" Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki; yaşamın geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir. "
- Mülksüzler, Ursula K. Le Guin
Narsisistik bireylere dair şöyle bir gözlemim var. Züccaciye dükkanına girmiş fil gibiler, kırıyorlar, döküyorlar, ama günün sonunda hep mağdur olan onlar. Herkesten çok daha erdemli, ahlaklı olduklarına o kadar eminler. Kırılgan narsisizm.
Kötü insan yok narsist tarafıyla yüzleşemeyen, egosunu ruhuna tercih eden insan var bence. Ve bu tercihleri ne yazık ki sevgi değiştirmiyor sadece kişinin kendisi belirleyebiliyor.
Biz bu kendimizi boşuna soruyoruz kendimize
Bu bizim gözlerimizden ufacık şeyler geçiyor - acaba?
Biz ne garip şeyleriz ki; doluyuz, bazıyız, avuntuluyuz
Ve bizim en güzel öldüğümüzdür bu: yaşamak
Ben biliyorum, yalan mı, siz de biliyorsunuz. #ÖlmemeGünü
Acı, hep başkaları için vardır, ölüm asla sana uğramayacağını sandığın uzak bir akrabadır. İnsan oluşun laneti de en çok buradadır.
Tuğçe Isıyel, Parçalı Bulutlu
Birine çok kızdığımda ya da kırıldığımda onu sevmekten vazgeçmiyorum. Ona sevgimi göstermekten vazgeçiyorum. Sevgiyi tekrardan görünür kılmak ''ötekinin'' çabasıyla mümkün. Eyleme dökülmeyen sevgi, öznesini de unutuyor sonuçta.
Çadır meselesindeki oyuna bakın, vergisini ödediği, afet durumunda ücretsiz hakkı olana halk iki kere ödeme yapmış oluyor. İşin acı yanı güvenmediği için bağış yapmadığı kuruma dolaylı olarak yine parasını kaptırmış oluyor. İfade edemiyorum, kafam yandı.
Evet tarihin bir kalbi yok ama bizim var. Kalbimin bir yanında güzellikleri koruyup diğer yanıyla bu pespayeliğe savaş açacak gücüm var mı bilmiyorum. Olsun istiyorum. Bir şekilde kalan parçalarımız çürümeden bu çürük sistemin sonunun geldiğini görmek istiyorum.
Her gece yatmadan önce sevdiklerimin isimlerini sayıyorum tek tek, onlarla geçirdiğim güzel anları haf��zamın kıvrımlarından çıkartıp oralarda dolaşıyorum bir süre. Uyku öncesi bir oyun haline getirdim bunu. Şükür, minnet ve teşekkürle uykuya dalmaya gayret ediyorum.
Çünkü başka türlü içimdeki nefretten, öfkeden kalbimi nasıl korurum bilmiyorum. Bu çürüme hissiyle nasıl baş edebilirim, bu anlamsızlıkla geceyi gündüze nasıl bağlarım bilmiyorum. Sevdiğim şeyleri hatırlamamaktan, incelikleri şeyleri kaybetmekten çok korkuyorum.