3 Ekim 2008 tarihinde Aktütün Karakolu'nda haince şehit edilen kahraman Türk askerlerini saygı ve minnetle anıyoruz.
Şehitlerimizin aziz ruhları şad olsun. 🇹🇷
Koç Üniversitesi Türk Araştırmaları Topluluğu olarak gündeme dair açıklamamızdır.
Ankara’da insanca yaşam ve seyyanen zam talebiyle Anayasa Mahkemesi önünde eylem yapan 2 çocuk babası emekli polis memurumuz Ali Şekeroğlu, belinde yıllardır onuruyla taşıdığı beylik tabancasıyla yaşamına son verdi.
“Vatan sevgimizi kimse sorgulayamaz ancak açlıkla da cezalandıramaz” diyerek intihar eden Ali Şekeroğlu, geçim derdi yaşayan çaresiz emeklilerimizin en acı örneklerinden olmuştur. Yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş, primini ve vergisini ödemiş emeklilerimizin ve ailelerinin açlık sınırının altında yaşam mücadelesine mahkûm edilmesi kabul edilemez.
Bu acı tablo maalesef tekil bir olay değil. 2025’te 82, 2026’da ise bugüne kadar 69 emniyet mensubumuz geçim derdi, mobbing ve kötü çalışma şartları nedeniyle canına kıydı. Bu her geçen gün korkunç şekilde artan sayılar bir istatistik değil ; hepsi birer can hepsi birer vatan evladıdır.
Açlık, çaresizlik ve mobbing kader olamaz. Emeklilerimizin ve emniyet çalışanlarımızın insanca yaşam hakkı derhal teslim edilmelidir.
Bu zorlu dönemde aramızdan ayrılan emniyet mensuplarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan ailelerine ve tüm sevenlerine sabır diliyoruz. Başımız sağ olsun.
Şehidin var Türkiye!
Zeytindalı Harekât Bölgesi’nde görevi esnasında rahatsızlanan Tnk. Uzm. Çvş. Coşkun Sevim, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur.
Aziz şehidimize Allah'tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve yüce milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Allah mekanını cennet, makamını âli eylesin.
Milletimizin başı sağ olsun.
Koç Üniversitesi Türk Araştırmaları Topluluğu olarak gündeme dair açıklamamızdır.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir eğitim kurumunda yaşanan menfur saldırı milletçe yüreğimizi derinden yaralamıştır.
Geçtiğimiz akademik dönemlerde de emsalleri yaşanmış bu saldırının eğitim kurumlarımızdaki öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin can güvenliği ile ilgili oluşabilecek kaygıların dinmesi adına yetkililerin gerekenleri yapmasını talep ediyor, bir daha eğitim kurumlarımızla şiddet ve vahşet gibi kavramları bir arada anmamayı diliyoruz.
Yaralanan öğrencilerimize acil şifalar diliyor, ailelerine, yakınlarına ve sıra arkadaşlarına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Şehidin var Türkiye !
Kırıkkale Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü kadrosunda görevli Polis Memuru Batuhan Sarıyalçınkaya, görevi sırasında bir aracın çarpması sonucu yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur.
Aziz şehidimize Allah'tan rahmet; kederli ailesine, Emniyet Teşkilatına ve yüce milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz. Allah mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Milletimizin başı sağ olsun. 🇹🇷
Şehidin var Türkiye !
Sözleşmeli Er Ziya Koparan, Iğdır'ın Aralık ilçesinde, Şehit Bülent Aydın Karakolu personelini taşıyan askerî aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada şehit olmuştur.
Aziz şehidimize Allah'tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve yüce milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz. Allah mekanını cennet, makamını âli eylesin.
Milletimizin başı sağ olsun.
Şehidin var Türkiye!
Şırnak Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan Polis Memuru Melih Kaygusuz, 6 Temmuz 2026 tarihinde görevi başında geçirdiği trafik kazasında yaralanmış; tedavi gördüğü hastanede 3 Eylül 2026 tarihinde şehit olmuştur.
Aziz şehidimize Allah'tan rahmet; kederli ailesine, Emniyet Teşkilatımıza ve yüce milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Allah mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Milletimizin başı sağ olsun.
Şehidin var Türkiye !
Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü kadrosunda görevli Polis Memuru Mehmet Ali TOPATAN, 04.09.2026 tarihinde gerçekleştirilen trafik uygulaması sırasında, durdurulan araçta bulunan şahsın silahla ateş etmesi sonucu ağır yaralanmış, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur.
Şehidimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileriz.
Geçtiğimiz gün öğle saatlerinde Mersin’e gitmek üzere Girne’den yola çıkan yolcu gemisinin alabora olduğu yönündeki haberleri derin bir üzüntüyle takip ettik. Son açıklamalara göre meşum kazada 8 vatandaşımız hayatını kaybederken 18 vatandaşımız için arama kurtarma çalışmaları devam etmektedir.
Kaza hakkında devam eden soruşturmaların büyük Türk milletini aydınlatacağını umuyor, bulunamayan vatandaşlarımızın olumlu haberlerini almak istiyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz.
Büyük Türk milletinin başı sağ olsun.
“Ümit, en son terk olunan şeydir!”
Türk milletinin yıllardır, hatta asırlardır çektiği acıların millet bünyesinde oluşturduğu kıvılcım, 30 Ağustos’ta alevlenmiştir. Türk milletinin hürriyet ateşi, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde, büyük Türk milletinin inancı ve sabrıyla muhafaza edilmiştir.
Bu şanlı zafer Türk milletinin bağımsızlığı uğruna, çoluk çocuk, kadın erkek demeden verilen onca şehidin ve gazinin, onların ailelerinin acılarını dindirmiş ve ya istiklal ya ölüm ilkesini bir sembol hâline getirmiştir.
Türk evladının bilinci; tarihindeki 30 Ağustos gibi kutlu günleri anımsamak, bu vatan uğruna kan döken her vatandaşını, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını anmak ve anlatmaktır.
Tüm şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun. Büyük Türk milletinin zaferi kutlu olsun.
“Aylardan Ağustos, günlerden Cuma
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum’a Bozkurtlar ordusu geçti hücuma…”
Türk’ün ayak sesleri yankılandı semada, binlerce yiğidin kanıyla sulandı toprak. Tarih 26 Ağustos 1071’i gösterdiğinde büyük komutan Alp Arslan emri vermişti. Anadolu, sonsuza kadar değişecek olan talihinden habersiz bir şekilde izliyordu bu kutsal toprakları. Kan, çelik ve çamur kokusu sarmıştı Muş Ovası’nı. Yıllardır çile içinde eriyen ve zulüm gören halk, Türk’ün kutlu sancağı altında aydınlandı. Bu zafer, tarih kitapları arasında yeni bir sayfayı aralamıştı bile.
“Yiğitler kan döker, bayrak solmaya, Anadolu başlar vatan olmaya…”
Yüzlerce yıl.. Devletler kuruldu devletler yıkıldı. Anadolu’da değişmeyen bir şeyler vardı, kendi talihinden ödün vermiyordu bu topraklar. Yine kan yine zulüm ve dünyanın gözü Türk’e ait olandaydı. 26 Ağustos 1922, tarihin sayfaları aynı gün bir kez daha aralanıyordu. 855 yıl önce olanlar yine tekrar edecekti, Muş Ovası’ndan Kocatepe’ye Türk’ün destanı sürüyordu.
“Sarışın bir kurda benziyordu Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı”
Başkomutan Mustafa Kemal saat 05.00’de Büyük Taarruz’u başlattı. Binlerce şehidin kanıyla tarihe silinmeyecek bir not düşüldü. Bu büyük zaferle tüm dünya anlamış oldu ki Anadolu Türk’ün yurdudur. Bu kutlu zaferler Türk milletinin Anadolu’yu yurt edinişinin ve hiçbir gücün Türk’ü yurdundan edemeyeceğinin en büyük göstergeleridir. Türk milletinin yaptığı fedakarlıkları görüyor ve bağrından kopardığı yiğit şehitlerimizin ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını diliyoruz.
“…Şehitlerden elli milyon bekçisi olan Aşılmaz bir kayadır bu ebedi vatan!"
Bir ayı aşkındır Güvenpark'ta hakları için mücadele veren gazilerimizin şafak baskınıyla eylem yerlerinden edilip polis ablukasına alınması kabul edilemez.
Yaşanan meşum hadise, bizleri endişeyle düşünmeye itmiştir. Coğrafyamızın dört bir yanı savaşlarla anılmaktayken şüphesiz Türk devletinin ve Türk milletinin yegane muhafızı gençliğinin baharında akıl almaz fedakarlıklar yapmış bulunan gazilerimizdir.
