Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Almanya'da kendisine sorulan soruya verdiği tarihi cevap.
🗣️Gazeteci: "Terör örgütü olarak tanınan Hamas’ı nasıl kurtuluş örgütü olarak tanımlayabilirsiniz? Türk-Alman ilişkilerini tehlikeye mi atıyorsunuz? Eurofighter talebinizi Almanya kabul edecek mi ?"
➖Cumhurbaşkanı Erdoğan:
"İsrail binlerce Filistinliyi öldürdü mü? Öldürdü. İbadethaneleri, kiliseleri vuruyor mu? Vuruyor.
Ben bir Müslüman olarak bundan rahatsızım. Sen bir Hıristiyan olarak rahatsız olmuyor musun?
Eurofighter konusunda da… Dünyada savaş uçaklarını üreten sadece Almanya mı? Şu anda insansız savaş uçakları noktasında da Türkiye önde gelen ülkelerden bir tanesi durumuna gelmiştir.
Bizi bununla tehdit etmeyin."
Putin:
“ABD, nükleer silahlarını nükleer olmayan bir devlete karşı kullanan dünyadaki tek ülkedir ve bunu iki kez yapmıştır.
Peki amaç neydi?
Hiçbir askerî zorunluluk yoktu.
Büyük ölçüde sivil nüfusun yaşadığı Hiroşima ve
Nagazaki'ye karşı nükleer silah kullanmanın amacı neydi?
ABD'nin toprak bütünlüğüne veya egemenliğine yönelik herhangi bir tehdit var mıydı?
Hayır, elbette yoktu.
Japonya'nın askerî gücü kırılmış, direnme kapasitesi neredeyse sıfıra indirilmişti.
Öyleyse Japonya'ya karşı nükleer silah kullanmak neden gerekliydi?
Dahası, Japon ders kitaplarında nükleer saldırıların Müttefikler tarafından gerçekleştirildiği yazıyor.
Japonya'yı işte bu şekilde kontrol ediyorlar; öyle ki Japonlar, okul ders kitaplarında bile gerçeği açıkça yazamıyorlar.’
İTÜ Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Kumral:
▪️694 milyon tonluk nadir element rezerviyle dünyada ikinci sıradayız. Bunun para karşılığı sonsuz diyebiliriz.
▪️Bor madeninden örnek vereyim. Biz dünyada bor kaynaklarının yüzde 72'sine sahibiz. Boru siz kepçeyle yüklediğiniz zaman bir tonu 130 dolar ediyor. Bunu borik asit yaparsanız 1500 dolar olur. Bor karbür yaparsanız değeri 1,5 milyon dolara çıkar.
▪️Bir ürünün hammadde olarak değeriyle uç ürün olarak değeri arasında milyon kere fark vardır.
▪️Mesela bor karbür son derece sert ve hafif bir malzemedir. Onu bir matkap ucu yaptığınızı düşünün; belki 1 liraya mâl edeceksiniz ama 100 liraya satacaksınız. Yani burada ucu açık bir ekonomi söz konusu.
▪️O nedenle 694 milyon tonun maddi değerini belirleyemem. Çünkü şimdiye kadar böyle bir şey hesaplanamadı.
▪️100 trilyon dolardan bile daha büyük olabilir.
AMERİKA’DA ÇOK BÜYÜK BİR ŞEY OLUYOR.
Herkes Warsh’ın “faiz artırırım” mesajına bakıyor.
Bence yanlış yere bakıyoruz.
Hazine ne yaptı?
Uzun vadeli tahvil geri alımlarını 2 milyar $’dan en az 4 milyar $’a çıkardı.
Warsh ne yaptı?
Kısa vadeli faizlerde şahinleşti.
Sonuç?
FED KISA UCU TUTUYOR.
HAZİNE UZUN UCU TUTMAYA ÇALIŞIYOR.
Neden?
Çünkü ABD’nin asıl problemi artık sadece enflasyon değil.
BORCUN FAİZİ.
30 yıllık tahvil faizi %5’in üzerine yerleşirse ABD’nin devasa borcunun çevrilme maliyeti patlıyor.
İşte bu yüzden bundan sonra Fed faizinden önce 30 yıllık ABD tahviline bakacağım.
Eğer uzun faiz her yükseldiğinde Washington müdahale ederse bunun adı bugün YCC olmayabilir.
