Yalçın hocamız "Türkiye büyümezse küçülür, Musul'u almazsak Diyarbakır'ı veririz" derken ekpansiyonist bir projeden bahsetmiyordu. Ahd-i Millî'de tarif edilen sınırlara bakılırsa Musul'un da vatan toprağı olarak görüldüğü kolaylıkla anlaşılır. Ama biz Musul'u kolay verdik, Hatay'ı ise haddinden fazla kolay aldık.
Musul'u kolay verdik, zira Musul'u vermeden Diyarbakır Kürtlerinin Türkifikasyon'u mümkün gözükmüyordu. Hatay'ı kolay aldık, çünkü hem İngilizler hem de Fransızlar Kemal Paşa'nın ölümüne doğru Suriye ve Irak ile yakınlaşma siyaseti gitmesinin esas amacını idrak etmişlerdi. Ordusunun güçsüzlüğü düveli muazzamanın malûmu olmasına rağmen "Türkiye'yi cihan harbi esnasında İngiliz-Fransız aksında tutmak" bahanesi ile Hatay Türkiye'ye verildi. Böylelikle Suriye ile Türkiye arasında sürekli kanayan bir yara açılmış oldu. Türkiye'nin Avrupa'daki savaşın yarattığı boşluktan yararlanarak Ahd-i Millî sınırlarına inmesinin önüne de böylelikle geçilmiş oldu.
Bugün ABD ve İsrail Ortadoğu sınırlarını değiştirmek için bir kez daha seferber olmuş durumda. Bu seferberlik karşısında Türkiye Kürtlerine sahip çıkılmak isteniliyorsa onların da bu ülkenin sahibi olduklarını hissetmeleri elzemdir. Kürtlerin diliyle, kültürüyle, kimliği ile kavga ederek bu yapılmaz. Kürtlerin dağa çıkan çocukları affediliyor diye kıyamet kopararak da bu yapılmaz. Bu çocuksu hareketler Kürtlerimizi İsrail'in kucağına itmekten başka bir şeye yaramayacaktır. Bunun adı da yurtseverlik veya cumhuriyetçilik değildir. Bu ahmaklık ancak cumhuriyetçiliğe, yurtseverliğe nefret doğurur.
Mekke İttifakı kime karşı: Türkiye ile İsrail karşı karşıya gelir mi?
▶️İran Uzmanı Mehmet Akif Koç anlatıyor…
@m_akifkoc@y_telci
https://t.co/77q8lsT0Hr
@gokkcekatun Ulan nasıl bir manyaklaşma bu her tvitte ırkçılıkta level atlıyorsun. Eski türk mitolojisini tanıtan biri diye takip ettik içinden hitler çıktı amk
@unsal_ayse_@TRKatfar Duygusal manipülasyonlara maruz kalıp kriz geçirmek yerine daha uzun vadeli getirilerine ve pozitif taraflarına bakıyorum diyelim
@unsal_ayse_@TRKatfar Sen kürtçülük yapıyolar olarak görebilirsin ben kürtleri Kemalist yapıyorlar, Atatürk'ü benimsetiyorlar demokraside birleşiyorlar olarak görürüm. Bu uzlaşı Atatürkçülüğü yok saymaz aksine daha geniş çevrelere ulaşmasını sağlar bence. Bu tarafını da görmek lazım.
@unsal_ayse_@TRKatfar Önemli olan siyasiler arasındaki görüş farkımı yoksa siyasi görüşlerinin nekadar tutarlı yada samimi olduğumu buraya odaklanın bence
@gookcekatun Kesinlikle katılıyorum. Asker adamı konuştur sana hemen düşman üretir ve silahlı savunma önerir. Atatürk siyaset yapmak isteyen askerlere ya ünüformanızı çıkartıp gelin yada siyaset yapmayın demesi de bu sebepleydi.
@fenerlibaytar48@Sadik0707 Ben irana girileceğini sanmıyorum en fazla bölgedeki enerji altyapılarını korur petrol ve LNG nin akmasını sağlar. Bunu kansız bi şekilde başarırsa bu durumdan güçlenerek çıkar. Aksini düşünmek istemiyorum
@UmutBehram Sığınmacı göçmen karşıtıydı bunlar biara oy devşirmeye öyle başladılar sonra ne oldu unutuldu. Şimdi çerçeve yasa karşıtları da bir iki seneye unutacak bu günleri. Şok hali bi atlatılsın herşey netleşince normalleşecek bence.
@av_ugurpoyraz İşleri güçleri slogan atmak. Altını dolduracak üç cümle yazamazlar. Tek yaptığınız sloganlarla millete gaz vermek. İçinde " Atatürk " geçirmeden cümle kuramayanlardan şüpheleniyorum ben artık.
