Dışa yönelen her yıkıcı çaba, aslında failin içindeki huzursuzluğun yansımasıdır. Başkasına kurulan tuzaklar, kişinin kendi karakter boşluğunda son bulur. Bizim müdahalemize gerek kalmadan, etik pusuladaki sapmalar zamanla kendi yaşam yolunu daraltan en büyük engele dönüşür.
Hayatta samimiyetle yaklastiginiz bir insanin, içten ice sizinle yaristigini bilmek kadar aci veren çok az sey var. Dostlukta tam da bu yuzden denklik bambaşka bir oneme sahip.
Tamamen ictenlikle yaklastiginiz kişinin sizi rakip görmesi, zaaflarinizdan haz duymasi çok
üzücü.
Market kurmanın gerekliliği @altaycemmeric:
"Senin elinde 14-15 yaşındaki çocuklara hitap eden bir kanal var mı? Oturup tesettür vaaz etmeye çalışıyorsun, çocuğun medyada gördüğü bütün figürlerde tesettür prestijsiz bir şey zaten. Sen hayatın bütününde yoksun, %1'lik bir alanda obsesif bir takıntı gösteriyorsun sadece. Uyuşturucu şarkısı söyleyen adamın takipçisi olacak senin çocuğun. Müslüman bir çocuk şarkı söylediğinde senin moron itirazlarınla bir saldırı görecek. Yok olacak öyle adam. Senden olan figür zaten ünlü olamaz. "
Ben açıkçası bu tiplerin kendi savundukları tezlerinde kendilerine ait olmadan kopyala yapıştır fikirleri kendininmiş gibi sahte insanlar sahte benlikler olduğunu düşünüyorum.
Etrafta hiç bişey bilmeyen ama herşey hakkında fikri olan bir popülasyon üredi.Kitap okursan okuduğun kitabı eleştirir, kendisini geliştirdiğini sanır ama yargılamanın önüne geçip fikir beyan etmek için değil herkes böyle ama ben öyle değilimi göstermeye çalışır.
İliklerinden geleneksellik akıyordur.Bir de “o kadar kitap okuyorlar ama o kitaptaki bilgileri içselleştiremedikten sonra ne anladım ben o işten”diyor.
İnsanı esas iyileştiren görmek isteyene görünmek, duymak isteyene duyurmak, anlamak isteyene anlatmak zaten. İnsanın, onun varlığını yadsıyan ötekine yönelme çabasında, hastalıklı bir zihin yatar. Kendini reddettiği için bilinçdışında “ötekinin de onu yoksaymasını” arzu eder…
İletişim şekli “ego tatmini”olarak belirlemiş ve senin onun egosunu tatmin etmemenden, kendisinin kıskanıldığının gerçekliğini oluşturmuş ve iç dünyasında buna inanmış biri ile ne kadar devam edilemeyeciğini dışardan gözlemlediğinde iyi ki devam etmemiş diyince şükür ediyor insan
İçiçe yaşadığımızda; bir anlam ifade ettiğini düşündüğümüz kişilerle, arana duvar ördüğünde ve sınırlarına girmesine izin vermediğinde,dışarıdan bir seyirci gibi izlediğinde anlıyorsun nasıl biriyle birlikte olduğunu ve devam etmemesi gerektiğini.
Şansın varsa, tek bir erdemin olur, daha fazlası değil: böylece daha kolay geçersin köprüden.
Ayırt edicidir çok sayıda erdeme sahip olmak,ama zorlu bir kaderdir de; ve kimileri erdemlerin savaşı ve savaş meydanı olmaktan utandıkları için çöllere vurup öldürürler kendilerini.
Yüz yüze geldiğinde iki lafın belini kıramayacak kadar konuşamaması ama yanındakilere “ arkadaşıma söylüyorum komşum sen anla” minvalinde laf sokmaya çalışmak, iç hesaplaşmasının bitiremediğinin kanıtı bence.
Seni en çok etkileyen, kimsenin bakmadığı yerini gören kişidir.
Zekân övüldü, güzelliğin fark edildi, başarıların takdir edildi...
Ama gerçekten içine dokunanlar,
sadece sende olan ama senin bile henüz kendine itiraf edemediğin tarafını fark edenlerdi.
O yüzden seni sarsan söz, kendinle ilgili hissetmediğin değil,senin de yüreğinin bir yerinde tanıdığın ama susturduğun bir parçanın sana geri yansıtılmasıdır.
Gerçek temas, kendinde konduramadığın bir hakikatin bir başkası tarafından senin yerine ses bulmasıdır.