Ama yarın piyasa buna başka bir isim verecek:
FINANCIAL REPRESSION.
Kısa vadede Warsh şahinleşir → dolar yükselir → altın düşer.
Uzun vadede Washington borcun faizini baskılamak zorunda kalır → reel getiriler baskılanır → doların satın alma gücü tartışılır → ALTIN.
Asıl soru şu:
ABD borcunu gerçekten ödeyecek mi, yoksa zaman içinde reel olarak eritecek mi?
Bence önümüzdeki dönemin en büyük makro trade’i bu sorunun cevabında saklı.
MERKEZ BANKASI MUSLUĞU YENİDEN AÇTI: Örtülü Gevşeme Başlıyor, Şimdi Nereye Bakacağız?
Değerli arkadaşlar, bu akşam çok önemli bir karar geldi ve bu kararı beklediğimizi söylemiştim. Merkez Bankası, 1 Mart 2026'da ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlıyor. Yaklaşık 6 ay sonra musluk yeniden açılıyor.
Şimdi bunun ne anlama geldiğini, neden bu kadar önemli olduğunu ve en önemlisi yarından itibaren hangi sektörlere bakmamız gerektiğini anlatacağım.
ÖNCE KARARI ANLAYALIM: İKİ MUSLUK MESELESİ
Daha önce yazmıştım, hatırlayanlar olacaktır: Bankaların para içtiği 2 musluk var.
Birinci musluk, şebeke suyu: Politika faizi olan haftalık repo. Bu, Merkez Bankası'nın temel politika aracıdır ve daha ucuzdur.
İkinci musluk, tanker suyu: Gecelik fonlama. Bu daha pahalıdır.
Mart başında Merkez Bankası şebeke musluğunu KAPATTI; haftalık repo ihalelerine ara verdi ve bankaları pahalı olan gecelik fonlamaya mecbur bıraktı. Sonuç neydi? Politika faizi kağıt üzerinde aynı kalırken, bankaların GERÇEK fonlama maliyeti yükseldi ve ticari kredi faizleri yaklaşık 4 puan arttı. Manşetlerde "faiz artırıldı" yazmadı ama piyasa zammı iliklerinde hissetti. Ben buna örtülü sıkılaşma demiştim: Zam yapmadan zam.
Bu akşam ne oldu? Aynı film TERSİNDEN oynatılmaya başlandı. Şebeke musluğu yeniden açıldı. Merkez Bankası artık fonlamayı ağırlıklı olarak pahalı gecelik koridor yerine, temel politika aracı olan haftalık repo üzerinden yürütecek.
Tercümesi şu: Kurul toplanmadan, karar metni yazılmadan, manşete "indirim" düşmeden bankaların fiili fonlama maliyeti düşecek. Yani indirim yapmadan indirim.
AMA ACELE ETMEYELİM: BU BİR FAİZ İNDİRİMİ DEĞİL
Burada dürüst olmam lazım, çünkü yarın bazı yerlerde "faiz indirimi geldi" manşetleri göreceksiniz.
Bu karar, teknik olarak bir likidite yönetimi kararıdır. Politika faizi değişmedi. Kredi ve mevduat faizlerinin otomatik olarak düşeceği anlamına da gelmiyor.
Ama piyasa teknik tanıma değil, YÖNE bakar. Ve buradaki yön net: Sıkılaştırma tarafından gevşeme tarafına geçiliyor. Asıl karar 10 Eylül'deki Para Politikası Kurulu toplantısında verilecek. Bu akşamki adım, o toplantının habercisi olabilecek bir ön hazırlıktır. Yani bu bir varış değil, yola çıkış işaretidir.
ŞİMDİ ASIL SORU: HANGİ SEKTÖRLERE BAKACAĞIZ?
İşte yazının en önemli kısmı burası. Çünkü faiz indirim döngüsünde para rastgele dağılmaz; belli sektörlere sırayla yürür. Sıralamayı bilmek, herkesten önce doğru kapıda beklemek demektir.
Birinci halka: Bankacılık. Faiz indiriminden ilk fayda gören sektördür. Sebebi şu: Bankaların mevduat maliyeti, kredi getirisinden daha HIZLI düşer. Aradaki makas açılır ve net faiz marjı genişler. Üstelik bankaların elindeki devlet tahvillerinin değeri de faiz düşünce artar. Bir de kredi talebi canlanır. Yani banka için faiz indirimi 3 koldan iyi haberdir.
