Marcus Aurelius çok haklıydı: Dostlarını kaybedeceksin, sevgililerini kaybedeceksin, alıştığın o rahat konfor alanını kaybedeceksin.
Ama eğer tüm bu kayıpların içinde kendini bulmayı başarırsan, kralların sahip olduğundan çok daha büyük bir servet kazanmışsındır. Kendini kazandığın yerde, hiçbir şey kaybetmiş sayılmazsın.
Daha “kötüyüm” demeye fırsat bulamadan başına motivasyon bandı yapıştırmaları çok yorucu değil mi ya? Sanki her acı beş dakikada “sen harikasın” cümlesiyle çözülebilirmiş gibi. Oysa insan bazen dibi görür. Görmeli de. Her karanlık hissi apar topar susturmaya çalışmak, onu gerçekten yaşamaktan daha yorucu bazen.