İtalya vizesi randevusu alamadığımız için, dünya çapında Codementum sınavında derece elde eden 9 yaşındaki oğlumun Roma'daki uluslararası finallere katılma hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Oğlum ilkokul 3. sınıf öğrencisi.
Çoğunlukla ortaokul ve lise öğrencilerinin katıldığı uluslararası Codementum sınavında dünya 23'üncüsü olarak İtalya'nın Roma kentinde düzenlenecek Grand Final'e katılmaya hak kazandı.
Bu başarı sonucunda resmi davet aldı.
Final organizasyonu için kayıt işlemlerimizi tamamladık.
Uçak biletlerimizi aldık.
Konaklama rezervasyonlarımızı yaptık.
Sınav ve organizasyon ücretlerini ödedik.
Bugüne kadar yaklaşık 10.000 Euro tutarında harcama gerçekleştirdik.
Ancak bugün itibarıyla hâlâ vize başvurusu yapabilmek için gerekli randevuyu alamıyoruz.
Açılan Randevular birkaç dakika içinde tükeniyor.
Defalarca denememize rağmen sonuç alamadık.
Profesyonel vize danışmanlık şirketleri aracılığıyla da denedik, onlar da randevu oluşturamadı.
Telefonlarımıza yanıt verilmiyor.
E-postalarımıza dönüş yapılmıyor.
Konsoloslukla doğrudan görüşmek istediğimizde içeri alınmıyoruz. idata hiç bir şekilde bilgi vermiyor.
Buradaki sorun vizenin reddedilmesi değil.
Sorun, dünya finallerine davet edilmiş bir öğrencinin başvurusunu yapabileceği bir randevuya dahi erişememesi.
Bir çocuğun uluslararası akademik başarısının bürokratik erişim sorunları nedeniyle karşılıksız kalmaması gerektiğine inanıyorum.
Yetkililerin sesimizi duymasını ve oğlumun hak ettiği bu final sinavina erişebilmesi için destek olmasını rica ediyorum.
@ItalyinTurkey
@idataTurkey @ItalyinTurkiye
#Codementum #STEM #İtalyaVizesi
🔴 Emniyet Müdürü baba, 13 yaşındaki oğluna emniyetin poligonunda atış talimi yaptırıyor.
15 yaş altı çocukların, herhangi bir poligonda bile atış yapması yasakken bu çocuğun emniyetin poligonuna girmesine imkan tanıyan düzenin sorumlusu kim?
Acil duyuru..!!!!
İstanbul Ataşehir'de ikamet eden 14 yaşındaki Naz Öztürk isimli kızımız kaybolmuştur. İki gündür kendisinden haber alınamıyor.Gören, duyan veya herhangi bir bilgiye sahip olan vatandaşlarımızın aşağıdaki iletişim numarasıyla irtibata geçmeleri önemle rica olunur. 0537 782 37 65
Lise 2'deyken İlber Hoca'nın cep telefonunu internette bulmuş, bir söyleşiye çağırmıştım. Hiçbir detay sormadan kabul etmişti. Heyecandan iki cümleyi bir araya getirmekte zorlanan bir çocuk sesini ciddiye almasına inanamamıştım.
Dört sene sonra üniversitede hocam oldu.
Hiç unutmuyorum, ilk derste "Hz İsa'nın konuştuğu dil neydi?" diye sordu, doğru cevaplamam üzerine beni lisede düzenlediğimiz o söyleşiden hatırladığını söylemişti. İkinci şoku da o zaman yaşamıştım.
Sonra yakından gözlemledikçe, tanıdıkça bu şoku yavaş yavaş atlattım.
İlber Hoca herkesle konuşuyor, herkesin telefonunu açıyor, kimseyi unutmuyor, içinde bulunduğu anı doruğuna kadar yaşıyordu. Birikimi, makamı, şöhreti; onu hayattan koparmamış, aksine çok daha sıkıca tutundurmuştu. Daha önce böyle çok az kişi gördüm.
İlber Hoca'nın kitapları, makaleleri, söyleşileri, tavsiyeleri, dersleri, bildiği dil sayısı, kütüphanesi etkileyiciydi, zihin açıcıydı. Ama farklı görüşten, kimlikten herkesin bir noktada kulak verdiği bir isim olmasının tek sebebi akademik derinliği değildi.
İlber Hoca, bilgiyi insanlara aktarmayı bilen ve seven yaşayan ve hayatın içinde bir entellektüeldi.
Her dönem gençlere seslenmeyi bilen, zamanın ruhunu inanılmaz iyi yakalayan; her ne kadar üstten anlatıyormuş gibi gözükse de aslında göz hizasına geçerek bildiklerini aktaran, popüler kültürü belki küçümse de bilgiyi popülerleştiren biriydi.
Hangi ülkede bir tarih profesörü gençler arasında popüler bir figüre dönüşebilir, sözleri, şakaları sosyal medyada trend olabilirdi ki? Abuk subuk kişilerin gündeme geldiği bir dönemde bunun yaşanması bile acayip ve İlber Hoca'ya özgü bir şeydi bence.
