Cezaevinde ki gazeteci Murat Ağırel'den hepimize önemli bir mesaj var.
"Alnım açık, başım dik. Cumhuriyet'e sahip çıkın" diyor.
#MuratAğıreliSerbestBırakın
Şu NOW TV bıraksın yemek programlarını ,boş zaman dolduracak dizileri
HALK TV de birbirinden degerli program yapımcıları,haber spikerleri var, anları alıp HALK TV gibi yayınlara başlasalar ne iyi olur şimdi degil de ne zaman önemli olan Türkiye 🤔
15,5 milyon insanın iradesiyle Cumhurbaşkanı Adayı olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kitabı, tüm engellemelere rağmen kendisini emanet ettiği milletle buluştu.
"Millet Şahidimdir" kitabına ve Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının tam metnine
aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
Millet Şahidimdir kitabını indirmek için:
https://t.co/jidHDQumsQ
Savunmanın tam metnini okumak için:
https://t.co/UF6oY4shrg
Ekrem İmamoğlu'na savcının sorusu..verilen cevap.
⚫️ Savcı:
Yine savcılık ifadesinde alınan babanızın Hasan İmamoğlu'nun bu 1 milyon euronun kaynağını açıklayamadığı mahkeme huzurunda da ortaya çıktı.
Çünkü bir ticari olarak değerlendirildi birikim tarzında ama net bir belgeli kaynak ortaya çıkmadı.
Buna ilişkin bu bahsettiğimiz paranın kaynağı hakkında sizin bilginiz var mıdır? Çünkü şirketinizde bir şirket satın alınıyor, içinde bir gayrimenkul var, 1 milyon euro para elden veriliyor...
Savunma sunulamadığı için söyledim, yanlış anlaşılmasın.
🔴 Ekrem İmamoğlu: Hayır, Hasan Bey ifade etti, "Evet" dedi,
"Benim paramdır" dedi.
Yani öyle bir şeyin kaynağı bulunamadı demedi.
"Benim paramdır" dedi.
⚫️ Savcı: Öncesindeki hani kaynak dekont...
��Ekrem İmamoğlu: Kaynağı siz araştırdınız da mı bulamadınız Sayın Savcı?
⚫️ Savcı: Herhangi bir elimize veri yok şu anda.
🔴 Ekrem İmamoğlu: Veri, yoksa niye o zaman siz karar veriyorsunuz kaynağı bulunamadı diyorsunuz?
#Ekremİmamoğlu
"Bana açtıkları davalara bakan 23 hakim sürgün edildi.
Peki, bu hakimlerin, bu 23 tane sürgün edilen hakimi ben tanıyor muyum? Tanıyorum.
Hatta şöyle söyleyeyim.
Muhatap olduğum iki mahkemede ikisinin çok yakın AKP'de siyaset yapmış birilerinin yakını olduğunu sonradan öğrendiğim iki kişi var.
İsimlerini vermeyeceğim, hangi dava olduğunu da söylemeyeceğim.
Onlar bile sürüldü.
Neden?
Çünkü ondan işaret alamadı.
Çünkü sürüldü hemen ilk gelen tak diye cezayı kesti.
Ya bu 23, hani bir olur, iki olur, üç olur. Ya benim hakimim sürülmemiş davam yok, hâkimi değişmemiş davam yok.
Ey halkım, Ekrem İmamoğlu'na açtıkları her davaya hâkim bile beğendiremiyorlar.
Kendi atadıkları, kendi koydukları, işte bu şekilde baro üzerinden kendi siyasi anlayışıyla hakim savcı yaptıkları insanları bile ikna edemiyorlar.
Ve ve ve ve bu mahkemede benim için kurulmuş mahkemeye dönüştü.
Bu dava için kurulmuş mahkemeye dönüştü.
Yok, ona göre atamalar yapıldı.
O bakımdan, bu, bu, bu ülkede benim hakkımda verilecek bir karar kariyerlerini belirliyor.
Yazık değil mi ya?
Yazık değil mi ya?
Bana yazık değil mi?
Bu ülkeye yazık değil mi?
Bu ülkeye yazık, geçin Ekrem İmamoğlu'nu.
Bu ülkeye yazık, bu ülkenin yargısına yazık.
Aylardır tahliye edilmeyen İBB tutukluları sevk edildikleri cezaevlerine geri mi götürülecek?
