Reis'in ilk zamanları...
Onu karalamak isteyenler yer sofrasında yemek yemesini alay konusu yaptı.
Halbuki halk; çatal-bıçakla değil kaşıkla yiyen, bir tas çorbayı öğün yapan, yemeğin sonunda tabağı eline alıp kaşıklayanı kendinden bildi, onu sevdi. 😊
Fotodaki yazı özetliyor.
Türkiye’ye ve Türk milletine çok önemli hizmetlerde bulunan; ülkemizin gelişmesinde, kalkınmasında ve atılımlarında öncü bir rol oynayan 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı ebediyete irtihalinin 33’üncü yılında rahmetle ve hürmetle yâd ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en iyi Millî Eğitim Bakanı
Konu tartışmaya kapalıdır.
Sn Yusuf Tekin'i bırak yemeyi, kılına bile dokunamazsınız...
#YusufTekinYalnızDeğildir
Murat Ülker, İngiltere'de ürettiği peynirli krakere %9 oranında peynir koyarken,
Türkiye'de ürettiği Çizi'de %0,2 yani sadece binde 2 peynir tozu bulunuyor!
Bu çifte standardı milyonlara duyuruyoruz: Gıda Dedektifi'ne işte bu yüzden düşmanlık yapıyorlar!
https://t.co/5ASM3InaGx
ChatGPT, ABD Savunma Bakanlığı ile askeri ağlarda kullanım anlaşması imzaladıktan sonra 1,5 milyondan fazla kullanıcı kaybetti.
Elden ele yayın
Telefonlarınızdan silin!
Kendi pisliklerini kapatmak için gençlerin arkasına saklanan korkakların ucuz siyasetine kanmayacağız.
Hakkını yedikleri yüz binlerce gencin yüzüne bakamayacak sahtekârların alçak senaryolarının parçası, figüranı, piyonu asla olmayacağız.
Nefreti, husumeti ve öfkeyi değil, ezelî ve ebedî kardeşliğimizi büyütmemiz gereken günlerden geçiyoruz.
Sabırla, sağduyuyla, aklıselimle, soğukkanlılıkla hareket etmemiz gereken gerçekten çok hassas günlerden geçiyoruz.
Provokasyonlara gelmeyeceğiz, kışkırtmalara prim vermeyeceğiz, öfkemize kesinlikle yenilmeyeceğiz, sonu felakete varabilecek karanlık yollara asla girmeyeceğiz.
Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık, bu ülkeyi kolay kurmadık, bugünlere kolay getirmedik.
Her karış toprağında bir aslanın yattığı bu cennet vatanı sokak terörüne teslim edemeyiz.
Gençlerimizden uyanık olmalarını özellikle rica ediyorum.
Genç arkadaşlarımı kendi bataklıklarına, kendi karanlık dünyalarına, kendi çirkefliklerine çekmek isteyen ağzı ve ahlakı bozuk müptezellere karşı çok dikkatli olunmasını istirham ediyorum.
Gençlerimizden; gözü kendi çıkarlarından, şaibeyle geldikleri koltuklarından başka hiçbir şeyi görmeyen kifayetsizleri, kendi siyasi kariyerlerinden başka hiçbir şeyi umursamayan muhterisleri ademe mahkûm etmesini bekliyorum.
Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu, yerin ve göğün esenlikle dolduğu, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi’nin milletimiz, âlem-i İslam ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Gecemiz mübarek olsun.
İstanbul’un, büyükşehri ve kimi ilçe belediyeleriyle yolsuzluk, hırsızlık, irtikâp konusunda yamyamlığın kitabını yazdığı anlaşılıyor.
Heybedeki büyük turplar ortaya saçıldığında bunların bırakın milleti, kendi yakınlarının suratlarına bakacak yüzleri dahi kalmayacak.
Üniversite sınavını kazanan yüz binlerce gencin hakkının yenildiği usulsüz diplomayla başlayıp bütün şehri âdeta bir ahtapot gibi saran, rüşvet ve haraç çarkıyla devam eden rezilliklerin boyutu son operasyonla beraber gün yüzüne çıkmış oldu.
Güya yakıt tankeriyle taşınan milyonlarca liralık sebze meyveden İstanbul halkının en mahrem bilgilerinin üç beş milyon dolar için yabancılara peşkeş çekilmesine…
Tutarı yüz milyarlarca lirayı bulan hırsızlıklardan basında ve sosyal medyada halkın parasıyla beslenen tetikçilere varıncaya kadar her türlü gayrimeşruluk, her türlü hukuksuzluk var.
Öyle ki İstanbul’un CHP’li belediyelerindeki yolsuzlukları dizi yapmaya kalksanız Brezilya dizilerinden daha fazla malzemeyle karşılaşırsınız.
