Evlendik diye kocayla 7/24 götle don gibi her şeyi beraber yapmamız gerekmiyor ya. Aha eşim gelemedi ama ben ailemi görmeye memlekete geldim. Ağustos ayında da kayınpederim iyi olursa ailecek onlar memlekete gidecek. Ben iznimi değiştiremedim eşimde babasıyla vakit geçirmek için ağustosa ayarladı iznini. Yani evlilik karı kocanın birbirini sık boğaz etmesi olmamalı. Eşim ben arkadaşlarla tatile gideceğim dese ona bile izin veririm. Aldatmak isteyen her türlü yapar bunu.
Arpa ufalanır, aş oldum sanır. Çer çöp havalanır, kuş oldum sanır. Cahile meydanı boş bırakırsan, ayaklar kendini baş oldum sanır. Yani haddini bilmeyene haddini bildirmek, insanın şerefindendir.
Eşime "bu kadınlar gününde kadın mıyım, yoksa çüklü bayan mıyım, onu öğreneceğim" diyerek çiçek beklediğimi ima etmiştim. Çüklü bayan olmadığımı öğrendim, şükürler olsun 🫶🏻
Çocuklarına düzgün terbiye veremeyen aileleri eleştiren kadın:
“Çocuk düşmanlığı olsun diye söylemiyorum ama senin terbiye veremediğin çocuğu ben çekmek zorunda mıyım?
Misafirliğe geliyorsunuz ve o çocuk karıştırılmadık, ellenmedik, vurulmadık, kırılmadık bir şey bile bırakmıyor. Senin çocuğun benim çekmecemi neden karıştırıyor?
Tüm bunlar olurken çayından bir yudum alıp sakin sakin ‘Çocuk onlar ya.’ diyebiliyorsun. Şaka mı yapıyorsun?
Sen o çocuğa kendi evinde güzelce terbiye vermediğin için hayırın ne demek olduğunu öğretmediğin için evde yaptığı gibi misafirlikte de her yerin altını üstüne getirip ev sahibinin tadını kaçırıyor.
Ben senin çocuğuna uyum sağlamak zorunda değilim. Terbiye vermenin bağırmak ya da korkutmak olmadığını anlayın artık.
Bir çocuğu bembeyaz sayfa olarak düşünün ve onu tane tane siz yazıyorsunuz. Lütfen ‘Çocuk o, yapar.’ lafının arkasına sığınarak kendinizi işin içinden sıyırmaya çalışmayın.”