@101deva@NuMedya24 Veba mikrobu aptal Laz, sence senin gibi pis bir bakteri için mübarek parmaklarımı yorup da konuyu uzatır mıyım?
Sen Laz denen aşağılık bir asalaksın.
O yüzden fakir gariban yaşlı ve aptal ananı al git başkasına siktir.
Yıkıl huzurumdan devşirme Laz
Maalesef binlerce şehidin emeği bir esirin konforu için kelle kesen yamyamlara peşkeş çekildi.
Daha birkaç ay öncesine kadar aşırı Apocu biri olarak şunu söyleyebilirim ki Öcalan uzun süredir Kürtlere sadece ayak bağıdır.
O olduğu sürece Kürtler hep kaybetmeye mahkûm.
Kürt tarihine bir kahraman olarak geçmek varken kalan birkaç senelik ömrü için Kürtlerin ocağına incir ağacı dikti.
O asla bir Kemal Pir ve Mazlum Doğan olamadı
Kerkük bir kaç sene evvel Kürtlerin elindeydi. Bu iklimin birbirinin kuyusunu kazmak istemesi sonucu rezil bir yenilgiyle, tekrar tek kurşun sıkmadan direnişsiz Irak devletinin eline geçti.
Bu iki kafadarın Kürdistan diye bir dertleri olsaydı şimdiye kadar 10 defa kurarlardı. Çünkü ABD yıllarca bunlarla uğraştı, baktı adam olmayacaklar, Haşdi Şabi’yi üstlerine salıp siktiri çekti.
Bunların Kürdistan diye bir derleri yok tek amaç kabile gelirlerini diğer bir kabileyle paylaşmak istememeleri.
Irak enkaz halinde. Mezhep savaşları, DEAŞ ve kaosla bitmiş bir ülke. En büyük şansı Kürtler yakaladı ama bu iki pezevenk kabile şefi, bu fırsatı kendi aşiret menfaati uğruna yok etti.
ABD ve Avrupa yıllarca Birleşin diye yalvardı ama boşuna
Çünkü bu iki ego manyağı çapsız aşiret reisi için Kürt milleti değil, kendi tahtı, kendi parası, kendi kabile egemenliği önemli.
Erbil’de Barzani, Süleymaniye’de Talabani ikisi de Kürdistan diye yalan söylerken aslında kendi küçük krallıklarını koruyor.
Kerkük’te bu palyaçoların rezilliği zirveye çıktı.
Kürtler en çok oyu aldı, valilik hakkıydı. Ama iki kabile reisi kedi köpek gibi dalaştı, ortak aday çıkaramadı. Sonuç? Kerkük Valiliği Kürt düşmanı Türkmen Cephesi’ne, MİT’in kucağına düştü. Barzani ve Talabani, kendi gururları uğruna Kürt milletinin kalbine hançer sapladı.
Ortak ordu yok, ortak para yok, ortak akıl yok. Sadece birbirlerine düşmanlık var. Bu iki bencil kabile şefi, Irak’ta Kürt siyasetini zehirledi, tarihi fırsatı heba etti.
Kürt halkı maalesef dört parçadaki egoist, menfaat düşkünü liderleri yüzünden 100 senede bir ele geçen devlet hayalini bu defada kacırdı.
Barzani ,Talabani ve kendini halkların lideri ilan eden egoist şizofren ile birlikte Kürt milletine ihanet ettiler .
Ya bu çapsızlar defolup gidecek ya da Kürtler sonsuza dek bölünmüş, güçsüz ve gülünç kalacak.
Yeter artık Bu utanç bitsin.
@Mnxzdfk Öyle değil 25 senedir yanlış düşünüyormuşum
Bunuda son olan olaylarda iyice kavradım
Bunu seninle tartışmak istemiyorum bıra
Çünkü senin niyetinden şüphem yok
@Mnxzdfk Kardeşim, kısa ve net
Rojava dağıldı, Kerkük el değiştirdi.
Millet malıyla, canıyla, evladı ile en ağır bedeli ödedi.
Peki hata nerede?
Fedakarlıkta değil.
Yanlış olan yanlış kişilerin peşinden koşmakmış
Ne zaman liderlerimizde halkı gibi fedakar olursa bu makus kader değişir
Satılık ve çapsız liderler uğruna heba edilen emekler, boşa akıtılan kanlar.
50 yıllık bir mücadele; yakılan binlerce köy, talan edilen dağlar ve ovalar, katledilen on binlerce can.
Bütün bunlar, sonunda bir esirin konforu için orduyu dağıtmakla mı noktalanacaktı?
Yıkılan hayaller, kırılan umutlar ve şimdi azgın Türk faşizmine karşı savunmasız bırakılan bir halk.
En derin kırılma ise Rojava’da yaşandı. Kürt halkının tüm umudunu bağladığı, zafere bu kadar yaklaştığı o kritik anda, yeminli Kürt düşmanı Bahçeli’nin senaryosunu yazdığı sahte barış süreci uğruna binlerce savaşçı bilinçli şekilde savunmasız bırakıldı. Silahları toplatıldı, mevzileri boşaltıldı, cepheleri terk ettirildi. Ardından gelen sistematik katliamlarla nice genç can, bir avuç iktidar figürünün kısa vadeli siyasi hesaplarına kurban edildi.
