Vatanımız için canını ortaya koyan aziz gazilerimizin haklı mücadelesine ve taleplerine destek vermek amacıyla alanda bulunan İYİ Parti Bursa Milletvekilimiz Sayın Selçuk Türkoğlu’na yönelik gerçekleştirilen emniyet müdahalesini üzüntü ve şiddetle kınıyoruz.
Milletimizin bağımsızlığı ve huzuru için gazi olmuş kahramanlarımızın yanında yer almak, her bir vatandaşımızın ve özellikle halkın iradesini temsil eden bir milletvekilimizin en asli görevidir. Gazilerimizin sesine kulak vermek yerine, bu meşru desteğe karşı uygulanan sert müdahale kabul edilemez.
Sayın Selçuk Türkoğlu’na ve müdahaleden etkilenen tüm gazilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, acil şifalar diliyoruz. Hak, adalet ve vefa mücadelelerinde gazilerimizin ve Sayın Vekilimizin yanında olmayı kararlılıkla sürdüreceğiz.
@YS_Turkoglu
#SelçukTürkoğluYalnızDeğildir
@Sedoleyyyy@OnurluOgretmen@tcmeb Hangi kararlılık? 😂
Mülakat mağdurları bakanlık önünde jop yerken neredeydiniz ? Birileri mücadele etsin siz de gelip ekmeğini yiyin değil mi :)
Mücadele vermeyen hiç kimseye acımıyorum
Kamuoyuna ve tüm sendikalara açık çağrımızdır!
Aylardır Ankara'da Yıldızlar SSS Holding'e karşı enerji ve maden işçileri direniyor. Binlerce işçinin ücret, tazminat gibi en temel haklarına çöken bu holdingi devlet tüm birimleri ve güçleriyle koruyor. Bizler tüm saldırılara rağmen hakkımız için direnmekten bir an dahi vazgeçmeyeceğiz. Bu direniş sadece Yıldızlar SSS Holding'in mağdur ettiği işçilerin direnişi değildir. İşçinin hakkına çökenler; köylünün toprağına, toprağında ki mahsulüne, evine, yaşamına, doğadaki kurdun kuşun yaşam hakkına halkın doğmuş doğmamış çocuğunun yaşam hakkına da çöküyor.
Topyekûn saldırıya karşı topyekûn direniş zorunluluktur.
Herkesi bizim yanımızda olmaya, maden işçilerinin direnişini direniş mevziisine çevirmeye, yurdun dört bir yanında direnmeye, alanlara, meydanlara ve fabrikalardan ses yükseltmeye çağırıyoruz.
#HırsızDışardaMadenciİçerde #MadenciMutlakaKazanacak
PİKTES öğretmenlerini sık sık gündeme getirdik. Haberler güzel.
***
🔺Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin: Fon bittikten sonra sayın Cumhurbaşkanımızla da konuştuk. Bu arkadaşlarımızın problemini çözeceğiz.
Tekrar geliyoruz!
Yarın 11.00'da yine Enerji Bakanlığı önünde olacağız. Enerji Bakanlığı gözaltı tavrından vazgeçmeli, heyetimizle görüşmelidir.
Sarı sendika ve holdingle yapılan her hesap yanlış çıkacaktır.
Muhatap madencidir, Bağımsız Maden İş'tir!
#MadenciMutlakaKazanacak
Madencilerin mücadelesine sahip çıkmak, emeğin onuruna sahip çıkmaktır. Bugün onların yanında olalım. Çünkü hak arama özgürlüğü hepimizin ortak hakkıdır.
#MadenciMutlakaKazanacak
Hepimizin alın teri ile mülakat mağdurları hakkını alacak artık.
Çilenin kitabını yazan 2024 öğretmenlerine de en kısa zamanda bu müjdeyi almak inşallah nasip olsun Sayın @RTErdogan
Sayın @dbdevletbahceli
Unutursak kahrolalım. Her eylem öncesi bizden önce alanda olan @egitimisorg@egitimsen@HurEgitimSen MYK’sı ve üyeleri, alanda bizimle beraber darp edilen, her gidişimizde kapılarını ardına kadar açan @ogretmensendika üyelerini, Devlet Bahçeli’ye o konuşmayı yaptıran @turkegitimsen in MYK’sını unutursak kahrolalım.
