Puhahahahaha çomara bak. Yasak olduğunu bildiği bir şey yapıyor sonra şikayet edilince de sövüyor sayıyor. Götün yiyorsa bir daha bırakırsın oraya arabanı aqmun çomarı
Almanya’da yaşayan bir Türk, arabasını kısa süreliğine park ettikten sonra Alman komşusunun yaptığını gösterdi:
“Sana gel Almanya'da yaşamanın nasıl olduğunu göstereyim. Şu aracı şuraya beş dakikalığına park ettim. Şuna bak! Şunu hemen... Komşu terörü gerçekten var ya! Yukarıdaki herif...
Arabanızla park yasağı olan bir yerde duruyorsunuz, garaj kapısını ve girişi kapatıyorsunuz. Arabanın fotoğrafları çekildi ve zabıtaya ihbar edildi.
Yani o kadar işsizler ki yukarıdaki... Sen eve git abi, bu aracı görüyorsun, Word dosyası aç, yaz bunu. Yazıcıdan çıkar, kağıdı kesmiş biri ikiye. Aracın sileceğini kaldır, buraya koy. Zabıtaya yaz, şikayet et aracı bir de. Neymiş efendim? Araç beş dakika burada kaldı diye. Gerçekten çok işsizler ya. Wirklich. Yani sinirlenmemek elde değil ya.”
Kaynak: ig/thelevent_
@SiraUysal Ablam aynı güneşin etrafında dolaşan gezegenlere göre hayat yaşayan bi alt varlık ürünü olarak sence de iq seviyenden büyük cümleler değil mi bunlar? Venüsün üstüne penisim gölge yapınca koç burcu nasıl etkilenecek onun anewlizini yapar mısın bana kitaptan zaman bulursan. Nütfen.
Bunun gibi hasta ruhlularla hayatlarını birleştirmeyi seçen hemcinslerim için üzülüyorum. Bu kafa yapısı sana ne verebilir? Senle neyi paylaşabilir? Bu tivitır analizcileri kadar önemli kavramların içini boşaltıp anasını siken bir güruh daha yok. Uzun uzun yazmış bi de hezeyan.
Bu kişi için demiyorum ama erkeklerin yemek üzerinden uyguladıkları bir pasif agresif şiddet şekli var. Ugruyorsaniz fark edin. Mesela doysalar da sizin koca haftasonu harcayıp dört beş günlük planladığınız yemeği iki tabak iki tabak yiyip üçüncü günü çıkarttirmamak, veya protein ürünlerini haddinden fazla yiyip çocuklara bırakmamak veya yancıların o yemek olmayınca anlamsız hale gelmesi, sizin tekrar ana yemek yapmak zorunda kalmanız veya konserve veya anlık derin dondurma gibi gayet taptaze olan kolaylaştırıcı uygulamalara karşı çıkmak
Toplum Toby Maguire'ın en kötü Spiderman olduğunu ne zaman kabullenecek acaba?
Sırf bizim çocukluğumuza denk geldi diye nostalji yüzünden 30 yaşındayken liseli Spiderman'i oynayan Toby'e en iyisi diyorlar.
Bence Sıralama:
1-Andrew
2-Tom
3-Toby
Almanya'dan Türkiye'ye gelen gurbetçi:
"Biz 1 ay tatil yapmak için 11 ay çalışıyoruz. Buradaki insanımız her hafta sonu tatilde.
Memleketinizin kıymetini bilin desem belki bilemezsiniz. Ancak yurt dışında yaşayınca anlaşılır."
Çatır çutur gireyim böyle düzene. Ciğeri beş para etmez zengin piçleri ağalar gibi sefa sürerken sırtı bükülmüş yaşı 78 olmuş vatandaşına bunu reva gören düzene boydan gireyim
Ankara’da, 78 yaşında olmasına rağmen küçük bir arabayla plastik şişe toplayarak geçimini sağlamaya ve ailesine bakmaya çalışan emekçi:
“Bana bakan kimsem yok. Çocuklar var ama onlar da kendilerini kurtaramadılar.
İlaç alamıyorum, ilaç parası için bunları topluyorum.”
(Kaynak: İbrahim Kordemirci)
Kral bitti mi Londra gezisi ya? Belediye başkanı olduğun şehirde genel merkeze girdiler bugün bilgin olsun diye söylüyorum. Dikkatinden kaçmış olabilir tabii insanlık hali. Mensubu olduğun partinin genel başkanı tomaya filan tırmandı bugün bi de. Bilgin olsun diye yazıyorum.
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
Bir gün CHP genel merkezi bombalansa CHP yönetimi yine milleti toplayıp yiğidim aslanım dinletip dağılır. Dünya tarihi, CHP kadar dölsüz/ taşşaksız bir oluşum görmemiştir.
CHP kitlesi bilerek boş işlerin etrafında gezdiriliyor, yorulması sağlanıyor. Bu sayede her şeye yavaş yavaş alışılıyor. Bu arabesk şarkılar umutsuzluğun ve güçsüzlüğün kabulü. Ezik kitleler bu şekilde yaratılır. Türk siyaseti kocaman bir tiyatrodan ibaret.
Düşünsenize; Yunan ordusu Polatlı’ya dayanmış, top sesleri geliyor... O sırada 1. Meclis’in duvarlarından gürül gürül 'Yiğidim Aslanım' yankılanıyor.
Bugünün CHP genel merkez aklı tam olarak bu. Milyonların haklı öfkesini alıp, koskoca mitingleri devasa bir yas evine çeviriyorlar. İktidarı sarsacak o enerjiyi arabesk bir melankoliyle uyuşturup, kitleleri 'hüzünlenerek devrim yaptık' hissiyatıyla sessizce eve yollamak... Koca bir muhalif habitus'u ağıt yakarak iktidar devireceğine inandırmak, gerçekten ayakta alkışlanası bir pasifizasyon sanatı!