@faerygood9@Sabirrr8@reha37@helfuie Konu ne mi alaka? Cinsiyetlerin üreme stratejisi hakkında hiçbir fikriniz yok ama ebesiniz. Belli ki bir ebe kolay yetişiyor. Olur inceletirim :)
İçerikler AI, fikirler AI, şarkılar AI.
Şeylerin ruhundan eksiltip kusursuzluğun artırıldığı bir yere doğru gidiyoruz. İnsan dokunuşu azalıyor; haliyle insan elinin neden olduğu o kusurlu ama insani form yitirilmek üzere.
Bunu uzun zamandır düşünüyorum. Ekteki, “Kısa videolar çağında uzun belgesel ya da benzeri içeriklerin ileride ilginç bir deneyim olarak yer alabileceği” fikrini artırıyorum.
Şeylerde; insan elinin dokunduğu ama insani hissettiren hatalı formu özleyeceğiz.
15 yıldır oyun oynamayan biri olarak birkaç yıldır yemeklerde oyun yorumlarını izliyorum. İzleye izleye 10-15 yıl geriye kadar gittim.
Oyun sektörünün başına elbette kalan her şeyin başına gelen geliyor. İstisna bir şeyin parlaması, yaygınlaşması, sıkılınması; tamamen alakasız başka bir şeyin yükselmesi.
Ubisoft’un başına gelen çok ilginç. Harika oyunlar yapan firmayken tek bir oyun öyle bir patlıyor ki sadece öyle oyun yapmaya başlıyor, sonra diğer firmalar da öyle oyun yapmaya başlıyor. Çeşitlilik kayboluyor.
Souls oyunlarından önceki yıllarda oyunların fazla kolaylaştığından şikayet ediliyor. “Zor oyun oynanmıyor” algısı var. Sonra tek bir oyun başlı başına oyun kategorisi haline geliyor.
Çağımızda da “sadece kısa video izlenir” dönemine girildi. Bir yerde tam aksi bir patlama yaşanacağını düşünüyorum. “6 saatlik belgesel, ama o bitene kadar telefona bakmıyorsun, acayip bir deneyim” falan gibi bir devrim bekliyorum.
Korkunç bir dönem korkunç. İçinde olduğumuz için tam idrak edemiyoruz belki. İleride bugünleri tanımlayacak kelime bulamayabiliriz. Göz göre göre tehditle şantajla rejim değişiyor, bir ülke yağmalanıyor, bir eşkiyalık düzeni çepeçevre sardı, inanılır gibi değil artık.
Bilgi merkeziyetleştiriliyor.
Bilginin otoritesi yapay zeka hakimiyetinde tekelleşme sürecine girdi. Şüpheli bilginin teyidinde orijinal nüshadaki orijinal haldeki bilgi yok edilerek kaynağın kendisi artık yapay zekanın kontrolüne devredilmekte. Tek bilgi kaynağı yapay zeka olduğunda bilginin ne kadarının kimlerle paylaşılacağı da yapay zekayı kontrol edenin şahsi kaprislerine bağlanmış hale gelecektir.
🚨ESCÁNDALO. Están comprando millones de libros físicos para alimentar a la IA. Y luego los trituran como si fuera basura. Lo hacen en silencio, en naves industriales, sin revuelo. Y hay algo más turbio. Atento.
Una empresa compra libros por millones. Una máquina les corta el lomo. Se traga las páginas y las escanea, una a una. Y lo que queda del libro va a la trituradora.
El papel desaparece.
El contenido queda guardado.
Dentro de los servidores.
¿Y qué libros buscan con más ganas?
Los viejos. Los anteriores a 2022.
Los escritos antes de que internet se llenara de textos hechos por la inteligencia artificial.
Quieren conocimiento humano puro.
Expresiones de humanos reales.
Sin contaminar.
Y para conseguirlo destruyen el original.
¿Lo más turbio?
El comprador NO da la cara.
Contrata a un intermediario.
Firma un acuerdo.
