🚨 #SONDAKİKA 🚨
İzmir Seferihisar'daki plajda İpek Akıncı isimli kadın, tesettürlü anne ve kızına sözlü saldırıda bulundu.
Tepki çeken görüntüler üzerine Akıncı gözaltına alındı. Türk Ceza Kanunu'nun "nefret ve ayrımcılık" suçu kapsamında tutuklama istemiyle Seferihisar Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edildi.
Bu kez görüntüler Izmir Seferhisar'dan.
Halka açık plaǰda başörtülü anne ve kıza 'defolun' diyerek saldiran bir saldırgan daha...
Yasa yakasına yapısmadığı sürece çemkirmeye devam edecekler.
İstanbul'da hazır bulunan meşâyıhtan çokça nakledilen bir hadise vardır, seneden bir nisbeti yoktur fakat keşfen nakledilmektedir;
Denilir ki Mi'rac gecesi Resûl-i Ekrem Aleyhi's-Selâm Efendimize bir aralık İstanbul gösterilince çok beğenmiş ve teveccüh etmiş. Cibrîl-i Emîn:
"Bu beldenin ismi Konstantiniyyedir, ümmetin bu toprağı fethedecektir" diye tebşîr edince çok mutlu olup bilahare hasen tarikle bize gelen meşhur Hadîs-i Şerîf îrâd buyurmuşlar.
İstanbul teveccüh görmüş, ruhaniyeti kuvvetli bir belde-yi tayyibedir. Fethi de Fatih'i de mübarektir
من مقاصد سورتي الأعلى والغاشية:
تذكير النفوس بمِنَّة الله الأعلى، وتعليقها بالحياة الأخرى، وتخليصها من التعلُّقات الدنيا، والنظر في براهين قدرة الله عز وجل، لتمتلئ النفوس رغبة ورهبة.
تلاوة فضيلة الشيخ د. #بندر_بليلة من صلاة العيد 10 ذو الحجة 1447هـ.
Evi temiz tutmak evi temizlemekten daha zor. Bir hali muhafaza etmek o hale vâkıf olmaktan daha zor. Bu sebeple en büyük keramet istikamet. Başarı, sürekli teceddüd ve tahavvül değil, muhafaza..
ODTÜ mezunuyum, üçünü akıcı toplam altı dil biliyorum, ulusal gazetelerde yayınlanmış makalelerim, ve çok kalabalık bir akademik geçmişim var, anne olmaya karar verdiğimde çok uluslu bir şirkette dövizle maaş aldığım çok iyi bir işim vardı.
Eşimin ve benim ailelerimiz şehir dışında yaşadığı ve eşimin katı çalışma saatleri olduğu için yalnızdım.
Babam tek çocuk olduğu için babaanne ve dedemle birlikte yaşadığım çok sıcak bir aile ortamında büyümüştüm.
Kıyamadım, dönem arkadaşlarım bir bir doktor, doçent olurken ben anneliği seçtim.
Mecbur değildim, ben bile isteye çocuklarımı seçtim.
Birlikte evi boyadık, kar yağdı dışarı çıktık, ateşleri çıktı saatlerce başlarında bekledim, düştüler tuttum, terlediler sarıldım, güneş açtı bahçelere koştuk, şehirler gezdik, yüzdük, kaydık, filmler izledik, her saniyelerine birebir şahit olduğum sayısız anı biriktirdik kızlarımla.
Bu süreçte bana ‘beleşçi’ diyen oldu, ‘koca parası yiyor’ diyen oldu, kulağımın üstüne yattım.
Evlatlarım hiçbir zaman sabahın köründe servise binmek zorunda kalmadı.
Okula başladıklarında bile azcık başları ağrısa öğretmenleriyle dirsek temasında oldum hemen yanıbaşlarına koştum.
Derken büyük kızım 12. yaşını yaşamaktayken lösemi tanısı aldı.
İki yıldır da bununla mücadele ediyoruz.
Düşünüyorum da, eğer başka bir yol seçmiş olsaydım kahrederdim kendime.
Acaba sinyalleri vardı başında olmadığım için ben mi göremedim diye.
Kimine göre ömrümün en verimli 14 yılını ‘kaybettim’(!)
Bana göreyse ben iki insan kazandım.
Çocuklarım mutlu.
Ve evet bunun mimarı benim.
Lütfen sözlerim yanlış anlaşılmasın, ben herhangi bir sebepten evlatlarından erken yaşta ayrılmak zorunda kalmış hemcinslerimi yargılamıyorum.
Seçtiğim yoldan duyduğum iç huzuru ve vicdani rahatlığımı paylaşmak istiyorum sadece.
Yarını bilemem, kim ne olur hiç öngöremem.
Ama bildiğim tek bir şey varsa o da bir anne olarak elimden geleni ama eksik ama tam yaptığıma duyduğum inanç.
Zaruri sebepleri anlıyorum, bu sözlerimden ötürü kimilerinin beni linçlemek için sıraya gireceğini de tahmin edebiliyor ve bunu peşinen kabul ediyorum.
Ama siz de şunu kabul edin ki çocuklarımızın bize ihtiyacı var.
Anne baba sevgisi, ilgisi hiçbir şeyle ikame edilebilecek bir şey değil.
Nolur üç kuruş için evlatlarınızın çocukluklarını almayın ellerinden.
Zor evet, yakınen biliyorum çok zor.
Ama inanın değer.
🥺
Sizin evde beş yıl sabredemediğiniz çocuğu okulda öğretmenin adam etmesini beklemeye hakkınız yok.
Öğretmenlerin böyle bir sorumluluğu da yok.
Elinizi vicdanınıza koyun…