Hepsinin emeğine, yüreğine sağlık 🙏🏻
📢Kamuoyuna,
Mülakat mağduru öğretmenlerin atama talebi kazanıma dönüştü. Kazandık!
İki yıldır adalet arayışında olanlar, yaşadıkları hayal kırıklıklarını ağır bir zincir gibi taşıdılar. Tüm girişimleri yanıtsız kaldı. Verilen sözler tutulmadı. Memleketin dört bir yanından gelerek bürokrasiye seslenen, çözüm arayan bu genç öğretmen kitlesi; yeri geldi destek buldu, gündem oldu ama sonuca ulaşamadı.
❗️Sendikamız, kuruluş döneminde “Güvencesizliği Durduracağız!” sloganını öne çıkarmıştı.
Güvencesizliğin kitlesi de, alanı da geniş. Sadece özel öğretimi tariflemeyen bu atılganlığın çıkış noktası eğitim politikalarının güncel değerlendirmesi ve bugünün eğitim emekçilenin statüye, istihdam biçimine ya da işsizlik gerçekliğine göre farklı noktalara dağılması oldu. Bugün “her taşın altından” çıkan bir Sendika olmamızın şaşkınlığını yaşayanların kavraması gereken ilk şey şudur: Eğitim ve emek artık her hanenin sorunudur, Öğretmen Sendikası ise yeni eğitim emekçileri kuşağının sendikasıdır!
“Sizin bunlarla ne işiniz var? “ diye sordular. Taleplerde ve mücadelede kardeşleşmenin yolunun binbir emekle ve mütevazi şekilde örüldüğünün farkına varamadılar çünkü anonimleştik. Talebin arkasına geçtik ve özgün sorunu olan, farklı eğilimlerden, kültürlerden oluşan bu kitlenin içinde yer aldık. Mücadele içinde öncü pozisyonda olan arkadaşlarımızı sendikalı olmalarına rağmen (özel öğretimde çalışıyorlardı) aslolan kimlikleri ile hareket eden bir tarzla buluşturduk. 1 Haziran’a kadar çoğu eyleme diğer eğitim sendikaları kendi isimleri ile katılsalar dahi biz sendikal kimliği sendika binasında bırakarak katıldık. Bu yöntem üzerinden inşa edilen güven ilişkisi ve kitle bağı özel sektör öğretmenleri ile cisimleşen fiili mücadele anlayışına mülakat mağduru öğretmenleri de yaklaştırdı.
✊🏾Politik doğruculuk yok!
Günübirlik düşünme yok, dar-grupçuluk yok!
Elbette, yarattığımız bu anonimleşme doğal sınırlarına dayandı.
MHP'nin verdiği kanun teklifi de rafa kaldırılınca Sendikamız, mülakat mağduru öğretmenlere çağrıda bulundu: Sendika bayrağı altına!
Çağrıya karşılık veren öğretmenler kitle toplantılarına katıldı. Birimlere, koordinasyon ekiplerine ayrılan öğretmenler özel sektör öğretmenleri ile kaynaştı. Artık iki talep ve bir kitle vardı!
Verilen büyük mücadelenin zorluklarını uzun uzun anlatmayacağız.
Girişkenlik, birlikte düşünme ve eylemde direngen tavır genelleşti. Ankara’daki ablukayı kırmak için alınan yürekli kararlar kitle tarafından sahiplendi; çünkü tüm kararlar birlikte alındı.
Sendikaya, sendikanın insanlarına güven arttı. Talepler toplumsallaştı ve meşru çizgi kapsayıcı, özgüveni yüksek yaklaşımla korundu.
Öğretmenlerin, ailelerin verdiği saygın ve haklı mücadele toplumun geniş kesimleri tarafından sahiplenirken bürokraside kırılma yarattı. Mülakatta yaşanan adaletsizlik muhalefetin de üstlendiği bir konu haline gelirken sorunu iktidar ile muhalefetin siyasi rekabet konusu haline getirmek ve o çizgide tutmak isteyen manipülatif akıl da aşılmış oldu.
👉🏽Sendikanın Uzattığı Eli Tutun!
Mülakat mağduru öğretmenlerin elde ettiği kazanımdan sonra bürokrasiden talebi ve çözüm beklentisi olan diğer öğretmen kitlesi arasından sesler yükseldi.
