AKP, Dünya Ticaret Örgütü’ndeki ‘Çin otomobilleri’ davasını kaybetti!
AKP’nin Çin menşeili otomobil şirketi BYD’ye, yatırım teşviki adı altında, devasa tutarda bir vergi avantajı sağlamasına rağmen;
Şirketin Türkiye’de bugüne kadar yatırım yapmaması skandalının ardından⬇️
Yeni bir rezaleti daha ortaya çıkardık!
Bu kez de BYD dışındaki diğer Çinli otomobil şirketlerine uygulanan ek vergiler nedeniyle;
Çin’in, İsviçre Cenevre’de, Dünya Ticaret Örgütü’ne yaptığı şikayet üzerine başlatılan panel yargılaması Ticaret Bakanlığı marifetiyle kaybedildi.
122 sayfalık Panel Kararı’na göre;
Ticaret Bakanlığı’nın dava konusu edilen ek vergi uygulamalarının büyük bölümünün, uluslararası ticaret kurallarına aykırı olduğuna hükmedildi.
Sonuç⬇️
Yaptığımız hesaplamalara göre;
Davanın Türkiye’ye faturası yıllık en az 100 Milyon Dolar olacak!
Güncel kurla yıllık 4 Milyar 486 Milyon Lira!
Çin Türkiye’ye, ya zararımı hemen ödersin ya da bu tutarda bir ticari misilleme yaparım diyecek.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a sesleniyorum!
Dünya Ticaret Örgütü’ndeki kararın temyizi için son gün 26 Eylül 2026!
Bir an önce temyiz başvurusunu yapın!
Ondan önce de bir zahmet istifa edin!
2 yılda 5 kez araçların ek vergi oranlarını değiştirirseniz, bu işi çocuk oyuncağına çevirirseniz, olacağı budur!
Kaynak: WT/DS629/R numaralı ‘Dünya Ticaret Örgütü Panel Yargılaması Raporu’ (İngilizce Orjinal, Türkçe Çeviri)⬇️
Üsküdar’ı 1994’ten 30 yıl sonra AKP geleneğinden alan Sinem Dedetaş, Eskişehirli bir gemi mühendisidir. Bir karasal kent çocuğunun gemi mühendisi olup İstanbul Boğazı’na belediye başkanı seçilmesi aslında “Cumhuriyet Mucizesi”dir. Saldırı aynı zamanda bu kültüre ve birikimedir.
İstanbul’un en başarılı belediye başkanlarından birini daha tutukladılar.
Suçu Haliç Tersanesinin özelleştirilip AVM yapılmasına engel olmak.
Suçu Üsküdar’ı gerici erkeklerden kurtarıp tarikatların musluğunu kesmek!
Suçu AKP’ye geçecek kadar kendini küçültecek bir suç işlememiş olmak!
Dün tutuklanan sadece Sinem Dedetaş değil.
Asıl tutuklanan onlarca farklı belediyede olduğu gibi “bu belediyeyi bu kadın yönetsin” diyerek oy veren bizlerin seçme hakkıdır!
Timur Soykan: “230 tane belediye başkanı CHP’den ayrılıyor ve yeni partiye geçecekler. Bakın, tam o gün sabaha karşı Üsküdar Belediyesi’ne operasyon yapılıyor.
Sinem Dedetaş’ı sabaha karşı evinden götürüyorlar. Bunu çekiyor, kaydediyor ve medyaya servis ediyorlar.
Niye bu kadar prodüksiyon yapıyorlar biliyor musunuz? Herkese mesaj veriyorlar. Belediye başkanlarına diyorlar ki: ‘Bakın, tutuklanırsınız. Böyle olursunuz.’
Tam o gün olması rastlantı değil. Sinem Dedetaş’ın, Üsküdar’ın hedef alınması rastlantı değil.
“Üsküdar’ı yıllar sonra ilk defa sosyal demokrat bir belediye başkanı kazandı. Üsküdar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul’daki ikametinin olduğu bölge. Erdoğan İstanbul’u kaybetti, bir de Üsküdar’ı kaybetti. AKP’liler çok kızgındı ve şimdi bu operasyon yapıldı.”
Maske düştü!
Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevi sürerken, Eti Maden’in Lüksemburg’daki şirketine yasa dışı olarak atamasını kim yaptı?
