İzmir Barosu Başkanı #ÖzkanYücel, #İstanbulSözleşmesi Danıştay duruşmasındaki savunmasında heyete "Siz hiç utandınız mı?" diye sormuş ve şöyle yanıtlamıştı:
"Ben utandım. Her kadın ölümünde, her kan aktığında utandım. Yaşamak istiyorum diyerek ölen kadınların çığlıklarından utandım. Yeri geldi erkek olduğum için utandım".
Heyetin duruşmadaki tavırlarını ise ‘sahnelenen bir oyun’ olarak değerlendirmişti:
“Ben sizlerden çok umutlu değilim! Nedeni şu: 28 Nisan’daki duruşmada dosyayı bitirmek isteseniz bitirebilirdiniz. Nezaketli tutumunuz, herkesi dinleme arzunuz oynanmış bir oyun, sahnelenmiş bir oyun gibi geliyor bana, üzgünüm. Ben 32 yıldır mahkeme salonlarında bu tavrı çok gördüm. Şimdi söz sırası sizde. Vereceğiniz kararlar beni, sizi, eşit yaşam isteyen herkesi ya bu utançtan kurtaracak ya da devam eden karanlıktan siz sorumlu olacaksınız.”
Kaybımız ani oldu, acımız büyük.
🩶🤍
Çalışma şartları kötü ve riskli olan bir erkek gördüğünüzde önce alakasız şekilde kadınlara sallamak yerine sizi bu şartlara mahkum eden patronlarınızı hedef alabilirsiniz
bumbleda erkeğe atılacak max mesajlar
-tek mi yaşıyosun
-selam
-kaç cm
-evin raylı sisteme yakın mı
-tekir mi cins kedi mi
-sağa sola yamukluğu var mı
-ismin ne
-haftada kaç gün tuvalete çamaşır suyu dökersin
Ozan Güven, Deniz Bulutsuz ile arasında yaşananları ilk kez anlattı:
Deniz'e ayrılmak istediğimi söyledim. Aramızda bir arbede çıktı, abajur meselesi oldu, abajuru tuttum, bir yerini çizdi.
Basına servis ettiği fotoğraflardaki halini 1 hafta sonra gördüm, olay gecesi böyle bir görüntüsü yoktu.
Deniz'e dokunmadım. Abajur silah sayıldı, silahla adam yaralamaktan hüküm giydim.
Gözündeki kırmızılık için bir gün önceden hastaneye gitmişti, zaten vardı.
Adalet hepimize bir gün lazım olacak, bir gün sizin oğlunuzun başına da böyle bir hikaye gelebilir.
Ben artık asansöre bir kadınla yalnız başıma binmiyorum, her şey olabilir.
Bu olay benim hayatımdan 6 yıl götürdü.
Benim boşanmış arkadaşlarımın hiçbiri eski eşlerinden nafaka almıyor. Türkiye standartlarına göre iyi kazanıp eski eşleriyle muhatap dahi olmak istemiyorlar. Çünkü evlenmek onları yoksulluğa it(e)medi. Fakat “ailemize/çocuğumuza bak” diye iş ve sosyal hayattan uzaklaştırılan kadınların hayatlarına devam edebilmesi için onları uzaklaştıranların sorumluluk alması gerekir. Eşleri istedi diye çalışma hayatından vazgeçen kadınlar mutsuz oldukları, aldatıldıkları ve belki de şiddet gördükleri o hayatlardan uzaklaşamayacaklar. Kadınları istemediği evliliklere mahkum ederek aileyi koruyamazsınız. Aile böyle bir şey değil.
Deniz Gezmişi kim ihbar etti?
"Köylü"
Che Gueverayı kim ihbar etti?
"Köylü"
Mahir Çayanı kim ihbar etti?
"Köylü"
Selçuksports’u kim ihbar etti?
"Köylü"
Biz köylüler için savaşırken
Onlar efendileri için kilisede mum yakıyordu
Çok arzuladığın biri var. Akşam heyecanla Nişantaşı'nda bir restoranda buluşuyorsunuz. Aranızdaki erotik gerilim çok büyük, bedenleriniz birbirine çekiliyor, her şey sırılsıklam. Sohbetin bir yerinde "devlet aklı" ifadesini kullanıyor, "devlet aklı" diyor, devlet aklı. Tüm arzuların bir kara delik tarafından yutulur gibi nereye gitti, sen o restorandan nasıl fırlayıp çıktın, sonradan hatırlamayacaksın bile. Nişantaşı'ndan Beyoğlu'na koşup hiç durmadan Şişhane'den Unkapanı Köprüsü girişine koşarak iniyor, Haliç kıyısından Eyüp'e koşuyorsun. Eyüp Sultan Camii avlusunda nefes nefese yatıp bir süre gökyüzüne baktıktan sonra kendine gelince camiye giriyorsun, 2 rekatlık tövbe namazını kılıp sekse tövbe ediyorsun. Camiden çıkıp için bomboş dalgın bakışlarla Haliç kıyısında yürürken "Eve gitmeden önce Sütlüce'ye geçip uykuluk yesem mi?" diye düşünüyorsun.