Hoca'nın çalan telefonunu her yerde, her yayında açmasının da sebebi buydu; herkesle konuşan, herkesle angaje olan, herkesi dinleyen ve herkesle paylaşan biriydi. "Ulaşılamayan" "telefonlara çıkmayan" insanların dünyasında, çok rahatlıkla kendisini kapatabileceği "fil dişi kulesine" çıkmayı reddetmişti bence.
Bu yüzden farklı kesimlerle temas kurdu, herkesle konuştu, her yerde konuştu.
Bulunduğu ortamdan, akan hayattan kopuk değildi.
Kitaplarını ortaokulda okumaya başladım, kendisini lisede tanıdım, derslerini üniversitede dinledim. Ama ondan öğrendiğim en büyük şey asla sadece kendisinden ders alma şansına resmen erişmiş küçük bir sınıfın "hocası" olmaması, herkesin hocası olmasıydı.
Büyük ihtimalle bu denli hayatla iç içe, kamusal alanın akışından kopmayan, herkesle diyalog halinde bir aydın, hocayla karşılaşmamız zor olacak.
Çok şey öğrendik, ama benim nezdimde aldığım en büyük ders buydu: Bilginin, makamların ışıltısına kapılıp hayattan azade fildişi kulelerine kapanmamak. Akıştan vazgeçmemek.
Mekanın cennet olsun İlber Hocam.
Allah rahmet eylesin.
Mochi, terk edildiğinden beri yani yaklaşık 8 gündür benimle.
Ve her geçen gün biraz daha bağlanıyor…
peşimden ayrılmıyor, kucağımda uyuyor, gözlerimin içine bakıyor.
Biliyorum ki zaman geçtikçe ayrılık onun için çok daha zor olacak.
Bu yüzden daha fazla alışmadan, daha fazla umut bağlamadan
Mochi’yi bir an önce gerçek ailesine kavuşturmak istiyorum.
Çünkü bu çocuk ikinci kez kalbinin kırılmasını hak etmiyor.
Lütfen gören herkes paylaşsın,
onu yuvasına birlikte ulaştıralım. 🤍
Yer: İstanbul
Kulüplerimize, kulüp odalarımıza, kamusal alanlarımıza, sahnelerimize sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Biliyoruz ki biz hafızamızı koruduğumuz ve birleşerek mücadele ettiğimiz sürece kayyum politikaları başarılı olamayacak ve biz kazanacağız.
Kayyumlar gidecek, biz kalacağız!
Hayvansever herkese sesleniyorum. Çok çok zorda Patiliköy. 6 aydır içinden çıkamadığımız bir durumdayız.çünkü bu kapasitede can bakan başka yer yok. mama yok. Günlerdir çaresiz yol arıyoruz. Topladığımız yemekler yetmiyor. Mamacılara ciddi bir borcumuz var. Başka dernekler gibi sanatçı , holding , ünlü sponsor bağışçılarımız yok. Patiliköy takipçileri ile ayakta kalan işini en iyi yapan bir kaç dernekten biri ..
Bu kadar düzgün olduğumuz için mi zora düştük. Ne yapalım biz dilendirip ajite yapamayız..
Size ihtiyacımız var. Açlar delireceğim yol bulamıyorum.. lütfen gücü imkanı olan dostlarımız bine yakın canın yaşadığı bir çoğunun engelli olduğu Patiliköye bugün gücünüz kadar bağış yaparsanız ayağa kalkarız. Acil mama gerekli bağış yetine direk mamada gönderebilirsiniz.
Aşağıdaki linkten hem eft hemde kredi kartı ile bağış yapabilirsiniz..
Lütfen en azından rt yaparak destek olun
https://t.co/5Lxmf8y9t7
Bu mevzu yeterince gündem olmadı! Fatih Altaylı 1 cümlesinden dolayı 6 ay yattı, Tıp Fakültesi öğrencisi Cemal Mert hala cezaevinde; 8 yıl önce Atatürk Havalimanı'nda 45 kişiyi öldüren IŞİD mensubu teröristler ise tahliye edildi. Unutma, unutturma!
22 yaşında, Kadıköy Anadolu Lisesi mezunu ve mühendis bir genç.
Aileyle sorun yok daha önce ortadan yok olma hikayesi yok.
Cumartesi Acıbadem'den Alibeyköy'deki evine gitmek üzere arkadaşından ayrılıp metroya biniyor.
Bir daha haber yok!
Çok endişeliyiz.
BREAKING: An elderly Iranian woman cries out after a regime projectile strikes her in the face:
“I’m not afraid! I’m not afraid! I’ve been dead for 47 years!”
This is the courage of Iran’s people.
Çok önemli bir uyarıda bulunacağım.
Somut örnekleriyle güvenilir bir kaynağımdan duydum. Barlarda ve bazı eğlence mekanlarında içeceğe bir uyuşturucu damlatılıyor. 10-15 dakika sonra refleksleriniz yavaşlıyor, ve bilinciniz kayboluyor. Kendinizi iğrenç bir otelde buluyorsunuz.