Böylece on yılların fedakârlığı, sayısız şehidin anısı, dağlarda yazılan destanlar; masa başında yapılan pazarlıkların ucuz malzemesi haline getirildi.
Kürt halkı bir kez daha gördü ki, kendi özgürlük mücadelesi başkalarının oyununda yalnızca bir piyondu. Umudun bu kadar yakınken ihanetin bu kadar derin olması, belki de bugüne kadar alınan en ağır yaraydı. Çünkü bu sefer kaybedilen sadece toprak, sadece can değildi; kaybedilen, bir halkın gelecek kuşaklara miras bırakabileceği inanç, irade ve umuttu.
Böyle kavatlar milletin başına kanaat önderi kesilip akıl veriyor.
Uluslararası kanun diye bir şey var, onu geçtim; fiziki olarak suyu bir süreden sonra tutamazsın. İsmi üzerinde akar su, doğal yapısını bozamazsın, kafana göre kesemezsin. Dünya bir olur, tepene biner.
O zaman herkes kafasına göre nehirlerin yönünü değiştirsin. Mesela Bulgaristan, Türkiye suyu bedava kullanıyor diye Meriç, Tunca, Arda nehirlerini kesip yönünü Karadeniz’e çevirsin, Türkiye’ye girişini engellesin; nasıl olur?
Ya da Sudan, Nil Nehri’ni keserek Mısırlıları susuzluktan öldürsün.
Beyinsiz herif ABD’de yaşıyor ama hâla Yozgat’taki emekli dayıların kahve muhabbetini yapıyor.
Orada hiç mi kendini geliştirmedin puşt?
Kürtler henüz içinde oldukları oyunun farkında bile değiller.
Kimler tarafından satıldıklarını bilmedikleri için hiçbir tepki gösteremeden olanları izlemek zorunda kaldılar.
Galiba ihanet bu defa çok uzakta değil; bu ihanet, lider önder dediklerimizin eseri. Onların ucuz hesapları yüzünden binlerce Kürt genci hayatını kaybediyor, geri kalanları da büyük acılar ve göçler bekliyor.
Sonuçta Kürtler Apocu çizgiden ve saçma halkların kardeşliği ekolojik kadın devrimi gibi komünist sloganlardan kurtulup daha radikal vr milliyetçi bir örgütle mücadeleye devam edecekler.
Kürtler için en mantıklısı şu
Fırat’ın batısındaki bütün Kürtleri toplayıp doğuya Rojava, Cezire hattına getirmek.
Karşılığında doğudaki bazı Arapları özellikle sorun çıkaran aşiretleri ya da gönüllü olanları batıya göndermek.
İçeri bir daha tek bir Arap bile almadan, temiz bir şekilde işi bitirmek
Çünkü tarih hep tekerrürden ibaret
Münbiç’te IŞİD’i püskürttük, kan kustuk sonra aynı Münbiçliler rejim değişince ilk iş Kürtleri evlerinden kovdu, mallarını yağmaladı.
Tel Rıfat’ta aynı hikâye: YPG/SDF korudu, 2018’de ilk fırsatta arkadan vurdular.
Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye: IŞİD kuşatmasında Kürtlere sığındılar rejim düşüp muhalifler gelince ilk hedef Kürt mahalleleri oldu, sığıntı Araplar silah arkadaşlarını satıp düşmana teslim ettiler
Her seferinde aynı nakarat
Biz onlara yardım ettik, rütbe verdik, maaş verdik, silah verdik; onlar ihanet etti.
Batıda Kürt nüfusu zaten çok az.
Halep’te, Münbiç’te, Tel Rıfat’ta etrafımız Arap denizi.
Ada gibi kalmışız her 3-5 yılda bir yeni ihanet, yeni göç, yeni travma.
Bu şekilde tutunmak askeri, siyasi ve insani olarak sürdürülebilir değil.
Çözüm basit ve acımasız ama gerçekçi
Dağınık azınlık konumunda kalıp sürekli dayak yemek yerine,
doğuda nüfusu yoğunlaştırıp homojen, güçlü, savunulabilir bir bölge haline getirmek.
Doğuda zaten çekirdek var: Haseke, Kamışlo, Derik, Kobani
Batıdan gelen Kürtlerle bu alanı iyice sağlamlaştırmak ,
içinde tek bir güvenilmez unsur bırakmadan yoluna devam etmek.
Ya hep aynı ihanete uğrayıp yavaş yavaş eriyeceğiz,
ya da toparlanıp kendimize geleceğiz, kimseye muhtaç olmadan ayakta duracağız.
Başka yol yok.
Romantizmle birlikte yaşarız hayaliyle bu iş yürümüyor.
Gerçekler ortada: Ya yoğunlaşıp güçleniriz, ya da dağılıp yok oluruz.
Seçim bizim.
