ÖĞRETMENLER DERT KÜPÜ: "GEÇİNEMİYORUZ, GELECEĞİMİZİ GÖREMİYORUZ!"
Anadolu Eğitim Sendikası’nın gerçekleştirdiği sene sonu anketi, öğretmenlerin ekonomik, mesleki ve idari konularda yaşadığı derin memnuniyetsizliği ve kaygıları gözler önüne serdi. Çarpıcı sonuçlara göre öğretmenler ne bugünlerinden ne de emekliliklerinden umutlu.
Anadolu Eğitim Sendikası (AES), eğitim çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirdiği kapsamlı "Sene Sonu Anket Sonuçları" raporunu yayımladı. 20 sorudan oluşan anketimize 6458 öğretmenimiz katıldı. Eğitim sistemindeki aksaklıklardan ekonomik darboğaza kadar pek çok konunun masaya yatırıldığı ankette, öğretmenlerin verdiği yanıtlar eğitim dünyasında acil çözüm bekleyen yapısal krizleri bir kez daha tescilledi.
Emeklilik Hayal, Tatil Lüks Oldu!
Emeklilik Kaygısı: Öğretmenlerin %93,8’i emekli olduklarında alacakları maaşın insani bir yaşam standardı sunacağına inanmıyor.
Tazminat Talebi: Bu karamsarlığı azaltmak adına, öğretmenlerin %97,7’si uzman öğretmenlik, başöğretmenlik tazminatları ile ek ders ücretlerinin mutlaka emekliliğe yansıtılması gerektiğini savunuyor.
Enflasyon ve Yıpranma Payı: Eğitimciler, motivasyonlarının artması için yıpranma payı verilmesini ve %96,4 gibi ezici bir oranla enflasyon farklarının 6 ayda bir yerine her ay maaşlara yansıtılmasını talep ediyor.
Yaz Tatili Planları Askıda: Ekonomik sıkıntılar öğretmenlerin sosyal hayatını da vurdu. Öğretmenlerin %78,6’sı önümüzdeki yaz tatilinde seyahat veya konaklamalı bir tatil yapabilecek ekonomik güce sahip olmadığını beyan etti.
Geleceğini Görememe: Mevcut sistemde öğretmenlerin %90,8’i tayin olmak istedikleri yere ne zaman gidebileceklerini öngöremiyor.
Yönetmelik Yetersiz: Katılımcıların %93’ü atama ve yer değiştirme yönetmeliğinin günümüz koşullarına cevap veremediğini belirtirken, %89,8’i atama süreçlerinde teşvik ve becayiş (karşılıklı yer değiştirme) uygulamasının getirilmesini istiyor.
Anadolu Eğitim Sendikası'nın anketi; ekonomik olarak tükenmiş, güvenlik endişesi taşıyan, atama sistemine güvenmeyen ve tepeden inme müfredat değişiklikleriyle sınıfta yalnız bırakılan bir öğretmen profilini ortaya koyuyor.
Eğitim Kurumlarında Psikolojik Taciz: Mobbing ve Kişilik Haklarına Saldırı
Eğitim kurumları, doğası gereği liyakatin, saygının ve hukukun en üst düzeyde korunması gereken alanlardır. Ancak son dönemlerde, yönetim gücünün kötüye kullanılması yoluyla öğretmenlerin maruz kaldığı psikolojik taciz (mobbing) vakalarında ciddi bir artış görülmektedir. Mobbing; bir çalışanı iş yaşamından dışlamak, pasifize etmek, yıpratmak ve kendi isteğiyle ayrılmasını sağlamak amacıyla sistematik olarak uygulanan her türlü kötü muamele, tehdit, aşağılama ve dışlama davranışıdır.
Aşağıda somutlaşan iki güncel örnek, bir eğitim kurumunda mobbingin ve kişilik hakları ihlalinin ne denli tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini açıkça gözler önüne sermektedir:
1. Özel Hayatın Gizliliğini İhlal ve Damgalama
Bir kadın öğretmenin tamamen anayasal ve medeni hakları çerçevesinde gerçekleşen boşanma sürecinin, bir soruşturma dosyasına dahil edilmesi ve bunun üzerinden "sorunlu" vurgusu yapılması açık bir hukuk katliamıdır.
