Ey Ben-Gvir!
Minarelerden yükselen ezan sesine tahammül edemiyorsan, mesele ezanın sesi değil; hakikatin sana verdiği rahatsızlıktır.
Unutma ki ezanlar, tanklarla, yasaklarla, baskılarla susturulamadı; bugün de susturulamayacaktır. Siz işgal gücünüze güvenerek camilerin sesini kısmaya çalışırken, milyonlarca insanın kalbinde yankılanan imanı nasıl susturacaksınız?
Mescid-i Aksa’nın gölgesinde alınan her zalim karar, tarihin çöplüğünde yerini almaya mahkûmdur. Kudüs’te ezanı kısmaya çalışanlar, gün gelir kendi isimlerinin dahi nefretle anıldığını görürler.
Bilinsin ki;
Ezan, Müslümanların kırmızı çizgisidir.
Minareler susmaz.
Tekbirler susmaz.
Kudüs sahipsiz değildir.
Zulüm ne kadar büyürse büyüsün, hakikatin sesi ondan daha gür çıkacaktır.
“Türkiye, FETÖ’nün devletimize ve milletimize yaşattığı ağır bedelleri unutmuş değildir. Bu nedenle, FETÖ ile ilgili yapılan her açıklama son derece dikkatli değerlendirilmelidir.
CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, FETÖ yapılanmasına ilişkin kullandığı ve kamuoyunda ‘ajanları fark edemedim’ şeklinde yorumlanan ifadelerini sıradan bir siyasi değerlendirme olarak görmüyoruz. Bu sözler, açıklığa kavuşturulması gereken ciddi bir beyan niteliği taşımaktadır.
Devletimizin güvenliği, milletimizin huzuru ve kamu vicdanının tatmini açısından söz konusu ifadelerin bütün yönleriyle incelenmesi gerektiğine inanıyoruz. Eğer ortada kamuoyunun bilmesi gereken hususlar varsa bunlar açıkça ortaya konulmalıdır.
Hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığına inanıyor, yargı makamlarımızı görev ve yetkileri çerçevesinde gerekli değerlendirmeleri yapmaya davet ediyoruz.
Milletimiz, yakın tarihimizin en büyük tehditlerinden biri olan FETÖ konusunda tam bir açıklık ve şeffaflık beklemektedir. Gerçeklerin ortaya çıkarılması hem demokrasiye hem de hukuk devletine olan güveni güçlendirecektir.”
Kubat, açıklamasının sonunda “Devletimizi ve milletimizi ilgilendiren hiçbir mesele karanlıkta kalmamalıdır”
Bir tarihî şahsiyetin büyüklüğü, eleştiriden muaf tutulmasıyla değil; fikirlerinin, kararlarının ve bıraktığı mirasın serbestçe araştırılabilmesiyle ortaya çıkar. Gerçek saygı, yasaklarla değil; bilgiyle, araştırmayla ve açık fikirli tartışmalarla mümkündür.
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, tarihini korkmadan konuşabilen, geçmişini özgürce tartışabilen ve millî şahsiyetlerini her yönüyle değerlendirebilen bir düşünce iklimidir.
5816 sayılı Kanun’un kaldırılması; Atatürk’e hakaretin meşrulaştırılması değil, Atatürk’ün tarihî kişiliğinin daha geniş bir zeminde incelenebilmesinin önünün açılmasıdır. Çünkü güçlü fikirler yasaklarla değil, özgür tartışma ortamında değer kazanır.
Atatürk’ün aziz hatırasına gösterilecek en büyük hürmet; onun milletimizin ortak değeri olarak özgürce araştırılabilmesi, anlaşılabilmesi ve gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarılabilmesidir.
Hüseyin Kamil Kadıoğlu
İrade Hareketi Genel Koordinatörü
İlahiyatçı Yazar
“Bizler siyasi rekabetin düşmanlık üzerinden değil; fikir, proje ve millet yararı üzerinden yürütülmesini savunuyoruz.
Konuşan Türkiye güçlü Türkiye’dir.
Hiç kimsenin susturulmasına, tehdit edilmesine veya baskı altına alınmasına müsaade edilmemelidir.”
Mimar Dr. M. Cüneyt Kubat
İrâde Hareketi Genel Başkanı
TBMM, milletin tamamının evidir.
“Bundan sonraki genel merkezimiz TBMM’dir” şeklindeki açıklamalar; Gazi Meclis’i belli bir siyasi anlayışın merkezi gibi gösterme riskini taşımaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi; devlet ciddiyetinin, milli iradenin ve millet egemenliğinin ortak çatısıdır.
Siyasi mücadelelerin adresi parti genel merkezleridir.
Gazi Meclis ise 85 milyonun ortak iradesidir.
Mimar Dr. M. Cüneyt Kubat
İrade Hareketi Genel Başkanı
#İradeHareketi #TBMM #Milliİrade #Türkiye #CüneytKubat