'Üretin!..
Saksıda fesleğen mi olur,
bir makale mi olur,
ne olursa olsun üretin!..
En yakınınızdakinin kafasına basarak yükselmek yerine,
yapılacak en iyi iş budur.'
#KuşlaraSelâmVer#SelâmSanaOlsunSevgili
Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde görevli bir polis memuru, Mimarsinan Mahallesi'ndeki boş bir arazide beylik tabancasıyla yaşamına son verdi.
#Polisİntiharı#İntihar#VefatEtti
https://t.co/FfO8i0FGLx
İçişleri Bakanlığı koordinesinde, 65 ilde mali suç örgütlerine yönelik eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi. KOM Başkanlığı takibindeki operasyonlarda nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve tefecilik gibi suçlardan 365 şüpheli yakalandı.
#MaliSuç#Gündem
https://t.co/chaZhYg3uc
Diyarbakır merkezli 5 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonu kapsamında 47 şüpheli gözaltına alındı. Operasyonda şüphelilerin banka hesaplarında toplam 1 milyar 165 milyon 753 bin lira işlem hacmi tespit edildi.
#YasaDışıBahis#Gündem
https://t.co/oGKKnETmTb
Fransa'nın güneyindeki Côte d'Azur bölgesinde, Türkiye bağlantılı uluslararası bir suç örgütüne yönelik düzenlenen dev operasyonda 10 şüpheli gözaltına alındı, 9'u tutuklandı.
#UluslararasıBasın#Fransa#SuçÖrgütü
https://t.co/iGVAoRkvSL
Yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilen binlerce kişiyi ilgilendiren öğrenci affı düzenlemesi, 12. Yargı Paketi ile birlikte TBMM'de milletvekillerinin imzasına sunuldu.
#ÖğrenciAffı#12YargıPaketi
https://t.co/fhhZx6sDUa
Aksaray’da 16 yaşındaki bir çocuğa yönelik nitelikli cinsel istismar suçlamasıyla yürütülen soruşturma tamamlandı. Cumhuriyet Savcılığı, hazırladığı iddianamede şüpheli hakkında 4 farklı suçtan toplam 36 yıla kadar hapis cezası talep etti.
#Cinselİstismar
https://t.co/J11WbiTNGz
Suudi Arabistan yönetiminin, İsrail vatandaşlarının ülke topraklarında arazi ve gayrimenkul satın almasını yasakladığı ve ülkeye girişlerine kısmi kısıtlamalar getirdiği ileri sürüldü
#SuudiArabistan#İsrail#OrtaDoğu
https://t.co/nWdfJ0jqYt
PROJE OKULLARINDA "KEYFE KEDER" ATAMA DÖNEMİ SON BULMALIDIR!
Bugünden itibaren proje okullarına öğretmen atama ve yönetici görevlendirme sonuçları açıklanmaya başlanacak.
Ülkemizin en yüksek puanlı öğrencilerinin eğitim aldığı bu okullar, 2014 yılında büyük beklentilerle hayata geçirilmişti. Ancak sormak gerekiyor:
Mevcut uygulamalarla proje okulları beklentileri karşılamış mıdır?
Deneyimli öğretmen ve yöneticilerin başka okullara gönderilip, yerlerine kriteri belirsiz görevlendirmeler yapılması bu okullardaki başarıyı artırmış mıdır?
Bu okullardaki yöneticilerin çok büyük bir kısmının tek bir sendika üyesi olduğu, öğretmenlerin de bu sendikaya üye olmaya zorlandığı artık herkesin bildiği bir gerçektir. Proje okulunda kalmak veya bu okula gelmek için yerelde bir çok yerde tek kriter olarak bu uygulanmaya çalışılmaktadır.
Eğitim gibi ciddi bir olgunun, bu denli ciddiyetten uzak ve hiçbir kritere bağlı olmayan "keyfe keder" uygulamalarla yürütülmesi kabul edilemez.
Unutmayalım, bu çocuklar hepimizin çocukları. Belirli bir sendika buradan üye devşirecek, bunu elinde koz olarak kullanacak diye ne öğrencilerimizi ne de meslektaşlarımızı harcatamayız.
Millî Eğitim Bakanlığı proje okullarını artık tekrar gözden geçirmeli; ehliyet ve liyakatten yoksun, şeffaflıktan uzak bu görevlendirmelere derhal son vermelidir. Daha önce de sendika olarak defaatle belirttiğimiz üzere; özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına öğretmen atama ve yönetici görevlendirmeleri mutlak surette net kriterlere bağlanmalı, şeffaf olmalı ve LİYAKAT baz alınarak yapılmalıdır.
