Ne oldu o “Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” diye haykıran sendikacılara?
Ne değişti? Atatürk ilkelerinden, üniter devletten, Türk milliyetçiliğinden mi vazgeçtiniz, yoksa koltuklara mı yapıştınız?
Hani nerede o kutsal dava?
Hani avazınız çıktığı kadar haykırdığınız:
"Irmağının akışına ölürüm Türkiyem" marşları…
"Çırpınırdı Karadeniz, bakıp Türk’ün bayrağına" dizeleriyle döktüğünüz gözyaşları nerede?
Bugün DEM’le aynı çizgide yürür hâle geldiniz.
Terörün siyasi uzantılarına sessiz,
Apo güzellemelerine sağır hale geldiniz.
Oldu olacak tüzüğünüze "anadilde eğitim"i, "özerklik" maddesini de ekleyin ki, ortaklarınız sizi yadırgamasın!
Bir zamanlar ihanete karşı dimdik duranlar,
nasıl bir mutasyona uğradınız da bugün o ihanetin lokomotifi oldunuz?
Dava dediğiniz şeyin pazarlık masasında kaç maaşa, kaç makama, kaç mevkiye satıldığını herkes görüyor artık!
Peki ya üyeleri? Siz de mi ram oldunuz?
Çözüm sürecinde dimdik duranlar, şimdi neden sessiz? Şehit cenazelerinde yükselen o haykırışları ne zaman unuttunuz?
Nerede o kutsallarınız üzerine ettiğiniz yeminler?
Hani mücadeleniz "Milliyetçi Türkiye" içindi, Turan’a kadardı?
Yoksa Kandil’de mi boğuldunuz? Süleymaniye’de mi susturuldunuz?
Tanrı Dağları’nın hayalinden, “yapacak bir şey yok” teslimiyetine mi savruldunuz?
Söyleyin:
Korktunuz mu? Sustunuz mu?
Yoksa pazarlık masasında siz de mi koltukla kandırıldınız?
Yazık…
Sloganlarınız kaldı, ruhunuz kayboldu.
Millet unutur sananlar, günü geldiğinde hesabı en ağır biçimde öder!
Akif boşuna söylememiş;
"Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin."
🛑Tarihi, mevcut durumdaki amaçlarımıza göre açıklayamayız.
Ne Malazgirt ne Fetih ne Çanakkale ne de Millî Mücadele, Türk-Kürt-Arap ittifakı gibi hayalî bir tarih tasarımı ile açıklanamaz.
BASIN AÇIKLAMASI
Suriye PKK’sının silah bırakmadığı bir ortamda bütün tehditlerin ortadan kalkmasından ve “Terörsüz Türkiye” projesinin gerçekleşeceğinden bahsetmek yanlıştır. Eli kanlı teröristlerin sahneledikleri “silah bırakma” töreni, terör örgütü propagandasına dönüştürülmüştür. Ağır bedeller ödediklerinden, zulüm ve sömürünün son bulacağından dem vuran teröristler, silahlarını "demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılması temelinde" bıraktıklarını açıklamışlardır.
Adı sonradan "Terörsüz Türkiye" olarak konulan sürecin başlarında pazarlık olmadığı söylenmesine rağmen, Teröristbaşının açıklamasında da geçen "demokratik entegrasyon" ifadesinden, PKK ve uzantılarının önümüzdeki dönemden bir takım beklentileri olduğu anlaşılmaktadır.
On binlerce vatandaşımızın katillerinin adeta zafer kazanmışçasına bir eda ile ve törenle yaptıkları silahları bırakma gösterisi, şehitlerimizi, gazilerimizi ve Türk milletini derinden yaralamıştır.
Sürecin bundan sonraki aşamasında Türk milletinin ve aziz şehitlerimizin kabul etmeyeceği hiçbir adım atılmamalıdır.
Teröristlerin kendilerini barış ve demokrasi havarisi gibi göstermelerine müsaade edilmemeli, terör örgütü, Türk adaletine kayıtsız şartsız teslim olduğunu açıklamalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter millî devlet vasfına halel getirecek adımlara kesinlikle karşı olduğumuzu bir kez daha Büyük Türk milletine arz ve ilan ederiz.
40 bin vatandaşımızın katilini, terörden büyük acılar yaşamış milletimize kurtarıcı olarak sunmak tam bir utançtır. Böylesine bir utancı şehitlerimiz adına reddediyor, bu rezilliğe sebep olanları da susanları da Hür-Sen olarak, şiddetle kınıyoruz. Tarih sizi affetmeyecek!
21 Ekim 1993,Siirt,Derince Köyü, 14 çocuk 8 kadın katledildi. Katledilenlerden biri Serkan bebekti. O zamandan beri bebek katili Apo diyoruz. Kahrolası.