Hürriyetimizi ve egemenliğimizi canları uğruna müdafaa etmiş bulunan gazilerimize akla izana sığmaz muamelenin amacı nedir? Teröriste gösterilmeyen muameleyi Türk gazisine reva görmek hangi zihniyetin ürünüdür?
Gazilerimizin yeri her daim Türk milletinin kalbidir. Türk milleti, bağımsızlığını ve egemenliğini korumak adına canlarını ortaya koyan serdengeçtilere sonsuz bir vefa ve teveccüh gösterir. Bu vefayı ve teveccühü göstermekten aciz olanların yeri ise hiç şüphesiz tarihin tozlu sayfalarıdır.
16 Ağustos 1950 | Eyüp Sabri Akgöl'ün Vefatı
Eyüp Sabri Akgöl, 1876 yılında Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı Manastır Vilayeti'nin Ohri kasabasında dünyaya geldi. Arnavut kökenli köklü bir aileye mensup olan Sabri, ilk ve orta öğreniminin ardından askerî mekteplere girerek Harbiye'den mezun oldu. Osmanlı ordusunda kıdemli yüzbaşı (kolağası) rütbesine kadar yükselen Eyüp Sabri, hem Türkçe hem de Arnavutçayı yetkinlikle konuşabilmesi sayesinde Rumeli'deki yerel halk ve aşiretler üzerinde güçlü bir nüfuz kurdu.
Balkanlar'daki çetecilik faaliyetlerine karşı mücadele ettiği yıllarda İsmail Enver Bey vasıtasıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne (İTC) katıldı. 1907'de Ohri'deki yerel Müslüman milis güçlerini cemiyetin emrine sokarak Ohri Millî Taburu'nu kurdu.
Temmuz 1908'de Resneli Niyazi Bey'in dağa çıkmasının ardından Eyüp Sabri de emrindeki taburla Makedonya dağlarına çekilerek II. Meşrutiyet'in ilanıyla sonuçlanan isyan hareketinin sahadaki başat askerî liderlerinden biri oldu. Müşir Tatar Osman Paşa'nın kaçırılması eylemini koordine etti ve meşrutiyetin ilanından sonra Enver ve Niyazi Beylerle birlikte kamuoyunda "Hürriyet Kahramanı" olarak taltif edildi. 1908'den 1918'e kadar İTC'nin Merkez-i Umumi üyeleri arasında yer aldı ve cemiyetin "fedai" kadroları arasında bulundu.
1909'daki 31 Mart Vakası'nın bastırılmasında Hareket Ordusu bünyesinde görev alan Sabri Bey, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı döneminde Osmanlı istihbarat teşkilatı Teşkilât-ı Mahsusa'nın kilit isimlerinden biri hâline geldi. Rumeli ve Arnavutluk sahasında Osmanlı lehine örtülü operasyonlar yürütürken İtilaf güçleri tarafından ele geçirildi ve savaş esiri olarak Malta'ya sürgüne gönderildi.
Malta sürgününden kurtulduktan sonra Anadolu'ya geçerek Türk Millî Mücadelesi saflarına katıldı.
1926'daki İzmir Suikastı davası kapsamında eski İttihatçı kimliği nedeniyle İstiklal Mahkemesi'nde yargılandı ancak beraat etti. 1934'te Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle, doğum yeri olan Ohri Gölü'ne atfen Akgöl soyadını aldı.
16 Ağustos 1950 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Mezarı, Şişli'deki Abide-i Hürriyet bahçesinde bulunmaktadır.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
12 Ağustos 1979 | Hikmet Tekin'in Şehit Edilişi
1950 yılında dünyaya gelen Hikmet Tekin, üniversite öğrenimini Hacettepe Üniversitesi'nde tamamladı.
1977 yerel seçimlerinde Bingöl Belediye Başkanlığı için aday olan Tekin, seçim sonrasında bu göreve getirildi. Belediye başkanlığı görevini sürdürdüğü sırada, 12 Ağustos 1979 tarihinde otomobiliyle seyir hâlindeyken silahlı saldırıya uğradı. Yaylım ateşine tutulan Hikmet Tekin, annesi ve kardeşiyle birlikte şehit oldu.
