Türk kafası Kaliforniya yangınlarına itfaiyeci, ucak, helikopter vb sayısı ile yani müdahale acısından bakıyor. Bu yangının neden yönetilemez bir seviyeye geldiğini yani risk yönetimini asla sorgulayamıyor.
Aynı bizde olduğu gibi. Şu an sadece İstanbul’da depremde hasar görüp arama kurtarma ihtiyacı olacak en az 340 bin bina var. Yani bu risk yönetilemez. 34 milyon arama kurtarmacıya ihtiyac olacak!
Deprem öncesi bu riskli bina sayısını 340 vb yönetilebilir bir seviyeye indirmeyip deprem sonrası hep temini mümkün olmayan arama kurtarma, cadır vb üzerinden konuyu tartışmak yanlışı bizi çözümsüzlüğe mahkum ediyor.
Afet yönetim kriz yönetimi değil daha çok risk yönetimidir… Yani önceden tehlike önleme ve riskin zararlarını azaltma esas olandır.
Devri geçmiş bir futbolcu tiplemesi çünkü. Alkışlandığı maçlardan birinde Atletic Bilbao maçında, onun adamı Sancet sahada fink atıyordu. Amrabat'ın sağından solundan mekik dokudu.
Güçlü, inatçı, iyi uzun toplar da atabiliyor ama tek yönlü ve ağır. Ağır olduğu gibi çok uzun boylu bir alan kapatıcı da değil.
Sara ile maaş + bonservis toplamları denktir muhtemelen. Sara'nın bons biraz daha fazla, Amrabat'ın da maaş biraz daha fazladır denkleşir.
Sara ne kadar modern, komple bir çift yönlü orta saha ise Amrabat o kadar tek yönlü ve eski tip orta saha. İki takım arasındaki yapı farkı da bu transfer.
Acun Ilıcalı futboldan anlasa, kendi kulübünün olduğu ligdeki bu potansiyeli algılardı. Televizyonculuktan anladığı için yapı hikayeleri organize etti.
Sevgili Galatasaraylılar; Öncelikle alınması gereken aksiyonları soruyorsunuz Kısaca özetleyeyim. 1) Tff ve rakiplere karşı yürütülen iletişim ve iletişim stratejisi son derece yetersiz. Daha proaktif, esaslı, mütekabiliyet esasına dayanan, Galatasarayın hak ve menfaatlerini önceleyen daha güçlü bir iletişim mekanizmasına ihtiyaç var. 2)Sayın Başkan, önceki başkanlar ve tüm paydaşlarla bir araya gelip alınacak aksiyonlarla ilgili birlikte mücadele edilmeli. 3) Başta Ural Aküzüm olmak üzere TFF ve kurullarındaki tüm Galatasaraylılar tepki göstererek istifa etmeli. 4) Bein Sport’s un tek yanlı ve objektiflikten uzak bu tutumu devam ederse, yayın havuzundan çıkılmalı. Daha önce bu konuda ben mütala hazırlamıştım. Galatasaray taraftarlarının bein sport'a üyelik iptali de düşünülmeli. 5) 2021 tff genel kurulunda hazırladığımız ve öncüsü olduğumuz, tahkim, pfdk, etik kurulu ve mhk’nin tam bağımsız olması, tff yönetiminin etki ve kontrolünden çıkmasına dair statü değişikliği yeniden Galatasarayın öncülüğünde hayata geçirilmeli. Bu kurullar tff başkan ve yönetiminin arka bahçesi olmamalı. 6) Tff başkanı ve yönetiminin değiştirilmesi icin delegelerin % 40'ının imzası toplanarak olağanüstü seçimli genel kurula gidilmeli ve Galatasaray bu imza toplanması başta olmak üzere bu surecin öncüsü olmalı. 7) Tff’nin zorunlu olanlar hariç hiçbir bireysel veya toplu idari ve sportif organizasyonuna katilinmamali 8) TFF Başkanı ve yönetimi ile ilgili yapılan savcılık şikayeti ve basvurulan hukuki süreçler etkili bir şekilde takip edilmeli ve Galatasaray başkanına yapılan tehdit hukuken cezasiz kalmamalıdır. 9) Türkiyenin en büyük sivil toplum örgütü olan Galatasaray, çok kolay dokunulabilir bir kulüp olmamalıdır. Galatasarayın kurumsal kimliğine, başkanına,oyuncularına, hocasına, yöneticilerine ve taraftarlarına yapılan saldırı ve hakaretlere karşı, Galatasarayın hak ve menfaatlerinin tam ve geregi gibi korunmasi ile ilgili gerekli hukuki yollara başvurmak ve bu süreçleri etkili takip etmek üzere, gönüllülük esasıyla hareket edecek 200 kişilik bir hukuk ekibi kurulmalı ve yönetim kuruluyla birlikte eş güdüm halinde hareket etmelidir.
