Bence gerçeklikle ilgili en büyük yanılgılarımızdan biri, olayları fazla steril bir yerden değerlendirmeye çalışmamız.
Bir proje planlarken, bir şirketi yorumlarken, AI’ın geleceği hakkında konuşurken ya da ekonomiyle ilgili tahmin yaparken çoğu zaman bütün dağınık parametreleri dışarıda bırakıyoruz. Her şey normal şartlarda ilerleyecekmiş gibi düşünüyoruz.
Ama gerçek dünyada “normal şartlar” yok. Bu bizim olayları ve kaosu ve bilinmezliği yönetebilmek gerçeği akla indirgemeye çalışma çabamız.
İnsan hasta olur. Bilgi eksik gider. Kötü haber yukarı çıkarken yumuşatılır. İnsanlar ceza almamak için gerçeği törpüler. Teşvikler, korkular, kazançlar, kayıplar, statüler, kurum içi kurallar her şeyi etkiler.
Bu yüzden bazen çok temiz görünen planlar gerçekliğe çarpınca bozulur. Çok emin yapılan tahminler, sistemin içindeki insan zaaflarına ve görünmeyen kurallara takılır.
Bir CEO’nun söylediği bir cümleyi de bu yüzden tek başına okuyamayız. O insanı parçası olduğu sistemden koparıp, söylediği ifadeyi mutlak doğru gibi ele aldığımız anda yanılma başlar.
Kontekst dediğimiz şey sadece anlatılan bilginin bağlamı değil. O bilginin hangi sistemin içinde üretildiği, kimin tarafından söylendiği, o kişinin hangi teşviklere, baskılara, kayıplara ve kazançlara maruz kaldığıdır.
Mesela bir CEO’nun “10 bin kişiyi işten çıkarıyoruz” dedikten hemen sonra “şirketimiz hiç olmadığı kadar kârlı” demesi, gerçeğin çok sıkıştırılmış bir hâlidir. O cümlede piyasa dinamikleri, şirket içi dengeler, yatırımcı beklentileri, politik baskılar ve kişinin görevinin gerektirdiği dil aynı anda vardır.
Bunları görmeden o cümleyi tam olarak anlayamayız.
Bu yüzden gelecek hakkında doğru analiz yapmak kolay bir iş değil. 3-5 cümleyle yapılan yorumların çoğu analizden çok panik, kanaat ya da kitlesel yaygaranın kişisel versiyonudur.
Dolayısıyla insanların da şunun farkına varması lazım:
Ya hiçbir yeterliliği olmayan ya da bu konudaki yeterliliği çok az olan, en azından yazılım mühendisliği üzerinde bile ölçeklenmiş bir yeterliliği bulunmayan insanların söylediklerine de bir zahmet temkinli yaklaşmak gerekiyor. Her söylenene kanmamak lazım.
Anonim hesaplar, daha ismini bile göstermeyen, resmini göstermeyen, kim olduğu hakkında hiçbir fikrimizin olmadığı, yeterliliği hakkında hiçbir şey söyleyemeyeceğimiz hesapların çıkıp “şöyle olacak, böyle olacak” demeleri ve insanların da hemen paniğe kapılması, aslında kitlesel zaafların ne kadar hassas ve kırılgan olduğunu gösteriyor.
Gerçek analiz daha bütüncül yapılır. Sistemi, insanı, teşvikleri, korkuları, bilgi akışını ve görünmeyen kuralları birlikte okumayı gerektirir.
Herkes bunu yapamaz. Zaten sorun da biraz burada başlıyor. Bu aslında çok güzel bir şey. Çoğu düşünceyi otomatik olarak elemenize yardım eden bir filtre bu.
DON'T SIGN IN WITH GOOGLE
DON'T SIGN IN WITH GOOGLE
DON'T SIGN IN WITH GOOGLE
DON'T SIGN IN WITH GOOGLE
DON'T SIGN IN WITH GOOGLE
DON'T SIGN IN WITH GOOGLE
DON'T SIGN IN WITH GOOGLE