Hukuki Boyut: Anayasa'nın 20. maddesi "Özel Hayatın Gizliliğini" güvence altına alır. Bir memurun evlilik birliğini sonlandırmış olması, mesleki yeterliliği veya ahlaki tutumu hakkında bir karalama aracı olarak kullanılamaz.
Mobbing Niteliği: Kişinin özel hayatını iş hayatına malzeme ederek onu "kusurlu/sorunlu" göstermeye çalışmak, kişinin itibarını sarsmayı hedefleyen net bir psikolojik şiddettir.
2. Sendikal Hakların Engellenmesi ve Hedef Gösterme
Öğretmenlerin yasal hakları dahilinde sendika değiştirmesi üzerine, yönetim veya belirli odaklarca "Sıkıntılı bir tip olmasa sendika değiştirmezdi" şeklinde ifadeler kullanılması, hem sendikal özgürlüğe bir saldırı hem de açık bir hedef göstermedir.
Hukuki Boyut: Sendika seçme, değiştirme veya bir sendikadan istifa etme hakkı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ile koruma altındadır. Kimse sendikal tercihlerinden dolayı kınanamaz, suçlanamaz veya ayrımcılığa tabi tutulamaz.
Mobbing Niteliği: Çalışanı asılsız yakıştırmalarla "uyumsuz" veya "sıkıntılı" olarak yaftalamak, iş barışını bozmak ve kişiyi iş yerinde yalnızlaştırmak amacıyla yapılan sistematik bir yıldırma politikasıdır.
Sonuç Olarak; Bir öğretmenin özel hayatındaki medeni durumu ya da yasal sendikal tercihleri, onun mesleki başarısının veya karakterinin sorgulanma gerekçesi olamaz. Bu ve benzeri söylemler, idari bir tasarruf veya eleştiri değil; Türk Ceza Kanunu kapsamında "Görevi Kötüye Kullanma", "Özel Hayatın Gizliliğini İhlal" ve Yargıtay içtihatlarınca tescilli "Mobbing" suçunun ta kendisidir. Eğitimde barışı ve adaleti savunmak, bu tür mobbing mekanizmalarına karşı sessiz kalmamayı gerektirir.
@alper_ogretici@anadoluaes@aesizmir@sanliurfaaes@ateshayati@CosgunMehmetali@doanylm94466224@habervebilgicin@ibrahimozsahin2@kadem93@musacinartas66@timuryilmaz76@tcmeb
Küçük Bir İkram, Büyük Bir Gönül Kırgınlığı: Sınav salonlarında gözden kaçan detay
Bir sınav salonunu düşünün... Saatlerce süren bir sessizlik, yüksek bir stres ortamı ve o ortamı yöneten, saniyeleri takip eden, salonun düzeninden ve güvenliğinden sorumlu gözetmen öğretmenler. Girişte öğrencilere dağıtılan o küçük su, şeker ya da bisküvi paketleri...
Şimdi birileri çıkıp her zamanki sığ bakış açısıyla sorabilir: "Bir öğretmenin bir şeker alacak parası mı yok?" Mesele ne para meselesidir, ne de bir paket yiyeceğe muhtaç olmak. Mesele, tamamen insani bir duygu olan nefis ve paylaşılan o mekandaki gönül bağıdır.
İnsan canlısıdır; canı çekebilir, o an şekeri düşebilir, saatlerce ayakta durmanın verdiği yorgunlukla gözü o küçük ikrama kayabilir. Öğrencisine anne, baba, abla, ağabey şefkatiyle yaklaşan, onun heyecanını yatıştırmaya çalışan öğretmenin, aynı salonda tamamen "yok" sayılması, sistemin insani yönünün eksik kaldığının bir göstergesidir.
Bir sınıfta, bir salonda eğer bir ikram dağıtılıyorsa, orada bulunan ve o süreci omuzlayan öğretmenleri bunun dışında tutmak, farkında olmadan bir dışlanmışlık hissi yaratır. Oysa oradaki rehberlere de aynı ikramın uzatılması;
Bir bütçeyi sarsmaz,
Devlete ya da kurumlara yük olmaz,
Ama öğretmene "Sen de buradasın, emeğin farkında ve değerlisin" mesajını verir.
Gönül ister ki, sadece öğrencilerin değil, o sınavın gizli kahramanları olan salon görevlilerinin de canı, nefsi ve emeği unutulmasın. Çünkü nezaket ve empati, her şeyden önce aynı havayı soluyan insanların birbirini fark etmesiyle başlar.