Bingöl Belediye Başkanı Hikmet Tekin'i şehit eden bölücü terör örgütünü ve terörü destekleyen her türlü zihniyeti lanetliyor; Hikmet Tekin'i şehit edilişinin 47. yılında saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
Mekânı cennet, makamı âli olsun.
4 Ağustos 1922 tarihinde Türkistan’da, bağımsızlık ve istiklal uğruna verdiği mücadele sırasında şehit düşen Harbiye Nazırı Enver Paşa’yı, vefatının 103. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Enver Paşa, yalnızca bir asker değil; aynı zamanda milletinin hürriyeti, (+)
1 Ağustos 1957 | Türk Mukavemet Teşkilatı'nın Kuruluşu
Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT), Kıbrıs Türkünün öz vatanında yok edilmek ve adadan silinmek istendiği en zifiri karanlık günlerde, Rum çetelerinin vahşetine karşı çelikten bir iradeyle dikilen milli bir siperdir. 1958 yılında Dr. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş ve anavatan Türkiye’nin sarsılmaz desteğiyle yakılan bu meşale, EOKA katillerinin ve "Kanlı Noel" barbarlığının karşısına Türk’ün bükülmez bileğiyle dikilmiştir. Kıt imkânlara, zalim ambargolara ve hain saldırılara rağmen pes etmeyen TMT mücahitleri, her bir Türk köyünü geçilmez birer kale kılmış; canı pahasına toprağını, bayrağını ve namusunu korumuştur. TMT’nin göğsünü siper ederek tuttuğu bu vatan nöbeti, 1974 Kıbrıs Barış Harakâtı’nda şanlı Mehmetçik ile kucaklaşarak zafere ulaşmış ve şerefli bir bağımsızlık destanı olarak tarihe kazınmıştır.
31 Temmuz 2018 | Bedirhan ve Nurcan Karakaya'nın şehit edilişi
Nurcan Karakaya, 11 Ağustos 1993 tarihinde Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Demirköprü köyünde doğdu. İlkokulu Yüreğir İlkokulunda tamamladı, babasının vefatının ardından ailesiyle birlikte Şarkışla'ya taşınarak eğitimini Cumhuriyet İlköğretim Okulunda sürdürdü. Çalışkan ve azimli kişiliğiyle aşçılık ile dikiş-nakış kurslarına katıldı. 24 Temmuz 2016'da Serkan Karakaya ile evlendi. Bu evlilikten, 17 Ekim 2017 tarihinde Mustafa Bedirhan adını verdikleri oğulları dünyaya geldi.
Eşinin görev yeri Hakkâri'nin Yüksekova ilçesine tayin edilmesinin ardından, Nurcan Karakaya 31 Temmuz 2018'de 10 ayl��k oğlu Mustafa Bedirhan ile birlikte eşini ziyaret etmek için bulunduğu bölgeden dönüş yolundayken, Büyükçiftlik beldesi yakınlarında yola önceden döşenen el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırısında şehit oldular.
Nurcan Karakaya ve oğlu Mustafa Bedirhan Karakaya'nın cenazeleri memleketleri Şarkışla'da düzenlenen törenin ardından Garnizon Şehitliği'ne defnedildi.
Anne ve evladının acı kaybı, milletimizin hafızasında derin bir iz bıraktı. Kendilerini rahmet ve saygıyla anıyor, ruhlarının şad olmasını diliyoruz. Şehitlerimizin mekanları cennet olsun.
29 Temmuz 1916 | Ömer Naci Bey'in vefat��
Ömer Naci Bey, 1878 yılında Bursa'da doğmuş, küçük yaşta ailesini kaybettikten sonra evlat edinilerek büyütülmüştür. İyi bir eğitim almış, askerliği seçmiş ve Manastır Askerî İdadisi'nde Mustafa Kemal Atatürk ile yakın arkadaş olmuştur. Şiire, edebiyata ve hitabet sanatına olan ilgisiyle tanınan Ömer Naci, Atatürk'ün edebiyata yönelmesinde önemli bir rol oynamış, düşünce dünyasının gelişmesine katkı sağlamıştır.
II. Abdülhamid döneminde hürriyet ve meşrutiyet fikirlerini savunduğu için siyasi faaliyetlerde bulunmuş, daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin en etkili hatiplerinden biri hâline gelmiştir. Trablusgarp Savaşı'nda gönüllü olarak görev almış, ardından Kafkas Cephesi ve İran'da Teşkilât-ı Mahsusa bünyesinde önemli görevler üstlenmiştir. Hem asker hem de şair kimliğiyle tanınan Ömer Naci, vatanı ve idealleri uğruna büyük fedakârlıklar göstermiştir.
