Dünyaca ünlü haber ajansı @Reuters'ın @KarsanTR ile ilgili haberi, genç gazeteciler ve iletişim fakültesi öğrencileri açısından mutlaka incelenmesi gereken çarpıcı bir örnek.
Başlığa bakıldığında, İsveç’te hizmete başlayan Karsan üretimi otonom otobüsün ilk gününde kaza yaptığı izlenimi oluşuyor. Okuyucunun zihninde oluşan ilk algı oldukça net: “Türk yapımı otonom otobüs daha ilk gün kaza yaptı.”
Oysa haberin detayına baktığınızda olayın bambaşka olduğu anlaşılıyor. Otobüsün kendi kendine bir kazaya sebep olmadığı, arkadan gelen bir tramvayın otobüse çarptığı yazıyor. Yani haberin en kritik bilgisi başlıkta yer almıyor.
Bu fark basit bir başlık tercihi ya da hatası olarak kabul edilemez ve Karsan'ın ticari itibarına yönelik olduğu için hukuki yollara başvurmak gerekir.
Gazetecilikte başlık, okurun haberle kurduğu ilk temas noktasıdır. Çoğu zaman haberin tamamı okunmadan zihinde oluşan yargıyı belirler. Bu nedenle hangi bilginin başlığa taşındığı, hangi bilginin haberin içine bırakıldığı son derece önemlidir.
Reuters’ın haberindeki başlıkta “Karsan”, “otonom otobüs” ve “hizmetinin ilk günü” ifadeleri öne çıkarılırken, “otobüse arkadan tramvayın çarptığı” bilgisi geri planda kalıyor. Bu da okurun olayı Karsan markası ve otonom araç teknolojisi aleyhine yorumlamasına yol açıyor.
Daha doğru ve daha etik bir başlık şöyle kurulabilirdi:
“İsveç’te Karsan’ın otonom otobüsüne hizmetinin ilk gününde tramvay arkadan çarptı.”
Bu örnekte net olarak gördüğümüz gibi manipülasyon her zaman açıkça bir yalanla yapılmıyor. Bazen doğru bilgiler arasından bazıları öne çıkarılabiliyor, bazıları geri plana itilebiliyor. Bazen olayın faili yerine mağduru başlığa taşınabiliyor.
Medya okuryazarlığı işte bu yüzden çok önemli.
Sosyal medyanın Köksal baba editleri ile kendisiyle dalga geçtiği esnada, kulübün dahiyane iletişimi Tedesco’yu Devin Özek ve Sertaç beyle fotoğraf çekilen muavin gibi gösterdiği bu rezalet fotoğrafla açıklamıştı. 1 ay geçmeden patronları değişti. Yeni yönetim maaşları bile ödeyemez denen kaos çukurunda Semedo’yu 6, Asensio-Talisca’yı 8 oynatmak zorunda olduğu bir cendereden geçti. Ben dahil pek çok kişi o cenderede kovulmasını isterken adım adım hepimizi ikna etti. Süper kupayı aldı, türlü sakatlık gördü. Başkanı gözaltına alındı. Kaptanı tutuklandı. Silivri ceza evini bile gördü adam… Bunlara rağmen Talisca’nın dün kaçırdığı penaltı saniyesine kadar da hayallerimizi diri tuttu… Evet burası Fenerbahçe. Burada bedel ödemek her yerdekinden daha kolay. Daum, Zico bile ödedi. Ersun Yanal, Aykut hoca ödedi. O mu ödemeyecek? Ödüyor işte. Son 4 sezondur gelen her hoca gibi şampiyonluğu çalındı ama sevgimizi, saygımızı kazandı. Artık daha iyisi olmalı mı? Evet. Bulabileceğimize dair ümidim var mı? Maalesef hiç yok… Yolun açık olsun hocam.
@Marmaraytcdd Göztepe istasyonunda kaldık. Bir görevli anons geçiyor trene biniyoruz, makinist boşaltın diyor. 2 sefer böyle oldu. 1 Nisan şakası mı yapıyorsunuz?
@SportsCubuklu Andre Santos ve Caner sol açıktı sol beke evrildiler. Ümit Özat da 6 numaraydı sağ sol beke evrildi. Levent de sol beke evrilen oyunculardan. 10 numaradan sol beke evrilen bir diğer isim Zinchenko.
Gazze’de yüz binlerce sivili katledenler, İranlıların özgürlüğü için savaş başlattıklarını söylüyor.
Trump’ın İran’dan istediği şey, İsrail'i ve ABD üslerini vurabilecek silahlarını yok etmesiydi.
İran bu teklifi kabul etseydi, her gün yüzlerce İranlı idam edilse bile umurlarında olmayacaktı. Bunların tek hedefi her zamanki gibi kendi güvenlikleri.
İnsanlığı önemseyen bir kişi ya da devlet, Gazze’de çocuklar su dahi bulamazken altyapıyı bombalamazdı.
İran’ın diktatörlüğünü kendilerine savunma gerekçesi olarak kullanıyorlar. Dertleri ne halk ne de demokrasi. Kendi güvenlikleri için bölgeyi on yıllardır savaş bölgesi haline getirdiler.
Dostluğun, kardeşliğin ve merhametin ayı Ramazan’ın başında böyle bir paylaşım yapmak kime, neye hizmet ediyor, gerçekten akıl alır gibi değil... İnsanların inancını, camiyi, ibadeti kullanarak bir canlıyı hedef göstermek ne dine ne vicdana ne de akla sığar .
Bir veteriner hekim olarak net konuşuyorum: Kedilerden kist hidatik geçmez. Bu hastalığın etkeni Echinococcus’tur ve esas döngü köpek–çiftlik hayvanı hattında ilerler. “Kedi aşısızsa tüyü yutulursa kist olur” gibi ifadelerin bilimsel hiçbir karşılığı yoktur. Bu söylem bilgi değil, korku üretir.
İslam kültüründe kedi horlanan değil, baş tacı edilen bir canlıdır. Hz. Muhammed’in kedilere merhametle yaklaştığına dair pek çok sahih kaynak ve anlatım vardır. Yüzyıllardır cami avlularında kediler vardır. Bu topraklarda kedi kovulmamış, korunmuştur. Camide bir kedinin dolaşması mikrop değil, hayatın ve merhametin göstergesidir.
Tarihe bakalım. Ortaçağ Avrupa’sında kediler şeytanlaştırıldı, yok edildi. Bunun bedeli ağır oldu; kemirgenler çoğaldı, veba yayıldı. Buna karşılık Osmanlı şehir kültüründe kediler korunmuş, beslenmiş, vakıflarla desteklenmiştir. Zihniyet farkı budur. Bugün hayvan düşmanlığı üzerinden korku yayan trol dili, Ortaçağ’ın karanlık reflekslerini yeniden üretmektedir.
Bilimden kopuk, dini yüzeysel bilen açıklamalar iyilik değil kötülük saçar. Hem inancı hem bilimi araçsallaştırarak nefret üretmek kimseye hizmet etmez. Bu toplumun mayasında merhamet vardır.
Kediler bu toprakların kültürünün bir parçasıdır ve onurlu sakinleridir. Onları hedef gösteren cehalettir; biz o cehalete boyun eğmeyiz.
Dr. Tarkan Özçetin