MİT personelinin kimliklerini neden ifşa ettin?
- Hangi MİT personeli mi? Haberim yok benim, MİT'çi miymiş onlar?
Neden Ekrem İmamoğlu'nun yolsuzluklarını görmezden geliyorsun?
-Hangi yolsuzluk? İmamoğlu yargılanmıyor ki yargılıyor.
AHBAP'ta milyarlarca liralık yolsuzluk yapılırken neden Kızılay'ın rutin faaliyetini haber yaptın?
-AHBAP'ta yolsuzluk mu olmuş? Ne zaman? Haluk Abim yapmaz öyle şey.
Neden FETÖ etkileşim ağı ile işbirliği yapıyorsun?
-Asla, ben Ergenekon kahramanıyım FETÖ'yle ilgili 44 cilt ansiklopedi yazdım.
FETÖ neden sana her gece yüzlerce bot takipçi yolluyor?
- Torbacı bu, gazetecilik yapmamı engellemeye çalışıyor, Timur ekiplere haber ver Timur
Herkes bir dakika için şu ortamı objektif bir şekilde gözünde canlandırsın lütfen.
Hayatı yolsuzluk dosyaları içinde geçen araştırmacı gazeteci Murat Ağırel;
Haluk Levent'e "Torosların Yiğit Çocuğu, ağabeyim" diyecek kadar yakın,
Haluk abisinin dolandırıcılık sabıkası, alkol ve kumar bağımlılığı olduğunu biliyor,
Bütün ülke Haluk Levent'in bir türlü göstermediği faturaları konuşuyor,
Haluk Levent harcamalara dair sürekli çelişkili paylaşımlar yapıyor,
Cem Yılmaz, Atilla Taş, Deniz Akkaya gibi muhalif isimler bile vurgunlardan bahsediyor.
Araştırmacı gazeteci Murat Ağırel, bu tabloya baktı, baktı, baktı... Ve her şeyin yolunda olduğuna karar verdi. Hiçbir şeyden şüphelenmedi; kamuoyunda tartışılan AHBAP yolsuzluk iddialarının tamamen gerçek dışı olduğuna, fatura beyanı yapılmamasının mutlaka geçerli bir sebebi olduğuna ikna oldu.
Sonra Kızılay'a dönüp kimsenin saklama gereği bile duymadığı rutin bir dernek faaliyetiyle ilgili, tam da Haluk Levent'in ihtiyacı olan tarihte ve şiddette bir yaygara kopardı.
Ortalık karıştıktan sonra da Haluk Levent'e faturaların ne olduğunu sormayıp bağışların kesilmemesi için destek paylaşımı yaptı.
Yani tarihin en büyük yardım derneği soygununa yanlışlıkla yardımcı olduktan sonra, bir de farkında olmadan soygunun büyüyerek devam etmesine yarayan bir paylaşımda bulundu.
Murat Ağırel bize bu hikayeyi anlatıyor; inanmazsanız da "Bizi susturmak istiyorlar," diye yine yaygara koparıyor. Bugün bir yerler soyulmuyordur inşallah.
11 Eylül 2026 tarihi itibariyle sosyal medyada FETÖ'yle yapılan gizli ortaklıklar döneminin bittiğini ve bütün işbirlikçilerin sırayla ifşa edileceğini ilan ediyorum.
AHBAP'ın satınalma müdürü savcılık ifadesinde "Kızılay Çadır Sattı" haberini Haluk Levent'in yaptırdığını anlatıyor. Yani Murat Ağırel, "Kızılay çadır sattı" haberini, Haluk Levent'in talebiyle kamuoyunun dikkatini AHBAP'tan Kızılay'ın üzerine kaydırmak için yapmış.
Murat Ağırel, FETÖ'nün sosyal medya desteğiyle ülkeyi gerçekte olmayan bir skandalla meşgul ederken Haluk Levent milyarlarca liralık bağış soygunu yapıyormuş.
Sesleri duyuyor musun Murat Efendi? Sana doğru geliyorlar. @muratagirel
Mukadderatçı, Türk islam sentezcisi, modern dindar yada ahlaklı olmayı kötü bir şey sanan muhalif gazetecileri var bizim bu ülkede. Okulda başörtüsünün serbest olmasını, mescit açılmasını gericilik diye haberleştiren TV kanalları var. 2025 yılının PISA sonuçlarını bir altta görüyorsunuz en altta da 2022 yılı var. 2003 yılının ilk PISA programında bu harita masmaviydi. Bugün Avrupa'nın en büyük ekonomilerini hızla solluyoruz, dahası puanı Türkiye'den yüksek ülkeler düşüşteyken Türkiye'nin yükselme hızı da gittikçe artıyor. Eğitim kalitesinde Avrupa'nın zirvesine oturmamıza bir kaç sene kaldı.
Aşağıdakiler ve bunlara benzeyen binlercesinin hayatları boyunca bu başarının hayalini bile kurmadıklarından üzerine 30 saniye dahi düşünmediklerinden eminim. Maarif Modeli üzerinden aylardır Yusuf Tekin Hoca'ya saldıran çok duyarlı gazetecilerin hiçbirisi şimdi bu başarının haberini yapmıyor. Görmezden geldiklerine bakmayın aslında hepsi görüyor ve içine doğru kuduruyor. Ece Üner, sinirden monitörleri dişleyecek kıvama gelmiştir çoktan.
Kadın voleybol takımının maçları başlasa da "Sakallı Müslümanın kafasına smaç yapan cumhuriyet kızı karikatürünü paylaşsak" diye sabırsızlanıyorlardır şimdi.
(18+ video) Çıplaklık içeren bu siyah beyaz videoyu affınıza sığınarak paylaşıyorum çünkü 1937 yılında Mustafa Kemal imzalı bakanlar kurulu kararıyla Türkiye'ye getirilen Valeria Ellanskaia'nın bir "balerin", sergilediği gösterinin ise "bale" olduğunu iddia eden çok sayıda yorum yapıldı. Paylaşıyorum çünkü memleket açlıkla, yoksullukla, hastalıklarla boğuştuğu sırada CHP'li elitlerin neler yaptığı da Türk milleti tarafından etraflıca bilinmeli.
Ankara Palas'ın reklam afişlerinden de anlaşılacağı üzere Valeria Ellanskaia balerin değil bir erotik dansçıdır. (Daha doğrusu Rusya'da balerin olarak başladığı kariyerine Fransa'da erotik danslar sergileyerek devam etmişti.)
Hiçbir balo gösterisini başından sonuna kadar izlememiş olabiliriz ama Casino De Paris'te dönen dümeni de bize balo diye yutturmaya çalışmayın lütfen. Doğu'da ilmek ilmek bir Kürt sorunu örülürken Ankara'da Valeria'nın şerefine şampanyalar patlıyordu.
1937 yılında Mustafa Kemal'in özel davetlisi olarak Ankara'ya getirilen Paris Operası baş dansözü Valeria Ellanskaia ile tanışın. Sağda Mustafa Kemal ve bakanlar kurulunun dansözün bir ay daha kalması için çıkarttığı kararnameyi görüyorsunuz.
Bu sırada Anadolu'da halk açlık ve hastalıklarla boğuşuyor, Ellanskaialı eğlence masalarında çıkarılan kanunlarla Müslümanların nasıl yaşayacağına karar veriliyordu.
@medyamuhtari Bizim komşuda bu şekilde tüm yutmuş biraz yaşlı bi amcaydı rahatsızlanmış hastaneye kaldırdılar ölümüne vesile olmuştu allah rahmet eylesin