Zülfikâr'ı kuşanmak kolay, Ali gibi yaşamak yürek ister. Dava mertlikle yürür, kahpelikle değil. Karakterini kaybeden, kazandığını sandığı her şeyi kaybeder!
@ankarabarosu Disiplin Kurulu tarafından bugün şahsıma bir tebligat gönderilmiş ve aşağıdaki paylaşımımda, meslektaşlarıma karşı küçük düşürücü ifadeler kullandığım gerekçesiyle savunmam istenmiş.
Savunmamı peşinen yapayım ve o zaman söylemediğimi şimdi söyleyeyim:
Bebek katili ve PKK ile özdeşleşmiş olan ‘Jin, Jiyan, Azadi’ sloganını atan her kim olursa olsun, hangi meslek grubundan olursa olsun orospu çocuğudur!
Bugün kıymetli dostlarım, Zafer Partisi GİK Üyeleri Av. Paşa Büyükkayaer ve Dr. Erçağ Metiner ile Türk milliyetçiliği ekseninde sivil toplum kuruluşlarını, siyaseti ve yaklaşan baro seçimlerini uzun uzun değerlendirdik. Ortak ülkülerimiz ve müşterek hedeflerimiz doğrultusunda verimli bir hasbihal gerçekleştirdik; birçok konuda aynı hassasiyetleri ve ortak fikirleri paylaştığımızı bir kez daha gördük.
Birlikte düşündük, istişare ettik, ortak aklın ve dava şuurunun önemini bir kez daha teyit ettik.
Ankara’dan tüm dava arkadaşlarımıza gönül dolusu selamlar.
Ahde vefa, geçmişe duyulan saygının ve karakterin en güzel nişanesidir. Vefasızlık ise ne kadar gizlenirse gizlensin, insanın aynadaki suretine düşen bir gölge olarak kalır. Zaman geçer, makamlar değişir; fakat vefanın da vefasızlığın da izi silinmez.
3-5 yılda kendine türlü türlü siyasi imaj oluşturmaya çalışan, ideolojik bir geçmişi olmamasına rağmen, yalnızca revaçta olduğu için yıllardır milliyetçi rolü yapan; iftiralar atarak kendini büyütmeye ve bir sıfat sahibi olmaya çalışan, ancak sıfatları siyasi KAHPE’likten öteye gidemeyenler…
Şunu unutmayın:
ER kişi kisvesine bürünüp çakallık yapabilirsiniz; fakat AY ışığında hüküm bozkurdundur.
Siyasi hayatımız boyunca nice fikir ayrılıkları yaşadık, en sert mücadeleleri verdik. Ama hiçbir zaman omuz omuza yürüdüğümüz insanlara iftira atmayı, kumpas kurmayı, gizli kapaklı kongrelerle teşkilat iradesini gölgelemeyi ya da kahpece kapılara polis göndererek parti içi hesaplaşma yapmayı siyasetin yöntemi saymadık. Çünkü bize öğretilen; kol kırılır, yen içinde kalır anlayışıydı.
Siyaset mertlikle yapılır; iftirayla değil. Cesaretle yapılır; korkuyla değil.
Kimse yaptığının da başvurduğu yöntemlerin de unutulacağını sanmasın. Gün gelir, karakter herkes adına en yüksek sesiyle konuşur. ⏳
20 yılı aşkın süredir geldiğimiz gelenek içinde siyaset yaptık. Sayısız fikir ayrılığı, sert tartışmalar, kavgalar verdik. Kendi içimizde mücadele ettik. Ancak hiç kimse alçakça ve kahpece yöntemlere başvurup kapıya polis göndermedi. Kol kırıldı, yen içinde kaldı.
Biz siyasetin kahpece değil, mertçe yapıldığı geleneğin evlatlarıyız.
İftira ile insanları töhmet altında bırakmak ne inandığımız davaya ne de töremize uyar.
Bu sınırlar aşıldığında kaybeden yalnızca kişiler değil, siyasi kurumların itibarı da olur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
Madde 1 – Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
Madde 2 – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Madde 3 – Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı "İstiklal Marşı"dır.
Başkenti Ankara'dır.
Madde 4 – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Ulus Platformu, Anayasa’ya bağlılık yeminlerinin çiğnendiği, 4. Madde’nin kaldırılıp 1., 2. ve 3. Maddelerin değiştirilme hayallerinin gerçeğe dönüştürülme hazırlıklarının ayyuka çıktığı ve etnik bir şımarıklığın, etnik bir küstahlığın, etnik bir ihanetin, etnik bir faşizmin sokaklarda kol gezdiği, güvenlik politikalarının askıya alındığı bir dönemde, Anayasa’nın 1-2-3 ve 4. Maddelerine, Cumhuriyetin kuruluş fikrine, yıkılan bir imparatorluğun ayakta kalma iradesiyle kan ve irfanla kurulan cumhuriyete, Cumhuriyetin kurucu önderi Atatürk’e bağlı, İsmail Gaspıralı, Hüseyinzâde Ali, Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve cümle Türk milliyetçiliği entelektüel silsilesini takip eden, bin yıllık tapulu sınırlarımızın sonsuza kadar Türk vatanı olarak var olması idealine adanmış ve inanmış bir fikir platformudur.
Ulus Platformu, siyaset, ekonomi, dış politika, sanat, edebiyat, spor ve dahi Türk’e dair, memlekete dair her ne var ise politik angajmanlarda azade olarak, Namık Kemal’in sözleriyle; müsademe-i efkâr platformudur, umulur ki hakikat doğar.
Ulus Platformu olarak katkı veren her isme teşekkürü borç biliriz.
Büyük Türk münevveri Prof. Dr. İlber ORTAYLI’yı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya Allah’tan rahmet diliyoruz sevenlerinin ve Yüce Türk Milletinin başı sağ olsun.
Mekanı Cennet, Makamı Ulularla Olsun.
Epstein Belgeleri tüm Dünya’yı yerle bir edecek rezillikleri gözler önüne serdi.
Türkiye’den kaçırılan çocuklarla ilgili dönen sayılar akıl almaz boyutta!
Türkiye Cumhuriyeti adı geçen isimleri derhal ama derhal gözaltına almalı ve gerekli hukuki süreci başlatmalı.
Yalnızca Türkiye’de değil tüm Dünyada suçu kanıtlanan kim varsa soyu kırılmalı!
Allah belanızı versin!
Allah belanızı versin!
Allah belanızı versin!