Bir öğretmen intihar ediyor. Darp edildiğine dair tutanak mevcut. Arkasında kimsenin durmadığını ifade eden mesaj kayıtları mevcut.
Okul müdürü, il milli eğitim müdürü, kaymakamlık, sendika... Bunca aktör varken bir öğretmenin sesini duyurması için intihar etmesi mi gerekirdi?
Kahramanmaraş okul saldırısı, 18 günde unutuldu.
Bugün bir çocuğumuz daha hayatını kaybetti fakat çocukların ölmesinden daha önemli gündemleri var siyasetçilerimizin.
Eski Bakanlardan birisi 2012 yılında "Vatandaş haksız bile olsa sizi üzerim" demişti öğretmene. "Benim velimi üzeni üzerim" demişti.
O gün bir kırılımdı. Sonrasında Alo Mebim uygulaması. Sonrasında öğretmeni veliye puanlatacağızlarla öğretmenin ne itibarı ne etkisi ne de yetkisi kaldı.
Zaten ardı da kesilmedi. Öğretmeni sözleşmeli yaptılar toplantılarda alenen bakın siz sözleşmelisiniz ha diye parmak salladılar.
Benim çocuğuma bağıramaz şikayetleri ile ceza alan öğretmenler, sınıfta yüksek sesli konuşuyor çocuğun psikolojisi bozuldularla soruşturmadan soruşturmaya geçen öğretmenler...
Bu bir süreçti muhakkak sonuçları olacaktı. Eğitim camiasının, bizlerin yapmayın etmeyin dediği şeylerin sonucu ile yüzleşiyoruz.
Bir daha böyle acılar yaşamayalım istiyoruz. Çocuklar tekrar çocuk olsun öğretmenler de öğretmen. Bunu istiyoruz.
Öğrencilerinin üzerine kapanarak onları koruyan ve saldırıda hayatını kaybeden matematik öğretmenimiz Ayla Kara🙏🏻
Rabbim seni cennetine alsın sen ne koca yürekli bir kadınmışsın🙏🏻 Ailesine sabırlar dilerim, eşi kalp krizi geçirmiş duanızı eksik etmeyin🙏🏻
Semih Özbey esir düştüğünde 22 yaşındaydı, şehit edildiğinde 27 yaşındaydı, bugün yaşasaydı 32 yaşında olacaktı. pkk itinin içerde eceliyle ölmesi bile içimizi soğutmaz.
Diyarbakır Uzun Hasan'dır. Diyarbakır Selçukludur, Akkoyunludur, Osmanlıdır. Diyarbakır Türkmenlerin yurt tuttuğu büyük bir Türk şehridir. Anılacaksa bu kimliğiyle anılır, şeyh sait ile değil.
Akbelen’den aktarıyoruz; bölgedeki Yörük köylüler kararlılıkla mücadelelerini veriyor ancak siyasi hiçbir destekleri yok.
Halk artık bu işin zulüm boyutuna ulaştığını söylüyor. Esra Işık tutuklandığı sırada ailesine ait olan mülk kamulaştırılmış. Korkunç bir yıldırma politikası izleniyor.
Meclis’te konu gündeme getirilmeli, parti genel başkanları derhal Akbelen’e gelmeli.
Seçmen "Akbelen" diye bağırırken kürsülerinizden buna kulaklarınızı kapatamazsınız.
Şaka gibi ama değil. Türkiye’de halk, zeytinlikleri koruması gereken devletten zeytinlikleri korumaya çalışıyor. Özel şirketler para kazansın diye, memleketin ormanları, suları, dağları, kıyıları, ovaları, tarım alanları talan ediliyor. Ve bunun için teşvik alıyorlar. Bunlar da şaka değil. Acı hatta daha da kötüsü maalesef ülkemizde bu hayati meselelere kafa yoran, çabalayan, koşturan insan sayısı çok az, mücadele edeni de Esra Işık gibi göz altına alıyorlar. Delirdik artık.