bir gün ola çıka gide, kafesten kuş uçmuş gibi. acısını zamanın yavaş yavaş olgunlaştırdığı, gökyüzünün para etmediği bir günün hatırası. bazı şeylerin hatırası içimizde hâlâ oyuktur. uzakta olmak bazı gerçeklerin muhabbetini yaptırmıyor.
“Yavaş yavaş, parça parça ölen bizler, ölülerin birdenbire ne kadar ölmüş olduklarına bir türlü akıl erdiremiyoruz. Onlar artık kendilerinden bize geçmiş, biraz da bizde kalmış zerreleriyle, ancak biraz bizim içimizde yaşayabilirler."
Millet Balkanlara gidiyor Ohri’ye Ohrid, Niğbolu’ya Nikopol falan diyor. Ulan biz buraları Elazığ’dan Muş’tan daha fazla yönettik Türkçeleştirilmiş isimleri kullansanıza
Bursa, başının ucunda daima ay ışığıyla aydınlanmış gibi duran ak minareleri, her biri birer gufran fevvaresi gibi fışkıran Mekke yeşili ihtiyar servileriyle binbir sevgimizin tavaf yeri olan Bursa
dede çınarlarının dallarında sahil sesleri eksik olmayan, deniz altına mahsus yeşil karartılarla, türbelerinin, mabetlerinin içinde serin renk dalgaları uyuyan Bursa
öyle zamanlar olur ki arzularını nefretler, ilcalarla kendini tutmalar birbirleriyle çatışır. bir taraftan arzu edilirken bir taraftan da korkulur. o halde ne arzu hükmünü geçirebilir ne de sadece onun korkusuyla kalınabilir. o halde ki hem ister hem de yapamayız.
Bir haftadır sosyal medyada kıyameti koparıyor bazı insanlar. Görüldüğü üzere Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ruhu için camiilerimizde mevlid-i Şerif okutulması bir avuç insan dışında ne siyasi partileri, ne camii cemaatini ne de Türk milletini rahatsız ediyor.
Tam aksine, Türk milletinin birliği ve beraberliği için çok doğru bir uygulama olduğu kanaatindeyim. İnşallah git gide yaygınlaşır, gelenekselleşir. Gereksiz ve üzerinden on yıllar geçmiş iç meselelerimizi birbirine kılıç bilemek için yaşatan insanlara Rabbim fırsat vermesin.
Bu sosyal medya kıyametinde sık sık gördüğüm “Allah imamı, diyaneti, mevlide katılanları, valiyi vs. Atatürk ile beraber haşretsin.” sözde bedduasını ve buna verilemeyen cevapları görmek açıkçası asabımı bozdu.
Önderliğini yaptığı İstiklal Harbi’nde Türk milletinin İslam’ın son ordusu olarak zafere ulaşmasındaki pay sahipliği, Allah bilir ama, birçok günahının fazlasına bedeldir. Kimin cennetlik, kimin cehennemlik olduğu hükmünü vermekte bir beis görmeyecek kadar gözünü nefret kaplamışlara söylenecek söz yok ancak bizim duamız Rabbimizin Atatürk’e bin bir zorluklar içinde Müslüman Türk milletini zafere ulaştırdığı için mağfiret etmesi, onu kafire karşı alınan zaferdeki payesi karşılığında ödüllendirmesi yönünde. Biz duamızı edelim, onu Fatihalarla Mevlid-i Şeriflerle analım. Gerisi takdir-i ilahi.