Bir kadın, evliliklerinde herkese garip ama kendilerine normal gelen şeyleri anlattı:
• İlk sene çocuk yapmak yasak.
• Birbirimizin aile ziyaretlerine katılmak zorunda değiliz.
• Yatılı misafir kabul etmiyoruz.
• Ev işleri bana aittir. Dışarıdaki işler ve maddi konular eşime aittir.
• Özel günlerde çiçek almak zorunlu.
• Hediye almadan önce birbirimize neye ihtiyacımız olduğunu sorup ona göre alırız.
• Haftada birkaç gün mutlaka dışarıda yemek yeriz.
@TobbyKitty Alınabilecek en güzel araba.ben aldım, tesla lr satıp aldım.tesla çok konforsuz, çok çok sert süspansiyonları ki yenisine de bindim o da hala sert.bizim yollarımız togg mükemmel.dünyanın da en güvenli arabası.kredi desteği de var.daha ne olacak…
Türkiye’de her şeyi hunharca eleştiriyor insanlar. Biraz ego tatmini için,sosyolojik vaka olmuş. Dünyada da biraz bu yönde ama bizde artık otomatikleşmiş,seviyesi pik yapmış,bilgisi olmadan durum değerlendirmesi yapamadan sadece eleştiri,aklına ne gelirse. Son derece sağlıksız ve sinir edici bir hal aldı artık. Çoğu insan yazılanı bile okumadan saldırıyor. Mesele otomobil paylaşıyorsun saldırıyor. Senin dediğini ters bir yerinden anlayıp saldırıyor. Yorumlarda millet birbirine saldırıyor. Kör topal bir dövüş. Herkes nefretini boşaltıyor. Bir de üsluptan,tarzdan anlıyorsun ki bir üstün gelme çabası,sürekli bir ben haklıyım iddiası. Bu tipler gerçek hayatlarında da böyleyse işimiz var…🤦🏻♂️
Gaziantep’te bir çocuk hastamızın bademcik ameliyatı sonrası engelli kaldığı iddiasıyla açılan dava kapsamında kamuoyuna yansıyan hesap tabloları, ciddi soru işaretleri ve hekimler açısından ciddi endişeler barındırmaktadır.
⚠ Biz hekimlerin dikkat çekmek istediği temel sorunlar şunlardır:
1️⃣ Her ne kadar Mesleki Sorumluluk Kurulu ve Tıbbi Uygulamalardan Kaynaklı Tazminat İstemlerine İlişkin Yönetmelik düzenlemeleri yapılmış olsa da, bu hükümler özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimleri kapsamamaktadır. Bu nedenle özelde görev yapan hekimler, “ancak kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının bulunması durumunda rücu edilebilir” hükmünün korumasından yararlanamamaktadır.
2️⃣ Mevzuattaki bu boşluk, yargılamalar sonucunda yeni mağduriyetler doğurmakta ve sağlık sisteminin bütününü olumsuz etkilemektedir.
3️⃣ Hekimlerin acil ve ivedi şekilde yaptığı işlemler, o anın koşulları ve özellikleri dikkate alınmaksızın değerlendirilmektedir. Coğrafi ve kültürel faktörler göz ardı edilmekte, bu nedenle haksız şekilde hekimlere kusur yüklenmektedir.
4️⃣ Hastalarına şifa vermek amacıyla hiçbir kast olmaksızın yapılan işlemler sonucunda hekimlere fahiş tazminatlar yüklenmekte, “ömür boyu çalışsa da ödeyemeyeceği borç” korkusu hekim–hasta ilişkisinin üzerine kara bir gölge gibi düşmektedir. Bu yönüyle mevzuat hükümlerinin hekimler lehine geliştirilmesi ve hekimlerin maddi ve cezai sorumluluğunun tamamen kaldırılmasına yönelik düzenlemeler yapılması gerekmektedir.
👉 Biz hekimler, adaletin sağlanmasını ve bu süreçlerin şeffaf yürütülmesini talep ediyoruz.
👉 Tazminat süreçlerinde hekimin doğrudan değil, sigorta şirketlerinin muhatap alınması, hekimler üzerindeki maddi ve cezai sorumluluğun tamamen kaldırılması ve varsa zararın hekimlere dokunmadan sigorta şirketleri tarafından ödenmesi gerektiğini yineliyoruz.
👉 Çalışma koşullarının iyileştirilmesi, hukuki boşlukların giderilmesi ve hekimin korunması, toplum sağlığının korunması demektir.
