Libya bağımsızlık mücadelesinin bayraktarı, sömürgeciliğe karşı izzet ve kararlılıkla direnen Ömer Muhtar’ın Bingazi’deki anıt mezarını ziyaret ettik.
İslam dünyasının ortak kahramanlarından olan, inanç ve idealleri uğruna hayatını cephelerde geçiren, kendinden sonraki nesillere ilham veren şehidimizin aziz hatırasını hürmet ve rahmetle yâd ediyoruz.
Libya'ya gerçekleştirdiğimiz ziyaret çerçevesinde Trablus ve Bingazi’de son derece kapsamlı ve verimli temaslarda bulunduk.
Ziyaretimiz Libya’nın batısı, doğusu ve güneyi arasında ayrım gözetmeyen “Tek Libya” politikamızın somut bir tezahürü olmuştur.
Şahsıma ve heyetime gösterilen samimi misafirperverlik ve hüsnükabul için tüm Libya makamlarına teşekkür ediyorum.
Trablus’ta Libya Milli Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ile bir araya geldik. Görüşmemizde ikili ilişkilerimizin yanı sıra Libya’daki siyasi süreci, bölgesel gelişmeleri ve güvenlik meselelerini kapsamlı şekilde ele aldık.
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Muhammed Miftah Takala ile görüşmeler gerçekleştirdik.
Ayrıca, Libya Milli Birlik Hükümeti Başbakanı'nın Ulusal Güvenlik Danışmanı İbrahim Dibeybe, Savunma Bakanı Vekili Abdüsselam Zubi, İçişleri Bakanı İmad Trabelsi, Genelkurmay Başkanı Selahaddin Nemruş ve Savunma Bakanlığı Askeri İstihbarat Başkanı Mahmud Hamza ile de iş birliğimizi ve güncel gelişmeleri değerlendirme fırsatı bulduk.
Bingazi temaslarımız kapsamında ise Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter, Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter, Temsilciler Meclisi Başkanı Agila Salih ve Libya Kalkınma ve Yeniden İmar Fonu Başkanı Bilkasım Hafter ile ülkenin siyasi ve güvenlik gündemine ilişkin kapsamlı istişarelerde bulunduk ve ikili iş birliğimizin geliştirilmesi imkanlarını ele aldık.
Güvenlik ve savunma alanındaki ikili iş birliğimizi Libya’nın istikrarına ve bölgesel güvenliğe somut fayda sağlayan stratejik unsurlardan biri olarak görüyoruz. Bu kapsamda, Trablus'taki Türk Silahlı Kuvvetleri Libya Görev Grup Komutanlığımızı ziyaret ettik.
Türkiye olarak Libya’nın huzur ve istikrarını kendi istikrarımızdan ayrı görmüyoruz.
Libyalı kardeşlerimizin kendi geleceklerini özgür, güvenli ve müreffeh bir şekilde inşa etmesi esastır.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde, Libya’nın batısı ile doğusu arasında diyalog ve iş birliğinin güçlendirilmesini desteklemeyi, Libya’nın barışına, istikrarına ve refahına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.
Bir ülkeyi, toplumu, ekonomiyi ve dünyayı anlamaya uzanan köklü bir akademik yolculuk…
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi; Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri, İktisat, İşletme, Maliye, Politika ve Ekonomi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi ile Uluslararası İlişkiler programlarıyla öğrencilerini kamu, ekonomi, yönetim ve diplomasi alanlarında güçlü bir geleceğe hazırlar.
Burada bilgi, topluma yön veren bir sorumluluğa; analiz, geleceği kuran bir bakışa dönüşür.
Düş’ün Ötesi Ankara Üniversitesi
Bu nedir arkadaş!!!
Her şey bitti sıra devletin bakanlarını futbol rekabetinde hedef göstermeye mi geldi?
Sebahattin Şirin dedikoduyu seviyor, belli. Fakat dedikodu başka, Devletin Bakanını töhmet altında bırakmak başka.
“Kulağımıza geliyor” deyip Adalet Bakanı’nın adını futbol şampiyonluğu söylentisinin içine atıyor, ardından da “biz ihtimal vermiyoruz” diyerek geri çekilmeye çalışıyor.
Olmaz. Önce çamuru atıp sonra “ben inanmadım” diyerek sorumluluktan kaçamazsınız.
Kaldı ki aynı “kulağımıza geliyor” ölçüsüyle hareket edilse Şirin’in kendisi de dahil herkes hakkında türlü türlü iddia ortaya atılır. Bu doğru değil.
Bugün Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın nazik davetine icabetle Mekke-i Mükerreme’ye bir ziyaret gerçekleştirdik.
Ziyaretimde aziz kardeşlerim Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le bir araya geldik.
