CHP'nin rozet töreninde salonda bulunanların en az 200'ü sahte figüran CHP'li ile dolduruldu.
Kılıçdaroğlu'nun rozet töreni için 950 TL’ye cast ajanslarından tutulan figüranlar arasında Mısırlı, Özbekistanlı göçmenler, atanmayan öğretmenler, öğrenciler vardı.
Arka bahçelerde slogan provası yaptırıldı. 50 kişiye CHP Gençlik Kolları yeleği giydirildi.
Not: Haberi yalanlayan herkese alandan fotoğrafımı bırakmak istiyorum. Destekleyen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Ekrem İmamoğlu: (Kılıçdaroğlu hakkında)
"Ben kayyımlık yapanın niyetini merak etmiyorum. Ne düşündüğünü de doğrusu önemsemiyorum. Türkiye'nin buna ayıracak vakti olduğunu da düşünmüyorum. Bu ülkenin milyonlarca emeklisi geçim derdinde. Gençleri gelecek kaygısıyla yaşıyor. İnsanlar adalet arıyor, refah arıyor, nefes alacak bir iklim arıyor. Böyle bir dönemde bütün dikkatlerin bir kişinin ne hesap yaptığına, ne planladığına çevrilmesini doğru bulmuyorum.
Ben başka bir şeye bakıyorum: Yüz yılı aşan bir siyasi mirasın, milyonlarca insanın umudunun ve değişim iradesinin hangi hesapların konusu haline getirildiğine bakıyorum.
Bazı insanlar bulundukları yeri temsil eder. Bazıları ise bulundukları yere rağmen başka odakların temsilcisi gibi davranır. Takdiri milletin vicdanına bırakıyorum.
Ama şundan eminim: Cumhuriyet Halk Partisi'ni dışarıdan yenemeyenlerin içeriden sonuç alma arayışına tarih iyi gözle bakmayacaktır."
Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, İBB davasında savunma yapıyor:
"Tutuklanıp cezaevine girdiğimde ertesi gün mazgal açıldı, gardiyan bana 'SEGBİS' dedi.
Ben SEGBİS'in ne olduğunu bilmiyordum. Bana 'mahkeme' dedi.
'Ben dün mahkemeye' çıktım dedim. Ekran açıldı ama mahkeme salonuna benzemiyordu.
Bir ofisti orası kırmızı kahve makinasından tanıdım savcı karşımdaydı.
Savcı bana 'ya Fatoş ben sana ne dedim. Böyle çocuklarından ayrı kalırsın. Reşit değiller değil mi? Şimdi sosyal hizmetler de alır' dedi.
Sonra mal varlığımı sordu. 'Ya bana gelirsin konuşursun ya da malvarlığını da elinden alırım' dedi."
(Kayhan Ayhan)
Ekrem İmamoğlu:
"Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım. 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı. Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi. Ben de 'Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim
Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. 'Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin' dedim. Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler
Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur
Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım. Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum. Bu konuda avukatlarımla acilen görüşmek istiyorum. Bu bilinçli bir işkencedir
Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi"
Ekrem İmamoğlu:
"Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım. 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı. Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi. Ben de 'Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim
Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. 'Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin' dedim. Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler
Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur
Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım. Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum. Bu konuda avukatlarımla acilen görüşmek istiyorum. Bu bilinçli bir işkencedir
Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi"
♦️ Gazeteci Enver Aysever:
🗣️ "Eğer İmamoğlu'un varsa bir hatası canı cehenneme."
🗣️ "İstanbul, Ankara, İzmir belediyelerinin dünya kadar sorunları varken; biz niye bütün bir memleket Ekrem İmamoğlu'nu kurtarmaya çalışıyoruz?
🗣️ "Eğer varsa bir hatası canı cehenneme."
Ali Babacan, AKİT TV canlı yayınına katıldı, “AK Parti ile ittifak yapar mısınız” sorusuna açık kapı bıraktı, CHP’ye ise kapıları kapattı:
Benim Tayyip Bey’le ne bir kırgınlığım ne bir kızgınlığım var. Onun memleket sevgisinden ve Allah inancından şüphem yok. Ancak anlaşamadığımız nokta, bu ülkenin nasıl yönetileceği.
CHP ile olası bir ittifak sorusuna ise Babacan net bir yanıt verdi:
Öyle bir şey olmaz. Çünkü onlar şu anda tamamen farklı bir dünyada. Üstelik mevcut yönetim anlayışları, partilerle değil tabanlarla ittifak kurma üzerine kurulu. Kemal Bey dönemindeki helalleşme iradesini de artık göremiyoruz.