İkinci halka: GYO'lar ve gayrimenkul. Bence en güçlü halka bu. Neden? Çünkü GYO'lar hem borçludur hem de varlıkları faize duyarlıdır. Faiz düşünce finansman giderleri hafifler, aynı anda portföylerindeki gayrimenkullerin değerlemesi yükselir ve üstüne konut kredisi ucuzladığı için satışlar canlanır. Üç etki aynı anda çalışır. Ev-faiz yazımı okuyanlar hatırlar: Konut şu an reel olarak değer kaybediyor çünkü mevduat daha çok kazandırıyor; bu denklem faiz düşünce tersine döner.
Üçüncü halka: İnşaat, çimento, demir-çelik. Konut ve altyapı yatırımı canlandığında talep bu sektörlere gelir. Üstelik bunlar genellikle borçlu ve yatırım yoğun şirketlerdir; finansman yükleri hafifleyince kârlılıkları hızla toparlanır. Bir de şu var: Bu sektörler hem talep hem maliyet tarafından etkilendiği için hareketleri sert olur.
Dördüncü halka: Borç yükü ağır şirketler. Bu, sektör değil bir KATEGORİDİR ve en çarpıcı sonucu burada görürsünüz. Bu ülkede öyle şirketler var ki, işini iyi yapmasına rağmen sadece finansman giderleri yüzünden zarar açıklıyor. Geçen yazımda anlatmıştım: Bir beyaz eşya devi, satışları gerilemesine rağmen esas faaliyet kârını yüzde 13 büyütmüş ama artan borçlanma maliyetleri yüzünden yılı 8,4 milyar lira zararla kapatmıştı. Şimdi tersini düşünün: Faiz indiğinde bu tür şirketlerin bilançosu düzelir; kâra geçen şirketin hissesi ise en sert tepkiyi verir. Bakacağınız oran net: Net borcun özkaynağa oranı yüksek olanlar.
Beşinci halka: Otomotiv, beyaz eşya, dayanıklı tüketim ve perakende. Bunlar kredili satışla yaşayan sektörlerdir. Taşıt kredisi ve tüketici kredisi ucuzladığında talep patlar. Ama dikkat: Bu halka biraz gecikmeli çalışır, çünkü tüketici cebinde parayı hissedene kadar zaman geçer.
Altıncı halka: Leasing, faktoring ve tüketici finansmanı şirketleri. Faiz indiriminde hem fonlama maliyetleri düşer hem işlem hacimleri artar. Küçük ama hızlı tepki veren bir grup.
Peki kim geride kalır? Nakit zengini, borcu olmayan şirketler. Çünkü onlar yüksek faiz döneminde kasadaki parayla faiz geliri elde ediyordu; faiz inince o gelir kaybolur. Ayrıca para piyasası fonları da cazibesini yitirmeye başlar.
FAİZ İNMEDEN ÖNCE NEREYE BAKACAĞIZ?
Şimdi asıl kritik soru: Peki indirimi beklemeden, şu andan itibaren neyi izleyeceğiz? Benim takip listem şu ve bu listeyi kaydedin.
Bir: Sektör endekslerinin ayrışması. Bu benim en sevdiğim turnusol kağıdıdır. Piyasa gerçekten indirime inanıyorsa, banka, GYO ve inşaat endeksleri BIST 100'den pozitif ayrışmaya başlar; hem de kimse konuşmadan önce. Yarın ve önümüzdeki günlerde tam olarak buna bakın: Bu sektörler endeksten daha mı iyi performans gösteriyor? Sözlere değil, sektörlere bakın demiştim; test zamanı.
İki: Hacim. Ayrışma tek başına yetmez; ayrışmaya HACİM eşlik ediyor mu? Ortada haber yokken hacim artıyorsa, birileri pozisyon alıyor demektir. Fiyat yalan söyleyebilir, hacim zor söyler.
Üç: Merkez Bankası'nın ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti. Bu, kararın gerçekten işleyip işlemediğini gösterecek en dürüst rakam. Fonlama maliyeti önümüzdeki günlerde aşağı kayıyorsa, örtülü gevşeme fiilen başlamış demektir.