İbrahim Halil Azger Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilcisi
Anadolu Eğitim Sendikası Teşkilatlanma Başkan Yardımcısı
#Farkedilmek
#öğretmen
@alper_ogretici@anadoluaes@ateshayati@aesizmir@CosgunMehmetali@habervebilgicin@ibrahimpangiz@MuratOZBEKMurat@musacinartas66@AESKutahya@InegolAES@aesizmir@kadem93@sanliurfaaes@tcmeb
BAŞIMIZ SAĞ OLSUN...
IRMAK ÖĞRETMENİMİZİ KAYBETTİK, SESSİZ KALMAYACAĞIZ!
Genç bir meslektaşımızı, Irmak öğretmenimizi kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ancak bu vefat ardında idari baskı, liyakatsizlik, mobbing ve bürokratik engellerle dolu çok ciddi iddialar barındıran bir trajedidir!
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Ağrı Valiliği bu süreci acilen, tüm yönleriyle ve kararlılıkla takip etmelidir. Genç bir öğretmenin hayatına mal olabilecek bu bürokratik vurdumduymazlık ve idari baskılar açığa çıkarılmalı, iddialar doğruysa da sorumlular hesap vermelidir.
Bir meslektaşımızı daha sessizce toprağa vermeyeceğiz. Sürecin takipçisiyiz!
Irmak öğretmenimize Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm eğitim camiamıza sabır diliyoruz.
@Yusuf__Tekin@tcmeb@tcagrivaliligi@OnderBozkurt_
AÇLIK SINIRI 35.174 TL, YOKSULLUK SINIRI 114.576 TL OLMUŞKEN REFAH PAYI ŞARTTIR!
TÜRK-İŞ Araştırmasının 2026 Mayıs ayı sonucuna göre;
Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 35.174 TL’ye,
Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) 114.576 TL’ye,
Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 45.488 TL’ye yükseldi.
Asgari ücretin 28.075 TL, ortalama emekli sandığı aylığının 26.054 TL, BAĞKUR-SSK emekli aylığının 20.000 TL ve ortalama memur maaşının 63.000 TL olduğu günümüzde sabit gelirliler ne yapsın?
Ortalama memur maaşı YOKSULLUK SINIRI’nın yarısından daha az bir seviyeye gerilemiştir. Sabit gelirlilerin artışları her daim enflasyon altında kaldığı ve enflasyon altında artışlara imza atıldığı için bu duruma gelinmiştir.
Memur ve emeklilerin ücretlerine EK ARTIŞ olarak REFAH PAYI verilmelidir.
#açlıksınırı #YoksullukSınırı #memur #emekli
Buzdağının görünmez yüzü aslında gerçek rakamları ortaya koyuyor.
Sabit gelirlilerin alım gücü her geçen gün daha da azalıyor. Yıllardır oluşan kayıplar ortada alım gücü bırakmadı.
Tüm bu nedenlerle EK ARTIŞ ŞARTTIR!
Demokrasi; yalnızca seçimlerden ibaret değil, aynı zamanda hukuk güvenliği, kurumsal işleyiş, toplumsal huzur ve milli iradeye duyulan saygıdır.
Siyasi partiler, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Yaşanan her gelişmede sağduyunun, hukukun ve demokratik meşruiyetin korunması hepimizin ortak sorumluluğudur.
Toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren değil; hukuku, diyaloğu ve demokratik olgunluğu güçlendiren bir anlayışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.
Bizler sendikal mücadelemizi siyaset üstü bir anlayışla sürdürmeye, emeğin, adaletin ve demokratik değerlerin yanında durmaya devam edeceğiz.
Anadolu Eğitim Sendikası olarak, Millî Eğitim Bakanlığına resmî başvuruda bulunarak 2026 yılı Haziran-Temmuz emeklilik dönemine ilişkin öğretmen ve eğitim kurumu yöneticilerinin emeklilik ön başvuru sayılarını talep ettik.
Bilindiği üzere Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan 16 Nisan 2026 tarihli yazı ile 20 Nisan – 22 Mayıs 2026 tarihleri arasında MEBBİS sistemi üzerinden “Emeklilik Ön Başvurusu” alınacağı duyurulmuştu.