Tanık, gizli tanık ve müştekilerin dinleneceği 3. celse 2 Kasım'da başlıyor...
Biz salondan çıkarken meslektaşları, Av. Mehmet Pehlivan'ın Kandıra'ya sadece 2 hafta için geri götürülmemesi adına büyük bir mücadele veriyordu.
İBB tutuklularının çoğu daha önce İzmir/Buca, Kandıra, Gebze ve Çorlu cezaevlerine gönderilmişti.
Av. Mehmet Pehlivan, aylardır tutuklu bulunduğu Çorlu Karatepe Cezaevi'nden gece saat 03.00'te Kandıra'ya götürülmüştü.
Meslektaşlarının talebi üzerine mahkeme heyeti, duruşma bitene kadar Silivri'de kalmasını kabul etmişti.
Ekrem başkandan bir rica. Paylaşım desteği istiyor.
*EKREM BAŞKANIMIZIN TALEBİDİR, AŞAĞIDAKİ METNİ FACEBOOK VE WHATSAPPTAN PAYLAŞMANIZI İSTİYOR.*
Ekrem İmamoğlu:
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
* Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
* Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
* İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler.
* Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
* Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok.
* Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
* Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
* Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz.
* Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
* Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden.
* Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
*Lütfen paylaşabildiğiniz kadar paylaşın!*
Barış Pehlivan: “Fuat Uğur diye biri var, iktidar medyasının önemli ekran yüzlerinden ve kalemlerinden birisi uzun bir tweet paylaşmış.
‘Savcılık bilgi notlarına göre olay şöyle’ diyor...
'Cumhuriyet Başsavcılığımıza' müracaatta bulunarak
diye bir tamlama var.
Yani savcılık demiş ki: ‘Al Fuat, benim elimdeki belge bilgi bu.’ Fuat da belli ki hemen kopyalamış, yapıştırmış.
Sonra diyor ki: ‘Şüpheliler Emir Sarıgül, Volkan Aslanbaş ve Murat Ağırel hakkında tutuklama sevk işlemi yapılması düşünülmektedir.’
Murat’ın daha emniyette fotoğrafı çekilmemiş.
Sen nasıl bu bilgi notuna sahip olabiliyorsun?
Bu bilgi notu nasıl bir yargı mensubu ya da yargı mensupları tarafından seninle paylaşılabiliyor?
Sen nasıl bir cesaretle bunu yayınlayabiliyorsun?
Bir savcı daha ifadesini bile almadığı bir gazeteciyi nasıl tutuklamaya sevk edeceğini söyleyebiliyor?”
YARGININ BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞI İKTİDAR HAKKINDA KARAR VERİLİRKEN BELLİ OLUR
Bir ülkede yargının bağımsızlığı, iktidarın söylediği sözlerle değil, iktidara yakın olanlarla muhalefette bulunanlara aynı hukuk kurallarının uygulanıp uygulanmadığıyla ölçülür.
Türkiye’de son dönemde yaşanan olayları bu açıdan değerlendirirsek;
1. Belediyelere yönelik operasyonlar
Muhalefet partilerine mensup belediye başkanları hakkında peş peşe soruşturmalar açılıyor; gözaltılar, tutuklamalar ve görevden uzaklaştırmalar yaşanıyor. Yolsuzluk iddiaları elbette soruşturulmalıdır.
Hiç kimse seçilmiş olduğu için hukukun üstünde değildir. Ancak asıl soru şudur:
Aynı hassasiyet ve kararlılık, iktidara yakın belediyeler ve siyasetçiler söz konusu olduğunda da gösteriliyor mu? Gösterilmediğine dair kamuoyunda yaygın bir kanaat var.
2. Televizyon kanallarına, kayyum, internet haber sitelerine, sosyal medya hesaplarına erişim engeli, gazetecilere gözaltı ve tutuklamalar
14 Ekim 2026’da Halk TV’ye operasyon düzenlenmesi, kanala kayyum atanması ve yayınların durdurulması; daha önce TELE1’e yönelik uygulamalarla birlikte değerlendirildiğinde, haber alma hakkı ve basın özgürlüğü bakımından çok ciddi ve yaygın kaygılar doğuruyor.