Adım adım yanıta ilerleyelim⬇️
🔴Öncelikle, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü bir devlet kuruluşudur.
🔴 Kuruluşun yurt dışında 2 şirketi bulunuyor.
Etimine SA (Lüksemburg), AB Eti Products OY (Finlandiya).
🔴 Etimine SA’nın da 3 alt şirketi bulunuyor.
Etimine USA (Amerika), Shangai Etimaden (Çin), Asia Pacific (Hong Kong)
🔴 Eti Maden tüm bu şirketleriyle birlikte 23 Ocak 2017 tarihinde Varlık Fonu’na aktarıldı.
Peki Varlık Fonu’nun yönetim kurulu başkanı kim?⬇️
Tayyip Erdoğan!
Bu durumda Akın Gürlek, kimin bilgisi ve himayesinde Lüksemburg’daki Etimine SA’ya yasa dışı olarak atanmış?
Tayyip Erdoğan!
Bu durumdaki bir yargı mensubunun, yürütme erkinden (AKP) bağımsız bir şekilde soruşturma yürütemeyeceği belgesiyle ortaya çıkmıştır.
Maske düşmüştür!
Kendi kardeşlerine de bunları hatırlatıp neden sormuyorsun dedin mi hiç Varank?
-Deniz Feneri,
-Yimpaş,
-Kombassan,
-kurban paraları,
-Ayakkabı kutuları,
-Para sayma makina ve kasaları,
-Yetim, dul, fakir,
fukara, garip gureba ve kul hakları,
-KIZILAY üzerinden TÜRGEV’e vergi kaçakçılığı,
-TÜRGEV’den TURKEN’e döviz kaçakçılığı,
-Rıza Zarrap,
-Milyarlık saatler,
-Bakara, makara, din tüccarları,
-Habur’da kurulan çadır mahkemeleri ve davul-zurna ile karşılanan PKK maşaları,
-Oslo, Dolmabahçe, Apo yandaşları ve İmralı ziyaretleri,
-Askerin yoluna döşenen mayınlar,
-Kazılmasına göz yumulan hendekler,
-Heba edilen yüzlerce kahraman Şehitler, unutulan Gaziler,
-İnadına BOP eş başkanlığı sözleri,
-Başına çuval geçirilen askerler, NOTA verilsin diyenlere müzik notası mı diyenler,
-Halâ iade edilmeyen yahudi üstün liyakat nişanı,
-Allah Amerikan askerlerini korusun diye dua edenler,
-Üç beş şehit için meclisi mi toparlanırmış diyenler,
-Şehit askere kelle diyenler,
-Askerse asker ölmek için maaş alıyor diyenler,
-Belediyelerden, Kızılay Maden Suyu şişesine kadar kaldırılan T.C. ibaresi,
-Yasaklanan öğrenci Andımız,
-Tartışmaya açılan Nutuk,
-Usulen kutlanan milli bayramlar,
-Alçakça indirilen bayraklar,
-İstiklal Marşı'nda oturan gafiller,
-Türkiye Cumhuriyeti Devleti adından rahatsız olan hainler, devletin adı Anadolu olsun, Türk bayrağı değil Türkiye Bayrağı olsun diyenler,
-TRT’ye çıkarılan Osman Öcalan,
-İstanbul seçimlerinde okutulan terörist başının mektubu,
-Dağıtılan kömürler, makarnalar, suyu, elektriği olmayan köylere gönderilen buzdolapları, çamaşır makineleri,
-Gözden çıkarılan Kıbrıs ve feda edilen Ege adaları,
-Sınırda petrol kaçakçılığı,
-Barzani’ye gönderilen paralar,
-Sözde Kürt devleti televizyonuna TÜRKSAT’tan yayın izni,
-Türk düşmanı, bölücü alçak Şivan Perver ve İbo ile gözyaşları dökülerek yakılan megri megri ağıtları, elele-kolkola verilen pozlar,
-Madenlerde yandaşların çıkarı için ölen gariban işçiler,
-Yandaş cemaat ve tarikat yurtlarında tecavüze uğrayan masum çocuklar,
-Kadın cinayetleri,
-Bağımsız basına yapılan baskı, yandaş basına destek,
-Tutulmayan sözler, siyasi yalanlar,
-Büyük şehirlerdeki imar talanları,
-Katar’a satılan varlıklar,