Haklı istemler, kazanımı elde edenin yarattığı asıl değeri ve yürüdüğü yolu anlamadan “Peki biz?” sorusu üzerinden kurulduğu zaman zayıf kalır.
Yukarıda mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesinin organize edilme sürecinden bilinçli olarak bahsettik.
@MulakatPlatform
#MülakatıKazandıkSıraTabanMaaşta
⬇️
Mülakatla hakları gasp edilen 1.611 öğretmenimizin iki yılı aşkın süredir sürdürdüğü kararlı mücadeleyi yürekten kutluyorum. Baskıya, gözaltılara, engellemelere rağmen haklarından vazgeçmediler.
Mülakat mağduru öğretmenlerimizle birlikte bu mücadelenin örgütlenmesinde ve büyütülmesinde öncü bir sorumluluk üstlenen; meydanlardan eylemlere, hatta günler süren açlık grevine kadar öğretmenlerimizle omuz omuza mücadele eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’ndaki mücadele arkadaşlarımızı da yürekten selamlıyorum. Eğitim-İş olarak biz de bu iki yıl boyunca öğretmenlerimizin önünde değil, yanında durduk; nerede çağırdılarsa orada olduk, mücadelelerine omuz verdik. Çünkü biliyoruz ki dayanışma güçlendirir, mücadele büyütür.
Hak, haksızlıktan elbette yücedir; er ya da geç kazanacaktır.
Bugün atılan adım değerlidir; ancak ertemeleci bir çözüm doğru ve güvenilir değildir. Mülakat mağduru öğretmenlerimiz doğrudan kadroya atanmak yerine PİKTES kapsamında geçici süreli öğretici olarak istihdam edilecek; yapılan açıklamalara göre belirli bir sürenin ardından MEB kadrolarına geçirilecektir. Umarız verilen bu söz tutulur ve kadroya geçiş en kısa sürede gerçekleşir. Sürecin takipçisi olacağız.
Oysa öğretmenlerimizin talebi bir proje kapsamında geçici istihdam değil, mülakatla ellerinden alınan kadrolu öğretmenlik haklarının teslim edilmesidir. İktidar, yarattığı mağduriyetin sorumluluğunu tam olarak üstlenip doğrudan kadro ataması yapmak yerine çözümü geçici bir statü üzerinden zamana yaymayı tercih etmiştir. Öğretmenlerimizin hakkı bir projeye, geçici statüye ya da ilerisi için verilen sözlere bırakılamaz. Kadro bir lütuf değil, mülakatla ellerinden alınmış haklarıdır. Kadroya geçiş hiçbir belirsizliğe bırakılmadan, hukuki ve idari güvencesi açık biçimde ve en kısa sürede gerçekleştirilmelidir.
Bu yöntem, yıllardır PİKTES kapsamında çalışan ve kadro bekleyen öğretmenlerimizle mülakat mağduru öğretmenlerimizi karşı karşıya getirmemelidir. Bir öğretmenin hakkı başka bir öğretmenin hakkından eksiltilerek teslim edilemez. 1.611 öğretmenimizin kadroya alınması, önümüzdeki dönemlerde yapılacak öğretmen atamalarının kontenjanından da düşülmemelidir.
Mülakattaki adaletsizliğin, yetersiz atamaların ve yıllardır sürdürülen plansızlığın bedelini öğretmenlere ve bu ülkenin gençlerine ödetmekten vazgeçin.
1.611 öğretmenimize şimdilik hayırlı olsun. Bu kazanım, her şeyden önce hakkından vazgeçmeyen öğretmenlerimizin kararlılığının ve büyüyen dayanışmanın sonucudur. Mücadele edenlere, direnenlere, dayanışmayı büyütenlere selam olsun.
Mülakat mağduru öğretmenlerimiz kadrolu atama haklarını eksiksiz alıncaya, mülakat sistemi ortadan kalkıncaya ve bu ülkede “atanamayan” değil, atanmayan öğretmen sorunu sona erinceye kadar mücadelemiz sürecek.