Keza Gazetecilerin haberleri nedeniyle gözaltına alınması ve tutuklanması, internet haber sitelerinin ve sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesi de aynı kaygıları daha da güçlendiriyor ve yaygınlaştırıyor. Bütün bu olgular iktidarın hoşuna gitmeyen haberleri yapan medya kuruluşları, ve gazeteciler, hukuki süreçler aracılığıyla susturulmaya mı çalışılıyor diye kamuoyunda sorular sorulmasına ve endişelerin yaygınlaşmasına sebep oluyor.
3. Fon soruşturması ve iktidar çevrelerine yönelik iddialar
Fon meselesinde vatandaşların parasının nasıl kullanıldığı, kimlerin sorumluluk taşıdığı ve kamu görevlilerinin bu süreçteki rolü bütün yönleriyle araştırılmalıdır. Nitekim bu soruşturma kapsamında mal varlıklarının dondurulduğuna ilişkin resmî açıklamalar da yapılmıştır. Ancak soruşturmanın gazetecilere yönelik tutuklama ve adli kontrol kararlarıyla birlikte yürütülmesi, kamuoyunda haklı sorular doğurmaktadır.
Burada temel ölçüt şudur: İddiaları dile getiren gazeteciler ve muhalefet mensupları hakkında işlem yapılırken, iddiaların yöneltildiği iktidar mensupları ve iktidara yakın kişiler bakımından da aynı etkinlikte, şeffaflıkta ve kararlılıkta soruşturma yürütülüyor mu? Bu sorunun cevabı somut dosyalar ve yargı kararları üzerinden verilmelidir.
Örneğin Cumhurbaşkanının masasının üzerinde olduğu söylenen fon yolsuzluğuna karışanların tamamının isim listesi, mutlaka bulunması gereken yer olan soruşturmayı yürüten savcıların masasında var mıdır? Var ise kaç kişinin ve ne kadar miktar yolsuzluk yaptığı hususları soruşturmanın gizliliğine halel getirmeyecek şekilde kamuoyuna açıklanmalıdır.
SONUÇ OLARAK:
Türkiye’de yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda haklı, ciddi ve yaygın soru işaretleri doğuran bir tablo vardır. Muhalefet belediyelerine yönelik yaygın operasyonlar, muhalif medya kuruluşlarına kayyum atanması, gazetecilerin tutuklanması ve yayınlara erişim engelleri bu kaygıları güçlendirmektedir.
Hukuk devletinde ilkesinden beklenen sadece bazı kararların kanuna uygun olması değil, hukukun herkese eşit uygulanması ve bunun toplum tarafından görülebilmesidir.
Muhalefet mensubu hakkında bir iddia ortaya atıldığında yargı bütün gücüyle harekete geçiyor, iktidar mensubu hakkında benzer ağırlıkta bir iddia ortaya atıldığında aynı kararlılık gösterilmiyorsa, orada hukukun eşit uygulamadığı sonucuna varılır ve kamuoyunun adalete güveni haklı olarak kaybolur.
Çünkü adalet, yalnızca iktidarın karşısında olanları yargılamak değildir. Adalet, iktidarda olanları da aynı hukukla yargılayabilmektir.
Hukuk devletinin gücü, iktidarın muhaliflerine karşı kullandığı bir güç değil; iktidarı da sınırlandıran bir güvencedir.
YARGININ BAĞIMSIZLIĞI VE TARAFSIZLIĞI EN ÇOK İKTİDAR HAKKINDA KARAR VERİLİRKEN ANLAŞILIR
@samiltayyar27 Sen gazeteci olmadığın için bilmezsin, elinde bilgi varsa ilgili taraflarla görüşür teyit etmeye çalışırsın. Yani tarafların konu hakkında bilgisine baş vurursun. Yeterli gelmezse haberi yapmaz. Murat Ağırel göz altına alındığına değil senden gazetecilik dersi aldığına üzülmüştür
@samiltayyar27 Peki bu Alman vatandasları(TC vatandaşlığıda kesin vardır )neden yargı yerine bir gazeteciye başvuruyor.
Adaleti Ağırel mi?
Sağlayacak.
Yoksa ona bu yolla kumpas mı? Kuruluyor.
Ve neden bu kişilerin adları açıklanmıyor?
Fon soruşturmasında kaybedilen sadece para değil. İnsanlar cüzdanlarından önce güvenini kaybediyor. Peki bu güven zedelenmesi zihnimizde neye dönüşüyor, kararlarımızı nasıl etkiliyor?
Yeni köşe yazım📌
https://t.co/fqG9JLE7P1