Sayın Başkana bu önerilerin bir kısmını, kendisine destek olmak için yaptığımız telefon görüşmelerinde ilettim. Bu önerilerin tamamını da kapsamlı bir şekilde kendisini ziyaret edip paylaşacağım. Birlikte mücadele edeceğiz💛❤️.
@fatihaltayli Hakemin sucu yok abi sadece kendisine verilen emri uyguluyor…bu pozisyonda en az suçlu olan hakem…asıl ona bu emri verenler hesap vermeli…hakem hesap verse ne olur vermes ne olur
Ben gerçekten takımımız üstünde baskı kuracacak seviyede oluşan bu negatif havayı hiç anlamıyorum.
Galatasaray geç tempo tutar, bu sadece bu sezon değil, her zaman böyle olmuştur ki bunun avantajını da genelde yaşar.
Euro 2024 oynayan oyuncuların form düşüklüğü normal. Herkes tatil yaparken bu oyuncular maç oynadı. İstisnalar haricinde turnuvaya giden her oyuncu bunu yaşar. Toparlayacaklar, şüphem yok.
Transfer döneminde ilk defa doğru şekilde az ve öz transfer mantığında hareket ediliyor. Şu ana kadar transfer edilen 3 oyuncunun da çok iyi olduğunu düşünüyorum.
Kimse Jelert’in görüntüsüne aldanıp oyuncuyu hafife almasın. Açın Kopenhag - Manchester City ve Kopenhag’ın bizimle oynadığı maçları bir daha seyredin.
Batshuayi’yi konuşmaya hiç gerek yok, game changer.
Sara ise her yönüyle inanılmaz pozitif ve çok özel bir oyuncu. Çok farklı bir seviye izleyeceğiz. (Sadece izlemeyip, görebilene)
Okan hocaya ve mevcut oyunculara hazırlık maçlarından beri yapılan terbiye sınırlarını aşan eleştirilere gelince; el insaf diyorum. Bu takım hocası önderliğinde 2 sezondur şampiyon, rekor kırarak şampiyon, bir önceki sezon içeride 3 dışarıda 3 atarak şampiyon.
Bu takım uzun zaman sonra Şampiyonlar Ligi’nde bizi tekrar gerçek Galatasaray gibi hissettiren takım. Bu kadar güzel şeyleri yıkmak için bu kadar hevesli olmak, ağzından salyalar saçarak, sinir krizlerine girip, takıma, hocaya hakaretler etmek bir insanın akıl sağlığının yerinde olmadığını gösterir.
Taraftarlık olgusunu maalesef çok yanlış anlayan insanlar var, bence taraftarlık sana birçok başarı yaşatan hocana oyuncuna düştüğünde bir tekme vurmak değil, elini uzatıp kaldırmaktır. Beraber savaşmaktır.
Hocamız, oyuncularımız bu ülkede türlü organize kötülüklere maruz kalırken bir de biz yanında olmazsak ne başarı bekleyebiliriz?
Ben sonuna kadar Okan hocamıza ve takımımıza inanıyorum. 2 yıldır güzel günler yaşadık, daha da güzellerini yaşayacağız. Salı günü hep beraber gruplara kalacağız ve tarihimizin en iyi Şampiyonlar Ligi sezonlarından birini yaşayacağız.
💛❤️
Kıbrıs'ta piknik yapmaya devletin 5 uçağıyla, NATO toplantısı için ABD’ye,
-2 geniş gövde VIP uçak,
-1 dar gövde VIP uçak ve
-1 nakliye uçağı (makam arabaları için)
olmak üzere, 4 uçakla giden Erdoğan, Paris'teki İstanbul Evi'ni, İBB'nin kasasından 1 kuruş harcamadan, tamamen sponsorlar aracılığıyla yapanlara bunları söyledikten sonra, uçağına binip, Ankara'ya gitti ve 3 bin koruma eşliğindeki 300 araçlık konvoyu ile, günlük masrafı 53 milyon olan sarayına doğru yola çıktı.
Tüm bunları yaparken, 2036 olimpiyatlarını İstanbul'a getirebilecek olan Paris'teki İstanbul Evi'nin bir haftalık kirasından fazla parayı, sadece 1 günde harcadı!..
@LeventUzumcu Hocam fikirlerini degistiremezler mi? Dogrusu bu degil mi sizce? Partizan olmadan o gun farkli bugun durum farkli demek cok yanlis bir durus degil diye dusunuyorum. Sevgiler, selamlar