İzmir'in Torbalı ilçesinde çocukları darbederek değerli eşyalarını gasp ettiği öne sürülen şüpheliler, emniyet güçlerinin düzenlediği operasyonla yakalanarak adliyeye sevk edildi.
#Torbalı#Asayiş#Gasp#Çete
https://t.co/IPGOC0Umtc
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, sahipsiz köpeklerin yüzde 82'sinin toplandığını belirterek yılbaşına kadar sürecin tamamlanacağını açıkladı.
#SokakKöpekleri#SahipsizKöpekler
https://t.co/3rhX6v936d
Türkiye genelinde yürütülen sahte diploma ve usulsüz denklik belgesi soruşturmasının Karadeniz ayağında Danıştay kararıyla iptal edilen 419 usulsüz denklik belgesinden 20 tanesinin Ordu'da düzenlendiği iddia edildi.
#SahteDiploma#UsûlsüzDenklik
https://t.co/CnVgwJs14b
Banka hesaplarını başkalarına kullandırdıkları gerekçesiyle nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla karşı karşıya kalan IBAN mağdurları için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde önemli bir yasal çalışma başlatıldı.
#IBANMağdurları#12YargıPaketi
https://t.co/bCESwhiWdV
1. Mevsimlik Tarım İşçiliği Gerçeği ve Eğitimde Fırsat Eşitsizliği
Ülkemizin en acı sosyo-ekonomik gerçeklerinden biri olan mevsimlik tarım işçiliği, nisan ve mayıs ayları itibariyle ailelerin göç etmeye başlamasını zorunlu kılmaktadır. Binlerce öğrenci, okulun son bir buçuk iki ayını göremeden aileleriyle birlikte tarlalara gitmek zorunda kalmaktadır.
Okulların 26 Haziran’a kadar açık tutulması, bu çocukların akranlarıyla arasındaki makasın daha da açılmasına neden olur.
Haziran sonuna kadar devam eden bir takvim, bu dezavantajlı öğrencileri sistemin dışına daha erken itmekte ve eğitimde fırsat eşitliğini tamamen zedelemektedir.
2. Güney Bölgeleri ve Yüksek Hava Sıcaklıkları
Türkiye'nin güney ve güneydoğu bölgelerinde haziran ayı itibariyle hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerine çıkarak 40 derecenin üzerini görmektedir.
Okulların büyük bir kısmında, özellikle devlet okullarında sınıfları bu derece yüksek sıcaklıklarda serinletecek merkezi klima sistemleri bulunmamaktadır.
Aşırı sıcak ve nemli hava, hem öğrenciler hem de öğretmenler için sınıf ortamını katlanılmaz bir hale getirmekte, fiziksel bunalmaya ve odaklanma sorunlarına yol açmaktadır. Isı endeksinin bu kadar yüksek olduğu bir iklimde ders işlemek pedagojik açıdan hiçbir verim sağlamaz.
3. Haziran Ayı İtibariyle Öğrenci Devamının Düşmesi
Okulların haziran ayına sarkması, resmi olarak ders yılı bitmemiş olsa da fiilen eğitimin sonlanmasına neden olmaktadır.
Sınavların bitmesi, notların e-Okul sistemine girilmesi ve sıcakların bastırmasıyla birlikte haziran ayı başından itibaren okullarda öğrenci devam oranı trajik bir şekilde düşmektedir.
Sıraların boş kaldığı, öğrencilerin zihnen tatil moduna girdiği ve öğretmenlerin sadece yoklama nöbeti tuttuğu bir "boş zaman" dilimi yaratılmaktadır. Eğitimin niteliğini süresini uzatarak değil, içeriğini ve şartlarını optimize ederek artırabiliriz. Sıraların boş kaldığı bir ay, sadece sisteme yük getirmektedir.
Gelecek Yıl Tehlikesi: 25 Haziran Sıkıntısı
Aynı hatanın önümüzdeki eğitim-öğretim döneminde de sürdürülmesi ve okulların 25 Haziran civarında kapatılmasının planlanması, kronikleşen bu sorunların aynen tekrar edeceği anlamına gelmektedir.
Çözüm Değil, Israr: Bölgesel iklim şartları ve tarım takvimi değişmeyeceğine göre, önümüzdeki yıl da güneydeki çocuklar sıcaktan bunalacak, tarım işçisi ailelerin çocukları yine okulu erken bırakmak zorunda kalacaktır.
Gereksiz Enerji ve Zaman Kaybı: Okulların fiziki şartları (yalıtım, soğutma) düzeltilmeden ve toplumsal dinamikler göz önüne alınmadan takvimde ısrar etmek, gelecek yıl da haziran ayının "kayıp bir ay" olmasına yol açacaktır.