Nadie sabe qué empresa se llevó qué libros.
La orden es retirar la encuadernación, cortar las páginas, escanearlas y desechar los originales.
¿Quién está detrás?
Todos señalan a Anthropic.
La empresa detrás de Claude.
Responsable operativo más visible del proyecto: Tom Turvey. Pero es práctica de todo el sector.
¿Pero es ilegal? No. Un juez ya lo determinó.
Compras el libro, lo escaneas, lo destruyes...
y te quedas la copia digital... Todo legal.
Pero legal no significa bueno.
Ejemplares únicos que han existido cien años, que ahora serán triturados. Su contenido, bajo llave, dentro de las máquinas de IA que mañana decidirán qué información llega a tus ojos... y cuál no.
¿Te parece razonable?
7.500 disidentes ya estamos dentro.
Faltas tú= https://t.co/JtP6bmqi3T
PD: el "Manual del Disidente" te llega al correo en cuanto entras. No tienes que hacer nada más.
Erkekler artık evlenmek istemiyor çünkü evliliğin sunduğu avantajlar günden güne törpülendi. Evinde östrojen yapısı bozulmuş erkeksi bir kadın hiçbir erkeğin hayali değil.
İlişki Uzmanı Çiğdem Çavuşoğlu:
“Erkekler artık evlenmek istemiyor. Haklılar da. Neden mi?
Evi tutan, düğünü yapan, gırtlağa kadar borca batan erkek. O borçlar yüzünden karısını tatile götüremedi diye yetersiz görülen yine erkek. Boşanınca evladı elinden alınan, çocuğunu görmek için eski karısının keyfini bekleyen yine erkek.
Soruyorum size, evlenmeyi düşünen erkek kaldı mı?”
İnsanın tartışmasız olarak sahip olduğu en değerli şey, ne kadar kaldığını bilmediği yaşam süresidir. Belki 30 yıl, belki 1 yıl, belki de 7 gün.
Ne kadar kalmış olursa olsun bu süre başka insanların kişinin kendi hakkında ne düşündüğüyle ilgilenmek ve endişe etmek adına çok kısadır. Kaldı ki herkes başkalarının kendi hakkında ne düşündüğüyle ilgili olarak yaşadığında bir benlik krizi ortaya çıkar.
Herkes bir başkası haline gelir. Herkes bir başkasının ya da başkalarının hayatını yaşar. Bu, persona zemininde safkanlığı azaltarak melezleşmeyi doğurur ve kişinin kendi kimliğine attığı en büyük kazıktır.
Kişiyi diğerlerinden ayıran en önemli şey bizzat kendisidir. Başkalarının fikirlerinden, değerlerinden, düşüncelerinden soyutlanmış halidir.
Bilinç sahibi olan insanın kendisi değil, insanı oluşturan hücrelerdir.
Bu yüzden gıdaları sindirme, bedenin kendini tedavi etme süreci ya da bulunduğunuz ortamın ışık seviyesine dayalı olarak göz retinanız otomatik ayarlanırken bilinçli bir eylem faaliyetinde bulunmanız gerekmez. Her bir kısım bunu kendi iş tanımı çerçevesinde sizden bağımsız gerçekleştirir. Buna neden olan şey ise canlılık gösteren hücrelerin milyonlarca yıl boyunca hayatta kalmayı öğrenmiş olmasıdır. Adım adım, kademe kademe, işini doğru yapan hücreler bir sonraki evrimsel halkanın bağlantısını oluşturan sacayaklarını oluşturmuştur.
Ve tüm bunların olduğu yerde genetik faktörler halen çok hafife alınıyor.
Bu adam yıllardır Türkiye'nin en güvenilir ünlüleri listesinde zirvelere oynar. Birkaç gün önceye kadar yere göğe sığdırılamayan biri çok kısa bir süre içerisinde herkesin nefretle baktığı bir hale geldi. İnsanların artık hayatın bazı gerçeklerini anlaması lazım.
- Bir günde her şey değişebilir.