Dört: Gösterge tahvil faizi. Tahvil piyasası, hisse piyasasından daha erken ve daha soğukkanlı fiyatlar. 2 yıllık gösterge tahvil faizi düşmeye başladıysa, piyasa indirimi ciddi ciddi bekliyor demektir.
Beş: Yabancının haftalık akımları. 14 Ağustos haftasında yabancı 9 haftalık tahvil alım serisini bitirip 176 milyon dolarlık hisse alımı yapmıştı. Bu hafta ve gelecek haftalarda hisse sütunu üst üste yeşil yanmaya devam ederse, iki duraklı tren yazımdaki o rotasyon gerçekten başlıyor demektir.
BİR DE FON CEPHESİ VAR
Son olarak yatırımcıyı ilgilendiren bir başlık daha: SPK'nın uzun süredir beklenen Fon Rehberi düzenlemesinin çalışmaları tamamlandı ve açıklanması bekleniyor. Düzenleme özellikle serbest fonlar ve para piyasası fonlarının işleyişini yeniden şekillendiriyor; portföy yönetim şirketlerine ilave sermaye yükümlülüğü, fon sayısına sınırlama, ilişkili taraf işlemlerine kısıtlama ve yoğunlaşma limitleri gibi başlıklar taslakta yer alıyordu. Amaç risklerin azaltılması ve yatırımcının daha güçlü korunması.
Bu neden önemli? Çünkü faiz indiği dönemde para piyasası fonlarından çıkış başlar ve o para yeni bir yer arar. Fon tarafındaki kural değişikliği ile faiz döngüsü aynı döneme denk geliyor; fon portföyü olan herkesin bu düzenlemeyi dikkatle okuması gerekiyor.
Şunu unutmayın: Bu akşamki karar bir başlangıç işareti, bitiş çizgisi değil. Enflasyon verileri bozulursa, petrol yeniden fırlarsa ya da jeopolitik bir şok gelirse Merkez Bankası bu adımı yavaşlatabilir. Kimse size tarih garantisi veremez.
Ama şu net: Sıkılaştırma tarafından gevşeme tarafına doğru bir hareket başladı ve bu tür dönüşler, borsada en büyük fırsatların doğduğu dönemlerdir. Bizim işimiz tahmin etmek değil, hazırlıklı olmak. Sektörleri biliyoruz, sıralamayı biliyoruz, takip listemiz hazır. Şimdi sabırla izleyeceğiz.
Ve her zamanki gibi: Haberle koşarak pozisyon alınmaz. Beklentiler alınır, gerçekler satılır dersini bu seride kaç kez işledik. Bu akşamın haberiyle yarın açılışta tepeden mal kapmayın; ayrışmayı, hacmi ve verileri izleyin.
Faydalı bulduysanız RT ve kaydet yapmayı unutma
#tcmb #faiz #repo #bist100 #borsa #gyo #bankacılık #YatırımTavsiyesiDeğildir
Genç Boşnak Mevludin Didic anlatıyor: "'Türkiye bölünecek, sonra da siz ya yok olacaksınız ya bizim yönetimimizi ve dinimizi kabul edeceksiniz.' Yaklaşık 30 yıl önce bazı Hırvat ve Sırp komşularımız tam böyle söylüyordu. Sadece şunu söyleyeyim: Güçlü ve birlik içinde bir Türkiye, birçok kişiyi o kadar rahatsız ediyor ki biz bunu burada çok açık ve net şekilde görüyoruz.
Bunun yanı sıra Türkiye, bizim Boşnak halkımız gibi birçok halk için de bir güvence teşkil ediyor.
Allah korusun, Türkiye'nin başına bir şey gelse bizim Boşnak milletimiz de hemen aynı gün hedef olurdu. Arkadaşlar, bu yüzden hem iyi hem kötü günlerde birlikte olmamız lazım. Çünkü kardeşler her zaman birbirinin yanında olur."
Elinde binlerce masum insanın kanı olan bir soykırımcının, “ölüm döşeğinde” olduğu gerekçesiyle serbest bırakılmasını istiyorlar! 😡
Kimden mi bahsediyoruz? 🤔
Hakkında müebbet hapis cezası verilen “Bosna Kasabı” eski Sırp general Ratko Mladiç’ten!