Kamuoyunu yanıltmamak adına ayrıca belirtmekte fayda görüyoruz ki,
🔎 Endişelerimizi, çekincelerimizi ve "şifa veren eller" olan hekimlerin hem cezai hem de maddi olarak korunması için dile getirdiğimiz mevzuat değişiklikleri taleplerimizle birlikte kamuoyuna yansıyan hesaplama tablosu için bir kısım bilgilerin izah edilmesi gerekmektedir. Çocuğun yaşı, engellilik oranı, maluliyetin hangi işlem sonucunda oluştuğu ve bunun komplikasyon mu, organizasyon hatası mı yoksa hekim kusuru mu olduğu konusunda hiçbir resmi bilgi paylaşılmamıştır. Bu hayati noktalar aydınlatılmadan yapılan yorumlar eksik ve yanıltıcıdır.
📑 Kamuoyuna sunulan belgeler ise yalnızca “hesaplama” niteliğinde olup resmi bir mahkeme kararı değildir. Mahkeme kararına atıf yapılmakta, ancak karar metni paylaşılmamaktadır. Hukuken hekim ve hastane için ayrı faiz türleri ya da ayrı ayrı borç hesapları söz konusu değildir. Özel hastanelerde açılan davalarda da hekim ve hastane müteselsil borçlu kabul edilir. Kısaca izah ettiğimiz, hukuki bilgi ve uygulamalara uygun düşmeyen bu hesaplama tablosuna ihtiyatla yaklaşılması gerekmektedir. Söz konusu tablonun hukuki geçerliliğinin tartışılmasının gerekmesine rağmen yukarıda sıraladığımız endişe, çekince ve taleplerimizi yineliyor ve bir an önce gerekli değişikliklerin yapılması gerektiğini vurguluyoruz.
👩⚕👨⚕ HEKİMSEN olarak, hekimlerimizin mesleki itibarını ve haklarını korumak için bu sürecin takipçisiyiz.
Değerli meslektaşlarım,
119 MİLYON liranız var mı? Benim yok. Eşimle, 35 yıllık meslek hayatımızda edindiğimiz her şeyi satsak da yok.
O zaman tonsillektomi (bedemcik ameliyatı) yapmak için iki kere düşünün.
Dün bir meslektaşımızın, tonsillektomi sonrası kanama ve takip eden hipoksik beyin nedeniyle 119 MİLYON TL tazminat ödemesine hükmedildi.
Zarar gören çocuk ve ailesi için çok üzgünüm. Yaşadıkları dünyanın bütün parasıyla bile azaltılamayacak kadar acı.
Ancak tonsillektominin en iyi bilinen komplikasyonu için hükmedilen tazminat, bir hekimin hayat boyu kazanabileceği paranın kat kat üstünde olamaz.
Şimdi hekimler ne yapsın? Ameliyat yapmayı mı bırakalım? Mesleği mi?
Türk KBB BBC Derneği ve Türk Tabipleri Birliğini bu kararı değerlendirmeye davet ediyorum. Hem hekimler, hem de hastalar için.
@ttborgtr
🔋Elektrikli araçların çevreyi daha fazla kirlettiği iddiası çürütüldü!
Elektrikli araçlar, batarya üretimi sebebiyle fabrikadan benzin/dizel yakıtlı araçlara kıyasla %40 daha kirli çıkıyor. Fakat yaklaşık 17.000 km kullanım sonrası çevresel etki elektrikli lehine ayrışıyor.
Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi’nin (ICCT) yayımladığı araştırmaya göre, 20 yıllık ortalama kullanım ömrü içerisinde ise elektrikli araçlar fosil yakıtlı araçlara kıyasla %73 daha az emisyona sebep oluyor.
Bu yıl Avrupa’da satışa sunulan orta segment bir elektrikli binek aracın ortalama sera gazı salımı, AB'nin 2025-2044 yılları için belirlediği elektrik üretimi baz alındığında kilometre başına 63 gram CO₂ olarak hesaplanmış. Aynı segmentteki benzinli araçlarda ise bu değer neredeyse dörde katlanarak 235 gram CO₂/kilometre seviyesine ulaşıyor.
ICCT’nin 2021 verileriyle kıyaslandığında dört yılda elektrikli araç emisyonları %24 oranında düşüş göstermiş. Bu düşüşte AB’nin yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin son 5 yılda %38’den %56’ya çıkması etkili olmuş.
Araştırma yalnızca yenilenebilir elektrikle şarj edilen araçların emisyon seviyelerinin kilometre başına 52 gram CO₂’ye kadar düşeceğini de gösteriyor. Bu değer, içten yanmalı araçlara kıyasla %78 daha düşük.
Hibrit ve plug-in hibrit araçlar ise fosil yakıtlılara kıyasla sırasıyla %20 ve %30 daha az emisyona sebep oluyor. Çalışmada ayrıca hidrojen yakıt hücreli araçlara da yer verilmiş. Yeşil hidrojen kullanan yakıt hücreli araç emisyonlarının içten yanmalı araçlara göre %79 daha düşük olacağı belirtilse de Avrupa'da hidrojenin büyük oranda fosil yakıtlar kullanılarak elde edilmesi bu hesaplamanın pek gerçek hayatla örtüşmediğini gözler önüne seriyor.