İyi sohbet edebilmek, tüm ilişkilerdeki en mühim şey. Çünkü günün sonunda her şey çekilip gittiğinde, geriye sadece o masada karşılıklı bırakılan kelimeler kalıyor. İnsan en çok, yanında susabildiği kadar, her şeyi çekinmeden anlatabildiği kişiye ait hissediyor kendini.
Aslında bakarsan, iyi bir sohbet sadece ağzından çıkanlarla ilgili de değil. Karşındakinin anlattığına gerçekten kıymet vermekle, o anlatırken Acaba şimdi ne cevap versem? diye düşünmek yerine, sadece orada, o anda onunla kalabilmekle ilgili.
Çoğu zaman birinin bizi sadece duymasını değil, ne demek istediğimizi hissetmesini bekliyoruz. O bağ kurulduğunda, insanın ruhu sanki evine dönmüş gibi bir huzur buluyor.
Bir düşününce; dışarıdaki dünya bu kadar gürültülüyken, seni sakince dinleyen ve iki kelamıyla içini ferahlatan birinden daha büyük bir lüks olabilir mi? Hayatın o zor zamanlarında bizi ayakta tutan şey mantıklı tavsiyelerden ziyade, anlat, ben buradayım diyen o sıcak sesin varlığı oluyor. Sohbeti güzel olanın, kalbi de güzel geliyor insana.
Sözün özü; konuşacak konunuz bittiğinde bile gözlerinizle anlaşabiliyorsanız, işte o zaman gerçek bir bağ kurmuşsunuz demektir. Kelimeler sadece bahane, asıl olan o kelimelerin arasındaki samimiyet.
Sence de birini sevmekten önce, onunla konuşmayı sevmek gerekmez mi?