Serbest kalmasını isteyenlerin başında ise Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç geliyor. Ona göre bu soykırımcının serbest bırakılması bir “insanlık meselesiymiş”!🤦♂️
💬 Vuçiç aynen şu ifadeleri kullandı:
“General Mladiç, de facto ölüm döşeğinde! Bir hafta sonra mı beş hafta sonra mı öleceğinin önemi yok! En azından yaşadığı ve uğruna savaştığı yerde ölebilir!”
📍GERÇEKLERİ HATIRLAYALIM!
Bu adam, binlerce masum Boşnak sivilin katledilmesi emrini verdi!
Emriyle öldürülen binin üzerinde Boşnak sivilin 30 yıl geçmesine rağmen hâlâ kemiklerine bile ulaşılamadı!
Şehit anneleri, evlatlarını ya da eşlerini bir mezara bile koyamadan bu dünyadan göçüp gidiyor...
Şimdi çıkmış, ”Uğruna savaştığı yerde son nefesini versin”* diyorlar.
Siz önce Bosna’da bir SOYKIRIM işlendiğini kabul edin!
Siz önce soykırımcıları “kahraman” olarak görmekten vazgeçin!
📌 Siz bu talep hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda düşüncelerinizi paylaşın.👇
🎙️Kayhan Gül
🎥 Armin Paldum
Medine'den Tebuk'a eski yolları kullanarak 800 km yol geldim dün. Tam 12 Hicaz Demir Yolu istasyonu buldum çölde. 3 tane Osmanlı tarafından yapılmış köprü geçişi ve 1 ufak kale. Bir de çöl kumları arasında devrilmiş bir Osmanlı Hicaz Treninin kendisi. Toplamda 20'den fazla kez durduk ve yolların içlerine bazen de yol olmayan yerlerde çöle girdim. Müthiş bir iş oldu hamdolsun. Muhtemelen bu kadar Osmanlı emaneti bir arada hiç bilinmiyor. Tek tek tespit edip kayda aldım. Normal bir yol hikayesi değildi hamdolsun.Bir ara tek tek hepsini yazıp ekleyeceğim inşallah
Size bir yalan söylediler: "Dünyanın en değerli şeyi altındır, petroldür, veridir..." Yalan.
Dünyanın en değerli varlığı SENİN DİKKATİNDİR.
Ve şu an tarihin en büyük, en sessiz soygunu gerçekleşiyor.
Kurban: Sensin.
Çalınan: Geleceğin.
Hırsız: Elindeki o 6 inçlik cam ekran.
YENİ DÜNYA SAVAŞI: CEPHE SENİN ZİHNİN
Eskiden savaşlar toprak için yapılırdı. Şimdi senin GÖZ BEBEKLERİN için yapılıyor.
Silikon Vadisi'nde maaşını senin dikkatini "hacklemek" için alan binlerce mühendis var.
Bu bir komplo teorisi değil, bu onların İŞ MODELİ.
Google'ın eski etik uzmanı ne dedi? "Telefonunuz bir slot makinesidir (kumar makinesi). Her kaydırma, bir kol çekmedir. Ve kasa her zaman kazanır."
Anladın mı durumu? O uygulamalar seni eğlendirmek için tasarlanmadı.
Seni bir ZOMBİYE çevirip, dikkatini parça parça reklamcılara satmak için tasarlandı.
Sen kullanıcı değilsin. Sen ÜRÜNSÜN.
FİZİK KANUNU: DİKKAT = YARATIM
Neden dikkatin bu kadar değerli?
Çünkü Dikkat = Enerji.
Kuantum fiziğinde kural nettir: Gözlemci Etkisi.
Bir şeye odaklandığında, o şey somutlaşır.
İşine odaklanırsan, işin büyür.
Vücuduna odaklanırsan, kas yaparsın.
Saçma sapan bir habere odaklanırsan, HİÇLİK büyür.
Sistemin oyunu basittir: "BÖL ve YÖNET."
Dikkati dağılmış bir adam, hiçbir şey üretemez.
Tehlikesizdir. Yönetilebilir bir köledir.
Bir düşün: Sabah gözünü açtın.
Daha yataktan kalkmadan elin telefona gitti.
3 Felaket Haberi ("Dolar uçtu, savaş çıktı").
10 Tane Saçma Instagram Hikayesi.
5 WhatsApp grubu dedikodusu.
Daha güne başlamadan beynini 50 parçaya böldüler.
Sonra diyorsun ki "Neden yorgunum, neden odaklanamıyorum?"
Yorgunsun, çünkü zihinsel enerjini sabahın köründe çöpe attın.
