41 yaşındayım. Hayatım boyunca adıma kayıtlı ciddi bir menkul ya da gayrimenkul olmadı.
Ama 46 daire, 7 villa, 3 yazlık, 5 dükkan, 3 ofis; Eurobond ve tahviller, farklı ülkelerde döviz, doğal taş ve antika koleksiyonları, yatlar, araçlar ve yıllar önce şifresini unuttuğum bir cüzdanda hatırı sayılır dijital varlıklarım var. Daha fazlasını yazmayayım. Çünkü güç bağırmaz, servet sessizdir. Güç, gizden gelir. Bunu neden yazdım? Türkiye'de de dünyada da benim gibi yaşamayı tercih eden, dışarıdan baktığınızda hakkında hiçbir şey anlayamayacağınız çok insan var.
Ama bütün bunların içinde en büyük servetim hala aynı, 113 çocuğum. Kedilerim. Gerisi mal. Mal da canın yongasıdır.
Türkiye'de bir girişimciye ilk sorulan şey, ne kadar yatırım aldın?
Ben artık başka bir şeye bakıyorum.
Kimse inanmazken ne kadar devam edebildin?
Bence asıl hikaye orada.
İnsan bazen neden hala devam ettiğini kendi de bilmiyor.
Sonra dönüp arkasına bakıyor.
Meğer vazgeçmemesinin sebebi yolun sonu değilmiş.
Yolda dönüştüğü insanmış.
Bir yerde hayvan, insanın hayatını kurtarıyor.
Başka bir yerde hayvan, yaşayabilmek için insandan merhamet bekliyor.
Aradaki fark hayvanlarda değil.
İnsanlarda.
(Kurucu Hikayesi – 1)
WalkingCat bir toplantı odasında doğmadı.
Sokakta bir hayvanın gözlerine bakıp, "bugün bunu kurtarsak bile yarın ne olacak?" diye soran Bal Böceğim'in sorusuyla doğdu.
Yıllarca, hayvanlara yapılan yardımların neden geçici, sistemin neden dağınık kaldığını düşündüm.
Sonra şunu anladım,
Hayvan refahının daha fazla söze değil, çalışan, şeffaf ve sürdürülebilir bir sisteme ihtiyacı vardı.
Ben de onu kurmaya başladım.
Dışarıdan fon almadan, kimsenin alkışlamasını beklemeden, yıllarca...
Çünkü bazı şeyler fırsat olduğu için değil, yapılması gerektiği için yapılır.
Bengü taşların arasına saklanan o yetim kız.
Bir gün mutlaka gelecek.
Saçlarında bozkırın rüzgarı,
gözlerinde bin yıllık bir sızıyla.
Onu kimse çağırmaz.
Çünkü o, çağrılınca değil,
vakti gelince döner.
Ve döndüğünde herkes anlar,
Bazı hikayeler yarım kalmaz.
Sadece zamanını bekler.
Bir sokak hayvanının acımamıza ihtiyacı yok.
Kimse bakmıyorken mamaya, sokaklar tehlikeli olduğunda güvenliğe,
paylaşım gündemden düştükten sonra da devam eden bakıma ihtiyacı var.
Merhamet önemlidir.
Ama sistemi olmayan merhamet, sonunda kaybolur.
Yıllardır çözmeye çalıştığım sorun tam olarak bu.