Geldiğim sayfaya kadar ufak tefek şeyler vardı ama hep ‘olabilir’ adamın fikrine saygı duy diyerek ilerledim. Ancak bu kadarı saygı sınırını çoktan aşıyor. Zaten başımıza ne gelse ‘olabilir’ normalleştirmemizden kaynaklanıyor.
Çevremde bazıları zıt görüşten insanların eserlerine kıymet vermediğim için beni yobaz olarak anar. Ahmet Ümit’in kitabında denk geldiğim ifadeye bakın. E ben nasıl bu adamın eserlerine kıymet vereyim?
Sevdiğim bir yazarın rahmete kavuşma haberi aldığımda nedense okumadığım kitaplarına yönelirim hemen. Bir kaç ay önce Bülent Akyürek için yapmıştım şimdi Ali Haydar Haksal için… Allah rahmet eylesin. Umarım yakın zamanda başka kitap eklemem.
Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle tedavi gören Milli Gazete yazarı ve Yedi İklim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Haydar Haksal, 75 yaşında vefat etti
Anneliğin ne demek olduğunu bilmeyen seküler biri için bile uçuk olan bu sözleri kim dinliyor kim destekliyor ya da bu dizileri kim izliyor gerçekten anlamıyorum.
Bir kutsala da dokunmayın!
Mütedeyyin kesimin evlerinden televizyonu kaldırmasının somut kanıtı olacak bir video.
Yardım faaliyetlerinin ve kurumlarının bile iktidar-muhalefet kampları arasında kutuplaştığı şu ortamda her iki tarafa da yaranamayan bir garip dava var 90’lı yıllardan kalan, akılda kalması kolay bir isim olduğu için çoğu kişi hatırlar ve fikir sahibi olduğunu düşünür ancak gerçekten bilgi sahibi olan kişi sayısı çok azdır. Muhalifler, sanıklar eski yol arkadaşları olduğu için iktidarın bir ayıbı olarak sık sık öne sürer bu davayı, iktidar ise 90’lı yıllarda trafik cezası yiyen dindarlara bile iade-i itibar törenleri düzenlemesine rağmen bu olay adeta yaşanmamış gibi davranır, hükmedilen rekor adli para cezasının adını anmaz, elindeki olağanüstü medya gücüne rağmen olayın faillerini aklamak şöyle dursun, konuyu gündeme taşımaktan bile imtina eder. Aslında benim boynuma da vazife değil bunları yazmak, kabuk bağlayarak kapanan bir yarayı açarak iyi mi ediyorum, onu da bilmiyorum ama dava dosyasına giren bazı evrakları gören ve yaşananları başından itibaren takip eden biri olarak vicdanıma ağır geliyor ismi her anıldığında “Bosna’ya toplanan yardım paralarına çöken kişi” olarak tahkir edilen bu kişi hakkında bildiklerimi içime atmak. Hazır NATO gündemi soğumamışken İslamcı camianın 30 yılda geçirdiği dönüşüme de ışık tutar belki anlatacaklarım.
İnsan çocukluğu kadarmış Neslihan. Çocukluğunda bakıldığı sevildiği kadar… Çocukluğunda yediği içtiği kadarmış. Sonrasında ne yaparsan yap yama gibi kalıyor.
#GassalSezon3#Gassal
💢 Fatih Camii'nde kadınlar,
Gazze Meselesi ve Mescid-i Aksa'nın kapalı olması nedeniyle erkek cemaatin üzerine başörtüler attı.
Müslüman hanımların erkeklerin yanında örtüleri yere bırakması; Erkeklerin namusuna ve şerefine sahip çıkmaları için yapılan bir eylem olarak kabul ediliyor.