-Cumhuriyetin kazanımlarını babalar gibi satanlar,
-İç üreticiyi bitirip, tohumdan, samana, diş macunundan deterjana kadar dışarıdan ithal edilen ürünler,
-Devlet hazine müşteri garantili otoyol, köprü, tünel, havaalanı, enerji santrali ve hastanelerle rant devşirilen uyanık yandaşlar,
-Her ihalede alınan avantalar,
-Alınan üçer-beşer, çifte çitfe maaşlar,
-Çalınan sınav soruları,
-Açız diyen çiftçiye "ananıda al git" diyen zihniyet,
-Milletin anasına küfreden yandaş işadamları,
-Bitirilen tarım ve hayvancılık,
-Zam yapıyor diye suçlanan esnaf,
-Ucuz ekmek ve tanzim satış kuyrukları,
-Çöpten yiyecek toplayan insanlar,
-Onbeş milyona yaklaşan işsiz,
-Mağdur edilmiş emekliler,
-Yok edilmiş eğitim sistemi, bilgi yoksunu öğrenciler,
-Sağlıktan, eğitim ve barınmasına kadar her şeyi bedava karşılanan, istediği üniversiteye doğrudan kayıt edilen tam burslu mülteciler,
-Kendi ülkesinde mülteci gibi yaşayan vatandaşlar,
-Dünya'nın en pahalı elektriği, suyu, benzini, mazotu, doğalgazı,
-Rant için sık sık yapılan araç muayeneleri,
-Pahalı ancak çekmeyen internet ve telefon hizmeti,
-Sıkıştıkça habire yapılan zamlar,
-20 yılda 20 kat artmış olan dolar ve 20 kat fakirleşmiş bir millet,
-İcralar, iflaslar, intiharlar, artan boşanmalar, dağılan yuvalar,
-Aynı dağda düşen ve bir saatte bulunan ABD’li dağcılardan 2 hafta önce Muhsin Yazıcıoğlu’nun 4 günde bulunamayan helikopteri,
-Ülkesinden soğutulduğu için yurt dışana giden beyinler ve yurt dışına kaçan milli sermaye,
-Kur korumalı mevduat sayesinde döviz artışından servetine servet katanlar,
-Arka kapı orerasyonlarıyla hazineden yok olan milli servetimiz,
-Avantadan gemicikler, yatlar, villalar, saraylar, uçaklar saltanat süren aileler,
-Buharlaşan 128 milyar dolar
👇
Haluk Levent, polise ifade verirken eski İçişler Bakanı Süleyman Soylu hakkında konuşunca tutanağa geçirilmediğini öne sürüyor. Bu nedenle ifadeye ara verilmiş. Süleyman Soylu hakkında sözleri kayda alınmayınca susma hakkını kullanmış. Avukatlar bu konuda tutanak tutmuş.
📍Eşinin sesini duyurmak için adeta tüm cihana haykıran vefalı eş Dilek İmamoğlu’nun kısılan sesini duyuralım:
“— Ekrem İmaloğlu’nun belirli bir süre içinde savunmasını bitirmesi istendi. İmamoğlu da bu sürede savunmamı yetiştiremem dedi.
— Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmak istendi! Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!
— Altını çizerek söylüyorum, Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!..”
Lütfen görüp geçmeyelim, ulaşabildiğimiz her yere bu sesi ulaştıralım.
📍Bugün İBB Davası’nda 15,5 milyon insanın oyuyla Cumhurbaşkanı adayı seçilen Ekrem İmamoğlu, ciddi bir hukuksuzluğa maruz kaldı. Sizler için özetliyorum. NATO Ankara Zirvesi’nden dolayı araya kaynamasın:
— Hakim, Ekrem İmamoğlu’ndan savunmasına başlayıp kısa bir süre içerisinde (yarın) bitirmesini istedi.
— İmamoğlu da “aylarca bekledim, 2000 küsür yıl cezayla yargılanıyorum, neden savunmamı kısıtlıyorsunuz” dedi.
— Hakim ısrar etti, Ekrem İmamoğlu da savunmasını 1 günde bitiremeyeceğini söyledi.
— Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, “o zaman susma hakkımı kullanıyorum yazacağım, çıkın dışarı” diyerek İmamoğlu’nu salondan çıkarttı.
Bakın bir Ceza Avukatı olarak söyleyeyim: Bu savunma hakkına açıkça bir müdahaledir. 1 hafta da savunma yapsa siz sanığı bölemezsiniz.
Özellikle böylesi büyük bir davada kimseden apar topar savunma yapmasını bekleyemezsiniz. İmamoğlu’nun kısılan sesini herkese duyuralım!
📍Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, diploma davasında yine tarihe not düşecek bir savunma yaptı. Sizler için özetledim:
“— Rektör diplomamı iptal etmeden önce beni aradı “çok baskı kuruluyor başkanım” dedi!
— Benimle birlikte 28 kişinin diploması iptal edildi ama bu ceza davası sadece bana açıldı. Soruşturma ve dava bir tek Ekrem’e yapıldı!
— Sabah duruşmaya gelmeden önce bir fanila bir gömlek istedim. Ama bana çok gördüler. Tartıştım. Ama bu tartışma bile bana güç katıyor. Yılmıyorum!
— Özgür Özel nereye giderse oradayım. Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız!..”
Duruşma tam 5,5 ay sonra Aralık ayına ertelendi. Hukuken bu davada ceza veremeyeceğini bildiği için hakimin duruşmayı ertelediğini düşünüyorum.
Ekrem İmamoğlu’nun kısılan sesi olmalıyız. İmamoğlu ve tüm siyasi tutsaklara adalet!
Bugün Deniz'e havaalanında, İmamoğlu'na mahkemede yapılan muamele hukukun geldiği halin kanıtı. Seçilmiş bld. başkanına ülkeyi yönetmesin diye bunları yaşat, komedyenin iki şakasına bu kadar tetiklen, sonra elalem geliyo diye yolları süsle. İtibar atlara bigudi takmakla olmuyor.
Deniz Göktaş...
Kendisini bilmezdim, hiç de izlemedim.
Ancak Şamil Tayyar başta olmak üzere “karşı mahalle” bu kadar promosyonunu yapınca merak edip izledim...
Eski bir karikatürcü, mizahçı abiniz olarak şöyle diyeyim...
Bu çocuk artık 24 senedir unutmuş olduğumuz bir şeyi yapıyor... Gerçek anlamda mizah yapıyor. Ve bence çok da yetenekli.
Çizgisi Cem Yılmaz’ın toplumu patlatasıya güldürüp lümpenleştirici çizgisinden çok farklı... Güldürürken “uyandırıyor”.... Uyutmuyor!
Ben çok ama çok sevdim.
Yalakalığa alışmış kalabalıkların beğenmemesini de anlayabiliyorum.
SİZ DE SÖYLEYİN...
Stand-up'çı çocuk (Deniz Göktaş) çıkmış, meydanda olabildiğince açık biçimde herşeyi konuşmuş. Keskin zekâ ürünü esprilerle, üstelik tamamen yasal ve ahlaki sınırlar içinde kalarak (faşistler için o sınırlar tabii ki farklıdır) her tarafa gerekli iğneleri batırmış.
5 gündür yayında olan kayıt, şu an 6 milyonu aşkın bir izlemeye ulaşmış. 5 gün sonra 2 katına filan çıkması şaşırtıcı olmaz. Alır başını gider.
Bu, "Helal olsun be... Benim söyleyemediklerimi söylemiş çocuk. Ağzına sağlık..." duygusunun tezahürüdür.
Ama artık, "hepimizin söylemesi" zamanı gelmedi mi? Her kesimden, herkesin. İşi hep "yürekli stand-up'çıya, gözü kara gazeteciye, mangal yürekli sendika liderine, yiğit akademisyene, onurlu çevre eylemcisi köylü kadına" bırakmayın artık.
Deniz'i yalnız bırakmayalım.
Artık "ölü taklidi" yapmayalım.
Açın ağzınızı.
Açalım.
Burası japonya değil,hoplaya zıplaya veya duracak kadar yavaşlayarak geçtiğimiz ızgaraların nato zirvesi için gece harıl harıl çalışılıp ızgaraların olması gereken seviyelere getirdiği yer, burası ankara bu,halkı, onlara oy verenleri götüme takmıyorum demenin göze sokulmuş hali…