Ne yaparsak yapalım tahsilin, terbiyenin, maarifin asıl gayesini hiç unutmayalım:
İyi, doğru ve güzel bir insan olmak ve öyle insanlar yetiştirmek...
Kafası ve kalbi salim olmak ve öyle insanlar yetiştirmek…
Sevmek mi daha güzel yoksa sevilmek mi diye sorarlar. Bazılarına göre sevmek bazılarına göre ise cevap sevilmektir. Ama hiç şüphesiz doğru cevap sevdiğin kişi tarafından sevilmektir. Sevdiğin tarafından sevilmemek veya sevmediğin tarafından sevilmek… Nereden baksan kalbe ziyan
İnsan bazen en çok da incelikte dinleniyor.Sesini yükseltmeden konuşan, teşekkür etmeyi ihmal etmeyen, çiçek sularken bile özen gösteren insanları seviyorum.Nezaket sadece başkalarına sunulan bir şey değil; insanın kendi ruhuna kurduğu en zarif yaşam biçimi. Zarafetinizi koruyun.
Hayata ibretle bakanlar şu iki şeyi bilir:
1) Allah kimi iyilikleri, olmasını çok istediğin şeyleri vermeyerek yapar. Bu iyilik, çok istediğin şeyi sana vererek yaptığı iyilikten daha az/düşük/değersiz değildir.
2) Olmasını çok istediğimiz şeyler, zor imtihanlarımız olabilir.
“Merhametten, nezaketten ve edepten nasibini almış insanların ince düşünceden ve saygıdan yoksun, kaba insanlar arasında yaralanmadan yaşamaya çalışması da imtihandır.”
Gönül Hakkın nazargâhıdır madem, madem 'Allah kalbi kırıklarla beraberdir', savunmasız ve incinebilir kişi, kalbi kırılmış kişi muhatabına 'bana neden zarar veriyorsun, bana bunu neden yapıyorsun ?' dediğinde ruhuna üflenmiş olan kutsal özü, canı incitmemesi gerektiğini söyler.
Berat, temizlenmek ve kurtuluşa ermek anlamına gelir. Berat; insanda fazilet, güzellik, iyilik, yiğitlik gibi kıymetli özelliklerin öne çıkması demektir. Mübarek Berat kandilinin bütün bunlara vesile olması duasıyla.
'Ağlayabilseydiniz, anlayabilirdiniz'.
İnsan, doğruyu sadece bilerek değil, hissederek de kavrar. Duygu, insanın vicdanla kurduğu en sahici köprüdür: O köprü yıkıldığında, geriye doğru bilgiler kalır ama insan kalmaz.
Merhamet olmadan adalet katılaşır.
Çok çalışıyoruz, çalışmamak için...
Bir saatlik işi yapmamak için üç saat emek vermek
istisnâî bir özelliktir.
Herkesin sahip olamayacağı bir yetenek.
Bu istisnâî yeteneğin tezâhürleri de istisnâî:
Her şeyden şikâyet, mağduriyet ve haset.
Bir de muhayyel bir rakibe dâim adâvet.
Gerçekçi iyimserlik çözüm, felaket tellallığı edilgenlik üretir. Şartlar ne olursa olsun karanlığı delecek bir ışık, dağı aşan bir yol hep vardır.
Geleceği değiştirenler, umut etmeyi ahlaki bir sorumluluk olarak üstlenenlerdir.
Gençler!
"Uzmanlaşıyorum" diye sığ insan olmayalım. Mesleğimizi iyi bilelim ama mesleğimizle ilgili başka alanlarda da bilgi sahibi olalım.
Hayat mesleğimizden ibaret değil. Sevdiğimiz, ilgi duyduğumuz her şeyin üzerine düşelim.
İlgilerimizi ne kadar geliştirirsek mesleğimiz de o kadar zenginleşir.