Sonuç ve Çağrı
Türkiye homojen bir iklime ve homojen bir sosyo-ekonomik yapıya sahip değildir. Ankara'daki iklim ve yaşam şartlarıyla, bölgemizdeki şartlar bir tutulamaz. Anadolu Eğitim Sendikası (AES) Şanlıurfa İl Temsilcisi olarak açıkça ifade etmek isterim ki; ülkemizin en sıcak coğrafyalarından biri olan ve aynı zamanda en çok mevsimlik tarım işçisi veren illerinin başında gelen Şanlıurfa’da, bu eğitim takvimi tam anlamıyla bir mağduriyet senaryosuna dönüşmüştür.
Masa başında, sahanın sesine kulak tıkanarak yapılan bu planlamalar; Şanlıurfa'da sıcaktan nefes alınamayan sınıflarda ders işlemeye çalışan evlatlarımızı ve nisan-mayıs aylarında rızkı için yollara düşüp eğitimden kopan tarım işçisi çocuklarımızı görmezden gelmektir. Eğitim takvimi belirlenirken bölgesel iklim koşulları ve toplumsal dinamikler mutlaka gözetilmelidir. Bakanlığı, hem bu yıl yaşanan aksaklıkları görmeye hem de önümüzdeki yıl 25 Haziran ısrarından vazgeçerek takvimi pedagojik ve coğrafi gerçeklere uygun şekilde yeniden düzenlemeye davet ediyoruz.
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilciliği
@anadoluaes@alper_ogretici@aesizmir@sanliurfaaes@musacinartas66@MuratOZBEKMurat@CosgunMehmetali@doanylm94466224@timuryilmaz76@ibrahimpangiz@ogretmenlersyfs@habervebilgicin@ateshayati@EgitimciBey@ibrahimozsahin2
#eğitimdefırsateşitliği
Cinnet Toplumu mu, Şefkat Toplumu mu?
Son 24 saatte aldığımız haberler, bir ülkenin adli sicil kaydı değil, adeta toplumsal ruh sağlığımızın acı reçetesidir. Eğiten, koruyan, adaleti sağlaması beklenen ellerin; namluya, bıçağa, şiddete sarıldığı bir iklimde nefes almaya çalışıyoruz. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Bu dehşet tablolarına yavaş yavaş alışmak, gazete sayfalarını çevirirken ya da sosyal medyada gezinirken "yine mi?" deyip geçmek. Toplumu çürüten asıl tehlike, şiddetin kendisi kadar, ona karşı geliştirdiğimiz bu kanıksama duygusudur.
Unvanların Arkasındaki Büyük Boşluk
Bir öğretmen... Görevi sevgiyi, bilgiyi ve medeniyeti aşılamak olan bir insan, en yakınlarını katlediyor. Bir kolluk görevlisi, korumaya yemin ettiği canları hayattan koparıyor. KADES çağrısına, yani "bizi kurtarın" çığlığına koşan bir polis memuru, bir başka kamu görevlisi tarafından şehit ediliyor. Bir baba, adalet mekanizmasına güvenmek yerine öfkesine yenik düşüp bıçağa sarılıyor.
Bu manzara bize şunu fısıldıyor: Eğitimli olmak, üniforma taşımak ya da toplumda saygın bir makama sahip olmak, insanı içindeki o ilkel, yıkıcı öfkeden korumaya yetmiyor. Eğer ruhsal dünyamızı, empati yeteneğimizi ve öfke kontrolümüzü besleyemezsek; altımızdaki koltuklar, üstümüzdeki üniformalar sadece birer kabuktan ibaret kalıyor.
Biz Nerede Yanıldık?
Bu olaylar bir günde, durup dururken yaşanmadı. Yıllardır biriken, beslenen ve görmezden gelinen yapısal sorunların patlamasıdır bu.
Öfkenin Meşrulaşması: Günlük hayatta, trafikte, televizyon ekranlarında, siyaset dilinde ve sosyal medyada sürekli bir kavga ve kutuplaşma hakim. Şiddet, sorun çözme aracı olarak sunuldukça, bireyler de kendi adaletini kendi sağlama yanılgısına düşüyor.
İletişimsizlik ve Tahammülsüzlük: Dinlemeyi, anlamayı, "hayır" cevabını olgunlukla karşılamayı unuttuk. En küçük bir fikir ayrılığı ya da hayal kırıklığı, geri dönüşü olmayan birer cinnet anına dönüşüyor.