- Doğru şartlar oluştuğunda herkes her şeyi yapar.
- İnsanlara karşı duyulan beklenti, beklenti duyulanın sorumluluğunda değildir. Beklentiye girip girmeme sorumluluğu, beklenti içinde olana aittir.
@avarzugungor@akabey_brls Eşiniz adına üzüldüm diyor bir de. Bu adam eşini baş tacı ediyordur. Bunlar da erkekler feminizmi yeriyor diye tüm kadınlara düşmanlık beslendiğini falan sanıyorlar.
Sosyal medyanın neden mutsuzlaştıran bir uyuşturucu olduğunu çocuğa anlatır gibi anlatıyorum.
İnsan hayatı boyunca sınırlı sayıda an deneyimler. Sınırlı sayıda mutluluk, sınırlı sayıda hüzün, sınırlı sayıda korku, sınırlı sayıda heyecan ve sınırlı sayıda adrenalin. Hayatın büyük bölümü monotonluğun yoğunluğunda geçmektedir.
Sosyal medya, doğal akışta sınırlı kalması gereken bu anları sınırsız hale getiren bir katalog gibidir. Evinizde, oturduğunuz koltukta sınırsız sayıda an deneyimleyebilme konforu sunar. Bu anları deneyimlediğiniz her durumda bir noktada tüm duygulanımlara ortak olursunuz.
Sorun şu ki beyin illüzyona en müsait olan organdır ve bu sosyal medyanın sunduğu duygulara ortak olma yanılsamasını yarı gerçeklik olarak algılar. Kaldı ki tüm sosyal medya geliştiriciliği dijital dünyanın daha realistik bir yapıda olması yönündedir. Bu gerçekliğin artırıldığı oranda deneyimler de daha etkili olacaktır. Metaverse benzeri sanal gerçeklik evrenleri gibi projelerin kurgulanmasının ana nedeni de tam olarak budur.
Bu deneyimleri gerçek zanneden beyin bir noktada hacklenmiştir. Bu doğrultuda monotonluğu uzaklaştırmak adına bu konforlu deneyim havuzunu git gide daha çok tüketerek bir bağımlılık geliştirir. Bu bağımlılık kendindeki her boşluğu bu suni duygulanımlarla doldurma isteğine yol açar. Artık duygulanımlarla doldurulamayan her boşluk ise bir mutsuzluk doğurur.
Git gide mutsuzlaştıran bir uyuşturucu olarak sosyal medya. Milyonlarca sahte duygu, milyonlarca yapay deneyim, milyonlarca suni an.
Anların bile suni kaldığı dünyada bu yüzdendir gerçeklikten kopuş.
Bir insanın 21. Yüzyılda, bu Haz ve Hız Çağında ulaşacağı en arifane bilgelik seviyesi bu. Hayır, mübalağa etmiyorum.
Bu çağ hastalık dolu bir çağ. Dünya hasta. İnsanlar hasta. Hayır, beden hastalığı değil asıl. Benliği hasta. Aklı hasta. Ruhu hasta. Kalbî hasta... Kişiliği hasta. Dili hasta. Nefsi hasta. Vicdanı hasta. İdeolojisi hasta. Ahlâkı hasta. Onca bilgi, birikim, bilgiçlik, konfor, lüks, zenginlik, network ama hasta. Şifasız, devasız, dermansız, kibirli bir hastalık.
Kafasını kazanmak ve başarmakla bozmuş egoist kişisel gelişimci hırs beyinliler, Tiktok ve reels kaydırmaktan dikkatini bir şeye 5 saniye dahi veremeyenler ve herkesin herkesin alternatif olduğu haz ve erotizmden başka mutluluk bilmeyenlerin ortasında ve böylesi vebalı, marazlı, salgınlı bir zamanda;
ruhunu, kalbini, zihnini, benliğini, vicdanını sağlıklı tutmayı başarmış ve huzurla yaşayıp, yaşlanan insanlar bu çağın en bilge insanları artık.