CHP’deki Figüran skandalı bitmiyor. Bakın figüran ajansının sahibi ne itiraf etmiş:
“CNN programına çıkın ve ‘Gönüllü olarak figüran getirdim’ deyin ardından ödemeler yapılacak’ denildi. Bu nedenle kamuoyuna ‘gönüllü olarak figüran getirdim’ açıklaması yaptım. Ancak aradan bir ay geçmesine rağmen ödemeler gelmedi.”
Örgüt bir varmış bir yokmuş!
Belediyelerle ilgili hazırlanan iddianamelerin özeti bu. Masal anlatır gibi yazıldı hepsi. Örgüt bazen var, bazen yok. İhtiyaç neyse...
523 gündür yalan beyanlar gerekçe gösterilerek tutsağız. Duruşmalarda bu durum apaçık ortaya çıkıyor.
Örneğin, soruşturma aşamasında sözde rüşvet olduğu iddia edilen dairelerle ilgili satış belgelerinin gerçeği yansıtmadığını söyleyen Adem Kameroğlu, İBB Davası’nın ikinci celsesinde yaptığı savunmasında bu beyanından döndü.
Kameroğlu, söz konusu sözleşmelerdeki imzaların, şirketinin genel müdürü Veysel Erçevik’e ait olduğunu kabul etti ve “4 tane ayrı sözleşme yapılmış, 4 tanesini de ayrı ayrı Veysel Bey imzalamış. Bunlara da itirazımız yok” dedi.
Yani Kameroğlu, soruşturma aşamasında tartışmalıymış gibi gösterilen satış belgelerinin aslında gerçek olduğunu ve ortada rüşvetin değil normal bir satış işleminin bulunduğunu duruşmada açık ifadelerle kabul etti.
Hakikat bir kez daha ortaya çıktı. Buna rağmen biz neden hala tutsağız? Bunun hukuki değil tamamen siyasi bir dava olduğunu daha ne kadar kanıtlayacağız?