Değerler Erozyonu: Sevginin, şefkatin, merhametin ve en önemlisi "yaşama hakkına saygının" yerini; mülkiyet duygusu, aşırı ego ve kontrol arzusu aldı. "Ya benimsin ya kara toprağın" zihniyeti, sevgiden değil, hastalıklı bir narsizmden beslenir.
İyileşmek Zorundayız
Bu gidişat bir kader değil. Toplumsal cinnet sarmalından çıkmanın yolu, suçu sadece bireylere atıp kenara çekilmekten geçmiyor.
"Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmek gibidir."
Bu kadim felsefeyi yeniden hatırlamak ve hayata geçirmek zorundayız. Caydırıcı cezaların tavizsiz uygulanması, kadınları ve çocukları koruyan yasaların eksiksiz işletilmesi hukuki boyuttur; ancak asıl iyileşme zihniyette başlamalıdır. Okullarda sadece matematik, fizik değil; duygu yönetimi, empati ve insan sevgisi öğretilmeli. Ruh sağlığı hizmetlerine erişim kolaylaşmalı ve bu bir tabu olmaktan çıkmalı.
Birbirimizin gözünün içine nefretle değil, güvenle bakabileceğimiz günleri yeniden inşa etmek zorundayız. Aksi takdirde, her gün bir parça daha eksilecek, kendi yarattığımız bu öfke denizinde hep birlikte boğulacağız. Henüz vakit varken; silahlara değil, vicdanımıza sarılalım.
İbrahim Halil Azger
Anadolu Eğitim Sendikası Şanlıurfa İl Temsilcisi
@anadoluaes@alper_ogretici@aesizmir@Ahmet_manager@CosgunMehmetali@musacinartas66@timuryilmaz76@kadem93@doanylm94466224@habervebilgicin@EgitimciBey@ibrahimozsahin2@ibrahimpangiz@sanliurfaaes
Ankara’da haklarını arayan öğretmenlere yönelik sert müdahale kabul edilemez. Öğretmenler yalnızca özlük haklarını, emeğinin karşılığını ve adalet talebini dile getiriyor. Demokratik bir hak olan seslerini duyurma çabası baskıyla değil, diyalogla karşılık bulmalıdır. Öğretmene uzanan her sert müdahale, eğitime ve emeğe yönelmiş bir müdahaledir.
#ÖğretmenlerGözaltında
Ankara’da haklarını arayan ve seslerini duyurmak isteyen meslektaşlarımıza yönelik gerçekleştirilen müdahale ve gözaltılar, eğitim camiası adına derin bir üzüntü ve kabul edilemez bir tablodur.
İster mülakat mağduriyeti yaşayan genç öğretmenlerimiz olsun ister taban maaş ve güvenceli çalışma ortamı için mücadele eden özel sektör öğretmenlerimiz; taleplerini demokratik ve barışçıl yollarla dile getirmek her vatandaşın anayasal hakkıdır.
Geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerin, Meclis kapısında şiddet ve gözaltılarla karşı karşıya kalması toplum vicdanını derinden yaralamıştır. Eğitim çalışanlarının haklı taleplerine kulak tıkamak, baskıyla susturmaya çalışmak sorunları çözmeyeceği gibi öğretmenlik mesleğinin itibarını da zedelemektedir.
Gözaltına alınan tüm meslektaşlarımızın ve sendika temsilcilerinin bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz.
Bu sorunların baskıyla değil, diyalog ve adaletle çözülmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.
Hak, hukuk ve mesleki onur mücadelesi veren tüm öğretmenlerimizin her zaman yanındayız.
#ÖğretmenlerGözaltında
Gündeme gelen iddialara göre, uzun süredir konuşulan genel af formülü yerine, belirli kriterleri barındıran kapsamlı bir şartlı tahliye modeli üzerinde duruluyor.
#GenelAf#ŞartlıTahliye#İnfazDüzenlemesi
https://t.co/PsOCBXXJ78
Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin ödenmeyen maaşları ve özlük hakları için başlattıkları kararlı direnişe Türkiye Maden İşçileri Sendikası eylem alanını ziyaret ederek madencilere tam destek verdiklerini ilan etti.
#Kırka#Madeniş#Genel#Madenİş
https://t.co/cIO2godJs3
KATAK İzmir’de yeni yönetim ve istişare kurulundan oluşan bölgesel arama kurtarma ekipleri için harekete geçildiğini söyleyen Önder Coşgun hedefin İzmir’in tüm ilçelerinde akredite olmuş timler oluşturmak olduğunu duyurdu.
#KATAK#AramaKurtarma#İzmir
https://t.co/8XN7Z4mfNQ