Özel sektörde çalışan öğretmenlerimizin taban maaş ve güvenceli çalışma başta olmak üzere haklı talepleri için de Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’yla omuz omuza mücadeleyi ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. @ogretmensendika@MulakatPlatform@egitimisorg
🔸“Türkiye birincisi adam kontenjan dışına atılabiliyor. Ve onun yerine üç bininci adamı kontenjan içine alıp atabiliyorlar”
🔸“Mülakat sonrası elenmenin acısını anlatamam”
🎙️Gazeteci Güçlü Özgan’ın, Radyo Sputnik’teki Yeri ve Zamanı programında bugünkü konuğu, mülakat mağduru öğretmen Emrullah Çelebi oldu.
Eğitim-Bir-Sen'in çağrısı açık: Oluşan devasa kurumsal hafızanın kaybolmaması ve mağduriyetlerin bitmesi için PIKTES öğretmenleri kazanılmış haklarıyla birlikte MEB bünyesinde kadroya geçirilmeli.
https://t.co/jbBscwWcjk
📣 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının çağrısı ile özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin koşullarının iyileştirilmesine ve sorunlara dair çözüm önerilerinin konuşulduğu toplu görüşmenin ikincisi yapıldı.
Toplantıya Sendikamız, işveren dernekleri temsilcileri, TOBB Eğitim Meclisi ve ilgili bakanlıkların yetkilileri katıldı.
Toplantının ana gündemi taban ücret ve çözüm formülleri oldu. Taban ücretin gerekçelendirme nedenlerinin başta tutulduğu toplantıda, işveren tarafı brüt ücrette bulunan gider kalemlerinin kamu ile eşitlenmesi talebinde bulundu. Brüt ücret sistemi üzerindeki yapısal farklılıkların giderilmesi ve bu konuda yapılacak düzenlemenin taban ücret sınırını belirlemede faktör olarak görülmesi öne çıkan konular arasındaydı.
Toplantıda Sendikamız, çözüm formüllerini sıraladı ve tartışmaya açtı. Bu aşamada Hazine ve Maliye Bakanlığı ve SGK uzmanlarının görüşü alındı. Teknik konuların çeşitli yöntemlerle aşılma ihtimali göz önünde bulunduruldu. Önerilerimize ve nedenlerine dair örnekler verildi.
Toplantı bitiminde, üzerine konuşulan çözüm yöntemlerini somutlaştırma hedefi ile üçüncü bir toplantı kararı alındı. Toplantı tarihi önümüzdeki günlerde netleşecek ve tarafımızca duyurulacaktır.
Özel öğretim alanında yaşanan sorunlara ve handikaplara dair düzenleme getirilmesi ihtiyacının daha da netleştiği bu toplantılar, Sendikamızın bugüne kadar vermiş olduğu mücadelenin önemini de bir kez daha ortaya koyuyor.
Eğitim emekçilerinin ekmek, onur ve haysiyet mücadelesi devam ediyor.
#MülakatıAldıkSıraTabanMaaşta
@ProfDrAGurcan@avabdullahguler@NazimMavis@latifselvi42@leylasahinusta@isikhanvedat@Yusuf__Tekin@memetsimsek
Mülakat mağduru öğretmenlerimiz için adım atıldı!
Mülakat mağduru 1611 öğretmenimizin iki yılı aşkın süredir; şehir şehir, meydan meydan; yağmurda, doluda, güneşte; anneleri, babaları, çocukları ve eşleriyle; eğitim sendikaları, öğretmenler ve yurttaşlarla, her türlü engelleme ve müdahaleye rağmen vazgeçmeden, inatla sürdürdükleri mücadelelerinde elde ettikleri bu kazanım adına çok mutluyum!
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yol göstericiliğinde, hakkından vazgeçmeyen, hepimize mücadeleleriyle örnek ve umut olan öğretmenlerimizi yürekten kutluyorum. Sonunda hak ettiğiniz gibi öğrencilerinize kavuşacaksınız, hepinize öğretmenlik hayatınızda gönülden başarılar diliyorum.
Keşke Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bunca zaman inat etmese, bu sorun bu kadar gecikilmeden çözülebilseydi. Keşke bu kadar acı, hakaret, zulüm yaşanmasa ve gözyaşı dökülmeseydi.
1611 mülakat mağduru öğretmenimizin PİKTES’le de olsa görevlerine kavuşması, yıllardır verdikleri mücadelede çok önemli bir adımdır. Ancak öğretmenlerimizin geçici projelerle değil, doğrudan kadroya alınarak hak ettikleri güvenceye bir an önce kavuşmaları gerekir. O gün gelene dek, süreci takip etmeye devam edeceğiz.
Ayrıca bu süreçte, sendikal mücadeleleriyle bu sesi büyüten tüm eğitim sendikalarımıza ve siyasilere dayanışmaları için teşekkür ediyorum.
Benzer şekilde özel sektör öğretmenlerimizin de taban maaş başta olmak üzere tüm haklı taleplerinin bir an evvel karşılanmasını beklediğimizi bir kez daha hatırlatıyorum.
Atanmayan, ücretli, sözleşmeli, kadrolu, engelli, rehber öğretmenler; öğrenciler, veliler, farklı meslek mensupları, akademisyenler, eğitimin tüm paydaşları… Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da yanınızda olmaya devam edeceğiz.
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!
#mülakat @MulakatPlatform
Mülakat uygulaması sonucunda hak ettikleri hâlde atamaları yapılmayan ve uğradıkları haksızlığa karşı yaklaşık iki yıldır mücadele eden 1.611 öğretmenin kararlılığı; başta sendikamız Eğitim Sen olmak üzere birçok sivil toplum örgütünün yürüttüğü mücadele sonucunda, nihayet iktidarı geri adım atmak zorunda bırakmıştır.
Ankara’nın sokaklarından Bakanlık kapısına, öğretmenlerin anne ve babalarına dahi gaz sıkılmasından gözaltılara, ters kelepçeli gözaltılardan açlık grevine uzanan bu mücadele; bir lütuf, ayrıcalık ya da yeni bir istihdam olanağı talebi değil, KPSS’deki başarılarına rağmen mülakatla ellerinden alınan atanma hakkının mücadelesidir. Bugün bir çözümden söz edilebiliyorsa bu, öğretmenlerin ısrarlı, kararlı ve meşru mücadelesinin sonucudur. Hakları için yan yana gelen, seslerini duyurmak için türlü baskılara rağmen geri çekilmeyen mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesini ve dayanışmasını selamlıyoruz.
Ancak açıklanan formül, bu hakkın doğrudan teslim edilmesi yerine öğretmenlerin önce PİKTES kapsamında “geçici süreli öğretici” olarak istihdam edilmesini, ardından MEB kadrolarına geçirilmesini öngörmektedir. Mülakatla yaratılmış bir hukuksuzluğun giderilmesi için yeni bir ara statüye, projeye ya da dolambaçlı bir idari formüle ihtiyaç yoktur. Bu öğretmenler PİKTES kapsamında istihdam edilmeyi değil, mülakat nedeniyle gasp edilen öğretmen olarak atanma haklarının iadesini talep etmektedir.
Yapılması gereken son derece açıktır: Bu öğretmenlerin atamaları, hiçbir geçici statüye ve yeni bir koşula bağlanmadan doğrudan yapılmalıdır. İki yıldır sürdürülen bir haksızlık, üç aylık yeni bir bekleme süresiyle daha da uzatılmamalı; öğretmenlerin hakkı eksiksiz, koşulsuz ve derhâl teslim edilmelidir.
Kararlı duruş ve emek karşılıksız kalmıyor!
En başından beri mülakata karşı olduğumuzu ifade edip bu konuda mağduriyet yaşayan arkadaşlarımızın yanında mücadele verdik. Arkadaşlarımızın ve bizlerin mücadelesi karşılığını buluyor.
Mülakat mağduru 1611+50 öğretmenimiz kadrosuna kavuşurken; sınıflarda alın teri döken PİKTES öğretmenlerimizin de kadro müjdesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Mücadele eden tüm meslektaşlarımıza selam olsun.
#1611Artı50 #PIKTESeKadro #ÖğretmeneKadro
Mücadele edenler, haktan yana olanlar elbet kazanır.
1611 öğretmenimize hayırlı olsun.
Hakları yenen arkadaşlarımızın haklılıklarını haykırdık. Oturma eylemi yaptık, basın açıklaması yaptık. Kısacası haklarını aradık.
Hayırlı olsun.
Sırada Piktes öğretmenlerimiz var. Acilen kadro alınma haberi paylaşılmalıdır.
@tcmeb@HurEgitimSen