Biz de Anadolu Eğitim Sendikası olarak; eğitim çalışanlarının hakları, öğretmen ihtiyacı, norm planlamaları, atama süreçleri ve eğitim kurumlarındaki personel durumunun sağlıklı şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla Bakanlığa başvuruda bulunduk.
Yaptığımız başvuruda;
• Türkiye genelindeki toplam emeklilik ön başvuru sayılarını,
• Branş bazındaki başvuru dağılımlarını,
• İl bazındaki emeklilik başvuru sayılarını,
• Eğitim kurumu yöneticilerinden emeklilik başvurusu yapanların sayılarını,
• Yönetici ve öğretmen ayrımı yapılarak oluşturulan verileri
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında talep ettik.
Eğitim sisteminin geleceğini doğrudan ilgilendiren bu verilerin şeffaf şekilde paylaşılmasının; öğretmen atamaları, norm kadro planlamaları ve eğitim politikalarının sağlıklı yürütülmesi açısından önemli olduğuna inanıyoruz.
Anadolu Eğitim Sendikası olarak eğitim çalışanlarının sesi olmaya, eğitim sistemine ilişkin süreçleri yakından takip etmeye ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz.
Anadolu Eğitim Sendikası Hukuk Sekreterliği
Anadolu Eğitim Sendikası olarak, geçtiğimiz yıla göre üye sayımızı %30’un üzerinde artırmanın gururunu yaşıyoruz.
Bu büyüme; siyaseten bağımsız sendikacılığa, ilkeli duruşa ve sahadaki samimi mücadelemize duyulan güvenin en açık göstergesidir.
Hiçbir siyasi yapının gölgesine sığınmadan, hiçbir pazarlığın parçası olmadan; yalnızca eğitim çalışanlarının hak mücadelesini merkeze alan anlayışımız, eğitim çalışanları nezdinde her geçen gün daha fazla karşılık bulmaktadır.
Bu süreçte;
okul okul, il il büyük bir özveriyle çalışan teşkilatlarımıza, temsilcilerimize, üyelerimize ve sendikamıza güven duyan tüm eğitim çalışanlarına teşekkür ediyorum.
21 yıl önce “kurulamaz” dediler…
“Siyaseten bağımsız sendikacılık yapılamaz” dediler…
Bugün ise her eğitim çalışanının dilinde olması gereken sendika; siyaseten bağımsız, yalnızca eğitimi ve eğitim çalışanlarını önceleyen sendikacılık anlayışıdır.
Bu anlayışı kuruluş ilkelerinden taviz vermeden sürdüren, sendikal ahlakını ve duruşunu 21 yıldır koruyan sendika da Anadolu Eğitim Sendikasıdır.
Anadolu Eğitim Sendikası;
emeğin, liyakatin ve adaletin sesi olmaya kararlılıkla devam edecektir.
Birlikte büyüyor, birlikte güçleniyoruz.
Öğretmenlerimizin isteğe bağlı il dışı yer değişimi sonuçları açıklandı.
Yine bir çok öğretmenimiz yer değiştiremedi.
Yer değiştirebilen öğretmenlerimize hayırlı olsun. TEŞVİĞİ de içeren
Adil ve Öngörülebilir yer değiştirme sistemi şarttır!
Öğretmenlerimiz kaç puanla nereleri tercih ettiniz? Açıklar kaç puanla kapattı yorumlara yazar mısınız?
Bazı satırlar sadece okunmaz, insanın içinde yankı olur…
“Siyasi aidiyet üzerinden şekillenen sendikacılık, çalışanların ortak sorunlarını çözemezdi.”
Çünkü sendika; bir siyasi kimliğin uzantısı değil, emeğin ortak sesi olmalıdır.
Öğretmenin yalnızlığını, emeğin görmezden gelinişini ve zorlu coğrafyalarda verilen mücadeleyi anlatan bu satırlar; aslında hepimize önemli bir soru soruyor:
“Bir tarafın mı yanında olacağız, yoksa emeğin ve öğretmenin mi?”
Gerçek sendikal mücadele; ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, doğrudan emekçinin yanında durabilmektir.
#Eğitim #Öğretmen #Sendika #Emek #EğitimÇalışanları #ÖğretmeninSesi #AnadoluEğitimSen
MEB ORTAÖĞRETİM GENEL MÜDÜRÜNÜ ZİYARET ETTİK
Anadolu Eğitim Sendikası olarak MEB Ortaöğretim Genel Müdürü sn Cengiz Mete’yi ziyaret ederek görevinde başarılar diledik.