Üstelik bunlar, henüz heybede duran büyük turplar ortaya dökülmeden CHP’nin bizzat içinden gelen belge ve bilgiler ışığında güvenlik güçlerinin ve yargının elde ettiği sonuçlar.
Ortada bunca yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, alavere dalavere, sahtekârlık varken hakkı, hukuku, adaleti dilinden düşürmeyen CHP yönetimi, iddiaları aydınlatmak yerine ucuz siyasete yönelmeyi tercih etti.
Dikkat buyurunuz; çalana değil, yakalayana kızıyorlar.
Bütün bunların faturasını bize, şahsımıza, hükûmetimize ve partimize keserek gerçekleri ters yüz etmeye çalışıyorlar.
Şu gerçeği herkesin bilmesini, anlamasını istiyorum:
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına esas olan bilgi ve belgeleri getirenler CHP’lilerin bizzat kendileridir.
Karşımızdaki tablo tam olarak şudur:
Yolsuzluğu yapan, rüşveti alan, paraşütle diploma sahibi olup yüz binlerce gencin hakkını yiyenler CHP’li…
Bu paraların bir kısmını siyasi ajandaları için kullanan, bir kısmını da kurdukları suç örgütü üzerinden şirketlerine aktaranlar CHP’li…
Soruşturma başlayınca hem emniyette hem savcılıkta itirafçılık sırasına girenler CHP’li…
Soruşturma derinleştikçe savcılığa yeni belge ve bilgi yağdıranlar CHP’li…
Suç örgütünün medyada ve sosyal medyada kullandığı tetikçilerden, trol ordularından yılan, yorulan, bıkanlar CHP’li…
Kurultayda “şaibe var” diyerek mahkemeye şikâyette bulunanlar CHP’li…
Dönen dolapları, alınan rüşvetleri, yapılan hırsızlıkları ekran ekran dolaşıp anlatanlar CHP’li…
Ama suçlu AK Parti…
Ya Allah aşkına, biz böyle bir iç hesaplaşmanın neresinde olabiliriz?
Sizin paylaşım kavganız sebebiyle başlayan yargı sürecini niye bize mal ediyorsunuz?
Partiniz içindeki ihbarcılık yarışına niçin bizi karıştırıyorsunuz?
Hem belediyelere çöreklenmiş suç örgütünün mensupları hem de CHP yönetimi, bile bile millete yalan söylüyor.
“Yalan söylediklerini biliyoruz. Yalan söylediklerini biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz.”
Gerçekleri bile bile milletin karşısında rol yapıyor, tiyatro oynuyorlar.
Yapılan hırsızlıkları bile bile insanları kandırmaya çalışıyorlar.
Birileri herkesi sersem yerine koyarak ortadaki devasa bir yolsuzluk ve rüşvet çarkının üzerini kapatmaya çalışıyor ama nafile…
Ne bu millet ne bu devlet ne de bu yargı böyle bir kepazeliğin üstünün kapatılmasına asla izin vermeyecektir.
İhanete bulaşanlar, milletin kardeşliğine pusu kuranlar eninde sonuna adalete hesap vereceklerdir.
Bunun adı kör düşmanlık veya rövanşizm değil, millî iradenin refleksi, devlet olmanın gereği, ebet-müddet ilkesinin şartıdır.
Pazartesi akşamı meydana gelen soysuzluk, CHP yönetiminin ısrarla ve inatla sürdürdüğü nefret siyasetinin bir sonucudur.
Bir de çıkmışlar, yaşanan bu alçaklıkla ilgili nedamet cümleleri kuruyorlar…
Bu siyaset tüccarlarına bugün şunu sormak mecburiyetindeyim:
Daha düne kadar millete küfredenleri protokolde başköşeye oturtan siz değil miydiniz?
Filistin’e destek mitingine katılan insanlarımıza saldıran Vandalları savunan siz değil miydiniz?
Gezi olaylarında çapulculara “çiçek çocuklar” diyerek sahip çıkan siz değil miydiniz?
Mehmet Selim Kiraz savcımızın katillerini övenlere kucak açan siz değil miydiniz?
Yargı mensuplarımızı ailesiyle tehdit eden siz değil miydiniz?
Cumhur İttifakı ortağımıza ve onun saygıdeğer Genel Başkanı’na dil uzatan siz değil miydiniz?
Kusura bakmayın…
Pazartesi akşamı yaşanan namussuzluğu zehirli dilinizle siz hazırladınız!
Millete hakaret edenlere sırf AK Parti karşıtı diye siz prim verdiniz!
Siyasete nefret söylemlerini siz soktunuz, bu milletin fertlerini yıllarca birbirine siz d��şürdünüz!
“Siyaset yapıyoruz” bahanesiyle bu kötülüğü yıllarca siz sıradanlaştırdınız, siz meşrulaştırdınız, siz yaygınlaştırdınız!