1916 yılında Kerkük'te tifüs nedeniyle henüz genç yaşta hayatını kaybetmiş, ardında cesareti, güçlü hitabeti ve Atatürk üzerinde bıraktığı derin iz ile hatırlanan önemli bir miras bırakmıştır.
26 Temmuz 1970 | Zeki Velidi Togan'ın vefatı
Türk dünyasının büyük tarihçisi, Türkolog ve fikir adamı Ahmet Zeki Velidî Togan’ı; vefatının 56. yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Zeki Velidî Togan, ilmi yalnızca kitap sayfalarında bırakmayan; ömrünü Türk tarihini kaynaklarıyla ortaya koymaya ve Türk topluluklarının hürriyet mücadelesine adayan müstesna bir şahsiyetti. Başkurtların siyasi teşkilatlanmasına öncülük ederek Başkurt Özerk Hükûmeti’nin kuruluşunda görev aldı; ardından Türkistan Millî Birliği’nin başında Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesine katıldı.
İlim sahasında Türkistan araştırmalarını çağdaş tarihçilik yöntemleriyle buluşturdu. İstanbul Üniversitesi’nde Umumî Türk Tarihi çalışmalarının kurumsallaşmasına, İslâm Tetkikleri Enstitüsü’nün yeniden kurulmasına ve yeni nesil tarihçilerin yetişmesine öncülük etti.
“Umumî Türk Tarihine Giriş”, “Tarihte Usul”, “Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakın Tarihi” ve “Hatıralar” başta olmak üzere bıraktığı eserler, bugün de Türk tarihçiliğinin temel kaynakları arasında yer almaktadır.
Togan; ilmî disiplini, fikrî cesareti ve bağımsızlık iradesiyle yalnızca bir dönemin değil, bütün Türk dünyasının ortak hafızasında yaşayan bir ilim ve mücadele insanıdır.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
26 Temmuz 1928 | Tunalı Hilmi'nin vefatı
1871 yılında bugünkü Bulgaristan sınırları içindeki Eskicuma'da doğmuştur. Öğrencilik yıllarında II. Abdülhamid yönetimine karşı düşüncelerini yazılarıyla dile getirmiş, bu nedenle baskılarla karşılaşmıştır. Daha sonra Avrupa'ya giderek Cenevre'de Jön Türk hareketine katılmış, İttihat ve Terakki Cemiyeti içinde görev almış; gazete, dergi ve broşürler yayımlayarak özgürlük, milliyetçilik ve yenilikçi fikirleri savunmuştur.
II. Meşrutiyet'in ilanından sonra yurda dönen Tunalı Hilmi, çeşitli yerlerde kaymakamlık yapmış, ardından Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekili olarak görev almıştır. Milli Mücadele döneminde de önemli sorumluluklar üstlenmiş, Düzce Ayaklanması'nın bastırılmasına ve Karadeniz Ereğlisi'nin savunulmasına katkı sağlamıştır. Ayrıca 1921 Anayasası'nın hazırlık çalışmalarında yer almıştır.
Mecliste kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi, öz Türkçenin kullanılması, işçi ve köylü haklarının korunması, eğitim ve toplumsal eşitlik gibi birçok konuda döneminin çok ilerisinde fikirler ortaya koymuştur. O dönemde kabul edilmeyen birçok önerisi, daha sonra gerçekleştirilen Atatürk devrimlerine ilham kaynağı olmuştur. 1928 yılında verem hastalığı nedeniyle İstanbul'da hayatını kaybetmiş, daha sonra naaşı Ankara'daki Cebeci Asri Mezarlığı'na nakledilmiştir. Adı bugün Ankara'nın en bilinen caddelerinden biri olan Tunalı Hilmi Caddesi ile yaşatılmaktadır.
II.Abdülhamid istibdadına karşı dik duran, bu duruşu nedeniyle büyük acılarla karşı karşıya kalan; Kurtuluş Savaşı'nda mücadele veren ve Cumhuriyet'in ilanından sonra da memleketin selameti için çalışmaya devam eden Tunalı Hilmi Bey'i saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.