@2645_364281523@Uzaktan8138 Atatürk ün en yakını İsmet İnönü de Nato ya dahil olmamızı istiyordu. Nato ya dahil olmanın çıkarlarımıza uygun olduğunu düşünmek ayrı Nato cu olmak ayrı bişey. Boş boş ezbere konuşuyosunuz
@NaimBaburoglu Yahu millete cahil diyorsun ama paçandan cehalet akıyor. Birincisi Einstein öyle bir söz hiç söylemedi. İkincisi, yarım yamalak Atatürk bilginle ve birde Sun Tzu filan yok savaş sanatı yok ulusalcılık diye sıyırmış emekli bir asker kafasından başka bir halt değilsin.
"Kemalizm içe dönük ve kurucuydu. Enverizm dışa dönük ve yayılmacıdır. Hem Enver Paşa ve hem de Kemal Paşa, kişiliklerini ve formasyonlarını, Hamit'in saltanatında buldular; Hamit, Ermeni Politikası'na kadar, hem içte ve hem dışta modern bir prens sayılıyordu. Daha sonraki yıllarda üstü örtülmesine karşın hep modernizatör bir despot olarak kaldı; özgürlükten korkuyor ve modernizasyondan vazgeçemiyordu.
Bugün Türkiye yine bir Hamidist tiyatrodur.
Geniş yığınların da özgürlüğe düşman oldukları bir sahne kurulmuştur.
Her türlü etik ve estetikten yoksun bir modernizasyonsa kitleye emzirilmiştir. jön-Türklere özgü aç kurt hırsı bugün tekellere geçmiş durumdadır.
Tekeller düzenlerini kurabiliyorlarsa, emperyalist arayışlar ve yayılmalar kaçınılmazdır. Enver, revizyonist bir emperyalist güce dayanarak, imparatorlugu anayurda doğru kaydırmayı hayal ediyordu. Mustafa Kemal ise, daha 1920 yılındaki mektuplaşmalarında, Enver'i pan-Türkist ve pan-İslamist politikalardan uzak durmaya çağırıyordu.
Şimdi Enverist ve Osmanist çizgi, tekellere çok daha cazip geliyor; buna bazen tarihle buluşmak adı da veriliyor. Aslında Türkler, çok din değiştirmeleri türünden, tarihlerini de hep geleceğe göre yeniden yazıyorlar.
Peki hangi gelecek?
Zaman zaman değiştirse de insan, ancak tarihinden emin olabiliyor. Gelecekse sınırın ötesidir ve sınırda yaşayanlar için hep meçhuldür. Yine de yaşamların en güzeli, sınırda yaşamaktır.
28 Ekim A. Y.
Gebze Mahpusu"
"Kemalizm içe dönük ve kurucuydu. Enverizm dışa dönük ve yayılmacıdır. Hem Enver Paşa ve hem de Kemal Paşa, kişiliklerini ve formasyonlarını, Hamit'in saltanatında buldular; Hamit, Ermeni Politikası'na kadar, hem içte ve hem dışta modern bir prens sayılıyordu. Daha sonraki yıllarda üstü örtülmesine karşın hep modernizatör bir despot olarak kaldı; özgürlükten korkuyor ve modernizasyondan vazgeçemiyordu.
Bugün Türkiye yine bir Hamidist tiyatrodur.
Geniş yığınların da özgürlüğe düşman oldukları bir sahne kurulmuştur.
Her türlü etik ve estetikten yoksun bir modernizasyonsa kitleye emzirilmiştir. jön-Türklere özgü aç kurt hırsı bugün tekellere geçmiş durumdadır.
Tekeller düzenlerini kurabiliyorlarsa, emperyalist arayışlar ve yayılmalar kaçınılmazdır. Enver, revizyonist bir emperyalist güce dayanarak, imparatorlugu anayurda doğru kaydırmayı hayal ediyordu. Mustafa Kemal ise, daha 1920 yılındaki mektuplaşmalarında, Enver'i pan-Türkist ve pan-İslamist politikalardan uzak durmaya çağırıyordu.
Şimdi Enverist ve Osmanist çizgi, tekellere çok daha cazip geliyor; buna bazen tarihle buluşmak adı da veriliyor. Aslında Türkler, çok din değiştirmeleri türünden, tarihlerini de hep geleceğe göre yeniden yazıyorlar.
Peki hangi gelecek?
Zaman zaman değiştirse de insan, ancak tarihinden emin olabiliyor. Gelecekse sınırın ötesidir ve sınırda yaşayanlar için hep meçhuldür. Yine de yaşamların en güzeli, sınırda yaşamaktır.
28 Ekim A. Y.
Gebze Mahpusu"