kösem sultân'ın oğlu 4. murâd hakkında yazdıkları:
“neyleyüm söz tutmaz. hastalıkdan kalkmışdur, sovukda gezer. bunlar bende ʿakl komadılar”
şimdi, bu türkçe değil mi? oğlu hastalanan herhangi bir anadolu annesi de böyle şikâyetleniyor.
Çin’in Doğu Türkistan’da 2017’de toplu tutuklamalar ve sözde eğitim kamplarıyla ayyuka çıkan ve bugün de şiddetini sürdüren baskı ve zulümlerine dair iki önemli tanıklık: Biri Taha Kılınç’ın seyahatnamesi, diğeri Kaşgarlı şair ve yönetmen Tahir Hamut İzgil’in hatıraları.
“teŋri: yüce ve aziz allah.
ugan: muktedir. bundan dolayı allah te’âlâ’ya ‘ugan teŋri’ denir.”
dîvânu lugâti’t-türk, kaşgarlı mahmud.
internetten çalmak yerine alıntı yapılan yerin bir paragraf üstünü okusanız “allah” manâsı verdiğini göreceksiniz aslında.
"Yere batası kâfirler göğe 'Tengri' derler. Büyük bir dağ, büyük bir ağaç gibi gözlerine ulu görünen her şeye tengri derler. Bu yüzden bu gibi şeyler yükünürler (secde ederler). Bunların sapıklıklarından Allah'a sığınırız."
Kaşgarlı Mahmud, Dîvanü Lûgâti't Türk
“müyesser olmadı yār eşiğini seyr etmek
zemānemüzde bizüm āsemānı görmiş yok
güler yüzine anuŋ hasret oldum ey yahyā
bir iki haftadur ol mū-miyānı görmiş yok”
“ne içün gördüğüm terbiyye ile iktifā ėtmedim? ne içün düşündüm? ne içün hakīkati görmeğe uğraşdım? off, işte esbāb-ı felāketim bu idi! bilmem, düşünmek hissi baŋa nereden gelmiş idi? sahāʾif-i ʿālemi okumak nereden hāsıl oldı?”
ortaç başta olmak üzere; dönem basınında hasan tahsin isminin yankı bulmasıyla chp, hasan tahsin'in hayâtının araştırılması için ta'lîmât veriyor. "hasan tahsin'in ilk kurşunu atıp millî mücâdele'yi başlattığı" anlatısı da bu tarihten sonra, tedrîcen, tarihyazımına eklemleniyor.
hasan tahsin'in -osman nevres- çıkan olaylarda şehit olduğu ma'lûm, fakat "ilk kurşun" hikâyesi ne yazık ki doğru görünmüyor. bunu ilk dillendiren isimlerden biri olan rahmi apak (1942) bile "söylenti" diyor, zayıf görüyor.
olay ilk defâ yusuf ziya ortaç'ın çınaraltı dergisi'ndeki şu yazısında "kesin" bir dille ifâde ediliyor, fakat yukarda belirtildiği üzere, ortaç'ın atıf yaptığı rahmi apak durumu "söylenti" olarak değerlendiriyor. tarih yine 1942: