Cesur olun, cesur!
Kimse boykot ettiğimiz için bizi dövemez, tehdit edemez. Kapılarında nöbet tutabiliriz. Pankartları açabiliriz. Kalabalık şekilde bekleyebiliriz. Konuşmalar yapabiliriz. Slogan atabiliriz.
Soykırımı, soykırıma destek verenleri ifşa edebiliriz. Bu Dükkana delikli kuruşunu bırakma, çocukları katlediyorlar, bir halkın iflahını kesiyorlar ve sermayeyi senden benden topluyorlar diyebiliriz.
Cesur olun!
Ailesi için ömrü boyunca fedakârca çalışan, çabalayan, mücadele eden, tüm imkânlarını evlatlarına adayan kahraman babalarımızın Babalar Günü’nü tebrik ediyorum.
Aziz şehitlerimiz başta olmak üzere ebediyete irtihal etmiş tüm babalarımızı rahmetle yâd ediyorum.
Bazı kadınlara neden şiir yazılmaz biliyor musunuz? Onlar şiirin bizatihi kendisidir çünkü. Varlığı aruz ölçüsü, sözü kafiye, gülüşü gazel, anlayışı kaside olan bütün bacılarıma sevgiyle.
Dünyanın ortalama yağış miktarı yıllık 990 milimetre iken Türkiye’de bu sayı yıllık 574 milimetredir.
Su kaynaklarımızı tükenme sınırına gelmeden korumak, verimli kullanmak ve doğru yönetmek mecburiyetindeyiz.
Tüm kurumlarımızdan ve tüm vatandaşlarımızdan bu konuda azami hassasiyet beklediğimi özellikle ifade ediyorum.
Sadece musluktan akan suyu değil, nehirden gürül gürül akan suyu bile israf etmeden kullanmaya özen göstermeliyiz.
Dağılmış ekmeğinim Anne, sür gül reçeli sesini son kez yanağıma.
Şehadetimle doyur yetim serçelerimi.
Annemsin sen çok sökükle geldim dizinin dibindeyim
Aksa’yı söktürseydim yerlerin dibindeydim.
#Kudüs
Milletimizin ve İslam âleminin Leyle-i Kadir’ini tebrik ediyor; bin aydan daha hayırlı olan bu müstesna gecenin bölgemiz başta olmak üzere tüm dünya ve insanlık için barışa, huzura, hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Gecemiz mübarek olsun.
Öncelikle İlber hocaya Allah rahmet eylesin. İyisiyle kötüsüyle ülkemiz bir değerini kaybetti. Gerçekten üzüldüm çünkü böyle insanlar kolay yetişmiyor.
Kelimelerimi tartarak ve yanlış anlaşılmamaya özen göstererek kendisi hakkındaki düşüncelerimi aktarmak istiyorum.
İlber Ortaylı iyi bir entelektüeldi ama uğruna gerektiğinde bedel ödeyecek cesur bir duruşu yoktu. Bir dava insanı değildi. Örnek vermek gerekirse bilgi, donanım ve bildiği yabancı dilleri dünya için bu kadar kritik bir dönemde Osmanlı ve Türkiye'nin Filistin davasını anlatmak için kullanabilirdi. Tarihçi kimliğiyle bu kadar karanlık bir dönemde kritik bir rol oynayabilirdi. Filistin meselesinde tarihi gerçekleri gün yüzüne çıkarabilirdi. Dünya medya ve kuruluşlarında bunu yapacak çevreye sahipti. Ülkemizin bir değeri olarak her konuda aynı cesur duruşu sergileyebilirdi. O ise söylemlerini karşısındaki kitleye göre değiştiren biriydi. Oğuzhan Uğur'un programında sırf iki alkış için çok talihsiz açıklamalar yaptı. Sonra "Bu mesele konusunda sadece o kesitin kullanılmasını talihsiz buluyorum" dedi. Ama bunları söylemişti bir kere. Onun konumundaki birinin ağzından çıkan her kelimenin bir ağırlığı, sorumluluğu vardı.
Evet gerçekten de çok kültürlü bir insandı. Ama dediğim gibi duruş, cesaret ve dava bambaşka bir şey.
Ve bence gerçek bir aydının gerektiğinde bedel ödeyeceği bir duruşu ve davası olmalı.
Sahur vaktimiz bereketli olsun.
Bu gece dualarımız; askere uğurladığımız evlatlarımız ve vatanın her köşesinde görev yapan kahramanlarımız için. Rabbim ordumuzu her daim muzaffer eylesin.
📷 Kayasaray Camii / Halkapınar
#ilkorucum etiketiyle paylaştığınız fotoğraflar gelmeye başladı. 👍🏻
Ramazan sevincini evlerinde yaşatan tüm hemşehrilerime teşekkür ediyorum.
Paylaşımlarınızı göndermeye devam edin 😉