Bu vesileyle üç ülke olarak Ortak Savunma Anlaşması imzaladık.
Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma iş birliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır.
BM Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır.
Türkiye, bölgesel sahiplenme vizyonu doğrultusunda çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulmasına yönelik ilkeli tutumunu kararlılıkla sürdürecektir.
Ziyaretimizin, istişarelerimizin ve imzaladığımız anlaşmanın tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.
Hakan Fidan’ın Mısır’da yaptığı manifesto gibi çok önemli açıklama:
“Zalim, zulmüyle beraber tarihten silinecektir. Bunun Netanyahu'nun da başına geldiğini göreceksiniz. Açlığa mahkûm edip öldürdüğü insanların kanında boğulacağını göreceksiniz.”
Asla hafife alınmaması gereken önemli bir uyarı.
Her kılığa giren, bin bir surata bürünme kaabiliyeti olan, içimize kadar sızma yeteneğine sahip,gözünüzün içine baka baka 'en büyük vatansever rolü oynayan', fırsat bulduğunda arkadan hançerleyecek don koklayıcıları cirit atıyor bu ara..
Zorlu küresel ve jeopolitik koşullara rağmen dezenflasyon devam ediyor. Temmuz ayında yıllık enflasyon bir önceki aya göre 0,4 puan gerileyerek yüzde 31,8 gerçekleşti.
Aldığımız tedbirler ve dezenflasyon sürecinin etkisiyle hizmet enflasyonunda katılık azalıyor. Eğitim ve kira yıllık enflasyonları geçen yılın aynı ayına göre sırasıyla 31 puan ve 34 puan azaldı.
Jeopolitik gelişmeler kaynaklı riskleri etkin şekilde yönetirken mali disiplinden ve kalıcı fiyat istikrarı hedefimizden taviz vermiyoruz.
FETÖ ile mücadele edenleri kim tasfiye etmek istiyor❓
▪️ Örgütün karşısında duran isimler çeşitli gerekçelerle ya emekli ediliyor ya da pasif görevlere atanıyor.
▪️ Bu tasfiyeler olası yeni bir kalkışmada ağır sonuçlar doğurabilir.
https://t.co/gkMoxuuVQL
İranlı mevkidaşım Abbas Arakçi ile bu akşam bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik.
Görüşmede, yürütülen müzakere sürecindeki son durumu ele aldık.
Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların sona ermesi ve kalıcı barışın tesisi için çaba göstermeye devam edecektir.
Gençlik, bu milletin atardamarıdır.
Atardamar, nasıl kalbin pompaladığı kanı bütün vücuda ulaştırıyorsa gençlik de toplumun enerjisini, idealini ve hedeflerini geçmişten alıp geleceğe taşır.
Bu damar ne kadar güçlü, ne kadar sağlıklı olursa millî bünyemiz de o derece sıhhatli olur.
Türkiye’nin hayrına olacak her işe kulp takma telaşında olanlar tam da bu yüzden TÜGVA’nın önünü kapatmak istiyor.
Gençlerimiz, “kıtaları ipek bir kumaş gibi kesip biçen” ecdadı anlamasın, tarih ve medeniyet kodlarıyla buluşmasın diye çabalayanlar tam da bu yüzden TÜGVA’yı hazmedemiyor.
TÜGVA gibi göz bebeğimiz olan kuruluşların, sayısı az ama sesi çok çıkan bir güruhun hedefi olmasının sebepleri işte bunlardır.
Varsın rahatsız olsunlar, Allah’ın izniyle nehri tersine akıtamazlar.
Geçmişte defalarca yaptıkları gibi bu milletin tertemiz evlatlarını kirli oyunlarına, kirli hesaplarına alet edemezler.
O günler artık geride kaldı.
O karanlık günler bir daha gelmemek üzere artık eski Türkiye’de kaldı.
Biz gençlerimizi, sevgili yavrularımızı asla yalnız bırakmayız.
Türkiye’nin aydınlık yarınlarını üç beş kendini bilmeze yem ettirmeyiz.
Tek bir evladımızın dahi ümitsizliğe kapılmasına izin vermeyiz.
Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim:
Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim.
Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112’yi arayalım.
Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım.
Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyorum.
Rabb’im ayaklarına taş değdirmesin…
6 Şubat depremleri sürecinde sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisiyle çok farklı kesimlerin bir yıpratma savaşına müdahil olduğunu, âdeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.
Devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık.
Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduğunu hepimize çok net biçimde gösteriyor.
Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor.
Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor.
Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor.
Bir defa şunun bilinmesini isterim:
“Suimisalin emsal olmaması” için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bunda son derece kararlıyız.
Ucu nereye varırsa varsın, bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.