DİKKATİNİ KİM ÇALIYOR? (HIRSIZLAR LİSTESİ)
SOSYAL MEDYA (Dopamin Torbacıları):
Sonsuz kaydırma (Infinite Scroll). Hiç bitmiyor. Beynin "belki bir sonrakinde ödül vardır" diye kumar oynuyor.
HABERLER (Korku Tüccarları):
"Son Dakika! Şok! Dehşet!"
Sana bilgi vermiyorlar. Sana KORKU satıyorlar.
Kortizolünü yükseltip seni ekrana kilitliyorlar.
PORNO (Ruh Katili):
En büyük dikkat hırsızı. Beyninin ödül sistemini (Dopamin reseptörlerini) yakıp kül eder. Seni isteksiz, enerjisiz, silik bir gölgeye çevirir.
NETFLIX (Zaman Vampiri):
"Sonraki bölüm 5 saniye içinde başlıyor..."Sen dur diyemeden o başlatıyor. İradeni by-pass ediyorlar.
ORTADOĞU GERÇEĞİ: SENİN DERDİN NE?
Şimdi soruyorum: Bu yazıyı okuduktan sonra dikkatini nereye vereceksin?
ABD'nin Venezuela operasyonuna mı? (Sana ne? Sen mi kurtaracaksın?)
İran'ın iç karışıklığına mı? (Senin hayatını mı değiştirecek?)
Siyasetçilerin kavgasını mı izleyeceksin?
Sen bunları izlerken;
İşini kurmuyorsun.
Kitabını okumuyorsun.
Sporunu yapmıyorsun.
Ailenle ilgilenmiyorsun.
Onlar kazanıyor. Sen kaybediyorsun.
OPERASYON: DİKKAT HİJYENİ (UYGULAMA)
Eğer beynini geri almak istiyorsan, bu kuralları KANUN belleyeceksin:
SABAH 1 SAAT EKRAN YOK:
Uyanınca telefona dokunma. O saat senin en yaratıcı, en güçlü saatin. Onu Instagram'a kurban etme.
BİLDİRİMLERİ KAPAT:
Telefonun köpeği olma. O senin çağırdığında gelsin, sen onun her "dııt" sesine koşma.
HABER DİYETİ:
Günde 10 dakika yeter. Dünya yıkılsa duyarsın zaten. Fazlası zehirdir.
DERİN ÇALIŞMA (DEEP WORK):
Günde en az 2 saat telefon başka odada olacak. Sadece işin ve sen. O 2 saatte, dağınık 8 saatten daha fazla iş yaparsın.
UYAN
Bu yazıyı okudun. Farkındalık oluştu. Ama asıl sınav şimdi başlıyor. Bunu kapatınca ne yapacaksın?
Tekrar "Kaydırmaya" mı döneceksin? (Yenildin).
Yoksa telefonunu fırlatıp kendi hayatını inşaya mı döneceksin? (Kazandın).
Dikkatini verdiğin şey büyür. Dikkatini çektiğin şey ölür.
Sistemi beslemeyi bırak. KENDİNİ BESLE.
Uyanık kal. 🦅
Yüzünüz, vücudunuzun içinde olup bitenlerin görsel bir temsilidir.
Yani alnımda sivilce varsa; ince bağırsak, idrar torbası temiz değildir.
Kaşlarımın ortasında sivilce varsa, bu karaciğerimdir.
Göz altı bölgesi stresliyse, bilirsiniz, şişkinse, böbreklerin stresli olduğu anlamına gelir.
Bir gece alkol aldıktan sonraki gün ilk etkilenen yerin göz altı olduğunu hiç fark ettiniz mi?
Yanağın üst kısmı; mide temiz değildir.
Yanağınızın alt kısmı; akciğerleriniz kendini temizlemiyordur.
Dudağınızın üst kısmı, burnunuzun ucu; kalp.
Ve çenenin alt kısmı nedir? Kistik sivilce, hirsutizm (tüylenme), kıl büyümesi... Bu her zaman jinekolojik sağlığınızdır.
Çenenizin alt kısmı temiz değilse, bu jinekolojik sağlığınızla ilgilidir.