Gerçekleştirdiğimiz görüşmede; ortaöğretimde yaşanan güncel sorunlar, sahadan gelen talepler ve çözüm önerilerimizi kendilerine ilettik.
Başta proje okulları olmak üzere yönetim süreçlerinde liyakat ve ehliyet esaslı adil bir uygulamanın tesis edilmesi gerektiğini vurguladık.
Sahadan gelen sayın Genel Müdürümüze nazik ev sahipliği, ilgi ve alakaları için teşekkür ediyor; çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.
@tcmeb@cengizmete
Türkinform Haber Sitesi’nden @Sumeyye__Aksu ile @anadoluaes Stratejik Araştırma Merkezimizin hazırladığı “ŞİDDET” raporu üzerine konuştuk.
https://t.co/ZNEXEKLU6F
OKULLAR GÜVENLİ OLMALIDIR!
Anadolu Eğitim Sendikası Stratejik Araştırma Merkezi tarafından Okullarda Şiddetin Önlenmesi Öneri ve Araştırma Raporu hazırlanmıştır.
Okullarımızdaki şiddet eylemlerinin önüne geçmek sadece öğretmenlerimizin veya bir grubun üstesinden gelebileceği bir sorun değildir. Toplumun bütün kesimlerinin desteğine ve yardımına ihtiyaç vardır. Anadolu Eğitim Sendikası olarak sorumluluk bilinci ile hareket ederek sorunun çözümüne katkı sunmayı amaçladığımız raporda bilimsel çalışmalar referans alınarak ve ülkemizin dört bir köşesinde okul okul gezen il ve ilçe temsilcilerimizin öğretmenlerimizden aldıkları görüşlerden, önerilerden ve sendikamızın 21 yıllık tecrübesinden yararlanılmıştır.
Bütün veriler sentezlenerek ortaya çıkan raporumuzda;
~Şiddetin Tanımı
~Okullarda Şiddet
~Okullarda Şiddet İle İlgili Yapılan Çalışmalar ve Sayısal Veriler
~Okullarda Yaşanan Şiddetin Nedenleri
~Okullarda Yaşanan Şiddetin Önlenebilmesi İçin Çözüm Önerileri
detaylandırılmıştır.
Anadolu Eğitim Sendikasının Okullarda Şiddeti Önleme Çözüm Önerileri;
~Okulların Fiziki Yapısına Yönelik Öneriler
~Eğitim-Öğretim Alanına Ait Çözüm Önerileri
~Hukuksal Alanda Çözüm Önerileri
~Ailelere Yönelik Çözüm Önerileri
~Toplumsal ve Kültürel Öneriler
olmak üzere beş başlıkta sunulmuştur.
Okullarda şiddetin artmasının toplumsal nedenlerinin olduğu göz ardı edilemez. Okulların açık hedef hâline gelmesi ise bu zamana kadar alınması gereken önlemlerin alınmamasındandır.
Her olaydan sonra toplumun tepkisini azaltıcı açıklamalar ve göstermelik yapılan uygulamalar meselenin boyutlarının okullarda toplu ölümlere kadar varmasına sebep olmuştur. Öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz okuluna giderken can güvenliği korkusu ile gider olmuştur.
Anadolu Eğitim Sendikası olarak sorunu görmenin ötesinde çözüm önerilerimizi de kapsayacak şekilde hazırladığımız bu rapor, yaşanılan korkunun son bulmasına, okullarda şiddetin önlenmesine katkı sunacaktır. Umudumuz ve dileğimiz okullarımızın güvenli okul özelliği kazanmasıdır.
Raporumuza internet sitemizden ulaşabilirsiniz.
https://t.co/JWDor7MJEi
#GüvenliOkul #Eğitim #Bağımsız
#AnadoluEğitimSendikası #BASK
KARİYER BASAMAKLARI BAŞVURULARINDA MAĞDURİYET OLUŞMAMASI İÇİN BAKANLIĞA BAŞVURUDA BULUNDUK
Anadolu Eğitim Sendikası olarak, 2026 yılı Öğretmenlik Mesleği Kariyer Basamakları başvuru süreçlerine ilişkin yaşanabilecek mağduriyetlere dikkat çekmek amacıyla Millî Eğitim Bakanlığına resmi başvuruda bulunduk.
Yaptığımız başvuruda; 2024, 2025, 2026 ve 2026/2 kariyer basamakları kılavuzları incelendiğinde uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik başvurularında hizmet süresi hesaplamalarının farklı tarihler esas alınarak yapıldığına dikkat çektik.
Özellikle geçmiş yıllarda öğretmen atamalarının ağırlıklı olarak eylül ve ocak aylarında yapılmış olması nedeniyle çok sayıda öğretmenin 10 yıllık öğretmenlik, 10 yıllık uzman öğretmenlik ve 20 yıllık hizmet sürelerini yine bu aylarda tamamladığını ifade ettik.
Bakanlığa sunduğumuz yazıda; 2026 yılı içerisinde birden fazla kariyer basamakları başvuru sürecinin işletilmiş olmasının, yıl içinde yeni hak kazanan öğretmenlerin sisteme dâhil edilmesine yönelik uygulamanın sürdüğünü gösterdiğini belirttik.
Ancak 2026/2 Kılavuzu’nda hizmet süresi hesabında 31 Ağustos 2026 tarihinin esas alınmasının; hizmet süresini Eylül 2026 ve sonrasında tamamlayacak çok sayıda öğretmenin uzman öğretmenlik veya başöğretmenlik başvurusu yapamamasına neden olabileceğini vurguladık.
Bu durumun;
• Aynı yıl içerisinde benzer durumda bulunan öğretmenler arasında eşitsizlik oluşturabileceğini,
• Kariyer hakkının gecikmesine neden olabileceğini,
• Mali ve özlük hak kayıpları doğurabileceğini,
• Çalışma barışını olumsuz etkileyebileceğini
ifade ettik.
Anadolu Eğitim Sendikası olarak Bakanlıktan;
• 2026/2 Kılavuzu’nda esas alınan 31 Ağustos 2026 tarihinin 30 Eylül 2026 olarak yeniden değerlendirilmesini veya
• 2026 yılı içerisinde yeni bir kariyer basamakları başvuru süreci planlanıyor ise bu konuda kamuoyuna açıklama yapılmasını talep ettik.
Öğretmenlerimizin birkaç hafta veya birkaç ay farkla kariyer başvurularından mahrum bırakılmasının hakkaniyet ilkesine uygun olmadığını bir kez daha ifade ediyor; oluşabilecek mağduriyetlerin önlenmesi adına gerekli düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz.
Anadolu Eğitim Sendikası Hukuk Sekreterliği
MEMUR VE EMEKLİLERİNİN İLK DÖRT AYLIK KAYIPLARI NE KADAR?
2026 yılı ilk altı ay için verilen zam: %11+1000 TL idi.
TÜİK verilerine göre ilk dört ayda enflasyon: %14.64 oldu. Yani ilk altı ay için verilen zammın tamamı zaten eridi.
Bundan sonra oluşacak her aylık enflasyon HER ZAMAN olduğu gibi yine memur ve emeklinin cebinden çıkmaya devam edecektir.
BASK/AR-GE Birimi tarafından yapılan araştırmaya göre; TÜİK’in açıkladığı Nisan ayı enflasyon oranına göre (aile yardımı hariç) bazı unvanlardaki memurların aylıklarındaki dört ayı içeren erimenin özeti şudur:
📌9/1 derece ve kadrodaki bir memurun kaybı 8.027,75 TL,
📌9/1 derece ve kadrodaki bir öğretmenin kaybı 8.778,27 TL,
📌 8/1 derece ve kadrodaki bir pratisyen doktorun kaybı 11.721,65 TL,
📌 9/1 derece ve kadrodaki bir hemşirenin veya sağlık çalışanının kaybı 9.283,55TL,
📌 8/1 derece ve kadrodaki bir mühendisin (büro) kaybı 11.724,96 TL’dir.
#enflasyon #memur
🔺Anadolu Eğitim Sendikası: Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan alan değişikliğine bağlı yer değiştirme kılavuzunda yer alan ve alan değişikliği yapan öğretmenlerin 2026 yılı yaz tatili mazerete bağlı yer değiştirme döneminde başvuru yapamayacağını öngören düzenlemeye ilişkin resmi başvurumuzu Bakanlığa iletmiş bulunmaktayız.