Türkler ve Araplar iki mahalleden Kürtleri kovdukları için zafer naraları atarken, Yahudiler adım adım Suriye'yi yutup kendilerine komşu oluyor.
İlerde başlarına gelecekleri tahmin etmek pek zor değil.
Kürtlerle komşu olmamak için Azraillerini kendi elleriyle getirdiler.
Ne diyelim, Yahudiye helali hoş olsun.
Kürt rahat edemeyecekse, Türk ve Arap ölsün gebersin
Cevap basit: Baştan beri ABD, SDG’nin Fırat’ın batısından çekilmesini istiyordu.
Kürtler ise o mahalleleri ve bazı bölgeleri Afrin’e kadar kesintisiz bir koridor takası için ellerinde tutmak istiyordu.
İşi daha fazla uzatmak istemeyen ABD, Türklere ve IŞİD’li ortaklarına yol verdi.
Uçuk hayallere gerek yok; SDG’nin ABD’ye rağmen başka bir cephe açması mümkün değil. Böyle bir durumu otoritesine başkaldırı kabul edip Kürtlerin başına daha büyük belalar açar.
Suriye’de büyük patron belli, onun istediği olur geri kalanların tümü senaryoda basit bir figüran.
Halep’teki Kürtler direnmesi anlamsız orda yaşayan 200 bin sivil Kürdü daha fazla riske atmaya gerek yok
Güvenli bir şekilde çıkma şartıyla Fırat’ın doğusuna, Kürtlerin seyrek olduğu bölgelere yerleştirilerek homojen bir nüfus oluşturulabilir .
Koca bir şehrin birkaç mahallesinde düşmanlarla sarılınve izole bir şekilde bırak özerkliğin devlet olsan neye yarar.
Kürtler, Türkiye’nin müdahalesini ancak İsrail’in desteğiyle dengeleyebilirdi.
Ama görünüşe göre Türkler ve Suriyeliler, dün Kürtlerin yaşadığı iki mahalleye karşı, Paris’te İsrail’in istediğinden fazla verimli ve sulak toprağı hediye etmişler.
Ondan dolayı İsrail morfinlenmiş gibi sakin duruyor.
Biri kendini Kudüs’ün kurtarıcısı, ümmetin yeni halifesi; diğeri Selefi sözde dinci ,Kürtler, Halep’te iki mahallede yaşamasın diye büyük bir toprak parçasını düşman dedikleri Yahudilere peşkeş çektiler.
Kürtlerin ne kadar başarılı olacağını gösterecekleri direnç belirleyecek.
Belki şerefleriyle çarpışa çarpışa yenilirler.
Ama Kürt düşmanlığından İsrail’e İslam topraklarını verenleri kimse unutmasın bu iki yüzlüler oy için yalandan İsrail’e sallamaya devam edecek
Kürdlerin son direnişi bu. Buradan alnı ak çıkarsa, Araplar, Acemler ve Türkler Kürtlere hak ettiği saygıyı verir, haklarına riayet eder.
Kaybederlerse bir 100 sene daha derin ve onursuz bir uykuya yatar, Kürt Arap’ın, Acem’in oyuncağı olur.
Fakat her şeyden önce kendimize bir çeki düzen vermemiz gerekiyor.
Venezuela’nın hırsız, arsız diktatörüne destek açıklaması yaparak Kürtleri defalarca katliamlardan koruyan ABD’yi karşımıza alır, her gün tüm Türk şehirleri ve koca Arap Alemi keyif çatarken Amed’te sefil halimize bakmadan “İsrail’e ölüm” diye bağırırsak koca bir cephede dımdızlak kalır, yetişenimiz de olmaz.
ABD ve İsrail’in Kürtlere diyet borcu yoktur; sana onca destek ve korumasına rağmen çıkıp nankörlük yaparsan sana güvenmez, bugün olduğu gibi Arap ve Türklere yol verir, olanlara ses çıkarmaz.
Kürtler ne halkların eşeği, ne ibnelerin sığınacağı limanı, ne de dünyanın sosyalist hırsız diktatörlerinin dostudur.
İçi boş bazı sloganlar ve modası geçmiş komünizm söylemleri terk edilmeli.
ABD ve İsrail’i karşına alarak sadece koca bir coğrafyada etrafındaki azgın düşmanlara kolay yem olursun.
Hamaset gerek yok.
Ne Kürtler tek başına üç devletle baş edecek güce sahip, ne de o üç devlet Kürtleri ezerek uzun süre daha yol alabilecek.
Ya Kürtler statü sahibi olacak ya da Batı devletlerinin elinde sırası gelen rejimi ve devleti dövmek için bir sopa olarak kullanılacak.
Bölgede 40 milyondan fazla nüfusa sahip bir halkın varlığını inkar edip yokmuş gibi davranmak baştan beri hataydı. Bu hatanın bedelini Irak ve Suriye çok ağır ödedi, şimdi sırada İran var; o da ilahi adaletten daha fazla kaçamayacak.
Bu olanlarda gören gözler için ibret var.
Israrla görmemeye devam edenler sırasını beklesin.