‘Kahraman’lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir, çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsizdir.
O yüzden; ideoloji, program, ekip çalışması, kolektivizm, gelişkin örgüt önemli diyoruz.
Haluk Levent vakası, toplumun “kahraman” bağımlılığının yol açtığı yeni bir yıkım olarak görülmeli. Dayanışma gibi son derece toplumsal bir eylemin çürüyen bir düzenin kurumlarından alınıp bu kez kerameti kendinden menkul bireylere emanet edilmesi, yurttaşlarımızın karşı karşıya kaldığı çaresizlik ve kuşatmanın boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kızılay’a güvenmeyenlerin aslında hiç tanımadıkları bir kişiye sonsuz bir güvenle milyarlar bağışlaması birden fazla düzlemde sorgulanmalı. “Kahraman” bağımlılığı bu düzlemlerden bana göre en önemlisidir.
Siyasetten diğer toplumsal alanlara varıncaya kadar “star” sisteminin yarattığı bu “kahraman”lar, bizzat toplum tarafından giydirilen dokunulmazlık zırhına sığınarak vasatı, cehaleti, zaafları kolayca gizleyebiliyor.
Bu “kahraman”lar çoğu kez kendilerini yaratan mekanizmalar tarafından kısa sürede yerin dibine batırılmakta. Depremzedeler için toplanan paralarla kumar oynamak bayağı ağır bir çürümenin ifadesi elbette. Ancak sistemin Haluk Levent’i tepetaklak indirmesi ne bir arınma çabasının ne de gelişkin ahlaki değerlerin ürünüdür.
“Kahraman”lar doğası gereği gerçeklik algısını yitirir ve çoklukla kendilerine ayrılan sınırların ötesine geçerler. Sistemin onları yerin dibine geçirmesi genellikle çok hızlı ve zahmetsiz bir işlemdir.
Bu konu siyasette özellikle yaşamsaldır. O yüzden, ideoloji önemli, program önemli diyoruz. O yüzden ekip çalışması, kolektivizm diyoruz. O yüzden gelişkin örgüt diyoruz.
İdeoloji geriye çekilmişse, bir gün sağa bir gün sola şirinlik yapılır örneğin ve kimse ses etmez. Program önemsizleşmişse, kişiler her şeyi belirler, itiraz edecek kimse çıkmaz. Örgüt yoksa, “kahraman”lara bağımlı olursunuz. Oysa gerçek “kahramanlar” ideolojilerin ve doğrultusu olan toplumsal hareketlerin ürünüdür. Toplumsal hareketleri ortaya çıkarıp, tarihin akışını değiştiren bireylerin sayısı ise tarihte çok azdır; onlar da son tahlilde koşullar tarafından şekillenmişlerdir.
Halkımız “kahraman”lar yaratıp hayal kırıklığına uğramaktan vazgeçmeli. Bu nedenle çubuğu tersine iyice büküp “kahraman diye bir şey yok” demek bile gerekebilir.
Haluk Levent vakasının siyaset alanında çok daha vahim örneklerine tanık olacağımızdan emin olabiliriz. Burada esas olan “en ahlaklı kişi”yi aramak değil, en yüksek denetim, kolektif akıl ve geliştirici mekanizmaları yaratmaktır.
NATO zirvesinde liderlere tabanca hediye edilmesi çok eleştiriliyor. Neden ki? Zirve silah şirketlerinin zirvesiydi. Füzeler, SİHA’lar, toplar. On milyarlarca dolarlık anlaşma yapıldı, taahhütlere girildi. Zeytin dalı mı hediye edilecekti? Hiç yakışmazdı.
5 Temmuz Pazar günü Ankara’da gerçekleştirdiğimiz NATO karşıtı eylemde gözaltına alınan parti avukatlarımız serbest bırakıldı.
Sözümüzü yineliyoruz:
NATO’ya hayır demek değil, NATO’culuk suçtur.
“NATO bitti” saçmalığı da bu zirveyle birlikte herhalde biter. NATO içi gerilim ve çekişmeler baki. Ancak ABD’nin ve Avrupalı emperyalistlerin bu ittifaka şiddetle ihtiyacı olduğu ortadaydı. Bu zirve “savaş bütçesi”ni onayladı. Biten, “barışçı emperyalizm” hayalleridir.
Beyoğlu TKP sayfasından sonra KDK sayfamız da engellendi.
Sebebini merak eden anlatılan hikayeye kulak versin!
Beyoğlu’nun tüm sokakları açık hava sinemasına dönsün istiyorsanız bunu da engelleyin.
Ankara’da “Bağımsız Türkiye” için NATO’yu protesto eden TKP üyelerine dönük polis şiddetinde yedi arkadaşımız kafalarından ağır darbe almış, bazı arkadaşlarımızın kol ve göğüs kafeslerinde kırıklar oluşmuş, bir arkadaşımız kalp krizi şüphesiyle anjiyoya alınmıştır.
Yaralanan ve gözaltına alınan yoldaşlarımızın durumlarını yakından takip ediyoruz. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Ülkenin birçok yerinde emperyalist NATO’ya karşı yürüyüşler, eylemler düzenleniyor. Bu eylemlerde yüzlerce sosyalist gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor.
Ancak bir tane bile sağcının, dincinin, milliyetçinin sesi çıkmıyor. Hepsi ABD’ye köle olmuş.
Gericilik dini eleştirinin üzerine yükseltmek için sadece yasal zorbalık yapmadı. Sivas Katliamı, İslamcı ideolojinin egemenliği için yapılmıştı. Bugün komedyenlerin tutuklanması için sopa sallayanlar, o gün elinde benzin bidonuyla insan yakmaya koşuyordu.
#2TemmuzSivaskatliamı
'Türkiye, Batı'ya ve NATO'ya teslim olmak için mazeret aradı, 'Sovyet tehdidi' bahanesi kullandı'
📌TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan (@OkuyanKemal), NATO zirvesi öncesi, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Türkiye-Sovyetler Birliği hattındaki durumu hatırlattı:
"Savaş biterken yeni bir dünya düzeni kurulacaktı. Kazanan taraf kendi beklentileri doğrultusunda pazarlık yapıyordu. Türkiye'nin bu pazarlıkların dışında kalması imkansızdı. Türkiye zaten o dönem Batı'ya, NATO'ya teslim olmak için mazeret arıyordu."
https://t.co/P59VaZb0Ig
Bu akşam #KomünistBakış'ta:
📌Anti-Komünizm koskoca ülkeyi nasıl çürüttü?
Saat 21.30'da başlayacak programı kaçırmamak için @soLTVkanal'a abone olabilir, Youtube bildirimlerini açabilirsiniz.