Oral Çalışlar, Sivas Katliamı sonrasında Erdal İnönü ile yaptığı görüşmeyi anlattı:
"Erdal İnönü o sırada Başbakan Vekiliydi. Kendisine, 'Sivas'ta kocaman bir alay varken Türk ordusu 24 saat boyunca neden yerinden kıpırdamadı?' diye sordum.
Bana, bir MİT yetkilisinin şu değerlendirmeyi yaptığını söyledi:
'Bazı güçlerin fazla ileri gittikleri zaman deşifre edilmeleri için bu tür olaylar zaman zaman merkezden yönetilir. Bazı güçleri kontrol altına almak için böyle şeylere müsaade ederler, ardından da o kesimi perişan etmek için kullanırlar.'
Bunu bana Erdal Bey anlattı. Sözü aktaran MİT yetkilisi, Erdal Bey'in muhatabı olacak düzeydeydi, yani MİT Başkanı'ydı." (Habertürk)
İnternet sitelerinde çıkan çerez onay kutularının arkasındaki gizli veri akışı:
🔺 “Tümünü kabul et butonuna bastığın saniyede sitenin arkasında yüzlerce veri simsarı ve reklam ağı devreye giriyor.”
🔺 “Amerika’daki bir site, Avrupa’dakinin kabaca üç katı üçüncü taraf çerezi bırakıyor.”
🔺 “Çoğu zaman sayfayı aşağı kaydırmadan bile kişisel veriler çoktan üçüncü taraflarla paylaşılmış oluyor.”
(TT - benomeravci)
43 milyar dolar verimli kullanılıyor mu?
Big Fund'ın 6 yöneticisi yolsuzluktan tutuklandı. Fon 5 ay donduruldu.
Wuhan Hongxin 14 nanometre çip üreteceğini söyledi. 100 milyar yuan topladı. Sahte çıktı, battı.
2020-2021'de 70.000 çip şirketi kuruldu. Devletten para almak için. 3 yılda 31.000'i kapandı. Her yıl artıyor.
CSIS: "Yolsuzluk, dolandırıcılık ve olağanüstü israf."
Büyük bütçe açıklamak kolay ya gerisi?
WSJ: Büyük gıda şirketleri (Nestlé, PepsiCo, General Mills vb.) tüketicileri geri çekmek için fiyat indirimi, yoğun reklam ve ürünlere protein takviyesi gibi hamleler yapmış ama hiçbiri tutmadı. Şirketler artık tüketiciler ve yatırımcılar karşısında seçeneklerini tüketmiş durumda.
ARK: Demek ki Amerikalı "tüketiciler" hakikatleri gördüler. Darısı bizim başımıza!
Zeki Müren ve Ajda Pekkan, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası yaptırım baskısı altındaki Türkiye'nin "70 cent'e muhtaç olduğu" zor dönemde ASELSAN'a döviz bulmak için Almanya turnesine çıktı.
📍ASELSAN Eski Genel Müdür Yardımcısı Fuat Akçayöz:
▪️Büyük bir kadroyla Almanya'ya gidildi. Hatta sanatçılardan bazıları Zeki Müren'e tepki gösteriyor, "Biz bundan hiç para almayacak mıyız, böyle şey mi olur?" diyerek.
▪️Zeki Müren'in onları şiddetle azarladığını biliyorum.
📍ASELSAN Eski Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Karadeniz:
▪️Birkaç milyon mark para toplandı. Hakikaten de bu parayla yabancılara ödeyeceğimiz ilk kısım paraları çıkarttık.
Bazı günler vardır ki takvimden değil, yürekten okunur.
Başbağlar o günlerden biridir…
Masum insanların hedef alındığı, bir köyün sessizliğinin ateşle yarıldığı o karanlık gece; yalnızca bir köyü değil, bir milletin vicdanını da yaralamıştır.
Şehit edilen 33 sivil vatandaşımızı rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Acıları hâlâ taze, hatıraları hâlâ canlıdır.
Bu topraklarda kardeşliği bozmaya, milleti birbirine düşürmeye, fitneyle yarık açmaya çalışan her karanlık girişim; dün olduğu gibi bugün de milletin dirayetine çarpmış, akamete uğramıştır.
Oyunlar büyüktü, planlar karanlıktı…
Ama bu milletin kalbi, fitneden büyük çıktı.
Başbağlar’da yanan ateş sönmedi; bir ibret oldu.
Bir daha aynı acıların yaşanmaması için hafızaya kazınmış bir emanet oldu.
Şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz.